Bu sezon finalleri oynayan değil kazanan bir Galatasaray olmak istiyoruz

Galatasaray ve Milli Takımımızın tecrübeli pasörü Selçuk Keskin ile Avrupa Şampiyonası öncesi bir araya geldik. Geçen sezon yaşananlar, yeni sezon ile ilgili görüşlerini aldığımız Keskin, bu sene seyirciye finalleri oynayan değil kazanan bir Galatasaray izlettireceklerini söyledi.

Geçen sezondan başlayalım nasıl geçti sizin açınızdan geçen sezon?
Geçen sezona başlamadan önce çok sıkı bir hazırlık dönemi geçirdik ama hazırlık maçlarında üst üste mağlubiyetler aldık. Tabii ki bu süreci yaşamamız gerekiyordu, ama bunların sonucunda da lige çok iyi başladık ve 5’te 5 yaptık. Kimse bizden beklemiyordu. Justin Duff katıldı o da büyük katkı sağladı. İlk yarıyı çok iyi bitirdik. Sonra Oleg Antonov geldi ve hem ligde hem Avrupa’da hem de Türkiye Kupası’nda güzel bir sezon geçirdik. Belki kupa kazanamadık ama her kulvarda sonuna kadar mücadele eden keyifli bir sezon oldu.

Kupalar dedin ikisini de finalde kaybettiniz. Avrupa Kupası’ndan başlayalım. Muhteşem bir başlangıç yaptınız ve taraflı tarafsız herkesi heyecanlandırdınız. Ama sonra düşüş oldu ne oldu da kupaya uzanamadık?
İtalyan ekibi Trentino’ya arşı oynadık. Son dünya kulüpler şampiyonu olan bir takım. Takımlarına çok iyi transferler yaptılar normalde Şampiyonlar Ligi şampiyonu olabilecek bir takım ama geçen sene ligdeki durumundan dolayı CEV Kupası’nda oynadılar. Aslında çok güçlü bir ekip. Biz ilk maçı 3-0 İtalya’da kaybettik. Ama burada taraftarımızla inanılmaz güzel bir ortam vardı. Başkanlarımız buradaydı. Taraftarımız zaten inanılmaz güzeldi ve o bizi çok motive etti. Final maçında çok iyi bir oyun ortaya koyduk. İlk iki set mükemmeldi. Ama şimdi karşı takımın 12 tane starı var biz de çok iyi takım oyunu oynuyoruz. Tabii ki onları durdurduk başka oyuncuları girdi. 2 seti aldıktan sonra biraz düşüş yaşadık. Tecrübesizlik mi diyeyim oradan maçı verdik.

Karşı takımın ismi baskı oluşturdu mu üzerinizde?
Muhakkak oluşturuyor. Trentino’nun dediğim gibi çok iyi bir kadrosu var. İtalya’nın sayılı takımlarından bir tanesi. Dünya’nın en iyi takımı olmuştu geçen yaz. Onun bir baskısı vardı ama hiçbir şeyin imkansız olmadığını gördük. 2 set aldık oraya kadar getirdik turu da geçebilirdik ama işte tecrübesizlik.

2. Setten sonra ne oldu oyun içinde?
Onların pasör çaprazlarını ve 4 numaraları Amerika’nın en iyi oyuncusu MVP’si onu durdurduk ama başka oyuncuları girdi. İkinci pasör çaprazları çok iyi oynadı. Kovacevic sonradan çok iyi oynadı onların ekstra performansına çözüm üretemedik. 2-2 olunca finali kaybetmiştik. Gardımızda düştü. Geri dönüp bakınca o taraftar o atmosfer şampiyonluğu sonuna kadar hak etti.

Hayatında unutamadığın maç desem bu final ilk sıraya yerleşti mi?
Unutamadığım çok maç var ama Trentino finalinden önceki Kemerova maçı Galatasaray’da oynadığım en iyi maçtı diyebilirim. Kemerova da çok güçlü bir ekip. Rusya’nın en güçlü ekiplerinden bir tanesi. Hatta Şampiyonlar Ligi şampiyonu olan Zenit Kazan’ı 3-0 deplasmanda yenmiş bir ekip. Biz o ekibi eledik. O inanılmaz bir keyifti. O maçı ömrüm boyunca unutmam herhalde. Orada 3-1 kaybettik. Burada altın setle galip geldik. O maçta Trentino maçından daha büyük keyif aldım diyebilirim.

SON YILLARIN EN GÜZEL FİNALİ OLDU

Bir de kupa finali var. Fenerbahçe’yle oynadınız.
Son yılların en güzel finali oldu bence. Çünkü Malatya’da hem taraftarlar mükemmeldi hem fair-play çerçevesi içinde geçti. Fenerbahçe de çok güçlü rakipleri yenerek geldi finale. Biz de keza güçlü takımları geçerek finale çıktık. Finalde iki takımda üst üste maçlar oynadığı için, üçer maç oynamıştık, yorgunluk vardı ama o salon atmosferi muhteşemdi. Fenerbahçe 2-0 öne geçti onsan sonra 2-2 yapınca ivme bize döndü ama bizden saha iyi servis attılar son periyotta. Bizden daha iyi servis attıkları için de voleybolda biliyorsunuz iyi servis atan fark yaratıyor ve bence hem derbiye hem finale yakışan bir mücadele oldu. Gülen taraf onlar oldu biz de finale kaldık. Kupayı almayı çok istiyorduk ama olmadı. İnşallah bir daha ki sedef kazanan biz olacağız.

BİZDEN BEKLENENİN ÜSTÜNE ÇIKTIK AMA GALATASARAY’IN OLMASI GEREKEN YERİN ALTINDA KALDIK

Her sene takım kurulurken tabii ki herkes şampiyon olmak istiyor ama bütçe, kadro yapısal sorunlar bir etken oluyor hedefe ulaşmak için. Galatasaray geçen sezon hedeflediği her şeye ulaştı mı?
Tabii ki bu hedefler konuşurken, yöneticilerimiz antrenörümüz Nedim abi onlar konuşurlar ve hedefleri belirlerler. Avrupa’da ilk 4’e kalmak Türkiye’de Avrupa Kupaları’nı garantilemek gibi. Tabii oyuncu seçimlerine bütçelerine bakılarak konuşulur bunlar. Benim şahsi olarak her kupada her zaman hangi takımda olursa olsun her zaman şampiyonluk. Zaten bunu takım arkadaşlarıma da empoze etmeye çalıştım her zaman. Tabii ki bu takım oyunu en başından en sonuna kadar herkes buna inanırsa gidebileceği yere kadar her maça savaşarak, mücadele ederek sonuna kadar giderse istediği yerlerin üzerine de çıkabilir. Geçen sezon şampiyonlukları kaçırdık ama sezon başında insanlara sorulsaydı Galatasaray ne olur diye ilk 4’e kalamaya bilir play-off’a girer gibi söylemler olabilirdi ama biz bizden beklenilenin üstüne çıktık ama Galatasaray’ın olması gerenin altında kaldık. Tabii ki finalleri oynamak çok güzel ama finalleri kazanmak daha güzel. İnşallah finalleri oynayan değil bu sezon finalleri kazanan bir Galatasaray olmak için çok fazla kazanacağız.

Ligde final niye olmadı?
İlk 4’e kaldıktan sonra Avrupa’yı garantiledik hem Türkiye Kupası hem Avrupa Kupası periyot çok yoğun geçti. Türkiye Kupası’ndan hemen sonra döndük dinlenmeye fırsat olmadan İtalya’ya gittik döndük hemen derbi maça çıktık tekrar İtalyanlarla oynadık çok yoğun geçti. Sezon sonuna doğru yorgunluk sakatlıklar oldu. İlk turu çok güzel geçtik. Takımda da bunu konuşuyorduk Arkas senelerdir hep üst seviyede oynayan final oynayan Şampiyonlar Ligi oynayan galibiyet alamıyorlar belki ama hep o seviyede üst düzey maçlar yapıyorlar. Bizim kadromuzda da çok fazla genç Galatasaray alt yapısından gelen oyuncular var. Bazen yapmak istediğimiz şeyleri yapamıyoruz. Arkas’ın ilk maçının çok önemli olduğunu biliyorduk ama bize karşı çok iyi hazırlanmışlar bize karşı inanılmaz iyi oynadılar. Kendi evimizde bu sezon en kötü mağlubiyeti aldık. 3-0 yendiler bizi. Yüzde yüz hazır geldiler play-off’a. Biz onlar kadar hazır değildik diye düşünüyorum. Kendi evimizde yenebileceğimizi düşünüyorduk ama çok diri çok iyi oynayan oraları çok iyi oynamış senelerdir finale kalmış, kazanmayı alışkanlık haline getirmiş bir Arkas’la oynadık. O yüzden kaybettik ilk maçı o bizi bayağ yıprattı ama İzmir’deki maçta gerçek Galatasaray ruhuna büründük ve 2-2’ye getirdik. 5. Seti kötü oynadık. Geçen sene takım çok iyi oynadı ama kaybettiğimiz tüm maçları 3-2 kaybettik. Ufak hatalarla kaybettik. Bunu değiştirip bu sene kazanan olmalıyız.

Fenerbahçe’nin aldığı şampiyonluğu nasıl değerlendireceksin.
Fenerbahçe 2-0 öne geçti Arkas evine oynadığı maçlarda yakaladı. Çok güzel bir seri seyrettirdiler bize. Fenerbahçe hak etti ama Arkas kazansa da aynı şeyi söylerdim. Ben iki takım arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum. Türkiye Ligi’nin ne kadar üst düzeye çıktığını da gözler önüne serdiler.

Efeler Ligi’ne baktığımız zaman son yıllarda entresan sonuçlarında alındığı bir lig oluyor. Sen Efeler Ligi’ni nasıl değerlendiriyorsun?
Erkek Ligi’nde de artık takımlar çok kuvvetlendi. En aşağıdaki takımlarla en yukarıdaki takımlar arasında fark kalmadı. Artık bütün deplasmanlar zor geçiyor. Kendi sahanızda oynadığınızda bir nebze avantaj sağlayabiliyorsunuz ama deplasmanlar zorlu geçiyor. Geçen sene bizim en büyük puan kayıplarımız bizden daha aşağıdaki takımlarla deplasmanda oynadığımız maçlarda kaybettiğimiz puanlar oldu. Bu tarz maçlarda 6-7 puan kaybettik onları alsaydık belki ligi lider bitirip daha iyi yerlere gelebilecektik. Ligden düşen Kula’ya bile iki kere 3-2 oynadık. Bu da demek oluyor ki hiçbir maç oynamadan kazanılmıyor. Bu da gösteriyor ki erkekler liginde seviye çok yükseldi.

Yaz nasıl geçti senin için?
Ben lig biter bitmez ben genç arkadaşlarıma da bunu öneriyorum kendimde uyguluyorum bir sonraki sezonun hazırlıklarına hemen başlıyorum. Fiziksel olarak eksiklerimi giderici antrenmanlarla başladım bol bol fitness çalıştım. Tatillerimi de yaptım. Zaten Milli takım başladı ve kampa dahil oldum. Yaz da çalışarak geçti diyebilirim.

Milli Takımdan da bahsedelim. Yeniden yapılanan bir Milli Takım. Neler söyleyeceksin?
Genç dinamik ve bence voleybolu bilen bir Milli Takım kuruldu. Biz de onlara abilik yapalım diye Nedim Hoca tarafından görevlendirildik. Birinci ligde 20. Senemi tamamladım geçen sene. Çok kapasiteli gençler var ligde. Kendi takımlarında da şans buluyorlar. Avrupa’da oynuyorlar ve tecrübeleniyorlar.

Avrupa Şampiyonası için neler söylemek istersin?
Güzel bir ekip olduk. Deminde dediğim gibi voleybolu bilen dinamik bir ekibiz. Orada sahaya enerjimizi yansıtıp iyi mücadele edeceğiz. Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Pasör olmak isteyenlere nasıl bir tavsiyen olur?
Pasörlük çok özel bir mevkii her şeyden önce. Genç pasörlere de elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. Fenerbahçe’deyken Oğulcan’a yardımlarım oldu. Geçen sene Muzaffer’le hem oda hem takım arkadaşıydık. Onlara tecrübelerimi yansıtmaya çalışıyorum. Kendi kızım da voleybola başladı. O da pasör olmak istiyor. Ben buradan şunları söyleyebilirim çok severek yapsınlar işlerini yapsınlar. Pasörlük sadece saha içinde değil saha dışında da takım arkadaşlarınla iletişimin çok önemli. Çünkü pasör bütün rallilerde topa dokunan oyuncu o yüzden hem teknik heyet hem oyuncular ile bağlantısının olması gerekiyor. Pasörlük için en önemli şeyin bu olduğunu düşünüyorum.

Hüseyin Koç’un pasör senin smaçör oldğun bir dönem var. Neden pasörlüğü seçtin sonradan?
En iyi smaçör plaketim bile var benim. 2. Lig’den 1. Lig’e çıktığımız yıl. Pasörümüz sevdiğim bir ağabeyimiz Hüseyin Koç’tu. Sağ olsun bütün topları bana atıyordu ben de öldürüyordum. Biz 1. Çıkmıştık, Erdemir de 2. Çıkmıştı lige. Orada ben pasör çaprazıydım. Voleybola 4 numara olarak başladım. Orta oyuncu olarak da oynadım. Pasör çaprazı olarak devam etmek isterdim açıkçası atak yapmayı da seviyorum. Neden pasörlüğü seçtiğime gelince 1. Lig’e çıktığımız sene Hüseyin ağabey Ziraat Bankasına transfer olmuştu, biz de şimdiki adıyla Efeler Ligi’ne yükselmiştik ve fiziki kapasitem boyum kısa olduğu için çok fazla o seviyede ileriye götüremeyeceğim için Orhan Yavuz hocam beni pasöre aldı. Bana güvenerek beni 1. Lig’de pasör oynatmaya başladı. Bu da aslında kimsenin cesaret edemeyeceği bir şeydi. Ona da buradan emekleri için teşekkür ederiz. Çok fazla pasör yetiştirdi oğlu Burak Yavuz’u, Hüseyin Koç’u beni. 3 sene Çankaya Belediyesi’nde pasör oynadım ve sonra bir çıkış yakaladım. Beni voleybola başlatan da kendisidir. Ona çok teşekkür ederim emekleri için.

*Galatasaray taraftarı için neler söylersin?
Galatasaray taraftarı mükemmel. Sezon başında çok fazla taraftar gelmiyordu ama biz başarılı oldukça salonu doldurmaya başladılar. Türkiye Kupası finali olsun Avrupa Kupası finali olsun o taraftarı hiçbir zaman unutamam. O taraftarla biz az kalsın Trentino’yu yeniyorduk. Mükemmeldi diyebilirim. Onlar için oynuyoruz o arma için oynuyoruz. Başkanımız Mustafa Cengiz Avrupa kupası mücadelesi sırasında bizi hiç yalnız bırakmadı Okan Böke o da aynı şekilde. Kulüp başkanları yoğunluklarından dolayı çok fazla maçlara gelemiyor ama Mustafa Cengiz sağ olsun Malatya’ya bile geldi. O yüzden onlara da ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Yurtdışına hiç çıkmayı düşündün mü? Hiç teklif geldi mi?
Arkas’ta oynarken, Rusya’dan teklif gelmişti. O zaman şimdiki vizyonumuz yoktu. Yönlendirme yapacak kimse yoktu. Açıkçası cesaret edemedim. Yeni evlenmiştim o an öyle bir cesaretim yoktu. Ama şimdiki aklım olsa mutlaka Rusya Ligi, İtalya Ligi’nde oynamak isterdim. Rusya Ligi çok zor bir lig. Rusya’ya deplasmanlara gittiğimizde görüyoruz. Çok kaliteli üst düzey oyuncular da oynuyor. Daha çok Rusya Ligi’nde oynamayı isterdim.

Nedim Özbey çok tecrübeli bir antrenör mutlaka size katkıları vardır. Hem A Milli Takım’da hem ligde antrenörün neler söylersin onunla ilgili?Nedim ağabey buraya gelmemi isteyen en önemli faktör. Benim nasıl bir Galatasaraylı olduğumu biliyor. O da koyu bir Galatasaraylı. Onun emeği bende çok büyük. Birlikte daha güçlü olduk Galatasaray’da. Kendimi onunla çalıştığım için şanslı görüyorum. Hem senelerce birlikte A Milli Takım forması terlettik ve terletiyoruz. Gelişimimizde katkısı büyüktür. Bize hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösterir. Hemen hemen Türkiye’deki bütün oyunculara dokunmuştur. Ona kendi adıma çok teşekkür ediyorum.

Her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır derler. Sen eşinle de uzun zamandır birliktesin. Onun için neler söyleyeceksin. Sana nasıl destek olur?
Eşimden önce kızımı söyleyeceğim. Naz 12 yaşında. Hem voleybol oynuyor, hem yakından takip ediyor. Voleybolu çok seviyor. En başta yanımda kızım var sonra eşim var. Artık yerler değişti. Şaka bir yana bütün ailem hem eşim hem kızım bana çok fazla destek oluyor. Bütün yaşantımızı benim işime göre ayarlıyoruz. Bu da aslında çok fazla özveri demek ve onlar gerçekten bunu yapıyor. Beslenmemizden uyumama kadar her şeyimle bana destek oluyorlar. Benim emeğim yüzde 50 ise onlarında desteği dışarda yüzde 50’dir. Takım olarak çalışıyoruz. Sağ olsunlar başarımda çok fazla emekleri var. Ben onlar olmasa bu yerlere gelemezdim bunu tüm yüreğimle söylüyorum. Kızıma, eşime, anneme, kayınvalideme tüm aileme teşekkür ederim.

Kızın için voleybola başladı dedin. Onu ilerde nerede göre biliriz ?
Galatasaray alt yapısında midi kızlarda başladı oynamaya. Voleybolu seviyor. Sporun içinde kalmasını çok isterim. Sporun bir yaşam tarzı olmasını isterim. Her zaman spor yapmasını isterim. Tabii voleybolcu olmasını isterim. Beraber antrenmanlara da başladık. İnşallah voleybolcu olur.


Haberi Paylaş