Hedefimiz 6.’lık ve Balkan Kupası

Aroma Bayanlar Voleybol Ligi’nin genç, dinamik ve formda ekiplerinden Yeşilyurt’un genç oyuncuları Özge Nur Yurtdagülen ve Tuğçe Hocaoğlu’yla keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bakırköy Kahve Dünyası’nda gerçekleştirdiğimiz röportajdan biz yaparken çok keyif aldık, umarız size de aynı duyguları aktarabilmişizdir:

-Voleybola nasıl başladınız?

Tuğçe: Voleybola Bursa’da başladım ve o zamanki antrenörüm de Emin İmen’di. Emin hoca babamla aynı kulüpte çalışıyordu, o şeklide başladım. Lise bitene kadar Bursa’da kaldım sonra Eskişehir’e giderek Anadolu Üniversitesi’nde oynadım. Sonra tekrar Bursa, İller Bankası, Ereğli Belediyesi, Ankaragücü ve şimdi de Yeşilyurt’tayım.

Özge: Şu an Beşiktaş’ın yardımcı antrenörlüğünü yapan Mehmet Yücel, okulları geziyordu, uzun boylu oyuncuları bulup voleybola başlatmak için. Aslında benim yaş grubumu seçmiyorlardı ancak boyum uzun olduğu için beni de seçtiler ve hatta sonra benim yaş grubumu da seçtiler. Yeşilyurt altyapısında voleybola başladım ve 9 yıldır da buradayım.

-Yeşilyurt’a geliş sürecin nasıl oldu?

Tuğçe: Beni geçen sezon da istemişlerdi ama kısmet olmadı. Bu sezon başında aynı teklif geldi. Ben de ortamın güzel ve takımın genç olduğunu bildiğim için kabul ettim.

-Sezona kötü başladınız şimdi iyi gidiyorsunuz, sizce değişen ne oldu?

Özge: İlk başlarda hepimiz genç olduğumuz için sezon başında maçları 3-2 kaybederek, kaybederek kazanmayı öğrendik.

Tuğçe: İlk 7 hafta hep hedef maçlar oynadık. Bunların başında heyecan vardı. Sonra toparlandık, bazı şeylerin zor olmadığını öğrendik ve artık iyi gidiyoruz.

-Bu sezonki hedefiniz nedir?

Tuğçe: İlk hedefimiz play-off’ta yer almaktı ama ligi 6. bitirirsek tüm takım mutlu olur. Çünkü 6. lık Balkan Kupası’na katılmak anlamına geliyor.

Özge: İlk hedef play-off. Şimdi hedef maçlarımız bitti. Büyük takımlarla oynayacağız inşallah onlardan da puan veya puanlar alırız.

-Yeşilyurt’un diğer takımlardan farkı ne sizce?

Özge: Genç oyunculara önem verip oyuncuları göz önünde bulundurması. Kulübümüz genç oyuncuları yetiştirmek istiyor. Zaten bilindiği gibi bu sezon da genç bir takımla mücadele ediyoruz.

Tuğçe: Yeşilyurt voleybolun lokomotif kulüplerinden bir tanesi. Şu an birçok 1. Lig takımında oynayan oyuncu buradan yetişti. Fark bu bence.

-Geçtiğimiz günlerde seçim oldu ve Başkanınız Levent Gökçe yeniden seçildi. Yönetimden memnun musunuz?

Özge: Gerçekten bize bir abi, bir baba gibi yaklaşıyorlar. Hatta geçen gün ateşlendim biraz. Bir tek Üzeyir hocaya söyledim ama ertesi gün kulüp yemeğinde herkes ilgilendi nasıl oldun diye sordu, bunlar çok hoş şeyler. Mesela maç kazanınca kutlama yapmaya gidiyoruz. Çok ilgililer bizimle, yöneticilerimiz ve başkanımıza çok teşekkür ediyoruz.

Tuğçe: Babacan ve abi gibi yaklaşıyor başkanımız bize. Tam bir aile ortamı var Yeşilyurt’ta. Hatta bize 2 Reina sözü var İnşallah onu da en yakın zamanda gerçekleştireceğiz.

-Kardeşinle karşı karşıya oynamak nasıl bir duygu?

Tuğçe: Ben kardeşimle ve o jenerasyonla gurur duyuyorum. Tüm maçlarda Ankara’daydım. O hayallerini gerçekleştirme yolunda daha büyük adımlar atıyor. (Sohbetin akışıyla kıskanıyor musun diye takılıyoruz Özge’ye) Kıskançlık yok aramızda. Mesela ligin ilk yarısında oynadığımız maçta tabii ki biz kazansak o üzülecek, o kazansa biz üzüleceğiz düşüncesi oluştu. Ancak maç içersinde artık yeter diyip bıraktım duygusallığı. İkinci maçımız maç daha zevkli geçti. Mesela o benden blok autlar aldı, ben onun üzerine servis attım.

-Unutamadığınız maçlar hangileri?

Tuğçe: İlk devredeki Pursaklar maçında 23-16’dan geri gelip seti kazandık ve 2-1 öne geçtik. Bir maçta daha aynısı oldu. Bu iki mücadeleyi söyleyebilirim.

-Ligimizi nasıl buluyorsunuz?

Özge: Genç oyuncular için bu ligde oynamak büyük avantaj. Gelen yabancılar çok kaliteli, oynayan yerli oyuncular da çok gelişiyor. Bu çok tecrübe kazandırıyor bize. Bu yüzden ligimizi çok kaliteli buluyorum.

Tuğçe: Son 4-5 yıldır daha kaliteli hale geldi. Eskisi gibi tek düze değil her şey. İlk 4 takım diye tabir ettiğimiz takımlar artık birbirinden kopuk değil. Aralarında zevkli maçlar oynanıyor.

-Olimpiyatlara gitme şansımızı nasıl görüyorsunuz?

Özge: Londra’daki Olimpiyatlara katılabiliriz diye düşünüyorum. Milli takımımız çok şanslı. Bence en zorlu rakibimiz Rusya olur.

Tuğçe: Bence en zor rakibimiz Sırbistan. Çünkü Rusya’yı yenebiliriz. Yüksek oyunculardan kurulu oldukları için manşet almak gibi belli bir kaç zaafiyetleri var.

-Beğendiğiniz oyuncular kimler?

Tuğçe: Lo Bianco’yu izlemek büyük bir keyif.

Özge: Ben yabancı oyunculardan Poljak’ı örnek alıyorum. Yerli olarak da Eda (Erdem) ablayı örnek alıyorum.

-Voleybolu kaç yaşında bırakmayı düşünüyorsunuz? (Özge henüz çok genç olduğu için bu sorudan muaf tutuldu.)

Tuğçe: Mevkim itibariyle, yani smaçör olmadığım için daha az yıpranıyorum. Ama bir yaş
veremeyeceğim şu an. Kariyerime Yeşilyurt’ta devam etmek isterim. Burada her şeyden memnunum çünkü.

-Voleybol dışında takip ettiğiniz sporlar hangileri?

Özge: Mümkün olduğunca basketbolu takip etmeye çalışıyorum, ara sıra da tenis izliyorum.

Tuğçe: Grand Slam’leri, basketbol maçlarını ve babamın mesleği nedeniyle masa tenisi maçlarını takip etmeye çalışıyorum.

-Okullarınız ne durumda?

Tuğçe: Ben Anadolu Üniversitesi’nde okuyorum ve artık önümüzdeki sene bitirmeyi düşünüyorum.

Özge: Bahçeşehir Üniversitesi İşletme Yönetimi okuyorum. Fakat voleybol nedeniyle okula pek
gidemedim.

-Boş zamanlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?

Tuğçe: İstanbul’u sezon başında çok bilmiyordum. Arkadaşlarımla vakit geçiriyorum, karşıya (Anadolu yakası) geçiyorum. 2 gün iznim olursa da ailemin yanına gidiyorum.

Özge: Ben en çok boş günlerim de çay ve kahve eşliğinde film izlemeyi çok seviyorum.

-Twitter kullanıyor musunuz?

Özge: Evet kullanıyorum.

Tuğçe: Kullanıyordum ama artık kullanmıyorum. Çünkü ben artık twitter konusunda bağımlı hale gelmiştim. Artık bir noktadan sonra annem de üstüme geldi bu konuda. Bırakmayı denedim, başardım ve hala kullanmıyorum 🙂 Ama internetten tüm haberleri takip ediyorum.

-Basının voleybola ilgisini nasıl buluyorsunuz?

Tuğçe: Avrupa’da oynayan takımlara ilgi tabii ki daha fazla. Ancak bizim gibi 10 tane 3-2’lik maç oynamanız gerekli ki ilgi çeksin 🙂

-Peki birbirinize birer soru sormanızı istesek?

Özge’nin sorusu: İlerde oynamak istediğini takımlar?

Tuğçe: Tabii ki büyük takımlar dediğimiz takımlarda oynamak isterim. Ama onun dışında bizim gibi gençlere ilgi gösteren, emek veren başarı isteyen Yeşilyurt’ta da kalmak isterim.

Tuğçe’nin sorusu: Bu sene benimle birlikte olmaktan memnun musun? (Hep beraber gülüyoruz)

Özge: Çok mutluyum. Daha Tuğçe ablanın takıma geleceğini öğrenmeden bir arkadaşıma söylemiştim ’Keşke Tuđçe abla gelse’ diye. Gerçekten burada olduğun için çok mutluyum.

-Ailenizde başka voleybolcu var mı?

Tuğçe: Kardeşim (Ece Hocaoğlu) dışında yok. Babam masa tenisi milli takımının senelerce antrenörlüğünü yaptı. Annem de masa tenisi hakemi.

Özge: 12 yaşında erkek kardeşim var ve Fenerbahçe altyapısında voleybol oynuyor. Biz Küçükçekmece’de oturuyoruz ve o her gün Dereağzı’na gidip geliyor. Voleybolcu olabilmek için çok emek veriyor ve umarım bunun karşılığını alır.

-Bir soru da siz bize sorsanız?

Yeşilyurt ve bizler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Murat: Elimden geldiğince maçlarınıza gelmeye çalışıyorum. Ben genç takımlara destek veren
biriyim. Bu yüzden özellikle başarılı olmasını istediğim 1-2 takımdan birisiniz. Bu sene başarılı
olduğunuzu düşünüyorum. Umarım her sene üstüne biraz daha koyar çok daha başarılı duruma
gelirsiniz.

Zeliha: Bu sezon evinizde oynadığınız maçlara gelmek kısmet olmadı. Ben de haberlerinizi Murat’tan alıyorum. Kendi içinde sistemini oturtmuş sağlam bir yapıya sahip kulüplerimizden birisi Yeşilyurt. Voleybola çok büyük önem veriyorlar. Onlar için önemli olan voleybola hizmet etmek, bu nedenle kendilerini takdir ediyorum. Ayrıca genç oyuncuların yetişmesine önem veren ender kulüplerden biri, sizlerden bunun bilinciyle elinizden geleni yapıyorsunuz. Hepinizi kutlarım.

-Kişisel hobileriniz neler. Mesela ne tür şarkılar dinlersiniz, maça çıkmadan yaptığınız uğurlar var mı?

Tuğçe: Maçlardan önce hareketli müzikler dinlemeyi tercih ediyorum. Kitap okumaktan hoşlanırım ama 2 aydır biraz uzak kaldım. Sinemaya gitmeyi severim ama bu sezon ona da gidemedim. İstanbul trafiği gözümde büyüyor. Müzik olarak pop ve R&B tarzı müzikler seviyorum.
Maça çıkmadan 2 saat önce annem, babam ve kardeşimle muhakkak konuşurum. Bir de kolyem var her maça çıkmadan onu takmaya özen gösteririm.

Özge: Marilyn Monroe’nun hayatı okuyorum şu an ve genelde böyle kitapları seviyorum. Ünlü insanların hayatını okumak hoşuma gidiyor.
Ben totem denen şeyin uğursuzluk getirdiğine inanıyorum. Çünkü geçen sene play-off’larda bir
Pursaklar maçı oynadık ve kazandık. Ertesi gün toplantıda herkes aynı şeyi yapmaya çalışıyordu ve biz o gün Emlak Toki’ye 2-0’dan 3-2 yenildik. Bu olaydan sonra artık böyle şeyler yapmamaya karar verdim. Bir tek kafama taktığım tokaya dikkat ediyorum. O hep aynıdır.

 


Haberi Paylaş