Eczacı nereye koşuyor

Bu köşenin sürekli okuyucuları, yazılan iki yüz yirminin üzerinde yazının çoğunlukla maç yorumlarından oluştuğunu bilir. Ancak ara sıra göze batan ve yazılması gereken maç harici konular, voleybolumuzun gelişmesi adına olmazsa olmazlardandır sevgili voleybol severler.

Gittikçe zorlaşıyor

Eczacıbaşı Spor Salonunda maç takip etmek, basın mensupları için gittikçe daha zor bir hale geliyor. Türkiye’de voleybolun okulu denebilecek kulüpler arasında yer alan, yarım asrı devirmiş bir efsanenin bu hale gelmesi, voleybola gönül vermiş herkesi üzüyor.

Yıllar önce benzer konuları bu köşede dile getirmiştik. O zamanki yöneticiler, bizi bu tarz sıkıntıların düzeltileceği konusunda bilgilendirdiyse de o günden bugüne aşağıda yazılı hususlar, eskisinden daha da kötü bir hal aldı.

Basın sorumlusu eksiği

Ayazağa’da yıllar boyu basın mensuplarına yardımcı olan Vahide Palandöken gibi Basın ve Halkla İlişkiler uzmanı bir personelden sonra belirli bir çizgiyi tutturmak zor olabilir. Ancak Eczacıbaşı ismi söz konusu olduğunda durumun bu denli kötüye gitmemesi beklenirdi. Hali hazırda kulübün bilinen bir Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusu yok. Varsa da biz basın mensupları olarak konudan bihaberiz. Hangisi doğru olursa olsun, Eczacıbaşı’nda basına yardımcı olacak belirli bir personel yok.

Maç öncesi basın odasına giriyorsunuz. Işıkları kendiniz yakıyor, odadaki çalışma düzenini kendiniz hazırlıyorsunuz. Su isteyeceksiniz, kimden isteyeceğiniz belli değil. İnternet şifresi öğrenmek isterseniz onun da adresini bulmak kolay değil. Maç öncesi takımla ilgili bazı bilgiler soracak olsanız, o da pek mümkün değil. Neticede bütün bu eksiklikler bir türlü çözülüyor, ama insan bunlarla uğraşırken yoruluyor. Elinden geleni yapmak için uğraşan genç arkadaşlarımız bir şekilde yardımcı oluyor ama gerçek adres belli değil. Maç öncesi maç kadroları zaten gelmiyor. Suyu başka, set sonu istatistiği başka bir kişi getiriyor.

Basın odası mı? Motivasyon merkezi mi?

Fenerbahçe Opet ile oynanan play-off yarı final serisi 2. maçı öncesi “Basın çalışma odası” tabir edilen yerde çalışırken içeri gelen bir personel, son derece nazik bir dille basın odasında takımın motivasyon konuşması yapacağını, yalnızca 2 dakika sürecek bu toplantı için odayı boşaltıp boşaltamayacağımızı sordu. Böylesine kibarca gelen bir ricayı kırmak hoş olmayacağından basın mensupları olarak bu talebi yerine getirdik. Ancak takımda yer alan oyuncuların bu durumdan haberi yok olsa gerek, basın mensuplarının odayı boşaltmasını beklemeden odaya baskın yapar gibi girmeleri bize biraz garip geldi. Birçoğu milli takımlarda yer alarak ülkemizi temsil etmiş oyuncuların böyle bir nezaketsizlik gösterisi yapmaları ve bu motivasyon toplantısının ne denli işe yaradığı bir yana dursun, Eczacıbaşı gibi bir kulüpte bunun bir çaresi bulunamaz mı?

Kendisini takip etmek, voleybola sunduğu hizmetleri kamuoyuna duyurmak için bir anlamda misafir olarak gelmiş emekçilere bu şekilde davranmak, Eczacıbaşı gibi bir markaya yakışır mı?

Basın tribünü faciası

Önceki yıllarda Ayazağa’da 2 sıra basın tribünü vardı ve bu alanda genelde basın mensupları bulunurdu. Bu sezon basın tribünü tek sıraya düşürüldü ve yalnızca 10 kişiye yetecek kadar oturma sırası bırakıldı. Covid-19 salgını boyunca bir koltuğun boş bırakılması söz konusuyken oturma kapasitesi yalnızca 5 idi. Velev ki, 10 olsun. Bu sayı, şampiyonluk yolunda Fenerbahçe Opet gibi bir rakiple yarı finalde karşılaşırken ne denli yeterli olur? Maç arasında çeşitli durumlar için (Fotoğraf/Video çekme, röportaj, gözlem, vb.) yerinizden kalkmak istediğinizde kenarda oturuyorsanız işiniz daha rahat. Ancak ortalarda iseniz, önce yan sıralarda oturanları atlatarak masa bölgesinden çıkmak, sonrasında ise tıklım tıklım dolu tribünde seyircilerin önünden/arkasından bir yol bulmak durumundasınız. Bir anlamda dekatlona çıkmış sporcu gibi hissediyorsunuz kendinizi. Tam fotoğraf/video çekerken önünüzdeki seyircilerin ayağa fırlayıp işinizi bozması ya da oturma koltuğu-masa arası mesafenin getirdiği ergonomik rahatsızlık, bu konudaki en ufak sıkıntılardan sayılıyor.

İnternet hızı çok düşük

Foto muhabirlerin maç boyu çekip hazırladıkları fotoğrafları bırakın, salondaki internet hızı, biz yazarların fazla büyük boyutlu sayılmayacak yazılarını geçmesi bile uzun dakikalar sürebiliyor. Fotoğraf geçenler ya sabır taşına dönüyor, ya da kendi cep telefonlarından internete bağlanıp işlerini daha hızlı bitirmeye çalışıyor. Bir ara merak edip internet hızını ölçmeye kalktım. Ping (bilgisayardan sunucuya gönderilen veri paketinin iletim süresi) o denli uzun sürdü ki, Dünyanın en önemli internet hız testi sitelerinden biri hızı ölçemedi! Yıllar önce bu salonda internet hızının çok daha yüksek olduğunu söylemek, Eczacıbaşı ismiyle ne denli bağdaşıyor acaba?

Umalım ki, Eczacıbaşı gibi kendini voleybola adamış bir kulüpte bir daha böyle sıkıntılar yaşanmasın. Yok eğer Ayazağa ekibi bu durumdan memnun ve değişmesi gereken bir husus görmüyorsa, basına cevabını en baştan vermiş demektir.

Voleybol dolu günler dileğiyle,

Kayhan Kösem

kkayhan@hotmail.com

Haberi Paylaş

Comments are closed.