Daha kolay olmalıydı

Vakıfbank’ın 2022 Şampiyonlar Ligi ilk maçında Vero Volley Monza karşısında sergilediği oyun, sarı siyahlıların sezon başından beri akıllarda bıraktığı soru işaretlerini giderecek türden değildi. İtalya Liginin dördüncüsü karşısında bu kadar zorlanmak, Vakıfbank’ın hala istenilen seviyeden uzakta olduğunun bir kanıtıydı adeta.

Kimi oynatırsınız?

İtalyan ekibinin ilk altısından kimi alır da Vakıfbank’ta direkt başlatırsınız? Anna Danesi ve belki Alessia Orro. Ya bunun tersini düşünseniz? Kübra Akman ve Melis Gürkaynak haricinde tamamı Monza’nın ilk altısında oynar. Takım oyunları içerisinde bireysel yetenek ve fizik kapasiteye en bağımlı spor olan voleybolda bu durumun maç sonucunu doğrudan etkileyeceğini söylemek yanlış olmaz. Böylesi bir kadro farkının skor anlamında sahaya bu şekilde yansıması ise Vakıfbank’ın eksikliklerinden kaynaklanır.

Teknik iyi de farkı kapamaz

Son derece genç bir takım olan Monza’da oyuncuların teknik kapasitelerinin üst düzeyde olduğunu belirtelim. Gerek Hanna Davyskiba, gerekse Katarina Lazovic, teknik anlamda üst düzey oyuncular olsa da güç anlamında zayıf kalıyorlar. Dolayısıyla da İtalyan ekibinin köşeleri takıma sınırlı bir düzeyde katkı veriyor. Marco Gaspari’nin oyuna Lise Van Hecke ile başlaması, Vakıfbank’ın hızlı hücumlarına hızlı ayaklarla cevap verme amacı güdüyordu. Ancak Belçikalı pasör çaprazının düşük performansı, İtalyan çalıştırıcının Magdalena Stysiak’ı oyuna sürmesine neden oldu. İlk setin sonu haricinde Polonyalı dev de bekleneni veremeyince Monza’nın köşeleri çok sıradan bir görüntü sergiledi. Kaptan Anna Danesi ve Sonia Candi’nin standart oyunu ise Vakıfbank gibi bir rakip karşısında maç kazandıramazdı.

Peki ne oldu da Vakıfbank bu denli zorlandı? İlk sette Isabelle Haak ve Gabriela Guimares’in beklenenden çok uzakta kalan oyunu bu sorunun cevabı olabilir. Bu durum, sarı siyahlıların Zehra Güneş’in yokluğuna rağmen ortayı daha efektif kullanması gerektiğini gösteriyor. İlk sette köşelerin bu denli etkisiz kalmasının bir diğer nedeni ise Cansu Özbay’ın köşe hücumcularını hızlı oynatmak istemesiydi. Ancak hızlı ayaklara sahip rakipler karşısında, hele de pas yüksekliğinin standardı yokken bunu denemek, bir alt seviye rakip karşısında set kaybedilmesine neden oluyor. Bunun yerine oyuncuların rakibi daha rahat alt edeceği pasları tercih etmek, Vakıfbank’ın gücünü daha fazla hissettirmesini sağlıyor. Düşünün, Haak’a gelen pasın yüksek ya da alçak olması neyi fark ettirir? Stysiak oyuna girdikten sonra ilk setin sonunu nasıl getirdi? Hızlı paslarla mı? Yoksa gücünün etkisiyle mi? Kolunu arkadan çevirerek getiren, düşük fizik kapasitesine rağmen yüksek patlayıcı gücü ile iş bitiren Guimares’in hızlı pasa dengeli hücum etmesi ne kadar efektif olur? Neredeyse anten yüksekliğinde topla buluşan Chiaka Ogbogu’nun filenin 2 karış üzerindeki topa istediği gibi hücum edememesi bir rastlantı mıdır? Bu tarz soruların cevabını bulmak, Vakıfbank’ın bundan sonraki maçları daha rahat oynamasını sağlayacaktır.

İkinci sette Orro’nun pasları bozulunca Vakıfbank’ın defanstan hücuma geçiş sekansı gittikçe daha verimli bir hal aldı. Haak’ın uyanmasıyla ekstra canlanan Vakıfbank’ın neden son ana dek zorlandığının cevabı ise basit hatalarda saklıydı. İlk sette %49 ile hücum eden rakip ikinci sette %29’a düşmüşken bu denli yakın skor nasıl ortaya çıktı? Pozisyon hatası, fileye temas, çift vuruş gibi rakibe can suyu anlamına gelen hatalar, setin olması gerekenden daha zor geçmesine neden oldu.

Pozisyon hatası demişken, sarı siyahlı oyuncuların, baş antrenör Giovanni Guidetti dahi itiraz etmezken bu kadar hakeme yüklenmeleri anlaşılır gibi değil. Topun servis için elden çıkmış olması mazeret değil. Kural açıktır ve “servis için topa vurulduğu anda” ibaresini içerir. Kaldı ki, Özbay’ın 1, Guimares’in 2 numarada olduğu pozisyonda Özbay’ın manşet için açılan Brezilyalı smaçörden daha önde olmasını nasıl izah edeceğiz?

Dördüncü sette 9:16’dan dönerek seti 16:5’lik bir seri ile tamamlamak, Vakıfbank için gerçekleştirilemeyecek bir durum değil. Genç rakip, güçlü Vakıfbank sayı kazandıkça daha basit hatalar yaptı. Sayı kazanan Vakıfbank’ın kendine güveni arttıkça rakip iyice paniğe kapıldı ve olması gereken sonuç geç de olsa ortaya çıktı. Sorgulanması gereken, neden böylesi bir duruma düşüldüğü olmalıdır.

Futbolcuları kıskandırdı

2.sette skor 17:17 iken Vakıfbank hücumunda defanstan seken top, sahanın dışına doğru uçuyordu. Topa koşan 2.03’lük Stysiak, kendisinden beklenmeyecek bir çeviklikle topun olduğu alana doğru koştu. Herkes kolunu uzatıp topu takım arkadaşlarına doğru yönlendirmesini beklerken Polonyalı oyuncu adeta bir röveşata yaparak topu ayağıyla havaya dikti. Futbolcuları dahi kıskandırabilecek bu hareket Monza’yı sayı kaybetmekten kurtaramasa da maçın en ilginç anısı olarak kayda geçti.

Bir itiraz, dört mola

2.sette skor 10:12 iken Monza hücumunda top dışarı gidince, İtalyan çalıştırıcı Gaspari, GDS hakkını kullandı ve pozisyonun incelenmesini istedi. Yaklaşık 2 dakika boyunca incelenen pozisyonun görüntüsü bulunamadı ve sayı Vakıfbank’ın oldu. Bu arada her iki baş antrenör de toplam 4 molalık süreyi oyuncularına taktik vermek için kullanmış oldu.

Anonsun sesi sağır eder

Spor müsabakalarında kullanılan anons, zaman zaman seyircileri maçın içerisine çekmek için kullanılan bir ortam düzenleme aracı haline geldi. Ancak bugünkü maçta anons sesinin düzeyi o kadar yüksekti ki, hem rahatsız edici bir gürültü haline geldi, hem de hoparlörlere yakın pozisyondaki insanları sağır olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.

Voleybol dolu günler dileğiyle,

Kayhan Kösem
kkayhan@hotmail.com

Haberi Paylaş