”Aile olmanın değerini, oğlumuzun tanısı konduğunda daha iyi anladık”

Bugün Dünya Otizm Farkındalık günü. Herkesin yaşayabileceği otizmin ne kadar önemli bir konu olduğunu yakın bir zamanda tanıklık eden bir voleybolcudan dinleyelim istedik. O isim libero Mehmet Özbek. Beyefendi kişiliğinin yanı sıra çalışkanlığı ile göz dolduran başarılı libero ile biraz voleybol biraz da otizm hakkında konuştuk.

Mehmet Özbek ve ailesine bu zorlu süreçte kolaylıklar diliyoruz.

-Öncelikle bize kendinden biraz bahseder misin?
Ben Mehmet Özbek, 1984 Ankara doğumluyum, memur bir ailenin 3 çocuğundan ortancasıyım. Evliyim ve 2 tane erkek evlada sahibim.

-Voleybolla tanışma hikayen nedir? Hangi takımlarda yer aldın?
Voleybolla tanışma hikâyem, ortaokuldaki beden eğitimi öğretmenim sayesinde oldu. Futbol topuyla, duvarda parmak pas yaparken, futbol değil voleybol oynamam gerektiğini söyledi. Tüm itirazlarıma rağmen, voleybol takımına aldı. Lisedeki öğretmenim beni İller Bankası voleybol spor kulübü alt yapısına gönderdi. Minik takım, yıldız takım, genç takım ve A takımı olmak üzere bütün kategorilerde oynadım. 2002 senesinde erkek takımını kapatması sebebiyle, Hatay Polisgücü’ne gittim. Sonra sırasıyla, Maliye Milli Piyango, Polis Akademisi, TED Ankara Kolejliler, Galatasaray, Fenerbahçe, Jeopark Kula Belediyesi, Arhavi Voleybol takımlarında forma giydim. Arhavi’den devre arasında ayrılmam nedeniyle, ikinci yarıda Ankara Maliye İhtisas Kulübü’nde bu sezonu tamamladım.

İYİ Kİ LİBERO OLMUŞUM

-Liberoluğa geçisin nasıl oldu?
Voleybol hayatıma pasör olarak başladım, boyumun pasörlük için yeterli olmaması nedeniyle, hocam tarafından defans ve top karşılama özelliğimin daha iyi olduğunu söyleyerek, bunu ön plana çıkartmam gerektiğini iletti. Beni libero olmaya teşvik etti. İlk zamanlara çok zorlanmama rağmen, herkesten daha çok çalışarak kendimi geliştirdim ve liberoluğu benimsedim. İyi ki de libero olmuşum J

-Bu sezona Arhavi Voleybol’da başladın ama sezon ortasında takımından ayrıldın. Neler yaşadın?
Arhavi Voleybol kulübünde 2018-2019, 2019-2020 sezonunun devre arasına kadar forma giydim. Forma giydiğim dönemde, takım olarak yaşadığımız maddi sıkıntılar, verilen sözlerin yerine getirilmemesinden dolayı ve ailesel nedenlerden kaynaklı Ankara’ya dönmek zorunda kaldım.

BUNLARI DİNLERKEN GÖZYAŞLARINA BOĞULDUK

-Biraz da ailenden bahsedelim. Bugün ‘Otizm Farkındalık Günü’ ve sen özel bir paylaşımda bulundun. Öncelikle nasıl öğrendiniz ve neler yaşadınız biraz bahseder misin?
Eşim Öznur, oğullarım Boran ve Ali Çınar’la çok mutlu bir ailemiz var. Aile olmanın ne kadar değerli olduğunu, oğlumuzun tanısı konduğunda daha iyi anladık.

Ali Çınar henüz 2,5 yaşında ve hiçbir şeyin farkında olmayan minicik bir evlat, bizde farkında değilmişiz. Oğlumun gittiği kreşte Gönül öğretmenimiz (biz ona melek diyoruz) ve değerli kreş sahibinin bir gün bizimle konuşma talebi üzerine, kreşe gittik.

Bizimle oğlumuzun gelişim süreci hakkında konuşmaya ve değerlendirme formlarını göstermeye başladılar. Ali Çınar, diğer arkadaşlarına göre çok geride olduğu, seslendiklerinde bakmadığını ve arkadaşlarıyla hiç oynamadığını ilettiler. Biz bunları dinlerken gözyaşlarına boğulduk, çünkü evde bizimle göz teması kuruyor ve oynuyordu. Eşimin Ankara Güven Hastanesi’nde çalışmasının vermiş olduğu katkıyla, en iyi psikolog ve çocuk psikiyatrisi ile görüştük. Ve Otizm hikayemiz başlamış oldu.

-Bu süreçte en büyük destekçileriniz kimler oldu?
Bu süreç bizim için çok zordu, çünkü benim bir karar vermem gerekiyordu. Öğrendiğimiz zaman, tam da sezonun açılma zamanına denk gelmişti. Eşimi yalnız bırakmamak ve oğlumun yanında olmak istiyordum. Bu süreç hem zorlu hem de maddi ve manevi olarak güçlü olmanız gerekmekte, çünkü özel eğitim, ergoterapi, konuşma terapisi, oyun ablası?vs gibi bir çok öğretmene ihtiyacı olduğunu söylediler. Yani para kazanmam gerekiyordu, o yüzden ailemi yalnız bırakmak zorunda kalarak Arhavi’ye gittim. Aklım, fikrim, ruhum hepsi Ankara’ da kaldı ama hiçbir zaman bunu oyunuma, arkadaşlarıma ve yöneticilerime yansıtmadım.

En büyük destekçim eşim, büyük oğlum ve annem oldu. Yokluğumu aratmadan, canla başla Ali Çınar için savaştılar. Eşim hem çalışıyor, hem de oğlum için gitmesi gereken özel eğitim kurumuna iş yerinden izin alarak, götürmesi gerekiyordu, çünkü ben yoktum.

Bu süreçte, eşimin çalışmış olduğu Ankara Güven Hastanesi’nin tüm yöneticileri, mesai arkadaşları bize her konuda çok destek oldular. Sayenizde buradan onlara tekrar teşekkür etmek isterim, insanın ailesi dışında da bir ailesi olabildiğini gösterdiler. Ben de kulübümün maddi konudaki sıkıntıları nedeniyle ve bu süreçte ailemin yanında olacağımın daha doğru olduğunu düşünerek, Arhavi Voleybol Takımından ayrıldım. Çünkü aileme maddi konuda destek olamıyorsam, manevi yönden destek olmam gerekiyordu. Benim Ankara’ya dönmemle birlikte, kolları sıvayarak Ali Çınar’la ilgili süreci devir aldım. İyi ki de gelmişim, çünkü konuşmayan oğlum artık cümle kurmaya ve bizimle iletişime geçmeye başladı.

ALİ ÇINAR’IN BİZE ÖĞRETTİĞİ ŞEY SABIR OLDU

-Yaşamınız ne gibi farklılıklar oldu? Kariyer hedeflerinde değişiklik var mı?
Yaşamımızda çok değişiklikler oldu, tamamen oğlumun ihtiyaçlarını gerektiren her türlü değişiklikleri evimizde yaptık, tv, bilgisayar, telefon artık hayatımızda yok denecek kadar az. Güncel haberleri etrafımızdaki insanlardan öğrenir olduk J Daha fazla konuşması için, hiç tanımadığımız insanlarla bile iletişime geçer olduk. Ali Çınar’ın da bize öğrettiği şey sabır oldu.

Kariyer hedefimde herhangi bir değişiklik yok, voleybolu ve ailemi çok seviyorum. Bu sevgi bana insanın işinde de bazen fedakârlık yapması gerektiğini öğretti. Oğlumun beni oynarken izlemesi ve voleybol salonunun tozunu yutması gerekiyor. Onun için kariyerimi devam ettireceğim. Unutmamamız gereken bir şey var, her 54 çocuktan biri otizm tanısı almaya başladı, otizm bir hastalık değil FARKINDALIKTIR. Bana bu fırsatı vererek otizme dikkat çekmenizden dolayı, voleybolun sesi ailesine teşekkür ederim.


Haberi Paylaş