Kadınlar Dünya Kupası

Hepinizin Kurban Bayramını tebrik ederek Japonya’da düzenlenen 2011 Kadınlar Dünya Kupası’nın ilk iki turunu değerlendireceğimiz yazımıza başlıyoruz sevgili voleybol severler.

Dünya Kupası üzerine
Erkeklerde ilk kez 1965’te, kadınlarda ise 1977’de yapılan bu turnuva, her dört yılda bir organize ediliyor. Erkeklerde 1969 yılındaki turnuvadan sonra 8 yıllık bir ara devreye giriyor ve bugünkü halini alan şekliyle 1977’de yeniden başlıyor.

Olimpiyatlara doğrudan gidecek takımları belirlemesi nedeniyle çok önemli bir organizasyon olarak kabul ediliyor ve turnuva esnasında ulusal liglere ara veriliyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu turnuva da, diğer tüm uluslar arası benzerleri gibi Dünya voleybolunun “sahibi, patronu, ağası ya da babası” olarak nitelendirilebilecek ülke olan Japonya’da oynanıyor. Hem de 1977’den beri! İster kabul edin, ister etmeyin, Japonya, Dünya voleybolunu adeta esir almış durumda. Gerek yayıncı kuruluşu olan Fuji TV, gerekse Japon Voleybol Federasyonu şekillendiriyor sevdalısı olduğumuz spor dalını. Bu sebeple de gün geçtikçe değer kaybediyor voleybol. Bitiriyorlar adeta.

Geçmişi
En başarılı takımlar, erkeklerde 4 şampiyonluk kazanan eski adıyla Sovyetler Birliği, yeni adıyla Rusya; kadınlarda ise aynı sayıda birincilik sahibi Küba. Onları sırasıyla erkeklerde son iki turnuvanın şampiyonu Brezilya, kadınlarda ise 3 şampiyonluk ile Çin izliyor.

Biz ne yaptık?
Erkeklerde hiç katılamadık bu turnuvaya. Kadınlarda ise 2003 yılında iştirak edip 7. olmuştuk. Bunun haricinde teşrif edemedik bu dengesiz organizasyona.

Neden dengesiz?
Bir tarafta A.B.D, Brezilya, Çin, Sırbistan, İtalya, Japonya, Almanya gibi güçlü takımlar, diğer tarafta Arjantin, Dominik Cumhuriyeti, Güney Kore, Kenya ve Cezayir gibi dip seviye takımlar. Siz karar verin dengeli mi dengesiz mi.

Formasyonu
Temel mantık, katılan tüm takımların birbirleriyle tek devreli lig usulüne göre farklı şehirlerde karşılaşması. Bunun sonucunda tepede yer alacak ilk 3 takım, doğrudan 2012 Londra Olimpiyatlarına katılma hakkı elde edecek. Dört tur halinde oynanan turnuvada, her turun ardından 1 ya da 2 günlük dinlenme süresi veriliyor. Sonrasında ise turlar, değişik şehirlerde kaldığı yerden devam ediyor. Şu ana kadar (yazının yazıldığı an itibariyle) ilk 2 turun bittiğini anımsatalım.

Londra demişken
Olimpiyatlara gidecek 12 takım, şu şekilde belirleniyor;

1 Takım – Ev sahibi (Büyük Britanya)
3 Takım – Dünya Kupasından
5 Takım – Kıta elemelerinden (Avrupa, Kuzey-Orta Amerika, Güney Amerika, Afrika, Asya)
3 Takım – Olimpiyat elemeleri Dünya turnuvasından.

Turnuvada son durum
İtalya namağlup zirvede. Kendi evindeki Avrupa Şampiyonasında beklediği başarıyı yakalayamayan Azzuri, Arjantin asıllı Carolina Costagrande’nin önderliğinde Çin ve ev sahibi Japonya gibi güçlü rakipleri mağlup ederek 14 puanla zirveye kuruldu. Amerika erkek voleybol takımını başarıdan başarıya uçuran Yeni Zelandalı pilot Hugh Mc Cutcheon, şimdi de kadınlar için iş başında. İlk dört maçında Sırbistan, Brezilya gibi takımlara top göstermeyen A.B.D, ikinci turun son maçında Alman duvarına çakıldı ve ilk iki turu 12 puanla 2. sırada tamamladı.

Uzak doğunun en kuvvetli takımlarından Çin, aynı puan ve averajla 3. durumda yer alır iken, Avrupa şampiyonasında üstün bir performans gösterip şampiyonluğu kıl payı kaçıran Avrupa’nın yükselen değeri Almanya, turnuvanın en iyi takımı A.B.D’yi 3-0 yenmeyi başararak araya 11 puanla 4. sırada girdi. Değişmeyen taraftar desteği ve ev sahibi olmanın avantajıyla Japonya, 10 puanla 5. sırada yer aldı. Ancak Japonya’nın hedef maçlarını kaybetmiş olması (İtalya 1:3, Çin 2:3) ve en zor maçlarını (Brezilya, ABD, Almanya) henüz oynamamış olması, turnuva sonundaki zirve ihtimalini azaltıyor. Son yılların en kötü voleybolunu oynayan Jaqueline Carvalho’suz Brezilya, 10 puan ve averajla ancak 6. sırada yer aldı. Özellikle eksik Sırbistan ve Kore karşısında tel tel dökülen Fenerbahçe Universal antrenörü Jose Roberto’nun ekibi, bu iki maçta dört puanı zor kurtardı.

Turnuvanın en şanssız takımı olan Avrupa Şampiyonu Sırbistan ise 8 puanla 7. sırada yer aldı. Elbette bu sonuçta, sol kolundan ameliyat olup ilk 2 tur maçlarında sahaya çıkamayan, Avrupa Şampiyonasının en değerli oyuncusu(MVP) pasör çaprazı Jovana Brakocevic’in, yine sakatlığı nedeniyle kadro dışı kalan Avrupa Şampiyonasının en iyi pasörü ve Sırbistan Milli takımının 6 yıldır değişmeyen ilk 6 oyuncusu, takım kaptanı Maja Ognjenovic’in, geçirdiği ağır sakatlık nedeniyle sezonu kapatan çok yönlü smaçör Sanja Malagurski’nin ve yakından tanıdığımız Jelena Nikolic’in oynayamıyor olması önemli etkenler. Bütün bunların sonucunda Sırbistan’ın bu turnuvadan ümidini kestiğini takımın antrenörü Zoran Terzic bizzat kendisi söyledi.

Bunların haricinde fazla söze gerek yok. Son iki turun bitiminde sonucu hep beraber göreceğiz.

Bizimkiler ne alemde?
Jose Roberto’nun çok zor bir turnuva yaşadığını söylemiştik. Deneyimli antrenör ile birlikte aynı zorluğu yaşayan takım kaptanı ve Fenerbahçe Universal’in orta oyuncusu Fabiana Claudino, en iyi blokörler sıralamasında set başına 0,48 ile 13. sırada yer alıyor. Hem arkasında 14. sırada ise bu seneki takım arkadaşı Koreli Kim Yeon Keung (0,47/set) yer alıyor. En iyi servis atan oyuncular arasında 6. sırada olan Kim (0,47/set), en skorer oyuncular sıralamasında takımı adına kazandığı 80 sayı ile 2. sırada. Ancak sıralamadaki yeri Fenerbahçelileri fazla sevindirmesin. Zira Koreli oyuncuları hücum başarısı sıralamasında % 34,41 ile ancak 21. sırada yer alıyor. FB Universal’in bir diğer smaçörü Amerikalı Logan Tom ise % 32.26 ile 24. sırada.

Vakıfbank Türk Telekom’un Alman orta oyuncusu Christiane Furst ise, blok sıralamasında 3. (0,80/set) servis sıralamasında ise 14. sırada yer alıyor. (0,33/set)

Galatasaray’ın İtalyan pasörü Eleonora Lo Bianco ise, set başına ürettiği 7,22 sayı pası ile en iyi pasörler sıralamasında 7. sırada yer alıyor.

Bu haftalık da bu kadar, voleybol dolu günler dileğiyle.

Kayhan Kösem
kkayhan@hotmail.com

 


Haberi Paylaş