Kısır oyun Fenerbahçe Opet’e yaradı

Son şampiyon Vakıfbank’ı net bir skorla deviren Fenerbahçe Opet, final serisinde 1-0 öne geçmeyi başardı. Maçın en ilginç kısmı ise her iki takımda da birçok oyuncunun vasatın altında kısır bir performans sergilemesiydi sevgili voleybol severler.

Plaj voleyboluna döndü

Sarı lacivertlilerin baştaki düşüncesi, özellikle önde iken servisleri 4 numara smaçörlerin üzerine yıkarak onların hücumunu engellemekti. İlk set başta olmak üzere Michelle Bartsch-Hackley’i oyundan düşürmeyi başaran ev sahibi takım, adresi belli toplarda Gabriela Guimares’i de file üzerinde ya durdurdu, ya da yavaşlatmayı başardı. Son haftaların düşüşteki ismi Guimares’in sahada adeta hayalet misali (%17 Hücum, 8 Sayı) gezinmesi, üzerine yağmur gibi gelen servislerden bunalan ABD’li çaprazını da olumsuz (%30 Hücum, 6 Sayı, 7 Manşet hatası) etkiledi. Bunların üzerine Cansu Özbay’ın ortayı fazla (18/139, %13) düşünmemesi, düşündüğü anlarda da pas ayarının kayması sonucu Vakıfbank’ta tüm yük, Isabelle Haak’ın üzerine yığıldı. Maçın genelinde Özbay-Haak ikilisinin bir nevi plaj voleybolu oynadığını söylesek, çok da fazla abartmış olmayız. THY gibi bir rakibe karşı dahi çalan alarm zilleri, ortayı efektif kullanmanın getirdiği avantaj ile fazla güçlü duyulmamıştı. Ancak Fenerbahçe Opet gibi bir rakibe karşı köşelerin olmadığı bir günde ortaların da yeterince kullanılmaması, Vakıfbank adına intihardan farksızdı. 3. ve 4.setlerde pas dağılımı ile kalitesini beğenmeyen Giovanni Guidetti, Özbay yerine Buket Gülübay’ı denediyse de 2.pasöründen de beklediği verimi alamadı. Böyle olunca da acı son, Fenerbahçe’nin de gününde olmadığı bir anda ortaya çıktı.

Zehra Güneş’in blokta çok iyi işler yapmasına rağmen hücumda çok düşük kaldığını, Kübra Akman’ın ise gerek servis, gerekse hücum ve blokta üst düzey oynadığını, Haak’ın ardından takımda pozitif görüntü veren ikinci oyuncu olduğunu söyleyebiliriz.

Kısırlıktan faydalandı

Vakıfbank’ın bu kadar kötü bir oyun oynamasına rağmen skorun (Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçı) öncekinden farklı olması, sarı lacivertlilerin de beklenen oyunu sergileyemediğinden kaynaklanıyor. Arina Fedorovtseva ve Meliha İsmailoğlu’nu manşette sıkıştırmayı deneyen sarı siyahlılar, servis kalitesini bulduğunda kesik kesik performanslar ile hızlandı. Ancak Gizem Örge’nin köşe oyuncularına iyi yardım götürmesi ve servis ritminin bir türlü istenilen düzeye gelmemesi, sarı lacivertlilerin işine yarayan faktörler oldu. Buna rağmen Naz Akyol’un ortada Mina Popovic’i topla uygun yerde buluşturamaması Fedorovtseva’nın vasatın çok altında kalan oyunu ile birleşince, Melissa Vargas’a yeni bir fazla mesai günü göründü. Öyle ki, bu tarz bir maçta hiç beklenmeyecek bir rotasyon yapan Zoran Terzic, ikinci setin başında Rus smaçörü kenara çekip uzun süre Ana Cristina De Souza ile oynamayı tercih etti. Ancak Brezilyalı genç oyuncunun oyunu yürütemediği yerde Fedorovtseva oyuna geri döndü. Vargas’ın görevini layıkıyla yapması (%51 Hücum, 30 Sayı, 3 Blok, 3 Servis) Eda Erdem’in 2 numaraya dolanıp top aldığında Vakıfbank’a acı çektiren hücumları, Fenerbahçe Opet’in bu kısır performans ile maç kazanmasının başlıca sebeplerindendi. İsmailoğlu’nun ilk set haricinde kendi standartlarının dahi altında kalması sorun olmadı, zira milli oyuncunun açılış setinin kritik anlarında gelen beklenmedik sayıları, sarı lacivertli zafer için anahtar konumundaydı.

Her iki takımda da başta liberolar olmak üzere hemen hemen tüm oyuncular, görmeye çok alışık olmadığımız düzeyde defans yaptılar. Aslen genel hücum yüzdelerinin bu denli düşük olmasında oyuncuların beklenen performansı sergileyememesi kadar üst düzey defans aksiyonların da etkisi vardı.

Kırmızı kart doğruydu

Efeler Ligi final ilk maçında gördüğümüz düşük hakem performansı, bu maç için de bir soru işareti oluşturuyordu izleyenler adına. Ancak Erdal Akıncı-Recep Karakoç ikilisi, Ankara’da yaşanan GDS faciasını neredeyse unutturacak bir yönetim sergiledi ve MHGK’yı ateşten aldı bu maçta.

3.sette skor 22:17 iken Buket Gülübay’ın attığı pas, bariz bir çift vuruştu. Buna ihlal çalan Akıncı’nın, Guidetti’nin çok üst perdeden yaptığı itiraza çıkardığı kırmızı kart da doğruydu. Aslen Guidetti’nin isyanı, birkaç ralli öncesinde Eda Erdem’in attığı bir parmak pasta topun kendi ekseni etrafında dönmesi nedeniyle çalınmayan düdüktü. Hakemlerimiz bu tarz paslara yıllarca ihlal çalarken hep aynı şeyi savundum. Ekseni etrafında dönerek sizi şüpheye düşürecek her top faul değildir. Zira parmak pası atarken eller topa aynı anda değerek ayrılsa bile topun ekseni etrafında dönmesi olasıdır. Erdem’in pası da böyle bir pastı. İtalyan çalıştırıcının gözden kaçırdığı bir başka husus ise Erdem’in pasından sonra Haak’ın ihlal kokan bir plaseyle sayı almasıydı. Bu topa da Fenerbahçeli oyuncular itiraz etti ama Akıncı bu kararında da haklıydı. İsveçli oyuncu topu sadece parmaklarıyla yönlendirmişti karşıya ve “tutulmuş top” söz konusu olamazdı.

Milli antrenörün genel isyanı, sahada istediklerini yapamayan oyuncularına gösterilecek tepkinin, fırsat bulunduğunda hakeme yönlendirilmiş bir versiyonuydu.

Voleybol dolu günler dileğiyle,

Kayhan Kösem

kkayhan@hotmail.com

Haberi Paylaş

Comments are closed.