Erkeklerde
Yenilik yok, çünkü ligin başından beri en zevkli ve keyifli maçlar IBB’nin oynadığı maçlar oluyor. IBB rakibini yeniyor, yeniliyor önemli değil. Çünkü IBB seyirciye keyif veren voleybol oynuyor, dahası rakibini de buna zorlayarak maçlarının seyir zevki içerisinde geçmesini sağlıyor.
Yenilik yok, çünkü Erhan Dünge ve Jeroen Trommel tam gaz devam ediyor. Geçen sezon sonu ağır bir sakatlık geçirmesine rağmen yeni sezonda sahalara bomba gibi dönen Erhan, orta oyuncu olmasına rağmen Fenerbahçe gibi bir rakibe karşı takımının ikinci, sahanın ise üçüncü en skorer oyuncusu olabiliyor. %69 ile hücum edip 5 blok sayısı üretebiliyor. Jeroen Trommel ise kabus gibi geçen Avrupa Şampiyonası sonrası her şeyi geride bırakarak takımının lokomotifi oluyor. Geçen yılın play-off finalistine karşı %80 ile hücum ederek kalitesini gösteriyor.
Yenilik yok, çünkü Fenerbahçe rotasyonsuz oynamanın sıkıntısını çekmeye devam ediyor. İlk altısı son derece üst düzey oyunculardan kurulu olsa da süreklilik problemi olan oyuncuyu kenara alamama sorunu yaşıyor. Bu nedenle IBB’ye fazla kafa tutamıyor. Ama 4 gün sonra çıkıyor ve SGK gibi ligde adından ses getirebilecek bir takıma top göstermiyor. İstikrar aranıyor açıkçası. SGK’ya ligin en ağır yenilgisini tattıran Fenerbahçe’nin Haldun Alagaş’ta neden olmadığı sorgulanıyor.
Yenilik yok, çünkü Galatasaray hala belirsizliğini koruyor. Yenilgisiz Arkas’a korku dolu dakikalar yaşatıyor, Beşiktaş’a karşı sönüp kalıyor. Arkas maçında sahanın en iyi ismi olan Murathan, Beşiktaş’a karşı 1 set bile oynamıyor neredeyse. Ona rağmen aldığı tek topu sayı yapıyor, 1 blok ve 2 servis sayısı üretmeyi başarıyor, yenilik yok yani. Yabancı smaçörler dökülüyor ama oyundan çıkmıyor, zaten çıksalar da bir tek Semih var değişebilecek, o da oyuna servis atmak için giriyor kırk yılın başı, değişen bir şey yok.
Yenilik yok, çünkü Beşiktaş aynı aslında. Sadece Osman kendine geliyor. Bu da bekleneni beraberine getiriyor. Mark Siebeck ile Ivaylo Barutov zaten kalitesi belli oyuncular, Galatasaray iyi manşet getiremeyince sahayı dar ediyorlar ezeli rakiplerine. İbrahim ve Cüneyt de göze batıyor efektif oyunlarıyla, takımına büyük katkı sağlıyorlar, bravo.
Yenilik yok, çünkü puan durumu şekillendi. Transfer yapılmadığı sürece değişmesi zor. 5 takım tepede savaşıyor, biri ortada onlara kafa tutmaya çalışıyor, dördü play-off peşinde, ikisi can derdinde. Yine de Bayanlar ligi ile kıyaslandığında Dünyanın en zevkli ligi haline geliyor.
Bayanlarda
Yenilik yok, çünkü kalite her geçen gün düşmeye devam ediyor. Bayanlarla ilgili yazacak bir şey bulamıyoruz neredeyse. Çok üzücü bir durum, sorunu ve çözümünü tartışmak lazım. Ancak sezon ortasına yaklaştığımız şu günlerde yapılabilecek bir şey yok. Sezon sonunu bekleyeceğiz mecburen.
Yenilik yok, çünkü Eczacıbaşı Zentiva, Türkiye Kupası maçında Beylikdüzü ile eşleşiyor. İkisi de birinci lig takımı baktığınızda ama, bütçeleri arasında yaklaşık 20 kat fark var. Her gün maç yapsalar, Beylikdüzü set dahi alamaz. Buna rağmen Eczacıbaşı Zentiva maça ideal kadrosuyla başlıyor, neredeyse sonuna dek değişiklik yapmayacak. Yedek oyuncular bu maçta oynamayacaksa hangi maçta oynayacaklar insan merak ediyor doğrusu. Antrenör oyuncuyu çağırıyor, skor 21-10! Oyuncu numarayı alıp oturuyor, oyuna girmeye hazır. O da ne? Set bitiyor ve oyuncu eşofman üstünü tekrar giyerek ısınma sahasındaki değişmez yerine dönüyor. Bu oyuncudan nasıl verim alacaksınız sonra? Aynı rakibe karşı 4 gün sonra bir maç daha yapıyorsunuz, değişen hiçbir şey yok! Aynı şekilde Nilüfer Belediye VGSTT ile oynuyor. Nilüfer antrenörü oyuncu değişikliği yapıyor skor 19-7! Sonra ne oluyor biliyor musunuz? Yeni giren oyuncu iki sayı sonra tekrar kenara alınıyor! Hocam oyunu mu kopardın o dahiyane taktik değişiklikle? Bu oyuncu bu maçta oynayıp tecrübe kazanmazsa, maç eksiğini gidermezse hedef maçlarında nasıl oyuna alacaksın? Hadi aldın, nasıl yüksek verimle oynamasını bekleyeceksin? Anlaması çok zor doğrusu….
VGSTT ile Beşiktaş oynuyor. Sanja Popovic diri iken ilk seti Beşiktaş kazanıyor, herkes bir sürpriz gerçekleşir mi diye bekliyor. Ama geniş kadrosu ve yüksek kapasiteli oyuncularıyla VGSTT maçı alıp götürüyor, çünkü Sanja yorulduktan sonra oyunu sırtlayacak oyuncu yok. Düşünün, BJK 100 kez hücum etmiş, 48 tanesini Sanja Popovic gerçekleştirmiş. Bu oyuncu olmadığında takımın nasıl maç kazanacağını tahmin edebiliyor musunuz?
Yenilik yok, çünkü VGSTT hala çok zayıf. Bu şekilde Şampiyonlar Liginde hüsran kaçınılmaz. Dua edelim de rakipler, Türkiye’de sağır sultanın duyduğu servisi Nikolic’in üzerine yıkma felsefesini duymamış olsun. Hücum kısmı zaten felaket! 2 yabancı smaçör, 1 yabancı orta oyuncunun ürettiği sayıya yaklaşamıyor bile! Hem de rakip Beşiktaş. Bu durumda bu takımın Eczacıbaşı’na, Galatasaray’a yenilmesine sürpriz diyoruz, biraz haksızlık ediyoruz gibi geliyor bana. Radikal kararlar şart. Kadroya bakıyorsunuz, yok yok. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi pasörü, 7 A Milli, 1 Genç Milli, 3 de kendi ülkesinin A Milli takımında oynayan yabancı, ama helva bir türlü olmuyor! Çünkü bu oyuncular takım yükü çekecek oyuncular değil, görev adamları. Neslihan ve Maja Poljak haricinde oyuna ağırlığını koyabilecek oyuncu yok, tünelin ucunda ışık görünmüyor anlayacağınız.
Yenilik yok, çünkü zevksiz kalitesiz lig aynen devam ediyor. 1 takım rakipsiz gidiyor, üçü kendi arasında çekişiyor. 7 takımın kendi arasında oynadığı maçların sonucunu kestirmek hemen hemen imkansız. İki kaliteli oyuncu transfer etmez ise Beylikdüzü düşecek ilk takım, yanına ikinci aranıyor. Bundan sonra ne değişir? Transfer yapılırsa bir şeyler değişir mutlaka, yapılmazsa sadece Ereğli bulunduğu 11. sıradan yukarı 5-6 basamak yükselir ilerleyen haftalarda. Dünya Kıta Şampiyonları Turnuvası bitti, Taylandlı oyuncular haftaya sahada olacak büyük ihtimalle. Özellikle iki smaçörün, o dev oyuncuların cirit attığı bir mecrada bütün istatistiklere damga vurması, mevcut formlarıyla Konya bayrağını ligin üst sıralarına taşıyacaklarının sinyallerini veriyor.
İstatistikte
Bu istatistik işini bir hafta yazmasak çok iyi olacak ama olmuyor işte. Tüm kulüplerimize, lütfen bu işe biraz daha özen gösterin. Maliyet zaten değişmeyecek, ekstra külfet yok. Sadece işini daha iyi yapsın bu bilgisayar başındaki arkadaşlar. Rakip takımın oyuncu ve antrenörlerinin, hakemlerin isimlerini yazmak bu kadar mı zor? Bu haftanın en göze çarpanı ise VGSTT istatistik ekibinden geldi. Kupa maçında karşılaştığı rakibinin ismini sehven “Beşiktaş Sports Club” olarak yazmışlardı. VGSTT’nin Türkçe’ye “Beşiktaş Spor Kulübü” olarak çevrilen bu yazımı bir daha tekrar etmemesini diliyoruz. Zira 106 yıllık tarihi olan kulübün ismi “Beşiktaş Jimnastik Kulübü” dür. Bir zamanlar hakemlerin anonslarında yaptıkları bu hata, bir eleştiri yazımızdan sonra düzeltilmişti, kısa bir hatırlatma.
Filede
Yenilik yok, çünkü Akatlar Cola Turka Arena’da file hala can sıkıyor. Bayan maçlarında gergin olan file, erkek maçlarında gevşek kalıyor. Bunun sonucu karşıya geçmeyecek toplar geçmeye başlıyor, fileye çarpıp geri sekmesi gereken toplar da filede eriyor, çözüm şart.
Salon güvenliğinde
Yenilik yok, çünkü güvenlik görevlileri hala işlerini tam olarak bilmiyorlar. Bu yüzden Akatlar’da özel güvenlik görevlileri ile toplamı iki elin parmak sayısını bile bulmayan Galatasaray taraftarları arasında kavga çıkmasına ramak kaldı. Sebep ne? 2 Galatasaray taraftarının tribün önündeki demir bara ayaklarını koyması, gel de gülme. Yanlarında bir Beşiktaşlı, ayakları barın üstünde! Neyse ki korkulan olmuyor, amir konumundaki kişi gelerek güvenlik görevlilerini oradan çıkartıyor. Böylece gereksiz münakaşa da bitmiş oluyor, biraz daha dikkat şart.
Hakemlerde
Yenilik yok, çünkü hakemler hala kötü yönetiyorlar. Hafta içi Türkiye Kupası maçında yardımcı hakem olarak kötü bir yönetim gösteren Ebru Meriçkan, hayati önem taşıyan BJK-GS derbisinde baş hakem olarak görevlendiriliyor. Sürekli hata yapıyor, doğal olarak da fazla tepki görüyor. Bloktan dönen topa 4 vuruş hatası çalıyor, uzak köşedeki çizgi hakeminin aut kararına karşılık göremeyeceği açıdaki topa içeride çalıyor, saha karışıyor. Önündeki çizginin dışına düşen topu görüyor sonra o çizginin hakemine bakıyor, karar veriyor. Ama çizgi hakemi karardan sonra kaldırıyor bayrağını! Her iki takım oyuncuları da sürekli yanında, itiraz eksik olmuyor, ancak hakem oyuncuları bir türlü ikna edemiyor. Beşiktaş pasörü Mustafa tek elinin parmaklarının ucuyla pas atıyor, hata çalıyor. Az sonra aynı hareketi Galatasaray pasörü Frank Dehne yapıyor, düdük yok. Yani standart da yok anlayacağınız.
Fenerbahçe-SGK maçı sezonun en kolay maçı şeklinde geçiyor. Hakem Uluslar arası kokart taşıyan Serdar Nişancıoğlu. SGK pasörü Arto Hanni, file üzerinde tek elle pas atıyor, top hala kendi sahasında, smaçör hücum yapacak yani. Serdar Hoca düdüğü çalıyor, topu Fenerbahçe’ye veriyor. Kararı gösteriyor, Arto Hanni’nin arka oyuncu olarak topu file üstünden karşıya attığını gösteriyor, top hala SGK alanında halbuki! Özkan ortadan vuruyor smacı, top fileden hafif yukarı kalkıp önüne düşüyor, Fenerbahçe topla oynamaya devam ederek bloksuz, defanssız bir hücum yapıyor. Çünkü SGK’lı oyuncular durmuş topa Fenerbahçeli oyuncular tarafından fazla sayıda vurulduğunu söylüyorlar hakeme. Serdar Hoca topun bloktan geri geldiğini söylüyor, devam ettiriyor oyunu. Hocam o sertlikte vurulan smacın bloktan dönüşü, o kadar yavaş ve file önüne düşmez! Gabriel Gardner 2 numaradan smacı vuruyor, Can ayağıyla çıkartmak istiyor topu. Ayağından tribüne giden topa ilgili çizgi hakemi içeride gösteriyor! Ya konsantrasyon yok, ya da formsuzluk belirtisi.
Taraftarda
Yenilik yok, çünkü salonlar hala boş. Haldun Alagaş’ta sezonun en iyi maçlarından biri oynanıyor, tribünlerde 100 seyirci var, yazık. Bu maçlara bu kadar seyirci geliyorsa Ziraat Bankası – Bozkurt Belediye maçına nasıl seyirci gelecek? Bir de bilet fiyatları var söz konusu. Bilindiği üzere kulüpler, birkaç hafta öncesine dek parasını kendilerinin verdiği bindirilmiş kıtaları salonlara dolduruyor, kendi ayaklarına pranga bağlıyorlardı bir anlamda. Federasyon ceza talimatını değiştirip sıkı bir şekilde uygulamaya başlayınca kulüpler bu kuru kalabalığı salonlardan uzaklaştırmaya başladılar, iyi de ettiler. Şimdi sıra, gerçek voleybol severleri, takımlarını canı gönülden destekleyerek salonlarda terör yaşatmayacak taraftarları salonlara çekmeye geldi. Bunun için herkes desteğini vermeli. Ancak adı BJK-GS derbisi olsa da, bir voleybol maçında 5 ve 10 TL’den bilet satmak, salona seyirciyi getirmez, aksine uzaklaşmasına neden olur. Eczacıbaşı Zentiva, kendi salonundaki maçlarını seyircilere ücretsiz izletiyor, ama Ayazağa Spor Salonu yerleşime çok uzak! Ondan gelmiyor seyirci. Haldun Alagaş’a seyirci gelmiyorsa, etrafında sayıları 10 civarında olan okullara rağmen, yerleşim yerinde olmasına rağmen, bir spor ve kültür kompleksi olmasına rağmen gelmiyorsa bir şeyleri daha derin sorgulamalıyız. Akatlar ve TVF 50.Yıl deseniz, onlar da farklı değil.*
Haftaya görüşmek dileğiyle…
Kayhan KÖSEM
* Sadece İstanbul’da bulunan salonları yazdık, çünkü diğer illerin salonlarını her hafta gözlemleme şansımız yok. Diğer illerde ikamet eden voleybol severlerden peşinen özür dilerim.


Comments are closed.