Misafir Antrenörler

Yunan mitolojisinde adı ve öyküsü aktarılan pek çok tanrı vardır. Bunlardan biri ‘misafir tanrısı’ olarak bilinir. Söz konusu mitolojide geçen her tanrının bir görevi mevcuttur. Bereket tanrısı mahsule bolluk verir, savaş tanrısı savaşları yönetir, aşk tanrısı insanları birleştirir vb. Misafir tanrısının da görevi misafir ağırlamakmış. Tabi ki kendine yakışır bir tarzda. Dünyada bulunan ve bulunmayan bütün yiyecekleri sunar, izzet ikramda ve iltifatta hiç kusur etmezmiş. Kendisine gelen her misafirin mutlaka yatıya kalmasını sağlar, ipek, sedef ve kuş tüylü yatakta uyumasını temin edermiş. Uyku saati geldiğinde misafiri yatak odasına davet eder ve bütün misafirlerini yatırdığı o meşhur yatağı göstererek ‘Boylu boyunca uzanın’ dermiş. Misafir yatağa boylu boyunca uzandığında karşısına geçer ve bakarmış. Eğer misafir yatağın boyunu geçerse, yani misafir yataktan daha uzun ise, eline testereyi alır, misafirin yatağı geçen kısmının ayaklarından kesermiş. Eğer misafir yataktan daha kısa ise, o zaman misafiri başından ve ayaklarından bir gergi yardımıyla, sündürerek uzatırmış. Eğer misafirin boyu yatağın boyu ile aynı ise iyi geceler dileyip çıkar gidermiş.

Bu mitolojik hikayeyi ne zaman hatırlarsam bazı antrenörlerin yaptıkları ya da sporcuya ilişkin beklentileri aklıma gelir. Lütfen Yunan mitolojisinde geçen misafir tanrısı gibi davranmayınız. Ne düşüneceğini değil, nasıl düşüneceğini, ne bilmesi gerektiğini değil, bilgiye nasıl ulaşması gerektiğini kazanmış sporcular yetiştirmektir. Gelişimin ne olduğunu anlamak için ona ilerleme deyin, ilerlemenin ne olduğunu anlamak istiyorsanız ona YARIN deyin. Büyük değişiklikler ancak küçük değişikliklerden sonra meydana geldiğini unutmamak gerekir. Bence antrenörün en büyük günahı ‘sıkıcı’ olmaktır, antrenör sıkıcı bir salonda zaman geçmek bilmez sporcular ilgisiz bir hale gelir en sonunda sorunlar ortaya çıkar, özelikle de disiplin sorunları patlak verir. Bu sıkıcılığın arkasında antrenörlük heyecanımızı yitirmemiz yatar, en etken ise tekdüzeliktir. Yaptıklarım hiçbir işe yarmıyor düşüncesi ortaya çıkar işte o an antrenör olarak hem sporcularımıza hem de kendimize sıkıcı gelmeye başlarız. Önce düşüncelerimizi değiştirmek, hayatımızda da tekdüzelikten kurtulmak lazım. Düşünmek, hissetmek, görmek, adım atmak ve sonrada düşünüp bulmak gerekir. Bazı antrenörler düşünmeyi çok zahmetli bir iş olarak görürler, hazır hap kullanmak daha çok işlerini gelir. Her antrenör kendisine şu soruları sormalıdır; Ben ne yapıyorum? Nasıl Yapıyorum? Ne kadar yapıyorum? Neyi eksik bırakıyorum? Dilinize dolanmasını arzuladığım şu cümleyi sık sık tekrarlayın lütfen, “Ben voleybol antrenörüyüm, önce insan sonra antrenörüm”.

Bir sporcuyu kazanmanın en güzel yollarından bir tanesi, nasıl öğreneceklerini öğretmektir. Kendi kendilerine öğrenme sihirli bir anahtara benzer. Bir beceriyi nasıl öğreneceğim, öğrendiklerimi nasıl uygulayabileceğim ve nasıl kullanabileceğimi öğrenmek bir voleybolcu için kaçınılmazdır. İşte bu problem çözme becerisidir. Bir voleybol antrenörü olarak sporcularınızın güvenini kazanmalısınız. Güven zor kazanılan ancak çok kolay kaybedilen bir özeliktir. Sizde voleybolcularınızın yaşam alanları içinde önemli bir konuma sahipsiniz onların güven kaynağı olmak zorundasınız, bu özeliklerinizi göstermek için sayısız fırsatlarınız olacaktır.

Frido Kahlo ne güzel demiş; ‘İnsanlar kendi işlediği kocaman günahları çuvala basar, senin ufacık yanlışlarını duvara asar!!!’

İyi antrenör olabilmek için kendi alanınızla ilgili okumak, seminerlere gitmek, ara sıra kendinden daha deneyimli antrenörlerle buluşup onlara akıl sormak gerekir. Antrenör bu kimliğinden dolayı bir beklentisi var ise! Antrenör belirli görevleri yapan ve karşılığında da bir ücret alan bir insan olarak tanımlanmışsa, karşısına çıkan sporcu sorunlarından kaçınır, bu sorunların görevlerini engellediğini düşünür. Sorumluluğunu bilen antrenör ise, sporcuların sorunlarına ciddiyetle ve duyarlılıkla eğilir diğer sporcuların yaşamlarına bir katkıda bulunmaya özen gösterir. Çevremizde sporcu yetiştirmeye çalışan birçok voleybol antrenörü görürüz. Antrenör sürekli kendisini geliştirip, bilgisini görgüsünü artırıp ufkunu genişleterek, bilgi kapasitesi artırdığı zaman antrenörlük faaliyetinin kalitesi de artacaktır. Karakter gelişimi kuvvet gelişimi gibidir, hemen bir iki günde olacak bir iş değildir. Kuvvet bir program dahilinde gelişir, yavaş yavaş koyduğu hedefe ulaşır, karakter geliştiren kişi başına gelen olayları, dürüstçe, kişisel bütünlük içinde göğüsler zaman içinde yavaş yavaş karakterini geliştirir. Başarıyı öğrenmeden başarısızlığı öğrenmemiz gerekir.

Sporcularına değer verirsen o da sana değer verir, sporcularından nefret edersen o da senden nefret eder, sporcuna saygısız davranırsan o da sana saygısız davranır, sporcunu taktir edip ona hakkaniyetli davranırsan o da seni taktir edecektir.

Bir çin atasözü derki;
“Unutmayalım, binlerce kilometrelik bir yolculuk bir tek adamla başlar…”

Voleybol dolu günler dileğiyle

Kaynak;
Cüceloğlu.D., (2021) Var mısın
Cüceloğolu.D.(2001) İçimdeki Biz
Gençtan.E.,(2017) İnsan Olmak
Yılmaz.H.,(20019 Öğretmenim Lütfen Bu Kitabı Okur musun
Ortaylı İ.(2019) Bir Ömür Nasıl Yaşanır
James.M,Jongevard.D.,(1984) Kazanmak İçin Doğarız

Dr. Barbaros Çelenk

Haberi Paylaş