”Geri döndüğüm için mutluyum”

Beşiktaş Kadın Voleybol Takımının yıldız oyuncusu Olesia Rykhliuk ile bir araya geldik. Ukraynalı Milli oyuncu ile voleybola dair bir çok konuyu konuştuk. Keyifli geçen sohbetin ardından derlediğimiz röportajımız şöyle:

Klasik bir soruyla başlayalım. Voleybola nasıl başladınız?
7 yaşındaydım. Kulübün çocuk takımlarından bir koç uzun boylu kızlar aramak için okuluma gelmişti. Ben en uzun kızlardan birisiydim. Koç beni takımla birlikte antrenman yapmaya davet etti ve işte, bunca yıldan sonra tekrardan buradayım.

Peki, sizi A takımında oynamaya götüren süreç nasıldı?
14 yaşına kadar Ukrayna’da çeşitli çocuk turnuvalarında oynadım. Sonra Ukrayna’daki en iyi kulüpten teklif aldım. Sonrasında 9 sene boyunca orada oynadım. Bu süre boyunca aynı zamanda Ukrayna Gençler Milli Takımı’nda Avrupa ve Dünya Şampiyonaları’nda oynadım.

“Hiçbir zaman Rusya Federasyonu’ndan milliyetimi değiştirmek için bir teklif almadım.”

Bu kadar erken A seviyesinde oynamak nasıl bir histi?
Gerçekten çok erkendi. Takımım ligdeki en güçlü takımlardan birisiydi.çok fazla deneyimli oyuncuları vardı ve onlar bana çok yardımcı oldu. Hatta 14 yaşındayken ilk 6 da oynuyordum ve ilk 6 da oynayan diğer herkes benden 10 yaş daha büyüktü. Çılgıncaydı. Benim için verdikleri emeğe gerçekten minnettarım, bu gerçekten benim için paha biçilemez bir deneyimdi.

Gençler milli takımında oynadıktan sonra, A Milli takımda oynadığınıza tanık olmadık ve sürekli olarak orada da değildiniz. Bu konu çevresinde çok fazla merak ve spekülasyon oluştu, bu nedenle eğer konuya açıklık getirebilir misiniz diye sormak istiyoruz.
Bu Haziranda dünya şampiyonası yeterlilik turnuvasında oynadım. Geri dönmekten ötürü çok mutluydum. Fakat maalesef ki sağlığımdan ötürü, Ukrayna milli takımı koçu ve federasyonuyla anlaştıktan sonra Avrupa şampiyonasında oynayamadım. Umuyorum ki gelecekte her şey iyi giderse ve takımım bana ihtiyaç duyarsa, milli takımda oynayacağım.

Ayrıca Rusya milli takımında oynayacağınıza yönelik dedikodularda vardı. Bu doğru mu?
Hayır, hiçbir zaman milliyetimi değiştirmek için bir teklif almadım.

“Sanja Popovic haklıydı. Beşiktaş’ı sevdim.”

Kulüp seviyesinde uzun süre Ukrayna’da oynadıktan sonra Perugia gibi İtalya da uzun süredir bulunan güçlü gelenekleri olan güçlü bir takımda oynamaya başladınız. Ve o yıl ki ekip Fateeva ve Popovic gibi bazı güçlü oyuncalara sahip. Perugia ya transfer olmaya nasıl karar verdiniz?
Her oyuncunun büyük takımlarda oynama hayali vardır. İtalya’dan bir teklif aldığımda söz konusu İtalya olduğu için çok mutluydum. Tabi ki oraya gidecektim ayrıca o kadar tecrübeli oyunculardan öğrenme şansımda vardı. Benim için en iyi fırsattı. Fakat ne yazık ki maddi sıkıntılarımız olamaya başladı. Sezonun ortasında, biz tüm yabancı uyruklular kulübü bırakmak zorunda kaldık. Fakat beklide her kötü şeyin içinde iyi bir şeyler vardır. Çünkü oradan ayrıldıktan sonra, o sezon Beşiktaş’a geldim. Çünkü o dönemde oldukça güzel bir ilişkimiz oldu, bu sezondaysa tekrardan geri geldim.

Bize Beşiktaş’a ilk transfer olduğunuz o süreci anlatabilir isiniz lütfen?
Kulübü anında bırakmamız gerekmişti çünkü kulüp büyük finansal sıkıntı içindeydi, bu yüzden menajerim bana Beşiktaş’ın bir teklifinin olduğunu söyledi. Sizinde söylediğiniz gibi o sene popovicle birlikte oynuyorduk. O daha önceden de orada oynadığından, ona kulübü sordum çok güzel şeyler söyledi. Bana korkmama mı ve sadece gitmemi çünkü çok seveceğimi söyledi. Ve haklıydı da.

O dönemde ligdeki sıralamasından ötürü Beşiktaş’ın pek de en iyi zamanlarından değildi. O sezon sizin için nasıl geçti?
Takımımı, takım arkadaşlarımı ve koçumu sevdim. Yaşam ve çalışma koşulları da oldukça iyiydi. İstanbul’a ilk gelişimdi ve gerçekten çok sevdim.

İstanbul’da kısa bir dönemden sonra, dünyanın öteki ucuna Kore’ye taşındınız.
Asya’da yaşamak başka bir gezegende yaşamak gibi. Asya voleybolu burada oynadığımız voleyboldan tamamen farklı. Oldukça zordu.

Fakat orada aldığınız MPV ( En Değerli Oyuncu) ödüyle oldukça başarılı oldunuz.
Evet, MPV ve Best Spiker ödüllerini kazandın fakat en önemlisi Kore Şampiyonluğunu kazanmanızdı. Harika bir sezondu.

“İsviçre’de rekabetçi bir ligin olmaması Volero Zürih’de Şampiyonlar Ligi kazanmanın anahtarıydı.”

Sanırım sonrasında hayatınızda voleybol elitleri arasında kendinizi pozisyon olarak kanıtlayacağınız bir dönem başladı, mesela Volero Zürih. Bu kararı nasıl verdiniz?İsviçre’de pek de bir ligin varlığından söz edilemez fakat diğer taraftan kulüp Avrupa Şampiyonası Ligi’nde en iddialı rakiplerden biriydi.
İtalya’ya gitmeden ve Perugia’ya katılmadan önce, Volero Zürih’te bir yaz kampına katılmıştım. O zamanlar Volero ve Perugia birlikte çalışan anlaşmalı partnerlerdi. Bu yüzden Zürih’e gitmeden önce orada bir yaz geçirdiğim için orası hakkında her şey biliyordum. Sadece yeni bir koç ve yeni partnerlerdi. İlginç bir deneyimdi çünkü Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk deneyimimdi. En iyi oyunculara karşı yarışmak ve kendimi Avrupa voleyboluna kanıtlamak için motive etmiştim.

Şampiyonlar Ligi yılları süresince Volero her zaman ilk 6 veya ilk 8’de ve bazen ilk final 4’ündeydi fakat her zaman büyük bir ödülden yoksundu. Size göre bunun nedeni neydi?
Bence İsviçre’de rekabetçi bir Şampiyonlar Ligi’nin olmaması bu farkı yaratıyordu ve hala da yaratmakta.

Türk takımlarının çoğu, genellikle Vakıfbank ve Eczacıbaşı VitrA, size Şampiyonlar Ligi’nde engeller yaratan ve sizin ilerlemenizi engelleyen rakiplerinizdi. Bu mağlubiyetlerin çoğu arka arkaya olduğundan, hiç gerginliğe neden oldu mu?
Bence bir gerginliğe neden olmadı fakat her sene büyük hayal kırıklıkları yarattı, orası kesin. Daha önce de söylediğim gibi, İsviçre’de rekabetçi bir ligimiz yoktu ve bu bir faktör. Biz her zaman tüm Şampiyonlar Ligi’nin finalde kazananı olan 6 veya 12’lileriyle doğrudan maçlara giriyorduk. İlk sezonum Rusya’dan Dinamo Kazan’dı. Bizi ilk 6’lıda yendiler ve sonrasında Şampiyonlar Ligi’ni ve Dünya Kulüp Şampiyonası’nı kazandılar. Sonraki sezon Eczacıbaşı’ydı ve onlar da her iki ödülü de kazandı. Sonraki sezonda Vakıfbank ilk 6’lı maçtaydı. Onlar sonradan kazanmadı fakat finalde ilk 4’telerdi. Son sezon kazanan Vakıfbank’tı ve sonrasında Şampiyonlar Ligi ve Dünya Kulüpleri’ni de kazandılar.

Volero Zürih’deyken Avrupa’nın en elit oyuncularından birisi olarak görülmeye başladınız. Performansınız her zaman önemli ölçüde belirli bir seviyenin üzerindeydi. Dünya Kulüpler Şampiyonası’nda “En İyi Rakip” i kazandınız. Size bu unvanı ve bu performansı getiren aradan geçen yıllar mıydı? Ve sizce neden zirvenizi Volero Zürih’de yaşadınız?
Başarının arkasında her zaman 2 bileşen vardı. Oyuncular ve koç tarafından yapılan yoğun çalışmanın yanı sıra her zaman için kulübün profesyonel organizasyonu da vardır. Hedeflerimiz için oldukça sıkı çalışıyorduk. Geçtiğimiz 4 sene içerisinde yaptıkları her şey için Volero Zürih’e minnettarım. O kadar profesyonel ve üst düzey bir organizasyon ki. Orada daha iyisi olmak ve kendimizi geliştirmek için tüm gerekli imkanlara sahiptik. Lakin ben potansiyelimin çok daha fazla olduğuna inanıyorum. Ve bunu açığa çıkartmak için oldukça sıkı çalışıyorum.

Peki Volero Zürih’den sonra sizi tekrardan Beşiktaş’a getiren neydi?
Bildiğiniz üzere, 6 yıl önce de Beşiktaş’ta da oynuyordum. Her şeyden önce kulübe dair oldukça iyi bir izlenimim olmuştu. Ayrıca Türkiye Ligi dünyadaki en güçlü liglerden birisi. Benim için iyi bir deneyim olacağını düşündüm ve Beşiktaş’tan bir teklif aldığımda, bunun doğru karar olduğuna ikna olmuştum.

Niçin Volero Zürih’te oynamaya devam etmek istemediniz?
İlk senemde Volero ile sadece 1 senelik bir kontratımız vardı. Sonrasında Volero bize 3 yıllık bir şampiyonlar ligi programı sundu ve ardından bana 3 yıllık bir kontrat teklif etti. Geçen sezonun sonunda bu kontrat son bulduğunda, Volero genç oyuncularla ve neredeyse yeni bir takımla bir jenerasyon değişikliğine girmek istedi. Bu takım eski hırsına sahip değildi ve bana göre kontratı uzatmak için hiçbir neden yoktu.

“Türkiye Ligi o kadar güçlü ki. Şampiyonlar Liginde oynamama gerek yoktu.”

Beşiktaş hiçbir Avrupa Kupasında oynamayacaktı. Siz geçtiğimiz birkaç senedir dahil olduğunuzdan bunun sizin için bir dezavantaj olduğunu düşünüyor musunuz? Veya niçin takımın Avrupa Kupasında olmadığını bilmene rağmen teklifini kabul ettin?
En iyi kulüp seviyesinde uluslar arası organizasyonlarda oynadıktan sonra, hiç oynamamanın beklide üzerim de iyi bir etkisi bile olabilir. Bunun yanı sıra Türkiye Liginin Şampiyonlar Liginden daha zayıf olduğunu düşünmüyorum. Türkiye Liginde oynadığınız zaman çoktan tüm sezon süresince iyi bir rekabet olduğundan. Şampiyonlar Liginin pek de bir önemi kalmıyor.

Beşiktaş’ın bu sezonki manzarası hakkında ne düşünüyorsunuz? Beşiktaş’ın uzun zamandan sonra sahip olduğu en iyi kadroyla oynuyorsunuz.
Bence en iyi kadronun bile iyi bir takım olmak için zaman ihtiyaçları vardır. Beşiktaş’ın başarısı bizim bu süreci ne kadar hızlı aşacağımıza bağlı.Bu sezondaki hedefleri kulüp tarafından belirlenir fakat benim kişisel hedefim oyunumu geliştirip bununla takımımın en iyi sonuçları almasına yardımcı olmak.

Türkiye Liginin şuanda güçlü olduğunu düşünüyor musunuz? Geçtiğimiz birkaç yıldır Ligdeki ilk 4 asla değişmedi. Sizce bu yıl da aynısı mı olacak yoksa diğer takımdan daha fazla meydan okuma mı göreceğiz?
Türkiye Ligi şu anda çok güçlü. Ve ben umuyorum ki Beşiktaş Türkiye’nin en iyi kulüplerine karşı elinden gelen en iyi şekilde yarışacak.

Röportaj: Murat Çolakoğlu


Haberi Paylaş