Ana Moser: Savaşçı Brezilyalı

Daha önceden Misafirimiz Var köşesinde uluslararası voleybol arenasına adını altın harflerle yazdırmış çeşitli isimleri konuk etmiş ve onları siz Voleybolun Sesi okuyucularına tanıtmıştık. Bu kez de Brezilya’nın bir dönem dünya voleybolunun lideri Küba’nın oyununa karşı tek başına ayakta durmasını sağlayan efsanevi lider Ana Moser’ı sizlere sunuyoruz. 

Ana Moser, uluslararası voleybol arenasında 80 ve 90’lı yılların gördüğü en güçlü, en cesur ve en yetenekli oyuncularından biriydi. Sahadaki bitmez tükenmez enerjisi ve takım arkadaşlarını sonuna kadar tek bir bayrak altında toplayıp onları tek bir amaca doğru teşvik etmesi onu ve Brezilya’yı tüm rakiplerinin korkulu rüyası yapmaya hep yetti. Ana Beatriz Moser, 14 Ağustos 1968’de Brezilya’da dünyaya geldi.

19 yaşında Dünya Şampiyonu

Moser’ın uluslararası sahnede boy gösterişi daha 15 yaşındayken 1983 Genç Kızlar Güney Amerika Şampiyonası’nda başladı. 1983 ve 1984’te aynı turnuvada altın madalya alan takımda baş smaçör olarak yer alan Moser, boş geçilen 1985 yılı ve 1986 yılında yetinilen gümüş madalyalar sonrası gelen eleştirilerden sonra verdiği röportajlarda takımına olan inancını yitirmediğini dile getirdi. Nitekim Brezilya birkaç yıl içinde her altın madalyaya aday olan bir A Milli Takımı oluşturacak olan bu genç takımla birlikte arka arkaya 87’de ve 89’da Genç Dünya Şampiyonası’nı kazandı. Ana Moser 87 yılında “En Değerli Oyuncu” ödülüne layık görülürken, 89 yılında yaş limitini aştığı için şampiyon kadroda yer alamadı. Ancak 89 finalinde 90’lı yılların tüm A Milli seviyesindeki finallerini akıl almaz bir yarışa çevirecek olan bu neslin oyuncularının Brezilya-Küba rekabeti daha sonra ona A takımda katılacak olan Mercie Fu ve Fernanda Venturini’nin mükemmel oyunuyla genç takımda Brezilya’nın galibiyetiyle noktalanmış oldu. 

Uluslararası arenada gelen başarılar

Ana Moser 1988’den itibaren artık A Milli takımla antrenmanlara çıkmaya ve tecrübeli kadronun en genç ve en gelecek vaad eden yeteneği olarak herkesin dikkatini çekmeye başlamıştı. Ancak 1988 Seul Olimpiyatları hem Moser hem de Brezilya voleybolu için tam bir hayal kırıklığı olmuş ve bu önemli turnuvayı 6. bitirmekle yetinmişlerdi. 89’da Güney Amerika Şampiyonası’nda gelen hayal kırıklığı ve oynadığı kısıtlı dakikalarda bile başarılı olmasına rağmen o zamanki antrenörü Inaldo Mantana’nın ona maçlarda bir türlü istediği şansı vermemesi o patlamayı yapmasına bir türlü izin vermiyordu. Seattle’da düzenlenen 1990 İyi Niyet Oyunları’nda ise her şey Ana Moser’ın ve beklendiği gibi Brezilya’nın lehine gelişmeye başladı. O zamanlar dünyanın önemli takımlarından biri olan ve Güney Amerika’nın en iyisi olarak gösterilen Peru’yu Brezilya sahadan silercesine yenip bronz madalyayı almıştı. Ana Moser Seattle’daki performansını aynı yıl Çin’de göstermeye devam etmiş ve Dünya Şampiyonası’nda da En İyi Smaçör seçilmişti. 1991 Güney Amerika Şampiyonası ise Moser’a En Değerli Oyuncu ve En İyi Smaçör unvanlarını getirmiş ve aynı yıl Pan Amerikan Oyunları’nda Brezilya’yı gümüş madalyaya götüren önemli oyunculardan biri olmuştu.

1992 Barselona Olimpiyatları elemelerinde bir önceki olimpiyatların gümüş madalya sahibi Peru’yu bir kez daha sahadan silip İspanya’ya gitmeden önce tüm dikkatleri Brezilya’ya çevirmişti. Ancak 1988 Olimpiyatları’nı boykot eden Küba yaklaşan turnuva öncesi yine en büyük favoriydi. Küba’ya gruplarda 3-1 yenilmesine rağmen önce çeyrek finale sonra da yarı finale çıkan Moser ve arkadaşları, önce yarı finalde Sovyetler Birliği’ne sonra da 3.’lük maçında Amerika Birleşik Devletleri’ne yenilip madalya alamadan İspanya’yı terk etmek zorunda kaldılar. Ancak Ana Moser’ın aldığı En İyi Servis Atan Oyuncu ödülü üst üste iki hayal kırıklığı yaratan yenilgi sonrasında bile bu parlayan genç yıldızı tüm voleybol dünyasının fark etmesini sağladı.

Ezeli rekabet: Brezilya ve Küba – Ana Moser ve Regla Torres

Barselona’dan sonra dizinden yaşadığı sakatlık Ana Moser’ı 1993’te sahalardan tamamen uzak bıraktı. 1994’te döndüğünde Ana Moser’lı Brezilya, Dünya Grand Prix’sini en büyük rakibi Küba’yı yenerek kazandı. O yılın Brezilya için başka büyük bir önemi ise Dünya Şampiyonası’nın ev sahibi olmalarıydı. Final beklendiği gibi Brezilya-Küba finaliydi ve Brezilya Grand Prix’de başardığını tekrarlamak istiyordu. Ancak Küba şampiyona boyunca hiç set bırakmamıştı ve Brezilya karşısında da aynı performansı gösterip zafere rahatça ulaştılar. 

Daha sonrası yine Moser için sakatlıklarla dolu bir yıl oldu. Ancak yine de 1995 yılında Dünya Kupası Brezilya kadrosunda yerini aldı. Finalde takımı yine ezeli rakipleri Küba’ya yenilerek gümüş madalya ile evine dönmek zorunda kalsa da Moser yine oyunuyla göz dolduruyordu. 1996 Atlanta Olimpiyat Oyunları Brezilya için çok iyi başlamıştı. Grupta en büyük iki rakipleri Rusya ve Küba’yı 3-0’lık setlerle yenmişler ve artık tüm kulislerde Atlanta’nın samba yılı olacağını konuşmaya başlanmıştı. Ancak Ana Moser ve arkadaşları yarı finalde Küba ile eşleşmişti ve bu sefer ibre gruplardaki acı yenilginin intikamını almak için sahaya çıkan son Olimpiyat sahibine dönmüştü. Küba sahadan 3-2’lik müthiş bir galibiyetle ayrılmıştı. Ancak maç sonrası Regla Torres, Regla Bell ve Mireya Luis’in kutlamalarının aşırı kaçtığını düşünen Moser fileye kadar gelip rakiplerine İspanyolca “Saygı” diye seslenmiş ve olaylar kontrolden çıkmıştı. Bu olaylar birkaç dakika sonra yatışsa da Ana Moser ve özellikle Regla Torres arasındaki bu maç sonrası kavga artık neredeyse bir klasik haline dönüşecek ve kısa bir süre sonra kendini yine gösterecekti. Brezilya daha sonra ’96 Olimpiyatlarını Rusya’yı bir kez daha yenip ancak bronz madalya ile kapayabildi.

Birkaç ay sonra gerçekleşen Dünya Grand Prix Olimpiyatlar sonrasında Brezilya için bir teselli anlamını taşıyordu. Nitekim yine yarı finalde karşılaştıkları Küba’yı bu kez yenmişlerdi. Ancak bu kez maç sonrası Regla Torres kendini Brezilya yarı sahasına yumruklarını sallar bir şekilde geçmişti ve olaylar Olimpiyatlardan hem daha uzun sürmüş hem de daha tehlikeli boyutlara ulaşmıştı. Zaten FIVB’den dünya voleybolunu 90’lar boyunca domine edip kendilerine yakışmayan hareketler sergileyen bu iki takım oyuncularına ciddi cezalar gelmişti. Ana Moser’ın eski başarıları ise artık eski bir resme aitti.

Veda öncesi kusursuz oyuna rağmen gelen yenilgiler

1998’e kadar sakatlıklarla boğuşan Ana Moser, tüm sorunlarına rağmen o yıl Dünya Şampiyonası’nda yer aldı ve kariyerinin en güzel oyunlarından birini sergiledi. Özellikle Küba’ya yarı finalde ve Rusya’ya 3.’lük maçında kaybettiklerinde bile takımının hem en skoreri hem de en hırslı oyuncularından biri oldu. 1999’da sessiz sedasız gelen Grand Prix 3.’lüğü Ana Moser’ın son turnuvasıydı. 2000 Sydney Olimpiyatlarına gidip tarihte dört Olimpiyat oynayan tek kadın olma ünvanını almak istediği için ‘99 Dünya Kupası’na giden kadroda yer aldı ancak artık dizi tamamen iflas olmuştu ve tüm Olimpiyat aşkına rağmen pes etmek zorunda kaldı.

Ana Moser bugün Brezilya’da kendisinin kurduğu Spor ve Eğitim Enstitüsü aracılığıyla ülkedeki devlet ve özel okullarda voleybolun çocuklara daha çok ulaşması için çalışıyor. Son olarak Moser, 2009’da ondan önce sadece üç Brezilyalının girebildiği Voleybol Onur Listesi’nde yer almaya hak kazandı. Ana Moser çok arzuladığı Olimpiyat altın madalyasına hiçbir zaman ulaşamasa da ve kariyeri zaman zaman sakatlıklarla kesilse de bugün hala voleybol severlerin akıllarında 90’lara damga vurmuş, takımı gerideyken bile arkadaşlarını her zaman daha iyisine ulaşmak için teşvik eden lider bir smaçör olarak yer alıyor.

Murat Nur Çolakoğlu
co.murat@gmail.com

Ana Moser ile ilgili videolara ekteki linklerden ulaşabilirsiniz…
http://www.youtube.com/watch?v=dQLUHLp3YZ4
http://www.youtube.com/watch?v=1XwzDQI8Nzc&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=bY5ITlBqmi8&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=iDSA92-HkW0&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=sUW9PJE6Oaw&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=lyNRiF1PfMk&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=OMqPoSjonLc&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=AD-3SwgmEys&feature=related


Haberi Paylaş