Denge sağlandı

Kadınlar Liginde şampiyonluk mücadelesi veren üç takım arasında oynanan karşılaşmalar, enteresan bir sonucu ortaya koydu sevgili voleybolseverler. Eczacıbaşı Vitra Vakıfbank’ı, Fenerbahçe Grundig de Eczacıbaşı Vitra’yı iki maçta da mağlup etmeyi başarmıştı. Bugün Vakıfbank’ın FB Grundig’i mağlup etmesiyle ikili galibiyet turları tamamlandı ve şampiyonluk yarışındaki denge sağlanmış oldu.

Kadro tercihleri

Giovanni Guidetti’nin tartışılabileceği tek husus, daha iyi manşet getiren ve daha tecrübeli Carolina Costagrande yerine hücum ve blokta daha yüksek yüzdeli oynayan Elitsa Vasileva ile sahaya çıkması olabilir. Zira hücumda iyi bir performans gösteren Bulgar oyuncu, manşette tel tel döküldü. Ancak karşısında yer alan ve dünyanın en iyi smaçörü olarak nitelendirilen Yeon Koung Kim’in Vasileva’dan çok daha kötü bir oyun sergilemesi, Guidetti’nin tercihinin yerinde olabileceğini gösterdi. Kazananın her daim haklı olduğu sporda İtalyan koçun doğru seçim yaptığı söylenebilir.

Bir diğer İtalyan çalıştırıcı Marcello Abbondanza’nın geçtiğimiz hafta Ayazağa’yı yıkan kadroyu bozmaması ise eleştirilemez. Zira FB Grundig’in mevcut rotasyonla sahaya çıkabileceği düzen son derece sınırlı. Tartışılması gereken, Abbondanza’nın neden sahaya 11 oyuncu ile çıktığı ve kenarda hiçbir orta oyuncunun bulunmadığıdır. Sporun nankörlüğü de işte tam bu noktada başlar. Aynı kadro yapısı ile Eczacıbaşı Vitra karşısına çıkıp 3-0 kazandığınızda kimse bu eleştirileri dile getirmez. Ancak mağlup olduğunuzda tüm kirli çamaşırlar ortaya saçılır. Çok iyi bir performans göstermesine rağmen yorulduğu anlarda köşelere yardımda ağır kalan Dicle Nur Babat’ı kiminle dinlendireceğiniz sorulur. Ağır sakatlıklarla boğuşup yeni yeni kendine gelen Eda Dündar’ı kiminle ikame edebileceğiniz tartışılır. Herhangi bir sakatlık durumunda kim ortadan oynayacaktı sahi ortadan? Polen Uslupehlivan ya da Meliha İsmailoğlu mu? Ya da Uslupehlivan’ı çapraza alıp uçan kadın Madelaynne Montanu’yu mu koyacaktınız ortaya? Bunu set arasında nasıl bir sistemle uygulayacaktınız demezler mi adama? Bu uğurda bir set kaybetmeye değer mi diye sormazlar mı? Herhalde Abbondanza bunun münasip bir açıklamasını yapacaktır muhataplarına.

Guidetti’nin U dönüşü

Kabus gibi bir ilk set yaşadı Vakıfbank. Ne hücum yapabildi doğru dürüst ne de blok. Manşet desen vasat, servisler etkisizdi. Zira karşıyı saldırıp yıkmak faydadan ziyade zarar getiriyordu. Bunu çabuk algılayan Guidetti, işin sırrının topu oyunda tutmak olduğunu çözdü. Bloksuz topları bile öldüremeyen Sheilla Castro, sakatlıklardan dolayı son yılların en formsuz dönemini yaşayan Gözde Sonsırma ve çok etkisiz bir gününde olan Bahar Guidetti’nin Kim, Montano, Dündar, Dicle Nur Babat ve Lucia Bosetti karşısında kora kor mücadele edecek hali yoktu. Vakıfbank için tek istisna Milena Rasic’ti bugünkü maçta. Sırp orta oyuncu mükemmel bir performans sergiledi. Blokta neredeyse her topa dokundu ve takımına ikinci bir şans üretti. Hücumda her zaman rakipten daha yüksekti. %70 ile top öldürmesi bir yana, rakip blokları çaresiz bıraktı Rasic. Maçın en iyi oyuncusu oldu açık ara. Naz Akyol’un maçtaki en büyük etkisi, gelen her düzgün manşette sürekli orta oyuncuları aramak oldu. Milli pasörün takımı adına yaptığı ikinci mükemmel hareket ise dördüncü setin sonunda ortada kalan toplara üst üste iki blok yapıp seti bitirmesi oldu. 20/146 (%13,7) ile orta hücumu yapan FB Grundig’e karşı 32/129 (%24,8) ile orta hücumu yaptıran Akyol, sahanın iyilerindendi bugün. Akyol’un bugünkü oyunu, Eczacıbaşı’nda oynadığı dönemde antrenörü olan Guiseppe Cuccarini’nin “Sürekli köşelere top atıyor, ortayı hiç kullanmıyor” eleştirilerini getirdi aklımıza. Çoğu zaman karşılaştığı ve fizik olarak kendisinden bir hayli düşük olan Bosetti’yi yeterince iyi durduramaması ise milli oyuncu adına bir eksiydi.

Guidetti’nin en önemli özelliğinin kadrodaki her oyuncuyu mutlaka denemesi ve en kritik yerlerde dahi değişiklikten korkmaması olduğunu daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. İtalyan koça maçı getiren bu en önemli özelliğinin bu maçtaki yansıması, dördüncü sete başlarken Guidetti’yi kenara alıp yerine genç Kübra Akman’ı sahaya sürmesi oldu. Hücumda ve blokta mükemmel bir oyun ortaya koyan Akman, hocasını bir kez daha haklı çıkardı.

Abbondanza geçmişte kaldı

Geçen haftaki parlak zaferi unutamadığı düşünülen FB Grundig’in İtalyan çalıştırıcısı, kadro tercihinin yanı sıra oyun içerisindeki düşüncesi ile de eleştirilecek mutlaka. Gerekli gereksiz yaptığı ikili değişikliği neden bir pozisyon geç uyguladığı sorulacaktır mesela. Neden takımın hücumda birinci opsiyonu olmayan Bosetti’ye bu kadar fazla top atıldığı eleştirilecektir. Dünyanın en yüksek hücum silahlarından ikisi sahadayken neden ikinci topların daha zayıf bir hücum kapasitesi olan İtalyan smaçöre gönderildiği konuşulacaktır. Neden Dündar ve Babat gibi hücum gücü yüksek ve formda iki orta oyuncu varken ortadan oynanmadığı düşünülecektir. Dördüncü set sonunda orta oyuncu yerine servis atmak için oyuna giren Ezgi Dilik, servisi kaçırınca doğal olarak libero Merve Dalbeler ile değişti. Bir sonraki ralliyi kazanıp set sayısına oynayan Abbondanza, Elif Öner yerine blok yükseltmek için Uslupehlivan’ı oyuna aldı. Ancak dönen topta pası atacak oyuncuyu düşünüp Dilik’i sahaya sürmedi. Anlaşılan o ki, İtalyan koç oyunun heyecanına fazla kaptırdı kendini ve unuttu rotasyonları. Elbette kendisini uyarmayan yardımcılara da birer soru gidecektir bu aşamada.

İşin özeti bu soru ve sorunlar, Abbondanza’nın zaman zaman kazandığı zaferlerin “tesadüf” olarak nitelendirilmesine sebep olacaktır.

İkili değişiklik üzerine

Klasik 5-1 formasyonunda çok sık yapılan bir taktiksel uygulamadır ikili değişiklik. Pasör öne pasör çaprazı arkaya döndüğünde kenardaki diğer ikili ile değiştirirsiniz sahadakileri. Neticede üst üste üçlü hücum turları yakalamış olursunuz ve takımınıza avantaj sağlarsınız. Ancak bu uygulamayı yapmak için aşağıdaki sebeplerden birine ya da birkaçına ihtiyacınız vardır. Eğer ihtiyacınız yoksa, şeklen yapılan ikili değişikliğin de anlamı kalmaz.

-Öne gelen pasör kısa boyludur ve blok zafiyeti oluşturuyordur.
-Pasör çaprazı arka alandan etkili hücum edemiyordur.
-Rakibin mevcut pozisyonuna karşı oyun mevcut rotasyonla dönmüyordur.
-Sahadaki oyuncular aşırı yorgun, formsuz ya da sakat sakat oynuyordur.

Bu koşullar doğrultusunda Abbondanza’nın yaptığı ikili değişiklikleri tekrar düşünün sevgili voleybolseverler. Yorum sizin.

Isınmadan önce futbol oynanır mı?

Oyuncuları sürantrene etmemek için antrenörler zaman zaman farklı uygulamalar gerçekleştirir idmanlarda. Ancak bunun yeri ve zamanı çok iyi ayarlanmalıdır. Voleybolcuların antrenmanlarda zaman zaman futbol ve basketbol oynadıkları bir sır değildir. Yeter ki, şartlar uygun olsun. Bugünkü maçın ısınma devresi daha başlamamışken gözümüze ilginç bir şey çarptı. Vakıfbank’ın en kritik mevkilerini dolduran Akyol, Castro, Rasic sahada futbol oynuyordu. Kadroda yer almayan Robin De Kruijf ve ilk altı başlamayan Güldeniz Önal da eşlik ediyordu bu üçlüye. Filenin diğer tarafında onları gören Dalbeler ve Dilik de başladı futbol oynamaya. Hatta gaza gelen Abbondanza, profesyonel futbolculara taş çıkaracak bir hareketle katılmak istedi oyuna ama istediğini gerçekleştiremeyince top uzağa kaçtı ve oyun son buldu. Kulüp yöneticileri ya da antrenörler hiç düşünüyor mu acaba;

-Bu oyun sırasında bir sakatlık olursa mevcut oyuncuyu kim ikame edecek?
-Isınmamış bir vücut ile taraflex gibi kaymayan ve ayağı bilek ile birlikte tutan bir zeminde voleybol topu gibi küçük ve fazla esneyen bir materyali futbol oynamak için kullanmak ne denli sağlıklı?
-Olası bir büyük sakatlık durumunda üç kulvarda şampiyonluk mücadelesi veren bir takım için sezonun geri kalanı nasıl geçecek?

Sigara sorunu

Voleybol seyirci ile güzel, bunu sürekli dile getiriyoruz. Ancak bu seyirci, kurallara uyan, küfretmeyen ve sahaya yabancı madde atmayan kişilerden oluşmalı mutlaka. Daha önce de yazdığımız bir konuyu bir kez daha gündeme getirmek istiyorum. Özellikle set araları ve teknik molalarda seyirciler, tribün arkası kapalı alanlarda sigara içiyorlar. Onlar sigara içerken duman ve sigara kokusu, bizim saha kenarında oturduğumuz alana kadar yoğun bir şekilde geliyor. Mutlaka saha içine de gidiyordur. Seyircinin bulunduğu yerin nasıl olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Buna bir çözüm bulmak şart dedik ama belli ki fazla rahatsız olan yok bu konuda.

Sahada oynayan oyuncuların sağlığını düşünerek saha kenarındaki basın mensuplarına sıcak birşey içmeyi yasaklamayı düşünen TVF yönetimi, sahada ter döken sporcular ve diğer tüm katılımcıların sağlığı için de birşey yapmayı düşünmez mi acaba?

Çingeneliğini yeni mi öğrendin?

Maç bitiminde oyuncular soyunma odasına doğru gidiyor. Bir Fenerbahçeli taraftar, sevdiği takımın eski oyuncusu olan Vakıfbank pasörü Akyol’a “Naz, sen bir çingenesin” diye bağırıyor. Ne olduğunu anlamayan Akyol önce taraftara bakıyor, ne dediğini duyunca da yüzünde hafif bir tebessüm ile soyunma odasına doğru devam ediyor. Bize de o ve onun gibi düşünen taraftarlara sorma kalıyor.

Akyol’un çingeneliğini Fenerbahçe’de forma giyerken ve takımla şampiyonluklara koşarken değil de şimdi mi öğrendin? O zaman değildi de rakip takıma transfer olunca mı çingene oldu? Bu küçük voleybol camiasında yarın öbür gün yeniden Fenerbahçe forması giyse, Akyol çingenelikten istifa mı etmiş olacak? Lütfen biraz saygı, biraz empati duyun oyunculara. Bunu yaptığınızda büyüyen siz olacaksınız, oyuncular değil.

Caprara yöntemi

Ligin en uyumlu ve en başarılı hakem ikilisi olan Erdal Akıncı-Tayfun Şener, bu zorlu mücadeleyi fazla yıpranmadan tamamladı.

-İkinci sette 10:9 iken Akyol’a çalınan topta faul yoktu. Buna anormal tepki veren Guidetti’ye gösterilen kırmızı ise doğruydu. Bu tarz durumlarda çok kızıp sinirlense de bir anda dönüp yerine oturan adaşı Caprara, Guidetti’ye iyi bir örnek olabilir. Ancak daha sıcak bir yapıya sahip olan Gudetti’nin bu yöntemi benimsemesi çok da kolay olmaz.
-Yine ikinci sette 15:12 iken Öner’in attığı pas faul idi. Karar doğru olmasına rağmen Akıncı, çift vuruş hatası yerine taşıma işareti yaparak gösterim hatası yaptı.
-18:17’de gelen Vakıfbank hücumunda ise top yerden değil, Montano’nun elinden çıktı. Ters açıda kalan Akıncı, Şener’e bakmadan düdük çaldı ve yanlış bir karara imza attı.

Voleybol dolu günler dileğiyle

Kayhan Kösem
kkayhan@hotmail.com


Haberi Paylaş

Comments are closed.