Ana tabloya doğru…

1996 yılı idi; Plaj voleybolumuzun dünya arenasına çıkışı. O yıl ülkemizde ilk defa düzenlenecek olan FIVB Dünya Turu ayağını izlemek için lise voleybol takımında beraber oynadığımız üç arkadaş Alanya’ya gitmiştik. Kleopatra Plajı’nda kurulmuş olan 5000 kişilik merkez kortta dünyanın en iyi plaj voleybolu takımlarını izlemiştik. Kimler miydi onlar? Brezilyalı Roberto Lopez-Franco Neto, Ze Marco Melo-Emanuel Rego, Arjantinli Esteban Martinez-Martin Conde, Amerikalı Sinjin Smith-Carl Henkel, Norveçli Jan Kvalheim-Bjorn Maaseide ve de Kanadalı John Child-Mark Heese o yılların en formda ikilileriydiler.
Üç Türk takımımızın da ev sahibi olma avantajımızla turnuvaya direk ana tablodan katılıyor olması heyecanımızı daha da arttırmıştı. Gökhan Öner-Cengizhan Kartaltepe, Ali Peçen-Vefa Şimşek ve Metin Görgün-Şenol Yaman ikililerinden oluşan takımlarımız turnuva boyunca iyi performans göstermişlerdi. Özellikle Ali-Vefa ikilisinin ilk turda, turnuvayı daha sonradan birinci bitirecek olan Martinez-Conde’ye karşı verdiği mücadele ve Gökhan-Cengizhan ikilisinin İsviçreli rakipleri Martin Laciga-Paul Laciga’ya karşı aldıkları galibiyet bize heyecan dolu dakikalar yaşattı. Neticede Türk plaj voleybol takımlarının ilk kez katıldığı FIVB Dünya Turu ayağını, Metin-Şenol’un 25. sırada, Ali-Vefa’nın 17. sırada, Gökhan-Cengizhan’ın da 13. sırada bitirmeleri biz plaj voleybolu hayranlarını ümitlendirmiş ve mutlu etmişti.

Ne var ki ilerleyen yıllarda uluslararası alanda işler pek de istediğimiz gibi gitmedi…
1997 ve 1998 yıllarında Alanya’da tekrar düzenlenen FIVB ayaklarında yine ev sahibi olarak ana tabloda yer alan takımlarımızdan galibiyet yüzü gören olmadı. Ön elemelerde mücadele eden takımlarımız da ana tabloya kalma başarısı gösteremediler. 2002-2006 yılları arasında ise bu kez ülkemizde düzenlenen CEV Avrupa Şampiyonası ayaklarında şanslarını deneyen takımlarımız da maalesef beklediğimiz sonuçları alamadı.

Sözettiğim yıllarda oyuncularımızın yurtdışı turnuvalarında ülkemizi temsil etme fırsatı da fazla ol(a)madı. O yıllara ait hafızamda sadece iki turnuva var. İlki 1997 yılında Vefa Şimşek-Alpaslan Erdem ikilisinin Karlovy Vary, Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen FIVB Challenger and Satellite (C&S) ayağına katılması ki, bu turnuva plaj voleybolunda yurtdışında oynadığımız ilk resmi turnuva olması açısından önemlidir. İkincisi ise 2004 yılında Hüseyin Koç-Volkan Güç ikilisinin 9. sırada bitirdiği Slavkov, Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen CEV C&S ayağıdır.

2009 senesine geldiğimizde, plaj voleybolumuz adına belki de ‘milat’ olarak nitelendirebileceğimiz bir gelişme yaşandı. Türkiye Voleybol Federasyonu dünyada bir ilke imza atarak TVF Plaj Voleybolu Ligi’ni kurdu. Federasyon kısa sürede oyuncularımızın kış aylarında da plaj voleybolu oynayabileceği kapalı kortları faaliyete geçirdi. Böylece yıl boyunca profesyonel anlamda plaj voleybolu oynayabilecek oyuncularımızın yetişmesi adına zemin hazırlandı. Ayrıca özellikle yurtdışında örneklerini gördüğümüz, salon voleybolundan plaj voleyboluna geçiş yapmak isteyen sporculara da imkan sağlanmış oldu.
TVF Plaj Voleybolu Ligi 2009-2010 sezonunun sona ermesiyle, 2009 yazında çalışmalarına başlanılan Milli takımımız da yavaş yavaş oluşmaya başladı. Ligin ilk senesinde başarı gösteren ve nispeten yaşça genç olan oyuncularımızdan oluşan Milli takımımız, antrenör Atay Doğu yönetiminde ve Voleybol Federasyonumuzun da desteğiyle özlediğimiz yurtdışı turnuvalarına 2010 yazı ile birlikte tekrardan katılmaya başladı.

CEV C&S turnuvalarında boy göstermeye başlayan oyuncularımız ilk turnuvalarda tutuk bir oyun sergileseler de kısa zamanda yurtdışında turnuva oynamaya alışarak galibiyetler almaya başladılar. Milli Takımımıza Selçuk Şekerci-Volkan Göğtepe ve Murat Giginoğlu-Hakan Göğtepe ikililerinden oluşan ekibinin yerleşmesiyle Avrupa’da daha iyi maçlar oynamaya başladık.

İlk sevindirici sonuç 2010 Temmuz ayında Kıbrıs’ta oynadığımız CEV C&S ayağında geldi. Turnuvada finale kadar gelmeyi başaran Selçuk-Volkan ikilisi, finalde Yunan Kotsilianos-Xenakis ikilisine 2-0 yenilerek turnuvadan ikinci sırada ayrılmasına rağmen, yurtdışında ilk kez kürsüye çıkmanın sevincini yaşadık. Hemen ardından Ağustos ayında Vaduz, Lihtenştayn’da oynadığımız CEV C&S ayağında bu kez üçüncülük kürsüsünde yer alan Selçuk-Volkan ikilisi bizlere bir kez daha plaj voleybolumuz konusunda ümit verdi.
CEV C&S Turnuvalarında Murat Giginoğlu-Hakan Göğtepe ikilisine göre biraz daha iyi sonuçlar alan Selçuk Şekerci – Volkan Göğtepe ikilisi, 2010 Ağustos ayının ortasında Berlin’de düzenlenen CEV Avrupa Şampiyonası için ‘wildcard’ (kontenjan hakkı) almaya hak kazandı ve ana tablodaki yerini aldı. Gruptaki ilk maçında, 2009 senesinin FIVB Dünya Şampiyonu Alman Julius Brink-Jonas Reckermann ikilisi ile karşılaşan millilerimiz çok iyi mücadele ettikleri maçta, tie-break setinde 16-14 yenilmekten kurtulamadı. İkinci maçında Letyonyalı Martins Plavins – Janis Semedins ikilisine yenilen takımımız, gruptaki son maçında İsviçreli Patrick Huescher-Sascha Heyer ikilisini mağlup etmesine rağmen turnuvaya veda etti.

Ağustos ayı sonlarında katıldığımız FIVB Dünya Turu’nun erkeklerde son iki ayağı olan Aland, Finlandiya ve The Hague, Hollanda turnuvalarında ise Selçuk Şekerci-Volkan Göğtepe ve Murat Giginoğlu-Hakan Göğtepe ikililerinden oluşan takımlarımız ön elemelerin ilk iki turlarında elenmekten kurtulamadılar. Fakat 1998’den beri ilk defa FIVB Dünya Turu’nun havasını koklamak takımlarımız adına iyi bir tecrübe oldu diyebiliriz.
2010 yılı Eylül ayı sonlarında ise iki tane başarılı turnuva geçirdik.

Üç aşamalı 2012 Londra Olimpiyatları elemelerinin ilk aşaması Alanya’da gerçekleşti. Ülkemiz ile Slovakya ve Avusturya’nın katıldığı maçlarda, Selçuk Şekerci-Volkan Göğtepe ve Murat Giginoğlu-Hakan Göğtepe ikililerinden oluşan Milli takımımız iki ülkeyi de geride bırakarak birincilik kürsüsüne çıktı ve bu sonuçla 2011 yılı Eylül ayında Kopenhag, Danimarka’da oynanacak Olimpiyat elemeleri ikinci aşamasına katılmaya hak kazandık. Yine Chennai, Hindistan’da oynadığımız FIVB C&S turnuvası bizler için gurur verici sonuçlanacaktı. İki Türk takımızın yarı finalde karşı karşıya geldiği turnuvadan Selçuk-Volkan ile 2.sırada, Murat-Hakan ile dördüncü sırada ayrılıyorduk.

Selçuk-Volkan’ın yurtdışında elde ettiği bu tecrübeler ve özverili çalışmaları onlara TVF Plaj Voleybolu Ligi 2010-2011 yılı şampiyonluğunu da getirdi dersek yanılmış olmayız.
2011 yılı Ocak ve Şubat aylarında kapalı kortlarda düzenlenen CEV C&S turnuvalarına da katıldık. Anapa, Rusya’daki turnuvada pek başarılı sonuçlar alamazken, Aalsmeer, Hollanda’da katıldığımız ayak Milli takımımız adına verimli geçti. İlk defa yurtdışında üç takımımızla birden ana tabloda yer aldığımız mücadelelerde, Selçuk-Volkan ile üçüncü olarak yine kürsüdeydik.

2011 yılı TVF Plaj Voleybolu Ligi’nin sona ermesiyle birlikte Milli takımımız Amerika sahillerinin yolunu tuttu. Oyuncularımız, 2010 yazında iflas eden AVP’nin yıllarca önemli ayaklarına ev sahipliği yapmış olan Huntingthon Beach, Hermosa Beach ve Long Beach gibi dünya plaj voleybolunun önemli merkezlerinde kamp yapma fırsatı buldular. FIVB  Dünya Turu’na katılan oyuncularla hazırlık maçları yaptılar. Yaklaşık birbuçuk ay yurt d
ışında geçirilen bu kamp süresi içinde FIVB Dünya Turu 2011 sezonu da başladı.

Milli Takımımız önce Nisan ayında Brezilya’nın başkenti Brasilia’da oynanan 2011 sezonu FIVB Dünya Turu’nun ilk ayağına katıldı. Bu turnuvada geçen sene oynadığımız FIVB ayaklarına nazaran daha başarılı bir şekilde, Selçuk-Volkan ile ön elemelerde son maça kadar gelmeyi başardık. Fakat ana tabloya kalma mücadelesinde bu ayağın geçen seneki üçüncüleri Brezilyalı Benjamin Insfran-Bruno Oscar Schmidt ikilisine yenilerek elendik. Bu ayakla ilgili önemli bir not da, 1993 ve 1995 yıllarında Roberto Lopes ile birlikte FIVB Dünya Turu şampiyonu olan Franco Neto’nun ilerlemiş yaşına rağmen (44) genç partneri Lipe Rodrugues ile birlikte ön elemlerden ana tabloya ulaşmasıydı. Franco-Lipe ikilisinin elemelerin ilk turunda tie-break ile biten mücadelede Murat-Hakan’ı yenmesi ve ardından da aynı gün içinde iki tane daha tie-break ile sonlanan maçla ana tabloya kalması bizlere profesyonel sporculuk adına önemli mesajlar veriyordu.

FIVB’de sezonun ikinci ayağı olan Şanghay, Çin’de Selçuk-Volkan ile yine ana tabloya kalma mücadelesi verdik. Bu kez de Fransız Kevin Ces-Andy Ces ikilisine 2-0 yeniliyorduk.
FIVB’de oynadığımız sezonun 3. ve 4. ayakları ise bizler için biraz daha hüzünlü geçti. Önce, Prag’da ana tabloya kalma maçını, Selçuk-Volkan ile ilk seti almamıza rağmen Rus Prokopiev-Semenov ikilisine 2-1 kaybettik. Ardından Selçuk-Volkan ile ilk kez bir FIVB Grand Slam ayağına katıldık. Pekin’de düzenlenen turnuvanın ön elemelerinde ilk maçımızda güçlü İspanyol takımı Inocencio Lario-Raul Mesa ikilisini 2-0 ‘la geçtik. Ana tabloya kalma maçımızda yine bizden tecrübeli bir takım karşısındaydık. 2007 yılının FIVB Dünya Şampiyonası ikincisi Rus Dmitri Barsouk ve yeni partneri Alexey Yutvalin karşısında, ilk seti almamıza rağmen mücadeleden 2-1 yenik ayrılarak ana tabloda oynama hayallerimzi bir başka FIVB ayağına bırakıyorduk.

Plaj voleybolumuzun uluslarası turnuvalardaki dünü ve bugününü özetlemeye çalıştığım bu yazımı hazırlarken aklıma Samuel Beckett’in sevdiğim bir sözü geldi:
‘Hep denedin, hep yenildin. Olsun, gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.’
Dünyanın en iyi takımlarının bile hemen hemen her turnuvada yenilebildiği plaj voleybolunda mücadeleye devam eden takımlarımızın en yakın zamanda FIVB Dünya Turu’nda, ana tabloda ve daha üst turlarda, daha iyi takımlar karşısında galibiyetler alacağına yürekten inanıyorum.

Mert Erkılavuz
Mimar
merterkilavuz@gmail.com

 


Haberi Paylaş