Finale yakıştı

Fenerbahçe ile Arkas arasında oynanan Efeler Ligi final serisi ilk maçı, içinde barındırdığı gelgitler, takımların yaşadığı iniş-çıkışlar ve mücadele düzeyi ile iki takımın da buraya gelmeyi ne derece hak ettiğini açıkça gösterdi sevgili voleybol severler.

Fenerbahçe sezonu özetledi

Seri öncesi sarı lacivertlilerin son transferi Salvador Hidalgo ile yaptığımız röportajda Fenerbahçe’nin bu sezon ilk kez çok üst seviyede bir maça favori olarak çıktığını söylediğimde Küba asıllı Alman oyuncu favorinin Arkas olduğunu belirtmişti. Ona göre İzmir ekibini favori yapan normal sezonu 2.sırada bitirmesiydi. Ben ise ligin ikinci yarısındaki performansı, Axa Kupa Voley’i -ligi ilk 3 sırada bitiren takımları 3 günde yenerek- kazanmanın verdiği psikolojik üstünlük ile sarı lacivertlilerin favori olduğunu düşünüyordum.

Fenerbahçe maestrosu Ulaş Kıyak, hiç beklenmedik bir şekilde maça köşe oyuncularıyla başladı ve setin ilerleyen bölümlerinde ortaya döndü. İlk sette Oğuzhan Karasu, ikinci sette ise Emre Batur’un dominant oyunu ile farkı ortaya çıkararak durumu 2-0’a getirdi. Bunu yaparken sezon boyunca eleştirdiğimiz ve “kırılganlık” olarak nitelediğimiz hücumda tek yönlülüğü rahatça aştı. İlk iki sette %25 ve %24 ile ortayı kullanan Fenerbahçe kaptanı, takımının kırılganlığını aşan hızlı hücumlara üçüncü sette de devam etti bundan iyi verim aldı. Ancak takımın en fazla manşet alan oyuncusu olan Hidalgo hücumda da fazla efor sarf edince, maçın genelinde beklentilerin üzerinde iyi oynamasına karşın üçüncü sette dökülen Kevin Klinkenberg ile birlikte takımın zayıf karnı oldu. Bunun üzerine Wouter Ter Maat da vasatın altına inince sahada adeta bir coaching dersi veren Glenn Hoag liderliğinde Arkas geri döndü. Herkesin 3-0’a gideceğini beklediği maçı final setine taşımayı başardı.

Finale son haftalardaki mükemmel performansı ile başlayan sarı kanaryalar, 3.setin ortasından itibaren ligin ilk yarısındaki haline geri döndü. Bu şekilde oynamanın 2 sete mal olduğunu görünce de tie-break setinde yapması gerekeni yaparak seride bir adım öne geçti. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Fenerbahçe, bu 5 seti izleyenlere bütün sezonunun nasıl geçtiğini bir maçta gösterdi.

Bunu herkes yapamaz

Mükemmele yakın oynayan bir Fenerbahçe var sahada. Pasör Kıyak’ın filenin bir karış üzerinde uçurduğu toplara blok henüz yetişemeden vuran Hidalgo, kendi seviyesinin üzerine çıkmış bir Ter Maat ve yeterli düzeyde oynayan bir Klinkenberg. Üstüne üstlük Batur ve Karasu da üst düzeyde bir oyun sergiliyor.

Buna karşılık Arkas pasörü Murilo Radke, file önüne gelen her topta orta oyuncularını kullandı. İlk setin tartışmasız en iyi ismi Mustafa Koç eline gelen her topu öldürdü. Mert Matic ise Robert Taht ve Yiğit Gülmezoğlu ile birlikte kapasitesinin altında oynayınca konuk takım adına tüm yük Adis Lagumdzija’nın üzerine kaldı. Servisteki kötü görüntüsüne rağmen hücumda sahanın iyisi olan Milli oyuncunun performansı bile Arkas’ı taşımaya yetmedi.

İlk iki sette aradığını bulamayan Arkas’ın Kanadalı çalıştırıcısı, ikinci setin sonlarında Taht, Radke ve Koç yerine Paulo Bravo, Muhammet Kaya ve Hasan Sıkar’ı denedi. Manzarayı değiştirememesine rağmen üçüncü sete de bu oyuncularla başladı Hoag. Dünyada birçok antrenörün cesaret bile edemeyeceği bir şey yaptı. Set sonuna doğru Arkas 3 sayı gerideydi ama inandığı şeyden vazgeçmeyen Hoag, olası bir 3-0’lık mağlubiyette kimin ne diyeceğine, kimin nasıl eleştireceğine bakmadan yoluna devam etti. Genelde vasat bir oyun ortaya koyan Kaya, setin en kritik yerinde servis çizgisinin gerisine gelerek bir ace yaptı. Matic’in yerine Taht’ı alan Kanada Milli Takımı baş antrenörü, Estonyalı oyuncunun servisten aldığı sayı ile gitti denilen üçüncü seti takımına kazandıran isimlerden oldu.

Antrenörlük yapanlar bilir. Sahada çok güvendiğiniz bazı oyuncular vardır. O gün kötü bir oyun oynayabilirler. Belirli bir an için kötü performans gösteriyor da olabilirler. Ama antrenörlerin o oyuncuları kenara alması kolay olmaz. Her an bir patlama yapacaklarına, kötü giden şeyleri tersine çevireceğine inanırlar. Zaten voleybol gibi sporlar, bu tarz oyuncuları kolay kolay kenara çekmeye izin vermez. Bu inançla maçı da kaybederler çoğu zaman. İşte bunu yapan Hoag gibi antrenörler ise kaybetse bile kazanmışlardır. Birkaç sezon önce Ayazağa’da oynanan Eczacıbaşı Vitra-Vakıfbank maçında skor 3-0’a gidiyordu hatırlarsanız. 3.sette fark 10 sayıya çıkmışken as oyuncuları yerine yedekleri sahaya süren Giovanni Guidetti, o yedeklerin performansı ile maçı 3-2 kazanmış, kimsenin vazgeçilmez olmadığını gösterdikten sonra voleybol camiasından daha fazla itibar görmeye başlamıştı.

Dördüncü sette ise mükemmel bir oyun ortaya koyan Matic ve Lagumdzija ile oyunu domine eden Arkas, Sıkar’ın iyi, Bravo’nun ise idare eder performansı ile maçta ilk ve son kez bir seti baştan sona önde götürüp kazandı. Arkas’ın bundan sonraki maçlarda belirleyeceği çıta, işte bu dördüncü set olmalıdır. Elbette İzmir ekibinin net bir galibiyet elde edebilmesi için gerek ve yeter şart, 4 numara smaçörlerin de çizgiyi yükseltmesidir.

Bir kez daha tekrar etmekte fayda var. Arkas, tüm oyuncuların katkısı ile maç kazanan, dişlilerden bir ya da ikisinde sorun olduğu anda tökezleyen bir takım. Fenerbahçe’yi bu takıma karşı favori yapan en önemli unsur ise Ter Maat, Hidalgo, Batur gibi gününü tutturduğunda takımını taşıyabilecek oyunculara sahip olmasıdır. Tie-break setinde Arkas’ı adeta sahadan silen bu olgudur. İzmir ekibinin final setinde kendi oyunu ile yalnızca 4 sayı, buna karşılık kendi başına Ter Maat’ın 3, Hidalgo’nun ise 5 sayı üretmesi, ne demek istediğimizin açık bir kanıtıdır.

Bundan sonrası

Fenerbahçe’nin saha, seyirci ve psikolojik üstünlüğü var. Arkas ise gençlik, kadroyu daha efektif kullanma ve Hoag gibi silahlara sahip. Dolayısıyla elindeki silahları maç günü kim daha iyi kullanabilirse, sonuca o gidecektir. Ancak her ne olursa olsun, bu iki takımı da buraya hak ederek geldikleri ve sahada ortaya koydukları/koyacakları mücadele için takdir etmek şart.

Bu takım 250 kişiden fazlasını hak ediyor

Fenerbahçe taraftarını anlamak mümkün değil! Kadın takımımın hiçbir iddiası olmayan maçlarına bile 500-600 civarında taraftar gelirken çok olumsuz şartlar altında kupa kazanan, şampiyonluğun en önemli adayı haline gelen erkek takımının final maçında 250 civarı seyirci ya vardı ya da yoktu. TVF’nin maçı neden 17.00’da oynattığı ayrı bir muamma. Deplasmanda da olsa futbol takımının 19.00’da maçı var. Taraftar da Burhan Felek’te olmaktansa ekran başında onu izlemeyi tercih edecektir. Yıllardır yazar söylerim. Bizim (voleybolumuzun) futbolla rekabet etmesi mümkün değildir! Bu nedenle maçı 14.00-15.00 gibi taraftarın futbol maçı organizasyonunu etkilemeyecek saatlerde oynatmamız gerekir.

Ancak her ne sebeple olursa olsun, böyle bir takım daha fazla saygıyı ve ilgiyi hak ediyor bizden söylemesi. Voleybola ilgisini yıllardır gözlemlediğimiz kulüp başkanı Ali Koç’un bu maça gelerek takıma destek vermesi çok olumlu bir yaklaşım. Sarı lacivertli taraftarlar da bu yaklaşıma eşlik etse çok mu şey istemiş oluruz?

Ortaya çıkmasa mükemmel olacaktı

Nurper Özbar-Metin Korkut ikilisinin böylesine zor bir maçı başarılı bir şekilde yönettiğini söyleyebiliriz. Özellikle Korkut, gerek oyuncu ve teknik ekiplere pozitif yaklaşımı ve güler yüzü ile yardımcı hakem görevini bu sezon en iyi yapanlardan biri oldu. Korkut’un file civarındaki hareketleri çok konsantre bir şekilde takibi, oyunculardan da büyük saygı görüyor ve genelde itiraz edilen yerlerde oyuncular elini havaya kaldırıyor.

Özbar’ın ise 2 pozisyonda sahneye çıkması, mükemmel denebilecek yönetimi biraz aşağıya çekti. İkinci sette skor 20:15 iken Taht’ın plasesine taşıma kararı çalması çok anlamsızdı. Final setinde ise Arkas yedek oyuncularından gelen tepki o gürültü de nasıl duyuldu bilemeyiz ama kırmızı ağır bir karar olarak göründü.

Voleybol dolu günler dileğiyle,

Kayhan Kösem

kkayhan@hotmail.com


Haberi Paylaş