“Efeler Ligi’nde üçüncü bir İzmir takımı neden olmasın?”

Her ne kadar Arkas Spor’lu olsa da dört yıldır Saint Joseph formasını da terleten genç oyuncu Umut Durur, uzun yıllar iki kulüpte birden mücadele eden ender sporculardan biri.

Saint Joseph ile geçen sezon çıktığı 1.Lig serüveninde şimdi play-off’lar için gün sayıyor. Genç sporcu ile sezonu ve hedeflerini konuştuk.

-Bize kendini tanıtır mısın? Voleybol hikayen nasıl başladı?
17 Ocak 2000’de İzmir’de doğdum. 191 cm boyundayım ve 12 senedir voleybol oynuyorum.

Voleybol hikayem ilkokulda başladı. Okulumuzun bir kız takımı vardı ve oldukça iyilerdi. Hepsi birer kulüpte oynuyordu, öğle aralarında her gün okul bahçesinde maç yapıyorlardı. Onları izleyerek sevdim ama en büyük etken de koşmayı sevmememdi. O yüzden futbola ve basketbola hiç yeltenmedim 🙂 Ben de öğle saatlerimi onlarla oynayarak geçirmeye başladım ve sonra beden eğitimi öğretmenim bir kulüpte oynamam için beni heveslendirdi. Böylelikle Arkas Spor Kulübü’ne ilk adımımı attım ve voleybol hikayem başladı.

-Ailende sporla ilgilenen var mı? En çok seni kim teşvik etti spora?
Babam senelerce futbol oynamış, ablam da çok küçük yaşlarda jimnastikle ilgiliymiş ama en uzun ömürlü süren benim spor hayatım sanırım. Ailemde herkes voleybol oynamam konusunda mutluydu, herkes destekledi. Çok hareketli bir çocuk değildim, belki de bu yüzden bir şeylerle ilgilenmem onları mutlu etti.

-Arkas Spor’un oyuncususun ama 4 yıldır Saint Joseph’te forma giyiyorsun. Sanki iki takımın varmış gibi. Neler yaşıyorsun, iki kulüpte yer almak nasıl bir duygu?
Aslında güzel bir duygu çok yorulduğum zamanlar oluyor ama benim için güzel bir deneyim. Arkas’ta çok iyi oyuncularla ve antrenörlerle çalışma fırsatı buluyorum. Çok şey öğrenme şansım var ve öğrenmem gereken ne kadar çok şey olduğunu görüyorum her gün. Saint Joseph’te ise öğrendiklerimi uygulama şansı elde ediyorum benim için aslında Arkas dersler, Saint Joseph ise sınavlar gibi.

-Saint Joseph ile iki sezon 2.Lig’de yer aldın ardından geçen sezon 1.Lig’e yükselen kadroda yer alıyordun. Bu sezon da play-off’u garantilediniz. Genç bir ekiple her geçen gün daha da ilerlediniz. Bunun sırrı nedir?
Saint Joseph oyuncu gelişimi için kurulan bir takım, oyuncuların üst lige alışması için bir süreç gibi. Ben ve takım arkadaşlarım uzun süredir beraber oynuyoruz. Her birimiz bir diğerinin gelişimini gözle görünür şekilde fark edebiliyor ve hepimiz ne istediğimizi çok iyi biliyoruz. Bunun için çok çalışıyoruz. Her ne kadar performans sporu yapıyor olsak da filenin diğer tarafında her anlamda mücadele etmen gereken bir ekip var ve belli bir aşamadan sonra olay voleybolun dışına çıkıyor. Mental anlamda ayakta kalabilen fark yaratıyor, biz bu anlamda da yardım alıyoruz. Bize bu anlamda destek olduğu için klinik ve spor psikoloğu olan Seren Akıncı hocamıza çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda bu imkanı yarattığı için antrenörümüz Burak Olcay’a da teşekkür ederiz.

-Play-off öncesi takımda nasıl bir ruh hali var? Efeler Ligi’nde üçüncü bir İzmir takımı görebilecek miyiz?
Çok istekliyiz, play-off’ları hemen oynamak istiyoruz. Hatta bir o kadar da heyecanlıyız. Daha önce oynamadığımız bir platformda oynayacağız ama bunun gerginliğini hissetmiyoruz. Çünkü bizim için orada oynanan her sayının bir anlamı ve bir tecrübesi olacak. Sezonu elimizden geldiğince iyi ve ders çıkararak bitirmek istiyoruz. Bundan sonraki spor hayatımız için çok faydası olacak şeyler öğreneceğiz belki de ve Efeler Ligi’nde üçüncü bir İzmir takımı neden olmasın? Herkes gibi biz de iddiamızla play-off’larda olacağız.

-B Grubu’ndaki takımları nasıl buluyorsun?
Çok fazla bilmiyorum. Oyuncuları, takımları görme fırsatım olmuyor. Sadece videoları izleme fırsatım oluyor ama B Grubu’nda da ne kadar iyi ve çekişmeli maçlar oynadığını biliyorum. Keyifli maçlar bizi bekliyor.

-Birçok takım covid ile mücadele etti. Takımlara olumsuz etkileri oldu. Siz nasıl mücadele ettiniz?
Çok zor bir süreçten geçtik, aslında bakıldığı zaman biz sporcular olarak performans sporu yapıyorsanız eğer antrenmansız kaldığınız her gün bir şey kaybediyorsunuz ve bu süreçte salgına yakalanan yakalanmayan herkes için zor bir seneydi. Eksik kadrolarla maç oynama mecburiyetinde kaldık, antrenmansız kaldık ve geri döndüğümde nasıl olacak tedirginliğini yaşadık. Böyle zamanlarda mental anlamda ayakta kalmak çok daha zordur, bizim mücadelemiz sosyal hayatımıza bir süre ara vermekti.

-Kendini sahada nasıl görüyorsun?
Aslında her sene biraz daha kendimi geliştirmeye çalışıyorum saha içi konusunda ama yavaş yavaş başarabiliyor gibiyim. Saha içinde hırslı bir karakter ortaya koyuyorum. Mücadele etmeyi seviyorum ve biraz duygularımla hareket ediyorum. Bunun yanlış olduğunu düşünmüyorum sadece doğru duyguyu seçmenin önemini öğrendim. Sahanın içinde o atmosferde kendimi çok iyi hissediyorum ve yüzüm gülüyorsa her şey çok daha iyi gidiyor.

-Örnek aldığın bir voleybolcu var mı? Sporcu olarak beğendiğin isimler kimler?
Beğendiğim oyuncular var ve onların maçlarını veya videolarını izliyorum, gördüklerimle kendimi yenilemeye çalışıyorum. Herkesin kendine yakın hissettiği isimler vardır, benim de Michal Kubiak.

-Yurtdışında takip ettiğin ligler var mı? Voleybolda hedefin nedir?
Çok fazla takip edemiyorum ama fırsat buldukça bakmaya çalışıyorum. Voleybolda ben de herkes gibi yurt dışı tecrübesine sahip olmak istiyorum. Her milletin voleyboluna hakim olmak istiyorum ama tam anlamıyla hedefim bu diyebileceğim bir level yok şu an için. İtalya gibi büyük hedefler koymuyorum kendime ama yurt dışı tecrübesini tadacağıma inanıyorum. Bir yerden başlayacağım bunun için zamanla hedeflerimi arttıracağım ve sınırlarımı zorlayıp kapasitemin zirvesini görmek istiyorum. Hedefim bu.

-Voleybol dışında nelerle ilgilenirsin?
Dışarıda olmayı seviyorum, arkadaşlarımla vakit geçirmeye özen gösteriyorum çünkü sezon içinde böyle fırsatları çok fazla yakalayamıyorum. Genelde sakinlikten hoşlanırım. Dizi, film izlerim, müzik dinlerim ya da bir şeyler yazmaya çalışırım.

-Uğurun var mı?
Totemlerim oluyor. Her maça çıkmadan önce mutlaka dinlediğim şarkılar, okuduğum bir kaç yazı var ama bunlar zamanla değişkenlik gösterdi. Çünkü totem olayını komple hayatımdan çıkartmaya çalışıyorum. Birini gözden kaçırırsam iyi gitmeyecekmiş gibi hissettiğim için 🙂

-En sevdiğin film? Okuduğun son kitap?
The Platform.
Modern psikoterapiler-vaka incelemeleri.

-Takımdaki en eğlenceli isim kim?
Takımda herkesin kendine has bir mizahı var ve herkes çok eğlenceli. Sosyal hayatımızda da beraber vakit geçiriyoruz, kimin adını versem diğerlerine haksızlık olur.

 

Haberin Fotoğrafları

Haberi Paylaş