Kaç acı, kaç ağrı, kaç his!

Didem Uysal. Daha 22 yaşında ama yaşadıkları onu o kadar olgunlaştırdı ki hayata bambaşka bakıyor artık. Bir anlık öfkeyle attığı bir yumruk, koca bir yumruk gibi oturdu hayatına. Öyle ki bırakın voleybolu, tüm hayatını baştan sona değiştirecek bir sonuçla sonuçlanacaktı neredeyse.

Müthiş bir geri dönüş hikayesi onunkisi. Hepimize örnek olacak, bir o kadar da kulağımıza küpe olacak bir hayat tecrübesi.

İşte genç sporcumuz Didem Uysal ile yaptığımız söyleşi…

NABZIM BELİRLİ BİR SÜRE DURDU

-Bize kendini tanıtır mısın? Voleybola başlama hikayeni de anlatır mısın?

Merhabalar Voleybolun Sesi Ailesi. Ben Didem Uysal, 22 yaşındayım. 2012 yılından beri voleybol oynuyorum. Voleybolla pek fazla ilgim yoktu, müzikle ilgili bir kariyer yapmak istiyordum. Şarkıcı olmak gibi bir hayalim vardı. Fakat babam eski sporcu olduğu için benim de sporcu olmamı çok istemişti. Galatasaray Spor Kulübü’nde başladım ilk voleybola, 4 ay sonra Vakıfbank Spor Kulübü’ne geçtim ve altyapımı orada tamamladım. Hiç aklımdan geçmezdi sporcu olmak ama oldum, iyi ki de olmuşum. 😊

-Geç yaşta talihsiz bir kaza geçirdin, biraz bundan bahseder misin nasıl oldu?

Bir anlık öfkeyle diyebilirim. Hatta “Öfkeyle kalkan zararla oturur” cümlesini yaşamış biriyim diyebilirim. Bu hayatta en çok sevdiklerimize sinirleniriz, benim de en çok sevdiğim hep ağabeyimdir.  O hayatımda bambaşka bir yerde. Bir anlık ona sinirlenip elimi cama sokmamla başladı bu olay. Sinirlenip yumruk attım dersem daha doğru olur hatta. Buzlu cam olduğu için fleksiyon tendonlarım, ulnar sinirlerim, şah damarıma yakın birçok damar ve sinirlerim kesildi. Yüzük parmağım koptu. El bileğim baya yarıldı. Küçük bir kesiktir diye düşünmüştüm o an. Ta ki elimi hissetmediğimi, parmaklarımı oynatamadığımı fark ettiğim an. Acil ameliyata alındım, nabzım belirli bir süre durdu. Daha sonradan sımsıkı tutundum bu hayata. Çok başarılı geçti ameliyatım, uyandığımda elimi kullanabileceğimi düşünüyordum. Maalesef öyle kolay da olmadı.

-Hayatını etkileyen bir kaza neler yaşadın? O sürelerde voleybola dönemeyeceğini düşündün mü?

O sürelerde kişisel ihtiyaçlarımı bile karşılayamıyordum. Diş fırçalamak, su içmek, yemek yemek gibi. 21 yaşında bir kızsın ama küçük bir bebek gibisin. Sana bebek gibi bakılıyor çünkü. Yemeğin yediriliyor, su içiriliyor ve daha başka bir sürü şey. Voleybola dönebileceğimi sanmıyordum, elime bakıp ‘evet sanırım voleybol defterini kapattık Didem’ diyordum sürekli kendime. Çünkü estetik görünüşü olarak voleybola dönebileceğim bir el değildi. Ama içten içe kendimi parçalıyor çok dönmek istiyordum.

ONLARIN DESTEĞİ OLMADAN BAŞARABİLECEĞİM BİR SERÜVEN DEĞİLDİ

-Ailenin sana desteği nasıl oldu?

Babam eski ordu milli basketbolcu. Kendisi de zamanında profesyonel spor yaptığı için desteği çok ayrı oldu bana. “Hadi bunu da atlatacağız, bu da geçecek, az kaldı, çoğu bitti azı kaldı, sen çok güçlü bir kızsın” hep böyle cümleler kurardı bana. Küçük bir şey yaşamışım gibi gösterir mental olarak kafamı çok rahatlatırdı. Yanıma gelemezdi pek. Beni acı çekerken görmeye dayanamazdı çünkü. Annem olayı benimle yaşamış gibiydi, başımdan ayrılmıyor ne istersem yapıyordu. O pansuman günlerimiz biraz zor geçiyordu, fiziksel olarak canım çok yanıyordu, benimle ağlar benimle gülerdi. Onun hakkını asla o konuda ödeyemem.  Ağabeyim ise böyle bir şey yaşansa bile asla hiçbir şeyi belli etmeyip hep yanımda durdu dimdik. Her zaman başımı yaslayacağım bir omuz olduğunu asla unutturmadı bana.

-Tedavi sürecin devam ederken kimlerden nasıl destekler aldın? Psikolojik destek de aldın mı?

Psikolojik desteği ailem almam gerektiğini düşündü fakat ben istemedim. Çok güzel dostlarım, arkadaşlarım ve kocaman ailem arkamdaydı. Okuduğum üniversitedeki profesör hocalarım bile yardımcı ve destek oldular bana. Fizyoterapistim, ameliyatımı yapan el cerrahim herkes hep başarabileceğimi, atlatabileceğimi gönülden hissettirdiler bana. Fiziksel olduğu gibi mental olarak da biraz bitmiş haldeydim. Ama buna asla izin vermediler, hepsine gerçekten çok ayrı teşekkür ediyorum. Onların desteği olmadan başarabileceğim bir serüven değildi bu.

-Voleybola geri dönüşün nasıl oldu?

Geçtiğimiz temmuz ayında odamda bulunan bir voleybol topunu elime aldım, topla baya sohbet ettim. “Sence geri dönebilir miyim seninle olan hayatıma?” dedim. Doktorumu aradım. “1 sene oldu neredeyse sizce dönebilir miyim?” dedim. Doktorum da dikkatli olduğum sürece denemem gerektiğini, benim başaramayacağım hiçbir şey olmadığını söyledi. Onun verdiği gazla ilk pasımı o gün attım, baktım ki elim iyileşmeye başlamış. Ağabeyime söyledim direkt onunla pratikler yapmaya başladık, her gün çalıştırdı beni işini bırakıp. Çünkü gözlerimdeki o ışığı ve isteği büyük ihtimal görüyordu. Çok çalıştım, fiziksel olarak canım gerçekten yandı. Çok mücadeleci bir insanımdır normal hayatımda da ama bunu başaracağımı düşünmüyordum. Zor oldu fakat oldu. Başardım. Geri döndüm 😊

BANA NASIL GURURLA BAKTIKLARINI GÖRDÜM

-Yeni takımında kendini nasıl hissediyorsun? Sana karşı davranışları nasıl?

Antakya Belediye Spor Kulübü ile voleybola dönüş yaptım. Takıma ilk geldiğimde kulüp başkanımız Erhan Önal ile antrenörüm Levent Berber’e elimin sakatlığından bahsettim. ‘2 senedir bu işi yapmıyorum ve nasıl yapacağımı da bilmiyorum bu elimle’ dedim. Yaşadıklarımı az çok özet geçtim. Bir elime, bir de bana baktılar. Hiçbir şey demediler. Bir günden bir güne elimin sakatlığını bana hissettirmediler. İlk günlerde elim çok ağrıyordu bana hissettirmeseler de onların da korkusunu anlıyordum. Ama voleybola dönüş sezonumdu ve bunlar çok basit olacak şeylerdi. Her top vurduğumda, blok yaptığımda bana nasıl gururla baktıklarını gördüm. Benden çok gururlanıyorlar ve bunu bana hissettiriyorlardı. Canım yandığında yanıma hemen gelip her şeyin geçeceğini söylüyorlardı. Bunu başarabileceğimi söylüyorlardı. Takım arkadaşlarımın hepsinin yeri bende çok ayrı. Ailem oldular. Benimle benden çok gurur duyuyorlardır, her aldığım sayıda gözlerinin içi hepsinin nasıl gülüyor bir bilseniz 😊 Canım yandığında yanıma koşup mental olarak destek oluyorlar ve ciddi bir şey olsa da bana asla hissettirmiyorlar. Bu sene çok zorlu olacaktı bunun farkındaydım ama böyle güzel destek alacağımı hiç düşünmemiştim. Bana çok inanıyorlar, ben de kendime çok inanıyorum.

-Büyük bir mücadele vermişsin, bundan sonraki hedefin nedir?

“Öldürmeyen acı, güçlendirir.” Bu cümle benim hayat mottom haline geldi. Bu kazayı yaşamadan önce bir hayatım, bir kişiliğim vardı. Bu kazayı yaşadıktan sonra bambaşka biri oldum. Güçlendim. Hırslandım ve asla pes etmemeyi, vazgeçmemeyi öğrendim. Bir bardak suyu bile içerken şükrediyorum, çünkü zamanında o bardağı tutamayıp bir su bile içemiyordum. Fiziksel ve mental olarak da gün geçtikçe daha da güçleniyor ve iyileşiyorum. Her servis atarken artık el bileğimi öpüyorum. Yüzük parmağım hala yamuk bu arada. Ama onu böyle seviyorum, ‘insanlardan bir farklılığın oldu Didem’ diyorum kendime. Tatlı küçük bir farklılık. En büyük hedefim kariyerimde en güzel yerlere gelebilmek. Daima başarılı olabilmek. O başarıyı sürdürebilmek. Kendime inancım ve güvenim tam. Ve hedefime ulaştığımda elime teşekkür etmek. Çünkü emin olun olumsuz şeyler olduğu kadar olumlu yönden birçok faydası dokundu bana. Hayatımızda başaramayacağımız hiçbir şey olmadığını, sağlığımızın çok kıymetli olduğunu, daima mücadeleye devam etmemiz gerektiğini öğretti. Benim için sağ elinizi öpün, çünkü ben her an her saniye öpüyorum. 😊

 

Haberin Fotoğrafları

Haberi Paylaş