8 Mart özel dosyası: Türk kadın voleybolu çalışma hayatında kadının yeri!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!

Bugüne kadar uluslararası arenada her zaman bizi gururlandıran Filenin Sultanları’ndan ülkemize Avrupa ve Dünya’da sayısız başarılar getiren kadın kulüp takımlarımıza kadar, şüphesiz ki “kadın voleybol” ülkemizin en başarılı olduğu spor branşlarından biri. Elbette, her kulüp ve kurum da 8 Mart günü sosyal medya paylaşımları ve yaptıkları açıklamalarla kadın haklarını savunarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekiyorlar. Peki kadınlarımıza voleybol camiasında gerçekten de hak ettiği değeri veriyor muyuz, yoksa kadın hakları ve cinsiyet eşitsizliği kavramları yılda sadece belirli günlerde mi aklımıza geliyor? Söylediklerimiz ve yaptıklarımız birbirine ne kadar uyumlu, iğneyi kendimize de batırıyor muyuz? İşte karşınızda Türk kadın voleybolu çalışma hayatında kadının yeri.

Türkiye Voleybol Federasyonu

1958 yılında Voleybol-Eltopu Federasyonu adıyla kurulan TVF’de günümüze kadar hiçbir kadın, başkan olmadı. Ayrıca, bugünkü yönetim kuruluna baktığımızda, toplamda 16 yönetim kurulu üyesinden yalnızca 3 kişinin kadın olduğunu görüyoruz. Denetim Kurulu ve Disiplin Kurulunda ise tek bir kadın üye dahi bulunmamakta.

Misli.com Sultanlar Ligi takımları

Dünyanın en iyi kadın voleybol liglerinden biri olarak gösterilen Misli.com Sultanlar Ligi’nde bu sezon 16 takım mücadele etti. Bu 16 takımı çalıştıran başantrenörlerden hiçbiri kadın değil. Bir diğer deyişle, 16 takımın 16’sını da bu sezon erkek teknik insanlar çalıştırmış. Aynı zamanda, bu takımların yönetimlerinde de kadın yönetici sayısının oldukça az olduğu görülmekte. Bunu daha detaylı incelemek için ülkemizin en güçlü üç takımının yönetim kurullarına bir göz atalım.

VakıfBank: Aynı zamanda A milli kadın voleybol takımımızı da çalıştıran Giovanni Guidetti’nin başantrenör olduğu VakıfBank’ta 9 kişinin bulunduğu kadın voleybol takımı teknik kadrosunda hiçbir kadın yok. Yönetim kuruluna baktığımızda ise toplamda 7 kişilik yönetim kurulunda yalnızca Nurcan Köylüoğlu’nu görüyoruz. VakıfBank’ın böylece teknik kadrosunda kadın oranı %0, yönetim kurulunda ise %14 olarak karşımıza çıkmakta. İdari kadroda ise tablo biraz daha iyi görünüyor. Genel menajerliğini Neslihan Demir Güler’in yaptığı VakıfBank’ın İdari Kadrosunda bulunan 9 isimden 4 tanesi kadın. Kadınların idari kadroda bulunma oranı ise %44.

Fenerbahçe Opet: Fenerbahçe Opet’te de durum pek farklı değil. Sırp başantrenör Zoran Terzic’in çalıştırdığı Sarı Melekler’in teknik kadrosunda bulunan 13 isimden yalnızca biri kadın. Tansu Aydın’ın Dış İlişkiler ve Organizasyon Sorumlusu olarak görev yaptığı Fenerbahçe Opet’in teknik kadrosunda çalışan kadın oranı yalnızca %8. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yönetim kuruluna baktığımızda ise yedek üyeler de dahil olmak üzere toplamda 18 kişiden sadece ikisi kadın (%11).

Eczacıbaşı VitrA: Eczacıbaşı Spor Kulübü Yönetim Kurulunda toplamda 9 üye olmasına rağmen bu 9 kişiden hiçbiri kadın değil, yani Eczacıbaşı Spor Kulübü’ndeki en önemli yönetim ekibinde bulunan kadın oranı %0. Kulüp yönetiminde bulunan ekipteki oran ise bir nebze de olsa sevindirici. 11 kişilik Kulüp Yönetiminde 5 kişinin kadın olduğu görülmekte. Böylece Eczacıbaşı kulüp yönetimindeki kadın oranı %45. Eczacıbaşı VitrA’nın takım menajerliğini Nalan Ural yapmakta, ancak Marco Aurelio Motta yönetimindeki teknik ekipte bulunan 12 isimden hiçbiri kadın değil (%0).

A Milli Kadın Voleybol Takımı

Filenin Sultanları olarak tüm dünyaya Türk kadınının gücünü gösteren A milli kadın voleybol takımımızın idari ve teknik kadrosunda da kadın oranı istenilen düzeyde değil. 12 kişilik idari ve teknik kadroda Pelin Emniyetli Takım Menajeri olarak, Seren Akıncı Özdurulmuş da Psikolog olarak görev yapıyor. Kadınların bu ekipteki yeri göz önüne alındığında oldukça üzücü bir tablo karşımıza çıkıyor: A milli kadın voleybol takımımızın idari ve teknik kadrosunda dahi kadınların yeri ve oranı oldukça az (%17).

Dünya

Kadınlar yalnızca Türkiye’de değil, Dünya’da da hak ettikleri yerlerde değil ve yönetimlerde erkeklerle eşit oranda bulunmuyor. Örneğin, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda mücadele edecek 12 kadın milli takımının yalnızca 2 tanesinin başantenörlüğünü kadınlar yapmakta. Kumi Nakada Japonya’nın başantrenörlüğünü yaparken Lang Ping de Çin kadın milli takımını çalıştırıyor. Oransal olarak baktığımızda ise Olimpiyat Oyunları’na katılmaya hak kazanmış dünyanın en iyi kadın milli takımlarında, kadın başantrenör oranı %17 olarak görülmekte.

Kıta konfederasyonlarında da ne yazık ki kadın başkan ve yönetici sayısı yeterli değil. Toplamda bulunan 5 kıta konfederasyonluğundan yalnızca 2 tanesinde kadınlar başkan olarak görev yapmakta. Asya Voleybol Konfederasyonu’nda başkanlık görevini Rita Subowo yaparken, Afrika Voleybol Konfederasyonu başkanı Bouchra Hajij. Kıta konfederasyonluklarındaki kadın başkan oranı ise %40.

Avrupa Voleybol Konfederasyonu yönetiminde de kadınlar hak ettikleri yerde olmadıkları göze çarpıyor. Sırp Aleksandar Boricic’in başkanlığını yaptığı CEV İdari İşler Kurulunda bulunan toplam 19 isimden yalnızca 2 kişi kadın. Bir başka deyişle Avrupa’nın en büyük voleybol birliğinin yönetiminde bulunan ekipteki kadın oranı yalnızca %11.

Voleybol medyası

Cinsiyet eşitsizliği, voleybol medyasında da kendini gösteriyor. Ne yazık ki, Türk ve Dünya voleybolunda yaşananları okuyucuyla buluşturan Türk voleybol medyasında da kadın oranı oldukça az. Türkiye voleybolunu aktif olarak takip eden belli başlı haber siteleri göz önüne alındığında, voleybolunsesi.com dışında en çok takip edilen ve okunan 5 sitenin hiçbirisinin kurucusu kadın değil. Erkek egemen bir voleybol medyasında voleybolunsesi.com kurucusu kadın olan tek haber sitesi olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Kadınları voleybol medyasında daha fazla görebilmek ise en büyük temennimiz.

Kısacası, kadınlar her alanda olduğu gibi voleybolda da hak ettikleri yerde değil. Kadın takımlarından yönetim kurullarına, voleybolda da çoğu alanda kadınlar erkeklere göre çok daha az oranda bulunuyor ve temsil ediliyor. 8 Mart’ta cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekerek çeşitli açıklamalarda bulunan tüm kurum ve kadroların ise gerçekten üzerine düşeni yapmadıklarını görüyoruz. Voleybolu güzelleştirmek ve bu arenada kadın-erkek eşitsizliğine karşı gelerek önemli pozisyonlardaki kadın sayısını arttırmak ise hepimizin büyük bir görev ve sorumluluğu.

 

 

 

Haberi Paylaş