Çekirge kaç kez sıçrar?

Eczacıbaşı Vitra ile Vakıfbank arasında oynanan final serisinin 4.maçı, sezonu şampiyonlukla noktalayacak takımın daha iyi oynayan değil, daha az hata yapan olacağını gösterdi sevgili voleybol severler.

Kaos voleybolunun kazananı Eczacıbaşı VitrA

Maçın sonundaki sayı skoru 104-102. Takımlar birbirine bu denli yakın sayı ürettiği noktada özellikle ilk iki set skorunun farklı çıkması, sahada doğruları uygulayan tarafın bir türlü istikrarı bulamamasından kaynaklandı. Maça mükemmel servislerle başlayan ev sahibi takım, filenin 2-3 santimetre üzerinden uçan yere paralel servislerle Vakıfbank pasörü Cansu Özbay’ı fileden uzak tuttu sürekli. Böyle olunca da sarı siyahlıların köşe oyuncuları gerektiği gibi giremedi maça. Zhu Ting-Kelsey Robinson-Ebrar Karakurt üçlüsü toplamda %21 (6/29) gibi üst düzey voleybolda felaket olarak adlandırılabilecek bir performansa imza attı. Vakıfbank’ın en önemli skor opsiyonu olan Çinli smaçörün yalnızca %8 (1/12) ile top öldürmesi ise yılın olayı sayılabilecek bir rakamı işaret ediyordu. Konuk takımın ilk set ayakta kalan tek ismi olan Kübra Çalışkan ise, Milena Rasic ve Zehra Güneş’in de (toplamda %0 – 0/5) yokları oynadığı sette takımına deva olamadı. 2.maçın 2.setinden itibaren servis temposunu yükselterek rakibini mağlup eden Vakıfbank, dünkü maçın açılış setinde servis de atamadı istediği gibi. Böyle olunca da iyi manşet alamamasına rağmen Jordan Larson öncülüğünde “garanti” hücum eden Eczacıbaşı Vitra, şampiyonluk yolunda ilk umudunu bulmuş oldu.

İkinci sette ise işler tamamen tersine döndü. Ortayı adeta unutup (Ortadan toplamda %6 – 2/32) köşe oyunculara yaslandıkça yaslanan Vakıfbank, Ting’in uyanmasıyla (%75 – 9/12) oyunu domine etmeye başladı. Çinli süper yıldıza Robinson’ın (%43 – 6/14) da katılması, Simge Aköz haricinde defansta dökülen turuncu beyazlıların ayarını bozdu adeta. İlk sette attığı servisleri de unutan Ayazağa ekibi, daha iyi manşet almasına rağmen -pas tercihlerinin de etkisiyle- daha zayıf hücum edince, sarı siyahlıların seti farklı kazanmak adına ortaya ihtiyacı dahi kalmadı.

Son 3 sette ise adeta kaos voleybolu vardı sahada. Tahmin edebileceğiniz üzere her olumsuz deneme sonrasında Gamze Kılıç Tijana Boskovic’i ararken Cansu Özbay Ting’i buluyordu sahada. 4. ve 5.setlerde Sırp yıldız toplam hücumun %51’ine (29/57) imza atarken Çinli smaçör %55 (30/55) gibi inanılması güç bir oran yakaladı. Ting’e göre stresi yüksek kritik anlarda daha etkili hücum eden Boskovic, bu iki sette ürettiği 13 sayı ile takımını galibiyete taşıyan isim oldu. Boskovic-Ting mücadelesinin yaşandığı son iki sette 9 sayıda kalan Çinli yıldız ise Vakıfbank’ın bu çarpık voleybol anlayışının kurbanı oldu. Zira Boskovic’in Ting’e göre en büyük avantajı, Larson – Kim ikilisinin Robinson – Karakurt (Chiara Di Lulio) tandemine göre rakip için daha büyük tehdit oluşturması.

Vakıfbank’ın böyle bir durumda düşmemesi gereken bir tuzaktı tek oyuncu üzerinde oynamak. Zira son şampiyon, bu tarz kritik durumları hep takım oyunuyla aşardı. Ancak Novara maçıyla başlayan düşüşün getirdiği psikolojik baskı, İtalya’da oynanan altın sette 14:12 önde iken yapılan yanlışı bir kez daha gözler önüne serdi. Diğer tüm oyuncular manşet-blok-defans üzerine yoğunlaştı ve hücum sadece Ting’in eline kaldı. Böyle olunca da yüklendiği aşırı stresi kaldıramayan Çinli süper yıldız, tıpkı Novara maçında olduğu gibi son anları hata ile noktaladı ve Vakıfbank maçı kaybetti.

Halbuki konuk takımın rakibine en büyük artısı, orta oyuncularının Özbay ile olan uyumuydu. Bu uyum sonucunda Çalışkan 2 numaraya tek ayak, Zehra Güneş ise setin sonlarında gelen kurşun pasa mükemmel hücumlar yaparak takımına sayılar kazandırmıştı. Ancak bunu genele yaymaktan imtina eden Özbay, uygun manşetlerde dahi köşelere döndü ve Vakıfbank kaos voleybolunun kaybedeni oldu.

Şu çekirge hikayesi

Oynayan değil oynatmayan kazanıyor. Ting-Boskovic tombala oynar misali takımının kaderini belirliyor. Bu şartlar altında Pazar günü oynanacak final maçı ne olur diye insan düşünmeden edemiyor. Her iki takımın yanlışları akla gelince “Bu çekirge kaç kere sıçrar?” sorusu akla geliyor.

Hiç şüphe yok ki yukarıda yazılı hataları daha az yapan kazanacak. Yapılması gereken ise Eczacıbaşı Vitra adına servis ritmini maçın geneline yaymak ve orta oyuncuları daha fazla devreye sokmak.

Vakıfbank ise rakibinin oyun sistemini denemekten vazgeçerek kendi oyun formasyonuna dönmeli. Her oyuncudan benzer şekilde yararlanıp Ting’i mümkün olduğunca az yormalı.

Dünkü maçın son 3 setinde Eczacıbaşı Vitra ortadan %4 (4/95) ile oynadı ve buradan sadece 1 sayı çıkarabildi. Vakıfbank ise %12 ile oynayarak 6 sayı buldu. Yani ortadan oynamak Vakıfbank’ın olmazsa olmazı. Eczacıbaşı Vitra ise ortadan oynamadığı zaman rakibini de oynatmamak zorunda. İşte kaos dediğimiz voleybolun temeli burada yatıyor. Köşe gücü ve tecrübesi rakibine oranla düşük olan sarı siyahlıların servisi çok sertleştirmese bile sürekli köşelere yüklenen rakip oyunculara tedbir alma şansı daha yüksek. Gizem Örge Güner’in yanı sıra Robinson gibi bir defans gücüne sahip Vakıfbank, akan oyunda hata yapmadığı takdirde rakibinden bir adım öne geçer. Dünkü gibi orta oyuncuları yok sayan bir Eczacıbaşı Vitra ise bu oyunu devam ettirdiği takdirde etkili servis atamadığı anlarda rakibi yanlış oynasa bile ölüp ölüp dirilir. Maçın genelinde Eczacıbaşı Vitra servis ve hücum hatalarından rakibe 20 sayı verirken Vakıfbank’ta bu sayı 27 idi. Takımların Pazar günü oynanacak maça hazırlanırken bu rakamları irdelemelerinde de yarar var.

İki isim göze battı

Turuncu beyazlılarda Büşra Kılıçlı blok, Simge Aköz ise defanstaki performansı ile takımını yukarıya taşıyan isimlerdi. Kılıçlı’yı öne çıkaran 5 setlik maçta ürettiği 3 blok sayısı değildi elbet. Tecrübeli orta oyuncu çok kritik yerlerde Ting’in hücumlarını yavaşlatarak takımına defanstan sayı çıkarma imkanı sağladı. Fileye yakın gelen topları blok üzerinde sayıya dönüştüren Çinli süper yıldız, çok kritik anlarda Kılıçlı’nın iyi zamanlaması ve el koordinasyonuna takıldı.

Aköz ise maç genelinde çok iyi defans yaptı. Takım arkadaşlarının nerede duracağını şaşırdığı anlarda iyi yer tuttu ve topu oyuna döndürdü. Hele son setin en kritik yerinde Ting’in bloktan kaçtığı topu çıkarması, jeneriklik bir hareketti. Eczacıbaşı Vitra maçı belki de defanstan çıkan bu topla kazandı.

Kupa neden yok?

Dünkü maçı Vakıfbank kazansa şampiyonluğunu ilan edecekti. Ancak salonda kupa yoktu. Geçtiğimiz senelerde (ve diğer branşlardaki final mücadelelerinde) serinin sonlanma ihtimali olunca kupa da salondaki yerini alırdı. Ancak bu uygulama dün yoktu her nedense.

Kupa salona getirilse, henüz şampiyonluk ihtimali bitmemiş olan Eczacıbaşı Vitra üzerinde olumsuz bir etkisi olacağı düşünülmüş olabilir. Ancak getirilmeyince maçı kazandığı takdirde şampiyon olacak olan Vakıfbank’ın nasıl etkileneceği pek düşünülmemiş. Bir talimatla uygulama “kural” haline getirilse, bu işi kimse kafaya takmaz. Aksi takdirde herkesi memnun etmek mümkün olmaz.

Voleybol dolu günler dileğiyle,

Kayhan Kösem

kkayhan@hotmail.com


Haberi Paylaş