Hatalarımızdan ders çıkardık

 

Fenerbahçe’nin dünya yıldızı Leonal Marshall ile şampiyonluktan sonra bir araya geldik. Mütevazi ve sıcak kanlı oyuncu ile bu sene yaşananlar, final serisi ve özel hayatına dair bir çok konuyu konuştuk.

Zevkle okumanız dileğiyle…

 

HEDEFİM ŞAMPİYONLAR LİGİ KUPASIYDI

-Bu kaçıncı şampiyonluğun kariyerinde?
36-37 tane şampiyonluğum var toplamda bu da 38 oldu sanırım.

-Fenerbahçe’ye gelirken Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu hedefiyle gelmiştin ama sadece tek kupa alabildiniz. Bu süreç sonunda neler hissediyorsun?
Dediğin gibi ben buraya gelmeden önce özellikle benim hedefim Fenerbahçe forması ile final-foura gitmekti. Ama sadece Türkiye Ligi şampiyonluğuna erişebildik. Ama bunu bir başarısızlık ya da hayal kırıklığı olarak görmek doğru değil. Çünkü neyi nerede yanlış yaptık bu hallere düştük ne kadar nelerden ders çıkarmamız gerekiyor onu da öğretti aslında. Çünkü artık tablo çok net ortada. Neyi geliştirmeliyiz nelere doğru yönelmeliyiz Avrupa’da kalıcı bir başarı istiyorsak. Bu yıl bize çok öğretici oldu. Bu açıdan çok verimli geçtiğini söyleyebilirim. Özellikle önümüzdeki yıl da bu oluşan havayla, yapıyla, oyuncularında birbirlerini anlamasıyla istediğimiz yerlere de Avrupa’da geleceğiz.

-Neyi yanlış yaptığımızı gördük, öğretici oldu dedin. Neleri öğrendiniz?
Çıkardığımız en büyük ders baskı ile nasıl başa çıkabiliriz. Bu çünkü takımın birebir oyuncularına baktığınızda kağıt üzerinde çok yetenekli , çok kariyerli takım üzerene çok bir şey söylemeye gerek yok ama biz baskıya nasıl yenildik ilk zamanlarda ve yenildiğimiz zamanlarda maçları nasıl kaybettik onun farkına vardık. Tamamen maça konsantre olmamız gerektiğini maç oynamamız gerektiğini fark ettik. Baskı tabii ki olacaktır bazen iyidir baskı ile oynamak bazen kötüdür ama o baskıyı olumlu hale çevirmeyi ve bunu da nasıl olumlu hale çevireceğimiz hem öğrendik hem gösterdik. Baskı ile mücadele etmemiz konusunda çok büyük dersler çıkardığımızı ben kendi adıma da söyleyebilirim. Çünkü baskı bazen sizi yapacaklarınızdan alıkoyar hale geldiği zaman o çok tehlikeli hal alıyor. Yeteri dozajdaki baskıya da ihtiyacımız var o dengeyi bulma konusunda aslında çok da iyi işler yaptığımızı söyleyebilirim.

BASKI İLE BAŞ ETMEYİ ÖĞRENDİK

-Play-off’taki patlama o baskı ile baş etmeyi öğrendiğiniz için mi oldu?
Sizin dediğiniz gibi belki işin tamamen özeti bu. Bazı oyuncular var takımda bu baskıdan çok fazla etkilenmeden oynuyorlar bazı oyuncuların ona ihtiyacı oluyor. O yüzden dengeyi bulma konusunda oynadığımız maçların bize öğretici tarafı oldu. Play-off’a da artık herkes baskı ile nasıl mücadele etmesi gerektiğini öğrenmiş halde geldi. Çok formda geldi. Aldığımız başarıların da oynadığımız oyunun da, gösterdiğimiz performansında geçmişteki hatalardan tamamen ders alarak baskıyı nasıl yönlendirmemiz konusunda öğrendiğimizi de gördük. Aslında artık daha da umutluyuz geleceğe bakma konusunda.

-Önümüzdeki sene Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edeceksiniz. Fenerbahçe bu kadro ile orada ne kadar başarılı olur?
Bu zor bir soru aslında. Şimdi bir şeyin ayrımını çok iyi yapmak gerekiyor. Biz sadece verilen görevi yeteneğimiz doğrultusunda kapasitemiz doğrultusunda sahada icra eden kişileriz. O tabii ki yönetimin, teknik heyetin, hocanın kararıdır bu kadro yetecek mi , yetmeyecek mi? Ben şunun altını çizmek istiyorum. Burada olan oyuncular maksimumlarına yetişirlerse ellerinden gelenin en iyisini yapabilirlerse bu kadronun kesinlikle yeterli olduğunu düşünüyorum. Ben kesinlikle şu oyuncu gelsin şu oyuncu gitsin bu grup kalsın kesinlikle bunun kararını ya da onun düşüncesini verecek kişi değilim. Burada önemli olan o formayı giydiğimizde sahaya çıktığımızda elimizden gelenin en iyisini verme zorunluluğunda olduğunu bilmemiz. O şekilde de davranıyoruz.

BAŞROLDEKİLER BİZİZ

-Hoca değişikliği takımda gerekli miydi? İşler biraz da yeni hocanın gelmesiyle mi yoluna girdi?
Benim ilk defa başıma böyle bir şey geliyor. Başlamış ve devam eden sezonda işler kötü gittiğinde hoca değişeceği burada ilk defa ben de bu ortamda tecrübe ettim. Eski hocamızla da benim herhangi bir problemim yoktu. Çalışmasına çok saygı duyuyordum. İşlerine çok büyük saygı duyuyorum. Yeni hocamıza da aynı şekilde saygı duyuyorum. Castellani belki de bir kan değişikliği olarak bir ivme kazandırmış olabilir ama işin tamamına baktığımız zaman genel de aktörler biziz. Sahada oynayan da bizi bir şeyi düzelten de bizi yapan da biziz. Biz aslında neyi yapmamız gerektiğinin farkına vardığımız zaman her şey tekrar tersine dönmeye başladı. Birbirimize sarıldık ve işi ciddiye aldık. Herkes kendi rolünü de farkına varıp kabullenince başarı geldi. Hoca değişikliğinin aslında tabii etkisi vardı, yol gösterici yanı vardı ama aslında biz ve bizim burada yarattığımız ortamın çok büyük etkisi var.

-Final serisine başlamadan önce Türkiye Kupası finalinde oynadığınız ve kupayı kaybettiğiniz Arkas’tı rakibiniz. Bir endişe var mıydı seriye başlamadan önce?
Öyle bir endişe yaşamıyorduk. Çünkü final serisine başlamadan önce genel gidişata baktığımızda biz de üstün bir oyun oynayarak, onlar da üstün bir oyun oynayarak finale geldiler. Biz Ziraat Bankası’nı eledik, finale çıktık. Final maçı da çok çekişmeli geçti açıkçası. Öyle çok büyük farkların olduğu bir final maçı yaşanmadı o yüzden biz artık onlar kadar ve onlardan iyi olacağımızı biliyorduk. Bunun da etkilerini play-off finalinde gördük. Gerçekten mental anlamda kendimizi çok iyi hissediyorduk, çok güçlüydük. Fiziksel anlamda kendimizi çok iyi hissediyorduk. Zaten bu şekilde galibiyet geldi ve 3-0’lik netice sonunda kupayı kaldırdık.

AGAMEZ’İN HAREKETLERİNİ TASVİP ETMİYORUM

-Agamez’in maç sırasında yaptığı hareketleri nasıl buluyorsun?
Kesinlikle tasvip etmiyorum, hoşuma da gitmiyor. Çünkü biz aynı meslek grubundaki insanlarız hepimiz atletiz hepimiz sporcuyuz ve bu işin ilk sırrı her zaman karşındaki kişiye saygı duymaktır. İyi oyuncu olabilirsin, güçlü oyuncu olabilirsin ama bunu bu tip hareketlerle göstermek bence doğru değil. Onun dışında ama bence bize bu yaptığı hareketlerin faydası da olmuştur. Çünkü onun danslarını gördükçe bir an önce maçı bitirelim de danslarını görmeyelim diye maça asılmış olabiliriz. Şaka bir yana gerçekten tasvip etmiyorum bu tür hareketleri.

-Türkiye’ye gelmeden önce ülkemiz hakkında bir bilgin var mıydı?
Gelmeden önce en son İtalya’da oynamıştım ve oradakiler bana açıkçası Türkiye’ye gitme demişlerdi. Çünkü tanımadığın bir ortam tanımadığın bir voleybol atmosferi kültürü bilmiyorsun aynı voleybol seviyesini yakalayamazsın deyip beni endişelendirmişlerdi. Ama buraya geldiğim zaman böyle olmadığını gördüm. Çok yakın Avrupa’daki seviyeye. Özellikle bu kategoriye çok yakın bir voleybol oynanıyor burada. Oyuncu olarak tabii ki beklentilerim her zaman bütün turnuvalarda bütün kulvarlarda kupa kaldırmaktır. Bu sene bir tane ile yetiniyoruz maalesef ama önümüzdeki yıllarda daha da geliştirerek kendimizi, çünkü Türkiye Ligi’nin kalitesini biraz daha üstüne koyarak her yıl arttığını görüyoruz, daha iyi olacağını hem bireysel olarak hem de kolektif anlamda daha iyi olacağını düşünüyorum.

-Genç oyunculara tavsiyelerin neler?
Gençler için şimdi her zaman mental anlamda hazır olmak kendini geliştirmek her zaman daha önemli, başarılı olmak onunla başlıyor. Çünkü teknik anlamda size her zaman birileri bir şeyler öğretebilir. Genç oyuncuların da
burada çok iyi antrenörleri var, çok iyi antrenmanlar yapıyorlar, bu konuda bir eksikleri yok. Ama mental anlamda oyuncuların kendilerini yetiştirmeleri lazım kendine bağlı. Hiçbir zaman havlu atmasınlar bir sakatlık başlarına gelebilir işi bırakmadan sonuna kadar mücadele etsinler.

-Sahaya çıkmadan önce bir uğurun var mı?
Annemin bana verdiği bir kolye var onu öpüyorum her maça çıkmadan önce.

-İstanbul’u gezme fırsatı bulabildin mi? Daha ne kadar Türkiye’de kalacaksın?
Bu sene aslında çok fırsatım olmadı ben de çok istemedim açıkçası. Çünkü burada ilk senem olduğu için maçlara konsantre olmak istedim. Aslında gezecek fırsatım vardı ama önceliği işime vermek istedim. Ayrı bir not, açıkçası oda arkadaşım benim Ersin, o da beni çok fazla gezdirmedi. Şaka bir yana önümüzdeki sene gezmeyi planlıyorum. 10 gün daha buradayım bu süre zarfında da biraz daha İstanbul’u tanıyabilirim

-Şampiyon oldunuz tatili hak ettin. Yaz ile ilgili planların neler?
20 gün sonra her sene Katar’da katıldığım bir turnuva var oraya katılacağım. Artık ondan sonra tamamen tatili düşüneceğim. O turnuvayı geçirdikten sonra artık ailemle birlikte bir yerlere gideceğiz.

-Türkiye’de tatil yapmak istemez misin. Çok güzel sahillerimiz var?
Şimdi Maimi’ye gitmem lazım orada ailem var onları göreceğim. Ama sonra bir 15 günlük tatilim var o süre zarfında belki güneye Antalya, Çeşme oradaki sahil şeridini görmek istiyorum.   

-Boş zamanlarında ne yapıyorsun?
Ben evde olmayı çok seviyorum, televizyon seyrediyorum. Play-station oynamıyorum, Ersin sürekli play-station oynuyor evinde televizyon bile yok sadece bir projeksiyon var, onun evine bir kere gittim felaketti, bir daha da gitmedim. Kitap okumayı seviyorum. Ernest Hemingway okuyorum.    

 


Haberi Paylaş