Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’nda amansız bir mücadele var sahada. Bu salon sıradan bir salon değil, Ankara’da voleybolun merkezi. Türkiye Voleybol Federasyonu da bu salonda bulunuyor hatta. Ligin yeni takımlarından Ankaragücü, taraftarlarını adeta düşmanı gördüğü Beşiktaş ile karşılaşıyor. Neden düşmanı olarak görüyor? Zira kardeş takımı Bursaspor taraftarlarının ezeli düşmanı Beşiktaş. Sebebini merak eden arşivlerden öğrenebilir. Dördüncü sete kadar her şey yolunda gidiyor. Birden olaylar patlıyor. A Takım maçından sonra oynanacak olan Gençler ligi maçını bekleyen Beşiktaş’lı genç bayan voleybolcular, doğal olarak takımlarını destekleyecek şekilde tezahürat yaparak kendi maçlarını bekliyorlar. Ancak voleybol tarihinin ilk salon kapatma cezasını almayı başaran Ankaragücü taraftarı, bunu içine sindiremeyerek (bunda takımlarının yenik olmasının da rolü var) Beşiktaşlı genç bayan voleybolculara küfretmeye başlıyorlar. Yetmiyor, ellerine geçirdikleri taş, bozuk para, çakmak gibi Türkiye şartlarında salona alınacak taraftarların üzerinde bulunmaması gereken yabancı maddeleri yağdırıyorlar. Beşiktaşlı voleybolcular can derdine düşüyor, doğru dürüst koruyan yok! Salondaki özel güvenlik, olayları durdurmayı başaramıyor. Atılan yabancı maddeler de yetmiyor, kendinden geçmiş bir holigan, tribünden sahaya atlayarak Beşiktaşlı voleybolcuların olduğu tribüne sahanın içinden koşuyor. Bu arada maç oynanmaya devam ediyor, bu holiganın üzerinde sopa, bıçak vb. gibi bir materyal dahi olabilir, bilinmiyor. Yani istese, sahada oynayan voleybolculara rahatlıkla saldırabilir, bir ya da birkaçını yaralayabilir, hatta öldürebilir! Neyse ki birkaç sağduyulu taraftar olaya müdahale ediyor ve holiganı tekrar tribüne çıkartıyor. Birkaç özel güvenlik görevlisi ve polis devreye girip kızları zar zor soyunma odasına götürebiliyor.
Aslında geçen haftaki yazının konusu olması gereken bu olaylardan sonra ders almamız gereken bazı hususlar var sevgili voleybol severler.
1- Ankaragücü taraftarı Fenerbahçe maçından sonra aldığı cezanın sebebini ve neleri düzeltmesi gerektiğini anlayamamış.
2- Salonlarda görev yapan özel güvenlik güçleri, olayları polis kadar iyi yatıştıramıyor, yaptırım gücü zayıf, ekip olarak tecrübesiz.
Peki çözüm olarak neler yapılabilir? Aslında basit. Selim Sırrı Tarcan gibi seyircinin sahaya rahatça inebileceği salonlarda bu imkanı kısıtlayacak önlem alınmalı. Bu tarz taraftarın oturduğu tribünün sahaya yakın sırasına ya da sıralarına özel güvenlik görevlilerinin ya da polis memurlarının oturtulması.
Benzer olaylara karışan aynı takım taraftarlarının salonlardan uzaklaştırılması. Yani daha önce 2 maç ceza alan seyircinin daha uzun süre salona alınmaması. Ancak maçın farklı bir salonda oynanması çözüm olmayacaktır, mutlaka boş salon olması gerekmektedir. Zira bu tarz holiganlar ülkenin her yerine gidebilecek donanıma sahiptir.
Olaylarda aktif rol alan holiganların bireysel olarak salondan uzaklaştırılması. Bunun için o takım taraftarının, takımının maçı olduğu gün, maçtan 1 saat önce bölge polis merkezine giderek maç bitiminden 1 saat sonrasına kadar orada ikamet etmesi.
Görülüyor ki Federasyonun almış olduğu salondaki seyircinin boşaltılması, kulübe para cezası verilmesi gibi basit cezalar, bu olayları durdurmaya yetmiyor. O halde daha radikal önlemleri almak şart diye düşünüyorum. Aksi takdirde telafi edilemez durumlarla karşılaşabiliriz.
Voleyboldan ne haber?
Hafta içi oynanan Şampiyonlar Ligi maçları, iki artı bir eksi diye özetlenebilir aslında. Set vermeden maç kazanan Bayan takımlarının yanında sezonun en kötü maçlarından birini oynayarak kendi evinde mağlup olan İBB, gruptan çıkma şansını zora sokarak bizleri üzdü. Ancak her zaman tekrar ediyorum. İBB mevcut kadrosu ile bu gruptan çok rahat çıkabilir bir üst tura. Temkinli ve sakin oyununu sürdürmesi kaydıyla.
Gerek FB Acıbadem, gerekse V.Güneş Sigorta Türk Telekom gruplarından lider olarak çıkmaya çok yakınlar. İki maçını İstanbul’da oynayacak VGSTT’nin rakipleri, FB Acıbadem’e göre biraz daha kolay olsa da konsantrasyonu bozmamak şart. FB Acıbadem ise şu ana kadar set vermemesinden dolayı liderliği hemen hemen garantiledi denilebilir. Ancak maçların oynanmadan kazanılamayacağı gerçeği göz önüne alınırsa erken konuşmamakta fayda var.
Antrenör Jan De Brandt’a Biala maçından sonra sorduğum “Bu sezon gerek Türkiye’de gerekse Avrupa’da sizi yenebilecek bir takım olduğunu düşündünüz mü?” sorusuna cevabı ilginçti. Tecrübeli koç, şu ana kadar yenilgisiz gitmelerinin sevinç verici olduğunu, ancak Dünyada yenilmeyecek takım olmadığını belirtti bize. Kendilerinin de bir gün kötü oynayabileceğini, buna göre hazırlanmış bir rakibin FB Acıbademi yenebileceğini söyledi Belçikalı. Maç sonrası konuştuğumuz diğer bir konu ise camiada sıkça tartışılan Naz mı, Frauke mi tartışması oldu. Brandt, her iki pasöründen de son derece memnun olduğunu, böylesine üst seviye 2 milli pasörü olmasından dolayı kendisini şanslı gördüğünü belirtti. İki oyuncudan birini seçerken zaman zaman zorlansa da tercihini o an kafasında düşündüğü oyun sistemine göre yaptığını anlattı. Hiçbir zaman bir oyuncuyu tek olarak görmediğini, bu yüzden de herkesi alternatifi ile hazır tutmak istediğini ayrıca belirtti.
Formada küçük hata
Kural kitabını açarsanız, oyuncuların kıyafetlerini düzenleyen maddede forma üzerlerindeki numaraların önde en az 15 cm. arkada ise en az 20 cm yüksekliğinde olması gerektiğini görürüsünüz. İBB’nin beyaz formasında, ön tarafta yer alan ve yuvarlak içerisine alınmış numaralar ise 15 cm. etmiyor tam olarak. Küçük ama dikkatten kaçmayan bir ayrıntı.
Erkeklerde şortta, bayanlarda ise taytta bulunacak numaralar, FIVB Dünya Şampiyonaları ve diğer resmi müsabakalarında uygulanması istenen nüanslar. Yani yoruma göre Türkiye ligi ya da Avrupa Kupalarında olmasa da olur cinsten. Günümüzde hemen hemen tüm takımların oyuncu şort ya da taytlarına numara işleniyor. Ancak bu kuralda ince bir ayrıntı var. Şort ya da taytlara işlenecek numaralar, mutlaka sağ tarafa yazılmalıdır diyor kural. Halbuki bir çok bayan ve erkek takımının tayt ve şortlarında numaralar sol tarafa yazılmış. İnce bir hata ancak dikkat çekici cinsten.
Galatasaray uyuyor mu?
Galatasaray Erkek takımı, ligin en istikrarsız ve ne yapacağı belli olmayan takımı diyoruz haftalardır. Halkbank ve SGK’yı yenmeleri iyi sonuçlar. Aynı şekilde Bayan takımı da yoluna devam ediyor her iki kulvarda. Ancak kulübün voleybola bakış açısı halen çok ilkel düzeyde ve ciddiyetten uzak. Bu yüzden de gerekli sayıda taraftar gelmiyor bir türlü maçlara. 14 Aralık tarihinde kulübün resmi web sitesine girip Galatasaray takımlarının haftalık maç programına bakıyoruz. Voleybol maçları kısmında şunu fark ediyoruz. Galatasaray erkek ve bayan takımlarının SGK ve Yeşilyurt ile oynadığı maçların programında TVF 50. Yıl Spor Salonunun adı, “İstanbul Tevfik Fikret 50.Yıl Spor Salonu” olarak yazılmış! TVF kısaltmasının “Türkiye Voleybol Federasyonu” değil de tarihteki büyük Galatasaraylı şair Tevfik Fikret olarak açılması acaba basit bir benzetme mi yoksa kulübün voleybola ilgisizliğinden kaynaklanan telafisi zor bir hata mı?
Yeşilyurt ile oynanan bayanlar ligi maçını televizyondan anlatan GS TV spikeri, bayan takımının bu sezon oynadığı maçları sayarken V. Güneş Sigorta Türk Telekom’a 3-1 yenildi diyor, ancak maçı 3-1 G.Saray kazanmıştı. Yorum sizlerin.
Derbiler
Biri bu hafta oynandı, biri de önümüzdeki hafta içi oynanacak. Beklendiği gibi Fenerbahçe Acıbadem, deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’ı 3-0 yendi. Ancak seyircilerin taşkınlığından ortaya çıkan olaylar, maçtan daha çok ilgi çekti. Maçın hemen başında salona topluca giren FB Acıbadem taraftarları, ağız dolusu küfürle başladılar ortalığı germeye. Sonra da Beşiktaşlıların üstüne yürümeye kalktılar. Beşiktaşlılar da buna aynı şekilde yanıt verince ortam bir anda gerildi. Şimdi sormak lazım bu olaylara karışan arkadaşlara, bütün bunları yaptınız da ne oldu? Elinize ne geçti? Takımınızın durumunu mu değiştirdiniz puan cetvelinde? Yoksa 5000 TL ceza yemesine mi sebep oldunuz bir düşünün. Bu maçlara geliyorsunuz güya takımınızı desteklemek adına, kimse inanmıyor inanın bana. Bu şekilde davranarak takımınıza zerre kadar faydanız dokunmuyor. Siz tribünde olmasanız takımınız yenilir mi sanıyorsunuz? Yoksa istediği tarzda kaliteli voleybol oynayamaz mı? Öyle düşünenler varsa çok yanılıyor hem de çok. Umarız takımına zerre kadar faydası olmayan bu holiganlar en kısa sürede uzaklaştırılır salonlardan.
Maçın genelinde ise akıldan kalan en önemli husus, ilk setin sonlarında ön tarafı bir tur ekstradan üçlü hücum ile geçmek isteyen Beşiktaş kenar yönetiminin hatası oldu. Ön tarafı yükselterek hücumu bir tur ekstradan üçlü yapmak isteyen BJK, öne gelen pasör Nilay yerine pasör çaprazı Yeliz’i, arkada kalan Sanja Popovic ile de Seda’yı değiştirerek bu amacına uygun davrandı. Tur bitiminde aynı değişikliği geri alması gerekiyordu Beşiktaş’ın. Bunun için girişimi de yaptı. Ancak girecek oyunculara yanlış numaraları veren Beşiktaş kenar yönetimi, bu değişliği gerçekleştirememekle kalmadı, aynı zamanda bir geciktirme uyarısı da aldı. Kritik bir noktada yapılan bu hatadan sonra Beşiktaş, başa baş geçen seti kaybetti. Dikkat çekici bir husus.
Holigan kardeşime
Sen Ankaragücü taraftarıyım, takımımı Türkiye’nin her yerinde koşulsuz desteklerim diyen holiganım. Sen Fenerbahçe bayrağının gölgesi bize yeter diyen holiganım. Biriniz dolu su şişesini rakip takım oyuncularının üzerine fütursuzca atıyor, diğeriniz daha ufak olan para, çakmak, taş gibi materyallerle yetinmeyip savunmasız genç bayan voleybolculara saldırmaya yelteniyor. Açın kulağınızı dinleyin. Hiç düşündünüz mü o fiili saldırıyı gerçekleştirdiğiniz kim olabilir diye?
Kendi arkadaşınız, ablanız, kardeşiniz, akrabanız ya da sevgiliniz olsa o durumdaki savunmasız voleybolcular, memnun olur musunuz yapılanlardan? Hiç mi düşünmezsiniz, hiç mi utanmazsınız yaptıklarınızdan, gördüklerinizden, gösterttiklerinizden?
Sarı lacivert güzellik, çirkinlik
Beşiktaş bu sezon hiçbir şeyden çekmedi sarı lacivertten çektiği kadar. Önce Ankara deplasmanında salon terörünü yaşadı, sonra kendi evinde. Herhangi bir sakatlık ya da yaralanma olmadan bu olaylardan kurtulması ise büyük şans. Umarız bir daha yaşanmaz böyle rezillikler.
Bielsko Biala maçını rahat kazanan FB Acıbadem oyuncularının, kendilerini hiç yalnız bırakmayan vefakar taraftarlarına (yukarıdaki eylemlerin başrol oyuncuları hariç) maç sonrası sürprizi vardı. Maçlarda kendileri için yazılan (futbol takımı için yazılıp voleybola da uyarlanan) bestelerin iki tanesini maç sonrası taraftarının önünde söyleyerek onları duygulandırdılar. FIVB hakemlerinin bile kameraya çektiği unutulmaz görüntülerin mimarı olan sarı lacivertli kızlara helal olsun demek geliyor içimden. Besteye katılmasını istediğimiz koç Jan De Brandt ise gülümseyerek bizi reddetti, canı sağ olsun. Belki ileride öğrenip oyuncularla birlikte başka şarkılara ortak olur Belçikalı hoca.
Gelecek derbi
Türkiye Kupası çeyrek finalinde eşleşen Galatasaray ve Fenerbahçe Acıbadem arasındaki maçların ilki, 23.12.2009 Çarşamba günü 18.30’da oynanacak. Ümidimiz, yukarıda anlatılanların hiçbirinin yaşanmadığı temiz bir derbi olması. Bu maça taraftar gelip gelmeyeceği ise şüpheli bir durum. Eğer taraftar gelmez ise suçlusu başta Federasyon, sonrasında ise müsabakayı oynayacak takımlar olacaktır. Zira aynı gün saat 18.30’da Fenerbahçe’nin, saat 21.30’da ise Galatasaray’ın Ziraat Türkiye Kupası maçları var. Her iki maç da İstanbul’da. Büyük takımların voleybol maçlarını izlemeye gelen seyircilerin genelde futbol maçları olmadığı zaman salonda yer aldıklarını biliyoruz. Bu durumda salonda seyirci azalması kaçınılmaz olacaktır. Keşke kulüplerin de girişimiyle Federasyon bu maçı başka bir güne alsaydı. Tamam program sıkışık, zaman az farkındayız. Ancak voleybol maçları için zaten tek tük bulduğumuz seyirciyi de bu şekilde kaçırmanın bir anlamı yok diye düşünüyorum.
Sevgili voleybol severler, gördüğünüz gibi salonlarda yaşanan istenmeyen olayları yazmaktan teknik-taktik analiz yapmaya yerimiz kalmadı. Umarız bundan sonra salonlarda bu tarz olayları yaşamaz ve kendi işimiz olan analizleri yazmaya fırsat buluruz.
Kayhan KÖSEM


Comments are closed.