“Burada sonsuza kadar kalmayı isterim”

VakıfBank’ın yıldızı Michelle Bartsch-Hackley, voleybolunsesi.com’a verdiği röportajda en çok merak ettiğimiz soruları yanıtladı. Türkiye’deki üçüncü sezonunu geçiren ABD’li smaçör ile hem Türkiye hem de milli takım sezonu ile ilgili konuştuk. Sorduğumuz sorulara oldukça samimi cevaplar veren Hackley, sezon hakkındaki düşüncelerini paylaşırken, aynı zamanda kendisi hakkında bilinmeyenleri yanıtladı.

BU SEZON HER MAÇ ZORLU GEÇECEK

– VakıfBank’taki üçüncü sezonun ve ligimize oldukça hakimsin. Bu sezon yeni başlamasına rağmen pek çok sürpriz ve beklenmedik sonuçlar gördük. Genel olarak baktığında sezon hakkındaki düşüncelerin nedir?
Elbette buradaki rekabet her zaman çok güçlü ve antrenmanlarımız da oldukça yoğun geçiyor. Önceden antrenmanlarımızın oynadığımız maçlardan daha zor olduğu oluyordu, ancak bu sezon her maç zorlu geçeceğe benziyor. En üstten en alt sıraya her takım oldukça iyi performans sergiliyor. Bence her maçta rekabet olması bizim için de iyi oluyor. Eskiden ligde oynamak nispeten basitti ve yoğun antrenmanlar yapıyorduk, bu sezon ikisi de bizim için zorlu geçiyor. Bence bu çok ilginç ve bu sezon her kulvarda yapacaklarımız için çok heyecanlı olduğumuzu söyleyebilirim.

– Uzun bir süre sonra taraftarlar yeniden maçlara gelmeye başladı, tribünleri dolu görmek senin için neyi değiştirdi?
Açıkçası benim için oldukça değişik bir durum, çünkü takıma Ocak 2020 tarihinde, sezonun ikinci yarısında katıldım ve pandemiden önce yalnızca birkaç maçta taraftarları görme fırsatım olmuştu. Geçen sezon da maçları seyircisiz oynadık. Yeniden tribünlerde insan olması, tezahüratlar yapmaları gerçekten harika. Sessizlik yerine taraftarların sesini duymak çok güzel. Bu bence hepimizin en çok özlediği şeylerden biriydi. Pandemiye rağmen geçtiğimiz sezon düzenlenebildiği ve geçen sezon da sahaya çıkabildiğimiz için mutluyum ancak hep bir şeyler eksikti. Taraftarlarımızı çok seviyorum, onlar harika. Onların desteklerini hissetmek ve sahadayken tribünde insan görmek gerçekten çok güzel.

BURADA SONSUZA KADAR KALMAYI İSTERİM

– VakıfBank tüm dünyanın en iyi takımlarından biri ve sen de geldiğinden beri sayısız başarılar elde ettin. VakıfBank’ı diğer takımlardan ayıran nedir?
Bence herkes ya VakıfBank’ta oynamak için ya da VakıfBank’a karşı oynamak için çabalıyor ve takımı en özel yapan şeylerden biri bu. Giovanni burada muhteşem bir sistem oluşturmuş durumda. Türkiye’ye gelmeden önce bile “VakıfBank olmam gereken yer, hatta kariyerimi sonlandırabileceğim bir yer” diye düşünüyordum ve birkaç senedir bunu gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Her günümüz zor ve bambaşka mücadeler veriyoruz. Ancak bu güçlükler bizi takım olarak ileriye taşıyor, kişisel olarak ben de daha iyiye gidiyorum. Bunu başarmak her zaman kolay değil ama bu kulüp gerçekten inanılmaz: Herkes burada olmaktan çok mutlu ve bütün kızlar adeta bir aile olduk. Özellikle geçen sene birbirimizi ailemiz ve arkadaşlarımızdan çok daha fazla gördük ve bu bizi daha da yakınlaştırdı.

– Kariyerini VakıfBank’ta mı sonlandırmayı düşünüyorsun?
Bu sorunun cevabını bilmiyorum, burada sonsuza kadar kalmayı isterim. Tabii kulüp de beni sonsuza kadar ister mi bilmiyorum ama isterlerse ben de burada kalabildiğim kadar kalmayı arzu ederim.

– Her ne kadar VakıfBank senin gibi yıldızlarla dolu bir kadro olsa da sahada her zaman takım oyunu oynayan bir VakıfBank izliyoruz. Bu kadar etkili bir şekilde takım oyunu oynamayı nasıl başarıyorsunuz?
Bence takımda yalnızca tek bir yıldız oyuncunun olmasından ziyade herkesin oldukça kaliteli oyuncular olması bu noktada önem kazanıyor. Hem biz yabancılar hem de Türk oyuncular en az birbirleri kadar yetenekliler. Ayrıca Giovanni elbette bizim her zaman takım oyunu oynamamızı istiyor. Ama bence bu takım oyunu kendiliğinden oluşuyor, takımdaki herkes yıldız oyuncu olmaktan ziyade takım olarak kazanmayı önemsiyor, bu yüzden oyuncuların kişiliği de bu konuda önemli diyebilirim.

BÖYLE BİR ANTRENÖR İLE ÇALIŞIYOR OLMAK ÇOK ÖZEL

– Guidetti’den bahsetmişken.. VakıfBank’ın bu başarısında antrenörün önemi de tartışılmaz. Guidetti ile çalışmak nasıl bir duygu, Guidetti’nin bu kadar başarılı olmasının sebebi nedir?
Guidetti voleybolu tanıdığım diğer herkesten çok daha iyi anlıyor. Ayrıca her oyuncuyu bireysel olarak ne kadar zorlaması gerektiğini bilen biri. Herkesin ihtiyaçlarını da çok iyi görüyor ve çalışmaları buna göre ayarlıyor. Aynı zamanda sizi ne zaman zorlaması ve ne zaman “sevmesi” gerektiğini de çok iyi bilen bir antrenör. Her zaman bağıran ve kontrolü kaybeden bir koçla çalışmak daha basittir. Ancak aynı zamanda her oyuncusunu oldukça önemsiyor, evet sizi zorluyor ancak bunu sevdiği için ve size değer verdiği için yapıyor. Bence bu konuda oldukça iyi, böyle bir antrenörle çalışıyor olmak çok özel.

– Türkiye’de düzenlenecek Dünya Kulüpler Şampiyonası hakkında neler düşünüyorsun? Özellikle Imoco Volley Conegliano’dan Şampiyonlar Ligi’nin rövanşını almayı hedefliyor musunuz?
Tabii ki hedefliyoruz bunu. Bence tüm voleybol dünyası bu rövanş karşılaşmasını görmek istiyor. Şampiyonlar Ligi’nde aldığımız mağlubiyetin ardından bu bizim için zor olacak ancak rövanş maçı oynamak güzel olacak, ayrıca yüksek seviye voleybol oynamak her zaman çok keyifli. Ben daha önce hiç bu turnuvada oynamadım, bu yüzden bu benim ilk Dünya Kulüpler Şampiyonası deneyimim olacak, bu yüzden heyecanlıyım. Bu turnuvanın Türkiye’de olacak olması da beni ayrıca heyecanlandırıyor çünkü Türk taraftarlar harika.

ABD ADINA OYNAMAK ZORDUR

– Milli takım sezonu ABD için Altın bir seneydi: VNL ve özellikle Olimpiyatları kazanmayı başardınız. Altın madalya ve En İyi Smaçör hissedilmek nasıl bir duygu? Milli takım sezonunu nasıl değerlendirirsin?
Tabii ki muhteşem bir duygu. Her sporcu Olimpiyatlarda altın madalyayı kazanmayı ister. Doğrusunu söylemek gerekirse geçen sene asla Olimpiyat altınını kazanabileceğimi düşünmüyordum. Ama önceden nasıl hissediyorsam şimdi de aynı şekilde hissediyorum: İnsanlar altın madalyayı kazanınca hayatımızın değiştiğini düşünüyor olabilir ancak değişmedi, hala her gün aynı şeyleri yapıyorum. Elbette takımımla gurur duyuyorum ve bu bütün takımın emeği sayesinde gerçekleşti. Bizim için gerçekten çok eğlenceli bir yaz sezonu oldu. ABD adına oynamak zordur, çünkü birçok kaliteli oyuncu var ve kötü performans gösterirseniz yerinizi başkaları alır. Bu yüzden bizim için çok güzel bir yazdı ve elbette çok mutluyuz.

– Ayrıca başarılarından dolayı mezunu olduğun üniversitenin Hall Of Fame listesine girdin, bu haberi ilk duyduğunda neler hissettin?
Aslında şaşırdım çünkü beklemiyordum. Hall Of Fame listesine girmek için oldukça gencim, bildiğim kadarıyla üniversiteden mezun olduktan sonra en az 10 sene geçmesi gerekiyor. Ben de tam 10 yılımı doldurduğumda listeye girdim. Aslında ben listeye 2020 senesinde girdim ancak pandemi yüzünden bir sene daha ertelediler, bu yüzden Hall Of Fame’e Olimpiyat altınıyla gitmiş olmak benim için çok daha güzel oldu. Üniversitem ayrıca çok güzel bir etkinlik ayarlamış, oraya giderek voleybol etkiliklerine katılma ve bunu kutlama şansı buldum. VakıfBank da bu konuda bana yardımcı oldu ve böylece üniversiteme giderek bunu yaşamış olmak benim için çok özel bir duygu. Ayrıca sınıfımla birlikte 10 yıl aradan sonra yeniden toplandık ve bu çok eğlenceliydi, çünkü bütün takımım oradaydı. 2011 yılında birlikte ulusal şampiyonaya katılmıştık ve tüm bu ekip tekrardan kampüse gelmişti. Bu aslında çok nadir olabilen bir şey, çünkü benim aksime hepsinin gerçek işleri var, ve hepsi işi bırakıp “Bartsch da orada olacak” diye üniversiteye geldiler ve bu benim için çok özeldi.

– Kariyerinde birçok başarısı olan bir yıldızsın, senden beklentiler çok yüksek. Bu sana bir baskı oluşturuyor mu, bununla nasıl başa çıkıyorsun?
Açıkçası bunlara pek fazla önem vermiyorum. Sosyal medyaya çok bakmamak yardımcı olabiliyor, orada bazen sizi sevmeyen insanların kimseye faydası olmayan yorumları oluyor. Beklentilere gelecek olursak, öncelikle ben kendim olarak da yapabileceğimin en iyisini yapmak istiyorum, bunu yalnızca kendim için değil ama daha çok takımım için istiyorum. Kazandığımız sürece kendi performansımın nasıl olduğunu daha az umursayabilirim. Bu düşünce yapısı bence oldukça önemli: En skorer oyuncu olmak veya sürekli en güzel sayıyı almak zorunda değilim çünkü takımımın ne kadar iyi olduğunu ve birbirimize her alanda yardımcı olabileceğiz biliyorum.

– Hiçbir zaman kızgın veya üzgün bir Michelle Bartsch-Hackley görmüyoruz. Sürekli pozitif ve mutlusun, bunu nasıl başarıyorsun?
Bazen her gün antrenman yapmak sinir bozucu olabiliyor, ancak günün sonunda eve gideceğimin ve voleybolun benim işim olduğunun farkındayım. Ve işimin spor yapmak olması bence çok havalı bir şey. Ayrıca sevdiğim arkadaşlarımla beraber olmak da beni mutlu ediyor. Voleybolu tutkuyla sevdiğim ve keyif aldığım için pozitif kalmak benim için zor değil. Zevk almamaya başladığımda oyunculuğu da bırakırım, çünkü bütün mesele yaptığımız işten keyif almak.

TÜRKİYE’YE KARŞI OYNAMAK HER ZAMAN ZOR

– Özellikle bu sene Filenin Sultanları’nın başarılarıyla birlikte voleybola ülkemizde ilgi çok arttı. Siz de yaz boyunca birçok kez milli takımımız ile karşılaştınız. Türkiye kadın milli takımı ve ülkemizdeki voleybol ortamı hakkında neler düşünüyorsun?
Ortam gerçekten olağanüstü. Elbette geçen sene de taraftarlarımız vardı ancak bu sene voleybola ilginin ne kadar arttığını rahatça fark edebiliyorsunuz. Türk milli takımında oynayan çoğu takım arkadaşım gittikleri her yerde tanınıyorlar ve herkes onlarla fotoğraf çekilmek istiyor, onlar adeta ünlü! Bu bana çok çılgınca geliyor, ben istediğim yere pek tanınmadan rahatça gidebiliyorum ve bunu seviyorum. Ama bu voleybolun gelişmesi ve en çok takip edilen sporlardan biri olması adına oldukça iyi. Elbette Olimpiyatlar her zaman takip edilir ancak bu yalnızca dört senede bir düzenlenen bir turnuva, bu yüzden genel olarak ilginin artması çok güzel. Türk milli takımı genç ancak yüksek potansiyele sahip bir takım. Onlar gerçekten tutkulu ve her zaman daha iyi oynamak için çabalıyorlar. Milli takımın neredeyse yarısıyla kulübümde beraber oynadığım için kendimi şanslı görüyorum. Türkiye’ye karşı oynamak her zaman zor ama aynı zamanda birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Burada uzun zaman birlikte antrenman yaptığın insanlarla milli takım sezonunda rakip olmak da oldukça eğlenceli.

KISA SORU-CEVAPLAR:

-Türk kahvesi mi Türk çayı mı?
Çay

-En sevdiğin Türk yemeği?
Kahvaltıda yenilen ve peyniri uzayan (mıhlama) yemeği çok seviyorum. İki lokmadan fazla yiyemiyorum ancak o iki lokma gerçekten çok güzel. Ayrıca bomba da en sevdiğim yiyecekler arasında. Dürüst olmak gerekirse pek fazla Türk yemeği yemiyorum, aslında seviyorum ama eve gittiğimde kocam çoğunlukla bana yemek yapmış oluyor ve Türk yemekleri pişirmiyor. Ayrıca arkadaşlarımın getirdiği tatlılar da çok güzel ama genel olarak Türk kahvaltısına bayılıyorum, her gün yiyebilirim.

-Takımdaki en iyi arkadaşın kim?
Bilmiyorum, çok zor bir soru. Tabii ki aynı milletten olduğumuz için Chiaka’yı (Ogbogu) söyleyebilirim ve Zehra (Güneş) ile de çok yakınım.

-Egonu mu Boskovic mi?
Seçmem şart mı, bunu kaç kişi görecek 🙂 Eğer bir cevap vermek zorundaysam Boskovic’i seçerdim.

-Ace mi blok mu?
Blok

-En sevdiğin deplasman?
Fenerbahçe’ye karşı henüz onların taraftarlarının önünde oynamadım. Bu maç muhtemelen favori deplasmanım olacaktır.

-İstanbul’da en sevdiğin yer?
Moda-Kadıköy çevresinde sahilde yürümeyi çok seviyorum.

-Voleybolcu olmasaydın ne olmak isterdin?
Şu anki hayalim bir kahve ve donut dükkanı sahibi olmak. ABD’de açmayı düşünüyorum ancak buradaki insanlar donut seviyorsa Türkiye’de de açabilirim. Ayrıca oyunculuğu bıraktığımda barista olmayı öğrenmek istiyorum. Her geçen gün bu konuda daha iyi oluyorum, evime bir espresso makinesi aldım ve şimdilik en azından içilebilir bir kahve yapabiliyorum. İlk zamanlar bu konuda pek başarılı değildim ancak kendimi geliştirdim.

-En sevdiğin şarkıcı ve şarkı?
Çok farklı müzik türleri dinliyorum ancak sanırım Billie Eilish diyeceğim. En sevdiğim şarkıyı ise söyleyemem, bir seçim yapmam imkansız.

-Öğrendiğin ilk Türkçe kelime?
Günaydın. Sanırım hala bildiğim sayılı kelimelerden. Türkçe konusunda pek de iyi olduğumu söyleyemem.

-Son olarak hayranlarına ve taraftarlara ne söylemek istersin?
Bizi desteklediğiniz için ve harika taraftarlar olduğunuz için çok teşekkür ederim. Lütfen bu uzun sezon boyunca bizi desteklemeye devam edin ve sizi görmeyi dört gözle bekliyoruz.

Röportaj: Alperen Bakırlıoğlu

Haberin Fotoğrafları

Haberi Paylaş