Bagnoli’nin ardından





İstanbul Büyükşehir Belediyesi karşısında izlediğimiz Fenerbahçe Grundig sezonun en iyi oyununu ortaya koydu. Öyle ki, ligde her takımı yenebilecek durumdaydı sarı lacivertliler.

Haldun Alagaş’ta maç izlemek

Gerçekten eziyet. Hele yılın en kısa günlerinin yaşandığı bir Pazar günü saat 17.30’da daha büyük eziyet. Saat 16.40. Ümraniye’de trafik insanı çıldırtıyor. Hava soğuk, 4 derece, sulu kar yağıyor. Ertesi gün çalışanlar erken kalkıp işe gidecek, öğrenciler ise okula. Pazar günü olduğu gibi en iyimser tahminle maç 19.00 sularında bitecek. O saatten sonra toplu taşımanın eziyet olduğu İstanbul’da o havada evine gidecek insanlar, işkence gibi. Sonra araştırma yapıyoruz neden voleybola ilgi yok, neden seyirciyi salona çekemiyoruz diye.
Salonun fiziki yapısı zaten kötü, yapacak birşey yok. En azından maç saati daha makul ayarlansa, biraz daha seyirciyi biraz daha az eziyet çekecek şekilde buluşturabilsek voleybolla, daha iyi olmaz mı?

Sadece pasör mü?

FB Grundig’in yeni pasörü Belçikalı Frank Depestele, Avrupalıların fabrikasyon üretim hedefiyle yetiştirdiği çok verimli bir oyuncu. Basit, hızlı ve file üzerinden fazla yükselmeyen paslarla oynatıyor. Fantaziye kaçmadan gereğini yapıyor. Takım arkadaşlarıyla uyumu henüz optimum seviyede değil. Mesela ortaya attığı metre ya da kısa paslar üst seviyede hücumlarla noktalanmıyor şu aşamada. Bunun en büyük sebebi, Depestele’in kariyeri boyunca oynadığı takımlardaki orta oyuncuların Türk oyunculara göre daha yüksek olması. Ancak voleybolcudan ziyade fiziğiyle bir güreşçiyi andıran Belçikalı pasör, yakın zamanda bu sorunu aşacak kadar yetenekli ve tecrübeli. Çok kötü bir servis tekniği var. Buna rağmen yüksek motorik becerisi ile o servisleri rakibin canını yakacak şekilde kullanabiliyor. FB Grundig’li oyuncuların İBB gibi üst düzey bir rakibe karşı bu kadar üstün bir hücum gücüyle oynaması, bazılarının zannettiği gibi sadece yeni pasörün maharetinden değil.

Bagnoli’nin ısrarı

Rusların Londra’da Olimpiyat şampiyonu olmasında inkar edilemez bir payı vardı İtalyan antrenörün. 1970’li yıllarda Dünya bu denli küçülmemişken voleybol denince akla başta Sovyetler Birliği olmak üzere eski doğu bloku ülkeleri ve onların uzak yoldaşı Küba gelirdi. Sovyetler uzun boy ve uzun kollu, Kübalılar ise müthiş atlet oyuncuları sayesinde dünyanın geri kalanından önde görünüyordu. Herşey, dikey düzlemde oynanan bir oyunun hücum ve blok kısmında rakiplerini ezmeye endekslenmişti. Ancak değişen kurallar, dünyanın küçülmesi, rakiplerin daha uzun ve daha atlet oyuncuları yetiştirmeye başlaması, taktiğin daha önemli hale gelmesi, makasın kısa sürede kapanmasına neden oldu. (Bkz. Alan savunması ve 3 sayı kuralı sonrası ABD ile diğerleri arasındaki farkın kapanması) Bunun neticesinde her iki voleybol ekolü de sıradan takımlar haline geldi. İşte böyle bir zamanda Rusya Milli takım antrenörlüğüne getirilen Daniele Bagnoli, Ruslara hızlı voleybol oynatma ısrarıyla büyük bir devrimin öncülerinden oldu. Bu devrimin ismi bilinmeyen kahramanları ise bir zamanlar hayal olan Rus takımlarındaki yabancı oyunculardı. İşte bu entegrasyonu sağlayan Rus takımları Avrupa’da hala ses getirebiliyor. Ancak kadın takımları söz konusu olduğunda aynı devinimin gerçekleştirilemediğini görüyoruz.
Bagnoli bu devrimi FB Grundig’e uyarlamaya kalktı, ancak başarılı olamadı. Zira gerek oyuncu yapısı ve Türkiye’deki voleybol kültürü henüz bu değişime hazır değildi. Bu tarz oyun şablonunu sahaya yansıtabilmek için alt yapıdan başlayarak belirli bir sistem içerisinde yetiştirmeniz lazım oyuncuları. Bunu iyi yapan Sırbistan-Karadağ, dünya voleybolunu şaşkına çevirmişti. Ancak o başarıların en büyük mimarı gibi görünen Sırp antrenör Zoran Gajic, aynı şeyi Arçelik’in başında denemiş, ancak hüsrana uğramıştı.

Taktiksel değişiklikler bir yana, beklenmedik şekilde geç gelerek Bagnoli’nin hayatının dengesini alt üst ettiği söylenen bebeği, üstüne üstlük bunun yeni geldiği bir ülkenin değişik kültür tarzına alışmakta getireceği zorluk, FB Grundig’in bu sezona felaket bir başlangıç yapmasına neden oldu. Oyuncuların çoğu huzursuz, antrenmanlar ve maçlar stres altında geçiyordu. Bu değişiklik için biraz geç kalındığı düşünülebilir. Ancak sezonun ilk yarısı yeni bitti. Önümüzde uygun bir hazırlık periyodu var. Son 4-5 sezonu düşündüğünüzde oturmuş kadrosu ile FB Grundig’in yeniden ayağa kalkıp zirveyi yakalamasına mani bir durum yok. Bazılarının Avrupa’dan elendi dediğini duyar gibiyim. O başlangıçtan sonra ne yaparsanız yapın, Avrupa’da daha fazla yoluna devam edemezdi sarı lacivertliler. Bu nedenle değişimin zamanı iyi sayılabilir.

Yeni antrenör gereksiz

Bagnoli’nin yardımcısı Fabio Soli, bu sezonu tamamlayabilecek kadar tanıdı takımı ve Türkiye’yi. Oyuncularla didişecek kadar palazlanması da söz konusu değil. Bu nedenle FB Grundig için antrenör arayışlarını gereksiz görüyorum. En azından bu sezon için. Zira gelen antrenörün uyum süresini atlatması, bu sezonun tamamıyla kaybedilmesi riskini beraberinde getirir.

İBB’nin şanssızlığı

İBB’yi eleştirmek gereksiz. Zira kötü oynamadı. Ancak karşısındaki takım öylesine organize bir voleybol sergiledi ki, ne yapsa olmadı. Sanırım İBB’nin şanssızlığı bu, Fenerbahçe ne zaman dibe vursa, İBB’yi yenerek ayağa kalkıyor ve bir daha arkasına bakmıyor. Genç ya da tecrübeli, ev sahibi takımın tüm oyuncuları zayıf kaldı filenin karşı tarafındaki rakip karşısında. Düşünün, genelde isabetsiz servis kullanan Leonel Marshall, maçın en fazla servis atan oyuncusu oldu. Ahmet Toçoğlu yıllardır oynamadığı kadar iyi oynadı ve Arçelik’teki günlerini hatırlattı. Ivan Milkovic sanki kariyerinin başında bir oyuncu gibiydi. Bu yüzden Nedim Özbey’in tüm hamleleri yetersiz kaldı. Kısaca İBB’nin gücü yetmedi.

Hakemler adına kötü hafta

Cumartesi oynanan Galatasaray Daikin-Vakıfbank maçında çok kötü bir yönetim vardı. Özellikle yardımcı hakem tüm salonu çileden çıkardı. Pazar günü oynanan maç görece daha kolaydı hakemler için. Ancak bu kadar kolay bir maçta bile çok göze batan hatalar yaptı İlhami Şenyurt-Temel Öneri ikilisi. Çİzgi hakemleriyle uyumsuzluk bir yana, FB Grundig hücumunda yerden seken topu devam ettirmesi, hakem ikilisinin tecrübesine yakışmadı.

Voleybol dolu günler dileğiyle,

Kayhan Kösem
kkayhan@hotmail.com
 



Haberi Paylaş