Haftanın ardından

Sevgili voleybol severler,

Geçen hafta başlayan Erkekler 1. Liginin ardından dün oynanan maçlarla Bayanlar Ligi de başlamış oldu. Tüm voleybol camiasına hayırlı olmasını diliyorum. Fazla söze girmeden bu haftanın dikkat çekici olaylarını hep beraber gözden geçirelim.

Erkekler

Geçen yılın şampiyonu İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sanal deplasman maçında Beşiktaş’ı 3-0 yenmeyi başardı. Müthiş bir salona sahip BJK, maçlarını yaklaşık 50 kişi ile oynayınca ne salonun rakip için deplasman olma özelliği kalıyor, ne de kendi oyuncularına ve voleybol severlere keyifli anlar yaşatıyor. Buna rağmen maçın ilk setine hızlı giren Beşiktaş, bu seti kazanmak için önüne gelen 2 fırsatı da heba ederek kendi evinde set alamadan yenildi. Beşiktaş’ta teknik anlamda göze çarpan, pasör Mustafa ile orta oyuncular arasında henüz tam anlamıyla oturmayan uyum, Mark Siebeck’in back court hücumlarında solak olmasından kaynaklanan problemler ve smaçör Erdem’in müthiş patlayıcı gücüne rağmen düşük fizik kapasitesi sonucu kritik noktalarda top öldürememesi idi. Ivaylo Barutov Türkiye’ye ilk geldiği günlerdeki gibi. Korkusuz, güçlü, akıllı. Hala takımını taşıyan oyuncu olabileceğini en kritik anlarda bile gösteriyor. Belli ki, BJK’nın bu seneki en iyi transferi olmuş. IBB ise şampiyon kadrosunu büyük ölçüde korudu ve Avrupa Şampiyonlar Liginde iddialı olmak adına yeni sezona takviyelerle girdi. Özkan’ın yerine alınan Hakan Fertelli, oyun zekası ve tecrübesiyle takıma hemen adapte olmuş. Erhan hücumlarda etkili olsa da zamanlamadan kaynaklanan blok zafiyeti yaşıyor. Amerika Milli Takımının orta oyuncusu Ryan Millar Pan American Cup’tan döndüğünde müthiş bir kadro savaşı yaşanacak gibi. Köşelerde Scott Touzinsky ve Jeroen Trommel kaldıkları yerden devam ediyorlar. Kötü bir Avrupa Şampiyonası geçiren Hollanda Milli takım kaptanı Trommel, kendini bayağı toparlamış. Yeni gelen Bulgar pasör çaprazı Kostadin Stoykov, henüz Ulaş’la ve takımla uyum sağlayamamış. Ters ayaklı bir oyuncu olması, zaman zaman hücumlarda zayıf kalmasına neden oluyor. Geçen sene birçok maçta takımın yükünü çeken Volkan’dan fazlası yok, eğer bu seviyede oynar ve seviyesini yükseltmezse, ligde yabancı kontenjanından dolayı ilk yedek kalacak oyuncu olur. Bu seviyesiyle Volkan’ı kesmesi zor görünüyor.

Fenerbahçe Diltaş’ı rahat yendi ancak kaybettiği setteki dağınık oyunu, kuvvetli takımlar karşısında takımın başını bir hayli ağrıtır. Orta oyuncu rotasyonundaki darlık, antrenör Györgi Demeter’in en büyük sıkıntısı gibi görünüyor. Avrupa Şampiyonasında Türk Milli Takımının en iyi oyuncusu olan pasör çaprazı Emre Batur, 1 haftalık bir idman sürecinin sonrasında orta oyuncu olarak sahaya çıktı. Kuvveti ve kapasitesi itibariyle aksamasa da daha üst seviye orta oyuncular karşısında zorlanacaktır genç oyuncu. Özkan’ın rotasyona girmesi Fenerbahçe’nin yararına olacaktır. Emre’nin orta oyuncuya döndürülmesi, zaten smaçör sıkıntısı çektiğimiz Milli takım açısından da yararlı olmayacaktır. Lucas Divis, çok etkili taktik servisler de atabilen hızlı bir oyuncu. Gerek arka ortadan, gerekse 4 numaradan hızlı toplara yaptığı hücumlar, rakiplerin canını çok yakacak türden. Ancak pas yüksekliği konusunda pasör Arslan’la uyum sağlayamadığından bazı topları auta vuruyor, bunları çalışması şart. Coskovic kaldığı yerden devam ediyor. Yeni pasör çaprazı Gabriel Gardner, selefi Brook Billings kadar sert ve gösterişli oynamasa da, kapasitesi ve oyun zekası sayesinde top kıran Amerikalıyı aratmayacak gibi görünüyor. Fenerbahçe’nin en büyük sorunu manşet sıkıntısı. Özellikle smaçörlerin yan yana olduğu, libero Serkan ile Divis’in yan yana olduğu pozisyonlara dikkat etmeliler, yoksa canları yanabilir. Diltaş kendi halinde bir Anadolu takımı. Mütevazı bir bütçeyle ligde tutunmaya çalışacaklar. Daha fazla puan almak adına hızlı oynamaları şart. Bunun için de iyi manşet getirmeleri gerekiyor. Maçın belki de en güzel anı, Diltaş smaçörü Veli ile Fenerbahçe tribünleri arasında geçen güzel diyaloglardı. Maç boyu Veli’ye takılan Fenerbahçe taraftarı, maçın bitiminde Veli’yi tribüne çağırarak üçlü çektirdi ve kendisini alkışladı. Hepsine bravo.

Ligin diğer maçlarında beklenen sonuçlar alınırken tek sürpriz, rakibinden çok daha düşük bir bütçe ile kurulmuş olan Maliye Milli Piyangonun Ziraat Bankasını 3-2 yenmesi şeklinde gerçekleşti.

Bayanlar

Yeni başlayan ligin en önemli maçı, şüphesiz Galatasaray-Fenerbahçe Acıbadem derbisi idi. Adı derbi olmasına rağmen sahada oynanan oyunun derbi olduğunu anımsatan şeyler; takımların formaları, seyircilerin karşılıklı küfürleşmeleri ve polislerdi. Oyun açısından sahada ne derbiye yakışan bir rekabet vardı, ne de oyun kalitesi. Yeni transferleriyle yıldızlar topluluğunu andıran Fenerbahçe Acıbadem, kendisinden çok daha zayıf bir kadroyla mücadele eden Galatasaray’a üç sette 40 sayı verdi. Geçtiğimiz hafta Türkiye Kupası maçında Yeşilyurt’a 3-0 yenilen bir takımdan daha fazlası da beklenemezdi zaten. Fenerbahçe’nin kadrosu öylesine geniş ki, antrenör Jan de Brandt skorun farklı lehine olduğu dönemlerde oyuna kimi sokacağına karar veremedi. Düşünün, Fenerbahçe’de Belçika Milli takımının pasörü, Türk Milli takımının smaçörü, orta oyuncusu kenarda beklerken Galatasaray’ın ilk altısında ise Avrupa Şampiyonasında dökülen Sırplar ve emekliliği gelmiş Valeska Menezes var. Galatasaray’ın antrenörü Gökhan Edman ise kenara baktığında sadece çaresizliği gördü. Edman’ın eleştirilebilecek yönleri ise, üçüncü sette durum 2-6 iken iki molasını da kullanarak adeta “bu acı bir an önce bitse de kurtulsak” demesi ve sahada tel tel dökülen pasör Elif’i kenarda duran Serpil ile değiştirmemesidir. Eğer Serpil bu takımda oynayamayacak kadar kötü bir pasör ise neden transfer edildi diye sorası geliyor insanın. Hele de Elif bu kadar kötü oynarken. Fenerbahçe’de sahada duran 3 oyuncu arka alandan etkili hücum yaparken Galatasaray’da sadece 1 oyuncu arka alandan yarım yamalak hücum edebiliyor. Bu durumda GS-FB derbisini sahada görmek elbette tatlı bir rüya oluyor. Fenerbahçe’nin yumuşak karnı, Alice Blom’a atılan etkili servisler olacak gibi görünüyor. Orta ve köşe hücum oyuncuları o kadar etkili ki, pasöre iyi manşet getirdiğinde Türkiye’de Fenerbahçe’yi durdurabilecek bir takım yok.
Maçın enteresan anlarından birincisi, Hırvat smaçör Natasa Osmokrovic’in üçüncü set öncesinde benchte formasını değiştirmesi idi. Erkek oyuncuların saha içerisinde forma değiştirmelerini yasaklayan TVF, bu durum karşısında neler yapacak bakalım?
Diğer enteresan olay ise tribünlerdeki Fenerbahçe taraftarlarının bitmez tükenmez istekleri idi. Maç sonrasında önce oyunculardan su isteyen fanatikler, oyuncuların sahayı terk etmesinden sonra gelen Menajer Violet Duca’dan baklava bile koparmayı başardılar. İlginç bir başka nokta ise, sadece Çiğdem’in ismini bilen bazı taraftarların Merve ve Seda’yı da Çiğdem diye çağırmasıydı.

Bayanlar liginde beklenmeyen tek sonuç ise Akatlar’dan geldi. Balkan Kupasında üçüncü sınıf takımları yenerek ikinci kez şampiyon olan Beşiktaş, konuk ettiği mütevazı Konya ekibi Ereğli Belediye karşısında şok edici bir mağlubiyet aldı. Bu skorla BJK’lı voleybolcular, ayaklarının biraz yere basması gerektiğini hatırlamışlardır. Geçen sene ligin en başarılı takımı olan Ereğli ve antrenörü Ata Onar’a bir kez daha tebrikler.

İstatistik

Federasyonun istatistik tutma ve TVF web sitesinde ilgili yere maç sonrası upload etme uygulaması gerçekten çok güzel. Bu sayede voleybol severler maç sonuçlarını ve takımların oyununu anında öğrenebildiği gibi internet siteleri, gazeteler ve televizyonlar da sağlıklı maç analizi yapabiliyorlar. Ancak bu istatistiği layıkıyla tutmak gerektiğini düşünüyorum, özellikle de 1. Lig seviyesinde bir takım için. Federasyon web sitesinin istatistik kısmına baktığımızda, Karşıyaka gibi büyük ve köklü bir kulübe yakışmayan bir uygulamayı görüyoruz. Evinde Beylikdüzü’nü konuk eden Karşıyaka istatistikçileri, rakip takımın sadece 5 oyuncusunun isimlerini (soyadları dahi yok) yazmışlar Datavolley isimli istatistik programına. Antrenörün ismi dahi yok Beylikdüzü kısmında. Karşıyaka Spor Kulübü’nün bu durumu bir daha yaşatmayacağını umut ediyor, Federasyonun bu konuya bir açıklık getirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu haftalık bu kadar sevgili voleybol severler, haftaya görüşmek dileğiyle.

Kayhan KÖSEM


Haberi Paylaş