Beşiktaş’ın savaşçısı Dilara Bilge

3 sezondur Beşiktaş’ın yükünü taşıyan önemli bir isim Dilara Bilge. Siyah-beyazlı takımın kaptanlığını üstlenen başarılı sporcu ile sezon sonu bir araya geldik ve keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Umarım siz de bu güze röportajı ilgi ile okursunuz?

Voleybola nasıl başladın ilginç bir hikayesi var mı?
Ben de çoğu isim gibi okulda seçildim. Ama en son seçilenlerdendim. Çünkü o dönem aslında boyum o kadar da uzun değildi. Birkaç aşamadan geçtikten sonra Galatasaray alt yapısına girdim. Galatasaray forması ile bütün kategorilerde mücadele ettim.

Bu sezona bakacak olursak sezon başı yüksek bir ivme yakaladınız ve aslında bu pek de beklenmeyen bir şeydi. Play-Offlara kadar da oldukça iyi gittiniz. Sonrasında düşüş başladı. Sezonu nasıl değerlendiriyorsun?
Aslında hedefimiz takım oluşturulurken Avrupa Kupalarına kalmaktı. Normal sezon bitiminde istedigimiz yerde bitirdik. Fakat play off sureci ve öoncesi bizim izin oldukca zor gecti. Beklenilenden fazla sakat oyuncumuz oldu. Tam kadromuzla performans gösteremedik ve bu şanssızlıklarla kapatmış olduk sezonumuzu.

Genç oyuncuların çoğunlukta olduğu bir takımdınız. Onların performansını nasıl değerlendirirsin?
Takım kurulurken genç oyuncular ve Türk ve yabancı tecrübeli oyuncuların harmanlanmasına özellikle dikkat edildi. Amaç bir kolej havası yaratmaktı. Kamil hocamız zaten gençlerle çalışmayı çok seven ve isteyen bir isim. Bunu da açıkça genç arkadaşlara söyledi. Onlara sürekli şans vereceğini sezon boyunca da dile getirdi. Sezon boyunca gösterdikleri performansa bakacak olursak onların sergilediği mücadeleden herkes memnun kaldı. Çok güzel, tatlı iyi karakter hepsi. Sakatlıkların olduğu dönemde onlar için bir şans da oldu. Sahada kaldıkları süreler arttı. Bu da onların hanesine tecrübe olarak yazıldı.

Beşiktaş’ta 3 sezonu geride bıraktın. Takım kaptanlığı gibi sorumluluğu büyük de bir görevin var. Beşiktaş forması giymek nasıl bir duygu?
Beşiktaş büyük bir camia ve bu formayı giymek gurur verici bir şey. Dediğiniz gibi takım kaptanlığı gibi de bir görevim var. Bu konuda başta Kamil ağabey olmak üzere staffa teşekkür ediyorum. Eviniz gibi hissettiğiniz yerde açıkçası bu tür sorumluluklar ağır gelmiyor, severek isteyerek yapıyorsunuz. O yüzden burası artık benim evim gibi. 3. sezonum artık takım içinde düzeni rutini bildiği için beni bu konuma getirdiklerini düşünüyorum. Takım da benim işimi kolaylaştırıyor açıkçası. Çok güzel karakter hepsi gerçekten. Böyle bir takımla çalışmak her oyuncuya nasip olmaz.

Senin voleybol kariyerinde bir Japonya’ya serüvenin var. Orada oynadın. Nasıl bir süreçti?
Japonya’da oynadım 1 sene. Benim için zor bir deneyimdi açıkçası. Takımda tek yabancı olmak o kadar uzağa gitmek. İlk defa bu kadar uzak bir yere gitmiştim benim için tabii ki zordu ve ben oraya gidince fark ettim bu zorluğu. Fizyolojik ve psikolojik olarak ağır bir dönemdi. Buraya dönünce bayağı bir tazelenme ihtiyacı duydum.

Kariyerine baktığında hedeflediğin yerde misin?
Bazı insanlara baktığınızda bütün hayatları sadece spordur. Ben olabildiğince hayattan keyif almaya bakan bir insanım.

Bunun geçirdiğin trafik kazası ile bir bağlantısı var mı?
Hayatı her yönüyle yaşamaya çalışmak gibi. Evet ben 10 yıl önce trafik kazası geçirmiştim. O dönem insan dibe vurunca hayatta sadece spor olmadığını veya iş kariyer olmadığını anlıyorsunuz. Tabii ki bu söylediğim şey savsakladığınız anlamına gelmiyor, asla savsaklamıyorsunuz ama aileye de huzura da kendinizi mutlu edecek şeylere de zaman ayırmaya başlıyorsunuz. Ben olabildiğince hepsini bir arada götürmeye çalışıyorum çünkü yarının ne getireceğini bilmiyorum.

Kazanın izlerini hala yaşıyor gibisin?
Mental olarak unutamıyorsun, bir fizyoterapist bedenin de unutmadığını söylemişti. Ben ameliyata girmeden önce bana topal kalabileceğim söylendi. Ameliyat çok başarılı geçti. Başka bir spor branşı olsaydı bire bir temasın olduğu zaten dönemezdim. Arada bir file olduğu için şansım oldu. Dönebildiğim için hala süper ligde voleybol oynayabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

Japonya’dan bahsettik ‘zorlandım’ dedin. Mesela şimdi gitsen yine zorlanır mıydın?
Kesinlikle zorlanman. Tabii farklı bir kültüre gidiyorsunuz adaptasyon süreci olur ama 23 yaşında ilk gittiğim zamanki kadar zor olacağını sanmıyorum. Biz burada Avrupa voleybolu oynuyoruz çalıştığımız maksimum saat 4- 4.5 saat. Orada 7-8 saat çalışıyorsunuz. Tempo çok yüksek. Beslenmeyle ilgili hiç sıkıntı yok, mesela bana herkes aç kalırsın dedi ben 5 kilo alıp geldim. Japon mutfağına bayılıyorum. Tekrar olsa denerim yani.

Geçen yaz yenilenen bir Milli Takım gördük. Sen Milli Takım için neler söylersin?
Ben Milli Takımın bir süreç içinde olduğunu biraz zamana ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Birlikte oynayacaklar, antrenman yapacaklar ve birbirlerine lışacaklar. Bunun için de biraz zamana ihtiyaçları var. Böyle genç bir kadro olunca hemen başarı beklemek saçma olur. Bizim genç ekiplerimize baktığınız zaman her zaman Milli Takımlar düzeyinde ses getirmiş kadrolar. Milli Takımı hak eden, yakışan oyuncular olduğunu düşünüyorum. Ben kısa bir süre sonra diğer ülke takımlarına kök söktüreceklerine inanıyorum. Bunun sinyalini zaten verdiler. Guidetti ile birlikte çalışıyorlar ister istemez gelişecekler ve iyi olacaklar. Ben bu ekipten çok güzel başarılar izleyeceğimizi düşünüyorum.

Voleybol dışında sosyal zamanımı da iyi değerlendiriyorum dedin. Neler yaparsın?
Konser, tiyatro sergiler böyle aktiviteleri severim. Arkadaşlarımla olmayı onlarla vakit geçirmeyi severim. Evdeysem dizi yabancı dizileri seyrediyorum.

Kitaplarla aran nasıl?
Kitap kobo bağımlısı oldum elime kağıt almaktansa onları büyüterek okumayı tercih ediyorum. Bu aralar kişisel gelişim kitaplarına sarmış vaziyetteyim.

Özel bir yazar var mı?
Ahmet Ümit seviyorum. Vazgeçilmezim diye bilirim.

Voleybolcu olmasaydın ne olmak isterdin?
Voleybolcu olmasaydım boyum biraz kısa olsaydı kesin tiyatrocu olmak isterdim.

Yeteneğin olduğunu düşünüyorsun?
Arkadaşlarım olduğunu söylüyorlar. Taklit filan değil de öyle bir yeteneğim olduğuna inanıyorum. Ya da fotoğrafçılık yapabilirdim.

Mutfakla aran nasıl? Yapmasını sevenlerden mi, yoksa yemesini sevenlerden misin?
Ben hap dönemini bekliyorum. Bir hapla alman gereken tüm besinleri alabileceğin dönem gelsin artık. Sevdiğim şeyleri çok güzel yerim. Mesela tavuğum, bulgurum haşlanmış sebzem onları yerim ama kesinlikle bu beni mutlu etmiyor. Yaptığım işe sadakatten dolayı bunları yiyorum. Bu son iki yıldır ambalajlı ürünleri kestim. Spor yapıyorum diye artık yemiyorum sağlığıma dikkat ediyorum. Bunu vücudum da hissetti. Yağ olanım düştü daha az hastalanır oldum. Bunları görmeye başladıkça bu daha çok hoşuma gitti ve devam ediyorum. Yapma kısmına gelince bir pişirici alıyorsunuz en altına tavuklar üstüne pilav onu üstüne haşlanmak üzere sebzeleri koyuyorsunuz ve siz duştan çıkana kadar o pişiyor. Benim yemeği yapmaya sabrım yok açıkçası o yüzden yemek yapmayı pek sevmiyorum.

Bayanlar Ligine geri dönersek, yukardakiler ortadakiler ve alttakiler diye bir süredir devam eden düzen var. Sen Ligi nasıl değerlendiriyorsun?
Kesinlikle bütçe farkı diye bir şey var bunu görmezden gelemeyiz. Eczacıbaşı ve VakıfBank’ın bütçesiyle Halkbank’ın Nilüferin Aydın’ın bütçeleri çok farklı. Aralarda uçurum oluyor açıkçası. Tabii olmaz diye bir şey yok. Ben Galatasaray’da oynadığım dönem Gökhan Edman’ın olduğu sene biz 8. sıradaydık ve VakıfBank 1. sırada bitirmşti sezonu. Giovanni’nin ilk geldiği sene. Biz onları elemiştik. Tamam bu ekstrem bir durumdu. Ama olmayacak diye de bir durum yok. Her şeyden önce hiçbir oyuncu sahaya yenilmek için çıkmaz herkes kendi kariyeri kendi voleybolu için mücadele verir. Ama şu bir gerçek ki bütçeler fark yaratıyor.

Düzen nasıl değişir?
Voleybolun daha ses getirdiği bir ülkede düzen tabii ki değişir. Daha fazla para, daha fazla sponsor daha fazla izleyicinin olduğu bir voleybolda düzen değişir. O zaman işte 12 takımın 12’si de kafa kafaya oynar. Türkiye’deki futbol ve basketbol hegemonyasını kırmak lazım. Aslında kadın voleybol en başarılı branş. Bunun için biraz daha fazla reklama ihtiyacımız var bence.

Voleybol oynamak isteyen gençlere neler söylemek istersin?
Onların içinde istek varsa bu mükemmel bir şey. Bunun dışında ailelere de çok iş düşüyor. Onların destek vermeleri teşvik etmeleri gerekli. Sadece voleybol için konuşmuyorum aileler çocuklarını spora teşvik etmeli. Çünkü çocuk sporda aldığı disiplini hayatı boyunca kullanacak. Onun eğitim hayatını kariyerini, hayat kalitesinde bu disiplin büyük önem arz edecek. Takım sporu olursa çok daha güzel olur tabii. Bu yüzden öncelikse sporu aşılamaları gerekiyor. İsterim ki ben her çocuk voleybol oynasın. Çünkü bizim aşkımız, sevgimiz bu branşa. Ailenin desteği var, çocuk istiyor her şey tamam bunların yanında biraz sabır biraz da çalışma isteği olması lazım. Çok çalışmaları gerekiyor. İyi antrenöre de denk gelirlerse çok güzel olur. Antrenörlerin de çok anlayışlı ve teşvik etmesi gerekiyor bu genç arkadaşları.

Senin ailen sana destek oldu mu?
Benim ailem bana çok destek oldu. Ben voleybol oynayacağım dedim tamam dediler oynamayacağım dedim yine tamam dediler sonra yeniden oynamak istediğimi söyledim ne istiyorsan onu yap biz arkandayız dediler ve arkamda olduklarını da her zaman hissettirdiler. Onlara çok şey borçluyum. Onlar her kararımda çok destek oldular. Bazen derslerim kötü olduğunda yapabilirsin dediler ve başardım. Onların desteği çok önemli gerçekten.

Son olarak Beşiktaş taraftarı için ne söylemek istersin?
Bizim maçlarımıza gelen kemik bir Beşiktaş taraftarı var. Onlara her maçta yanımızda oldukları için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar. Ama keşke bu sayıyı yeni sezonda arttırabilsek. Çünkü biz onlarla var oluyoruz onlarla büyüyoruz sahada. Onların sesi bizim kuvvetimiz oluyor. Bu bizim için avantaj karşı taraf için dezavantaj oluyor. O yüzden keşke bu sayı çoğalsa.


Haberi Paylaş