Dilara Bilge: ‘Hiç bu kadar acı çekmedim’

Corona virüsü ile savaşını kazanan voleybolcu Dilara Bilge yaşadıklarını Sözcü’ye anlattı. “İçki ve sigara kullanmamama rağmen akciğer hasar gördü” diyen Bilge’nin açıklamaları…

Türk kadın voleybolunun en deneyimli isimlerinden biri. Misli.com Sultanlar Ligi takımlarından Sarıyer Belediyespor’da genç oyuncuların ‘ablası’.

Onu ‘özel’ yapan, Türkiye’de corona virüsü ilk tanışan ve hastalığı ağır geçiren sporculardan biri olması. Aynı anda 8 takım arkadaşıyla birlikte tedavi gören 30 yaşındaki pasör çaprazı ile pandemiyi, voleybol kariyerini ve Japonya macerasını konuştuk…

“Her şeyin başı sağlık. Sporcuyuz ve devam etmesi gereken bir sektördeyiz. İstediğiniz kadar tedbir alın, bunun şans olduğunu düşünüyorum. Bir odadan geçerken, havadan ya da başka bir şekilde virüsü alabiliyorsunuz. Dokunarak spor yapmak zorundasınız. Federasyon da ilk başta ne yapacağını tam bilmiyordu. İlk olarak bizim yaşamamızın ardından diğer takımlar da coronadan etkilenince durum federasyon anlamında oturdu.”

AKCİĞER HASAR GÖRDÜ
“Takımdaki bir arkadaşımla coronayı en ağır biz geçirdik. Tat ve doku gitti. Verilen ilaç dışında iki kez ağrı kesici almak zorunda kaldım. Çünkü hayatımda yaşamadığım bel ağrısı yaşadım. Hiç bu kadar acı çekmemiştim. İçki ve sigara kullanmamama rağmen akciğer hasar gördü ve antibiyotik kullanmak zorunda kaldım. Ailemi görmemeye çalışıyordum. Dışarıdan, merdivenden konuşuyorum. Onlardan uzak kaldım. Bu iş çok ciddiye alınmalı. Bence yaşlılara karşı dikkatli olmamız şart. Onlar bizim kadar dayanıklı değil.”

AYAK BAĞI GÖRMEYİN
“Sezon başında corona nedeniyle etkilendik. Sarıyer Belediyespor için ‘Ligden düşer’ diyorlardı. Ama bunun böyle olmadığını gösterdik. Play-off’a kalmak istiyoruz ve bunu başaracağımızı düşünüyorum. Galatasaray altyapısından yetiştim ve Beşiktaş’ta oynadım. Üç büyükler belli branşlardan vazgeçmemeli. Ayak bağı olarak görmemeli. Büyük kulüplerin amatör branş olarak değerlendirilen tüm liglerde en üst düzeyde temsil edilmesi gerekli.”

BEŞİKTAŞ’TA AĞLATTILAR
“Beşiktaş’ta 4 sene oynadım. İlk 3 sene maaşlarda sıkıntı oldu ama bizimle muhatap olan bir yönetim vardı. Son sene ise bu bağlantı ne yazık ki koptu. Yabancısız çok önemli bir galibiyet alsak da ertesi günkü toplantıda kendimizi değersiz hissettik. O bağ kopunca Beşiktaş’tan ayrılmak zorunda kaldık. Orası benim evim gibiydi. Ama antrenmanlarda çok ağladığım oldu ve ne yazık ki muhatap alınmayınca yollarımız ayrıldı.”

GERÇEK PROFESYONEL
“Sarıyer Belediyesi’nde ödemelerimiz hiçbir şekilde aksamıyor. Buna benim ve takım arkadaşlarımın şükretmesi gerekiyor. Başkanımız Şükrü Genç hem bizim her maçımızı izliyor hem de bizi sürekli yemeğe götürüyor. Spordan anlıyor ve olaya ticari bakmıyor. Burada yeniden değer gördüğümü hissediyorum. Düşüp çıktı Sarıyer ancak çoğu kulüpten çok daha profesyonel ve her sporcusuna çok değer veriyor.”

JAPONYA’DA 5 KİLO ALDIM
“İlk yurtdışı deneyimimde Japonya’ya gittim. 22-23 yaşında çok cesaretliymişim. Orada günde 6-7 saat çalışıyorsunuz. Kahveyi bile yorgunluktan dışarıda değil evde içmek zorunda kalıyoruz. Japonya’daki voleybolcular daha kısa ve fiziksel yetersiz oldukları için o açığı teknikle kapatıyor. O yüzden dünyanın en teknik voleybolcuları oradan çıkıyor. İlk gittiğimde çok tedirgindim. Ama Japon mutfağı o kadar mükemmel ki 5 kilo alıp döndüm. Hayat ideolojileri çok değiştirmeme üzerine ve bu, mutfaklarına da yansımış. Yağ, tuz, sos ekleyeyim yok. Balıkları, etleri ve meyveleri temiz. Çin’e kampa gittiğimde ise kokudan ötürü yemek yemekte çok zorlandım.”

KADIN CİNAYETLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ
“Kadına şiddet konusunun anaokulundan itibaren işlenmesi gerekiyor. Erkekler ‘Yemeği bugün ben hazırlayayım’ diyebilmeli. Çok ezilen bir kadın, bunu çocuklarına anlatabilmeli. Devletimize de çok önemli görevler düşüyor. Türkiye’de kadın cinayetleri içimi çok acıtıyor. Bununla mücadele gerekli.”

Kaynak: Galip Öztürk / Sözcü

Haberi Paylaş