Maç yazmak haram





Bir kez daha anladım ki, belirli maçlar sonrası maç yazısı yazmak mümkün değil. En azından teknik-taktik gibi voleybolun asıl parçalarını yazmak imkansız. Alınan tüm önlemlere rağmen olaylar bir türlü bitmek bilmiyor, özellikle de Galatasaray-Fenerbahçe maçlarında.

Spor kültürü yok

Çok acı ama bizde hala bir spor kültürü yok. Sadece taraftar açısından söylemiyorum bunu, sporcusunda, teknik ekibinde, yöneticisinde, kısacası, sporun içerisindeki insanların genel olarak bir spor kültürü yok. Herkes kazanmak istiyor, kimsenin kaybetmeye tahammülü yok! Bunun bir spor olduğunu, sonucunda kazanmak kadar kaybetmenin de doğal olduğunu anlamak kimsenin işine gelmiyor. İlk devredeki maçta Galatasaray kazanmış, Fenerbahçe taraftarı salonu talan etmişti. Dün de Fenerbahçe Grundig kazanınca, Galatasaray taraftarı salonu cehenneme çevirdi adeta. Sahaya atılan yabancı maddeler, baştan sona küfür, patlayıcılar, ne ararsanız vardı Burhan Felek’te.

Galatasaray taraftarını anlamak mümkün değil. Birçoğu bilet parası dahi vermeden salona gelip maç seyretme şansını yakalıyor. Asıl suçlu onları getiren anladık, ama hiç değilse onların yüzünü kızartmamak adına biraz düşünceli olsalar olmaz mı? Maçın başında bir başladılar;
– Salondaki ses sistemiyle kendi marşlarını/şarkılarını çalan görevliye,
– Rakip oyunculara,
– Hakemlere,
– Federasyona,
– Medyaya
– Rakip takımın yöneticilerine sürekli küfrettiler.
Bir ara hızlarını alamayınca, istedikleri hamleleri yapmayan kendi takımlarının antrenörüne, takımlarının servis kaçıran en önemli oyuncusuna dahi küfrettiler. Anlamak mümkün değil!

Güvenlik yine sınıfta kaldı

Güvenlik ile ilgili eleştirileri önceden yazdık. Galatasaray kulübünün bu konuya eğildiğini görünce, kendilerine teşekkür ettik. Ancak görünen o ki, kulüp sadece havanda su dövmüş. Zira salonda güvenliği sağlamak üzere salona getirilen özel güvenlik görevlileri, sadece yukarıdaki aksiyonları gerçekleştiren holiganların güvenliğini sağladı. Küfredenlere, sahaya yabancı madde yağdıranlara, patlayıcı atanlara dönüp bakmadı bile.

Irkçılık son nokta oldu!

Bir taraftar vardı ki salonda, bu kadar da olmaz dedirtti herkese. Maç bitmiş, oyuncuların tamamına yakını salonu terk etmiş. Seyirciler de hemen hemen çıkmış dışarı. Bazı genç Galatasaraylı taraftarlar, rakip takımın dünyaca ünlü voleybolcusu Leonel Marshall ile fotoğraf çektirmek istiyorlar. Kübalı da bu ricayı kırmayarak seyircilerle poz veriyor. İşte o anda bağıran tek taraftarın sesi, bizlerin kulağından silinmemek üzere yankılanıyor. “Siz ne biçim Cimbomlusunuz? Utanmıyor musunuz YAMYAM ile fotoğraf çektirmeye? Bizde de YAMYAM var oğlum, bırakın onu!”
İşin Türkçesi, bu taraftar resmen ırkçılık yapıyor! Kimse bu vatandaşa yaptığının yanlış olduğunu anlatmıyor! Kimse susturmuyor! 1987’den beri oyuncu, antrenör, seyirci ve basın mensubu olarak salonlardayım. Bugüne kadar çokça eleştiri aldım, küfür yedim, tartaklandım. Ama ilk kez bu kadar kötü bir manzara ile karşılaşıyorum. Zira tüm dünyanın savaş açtığı ırkçılık, bugüne kadar voleybolda görmediğimiz, duymadığımız bir eylem. Çok acı.

Bir de dörtlü final var

Şimdi bu Galatasaray kulübü, yaklaşık 6 hafta sonra aynı salonda Avrupa’nın en büyük voleybol organizasyonunun dörtlü finalini düzenleyecek. Büyük olasılıkla bu taraftarlar, bu güvenlik görevlileri de salonda olacak. Kısaca düşünün, bütün dünyanın gözü önünde bu tarz bir olay yaşanırsa, bunun hesabını kim verecek? Böyle bir durumda Türkiye’nin prestijini kim koruyacak? Zaman kısıtlı, acil önlem almak şart.

Önlem nasıl olmalı?

Neşteri acilen vurmalı. Aksi takdirde durum vahim. Maç oynanırken salona gelip maçı seyretmek isteyen Fenerbahçe Kadın voleybol takımı oyuncuları, polis kendilerini koruyamayacağı için salona alınmıyor! Durum gerçekten ciddi. Peki devletin kolluk kuvvetlerinin dahi engelleyemediği olayları kim engelleyecek? Elbette Federasyon. Eğer TVF, ceza yönetmeliğinde bir değişikliğe gidip kulüplere verilen cezaları artırırsa, bu olayların önüne geçilir. Zira 6222 sayılı Sporda Şiddet Yasası halen uygulanmıyor, uygulanacağa da benzemiyor. TVF öyle bir mevzuat değişikliği yapmalı ki, taraftarın neden olduğu olaylar neticesinde kulüplerin canı çok yanmalı. Hem maddi hem de manevi cezalar, kulüpleri daha dikkatli davranmaya mecbur etmeli. Ne zaman? Mesela salona bindirilmiş kıtaları bilet paralarını ödeyerek getirirken. Mesela güvenlik görevlilerini seçerken. O görevlilere görevini nasıl yapmaları gerektiğini anlatırken. Eğer bu tedbirler gerçekten uygulanırsa, sadece olayların önüne geçmekle kalınmaz, aynı zamanda kulüp yöneticilerinin protokol tribününden kalkıp seyircilerin yanına giderek olay çıkarmamaları için yalvarmaları da gerek kalmaz. Özetle ne yaparsa TVF yapacak.

Neleri yazamadık?

Leonel Marshall’ın adeta gökyüzünden vurduğu smaçları, Ivan Miljkovic’in hırslı oyununu ve takımını sürüklemesini, Vladimir Nikolov’un en kritik yerlerde takımını ayağa kaldırmasını, Ulaş Kıyak’ın pas dağılımını değiştirerek takımına seti nasıl kazandırdığını, FB Grundig’de Marshall-Miljkovic’in ön planda olmasına rağmen ikinci setin en kritik yerinde Turgay Doğan’ın etkili servisleri ve İbrahim Başaran’ın üst üste bloklarıyla seti çevirdiğini yazamadık. Sebebi yukarıda. Umarız bundan sonra yukarıdaki çirkinlikler yerine bu tarz güzellikleri yazma şansımız olur.

Kemal Kayhan’ın centilmenliği, hakemlerin şansı

Gerçekten çok kritik bir andı. Galatasaray hücumunda Kemal Kayhan’ın parmağını sıyıran top auta gidince, hakemler neredeyse sayıyı FB Grundig’e vereceklerdi. Salonda başka bir infial adeta kapıdaydı. Ancak centilmenliğini gösteren orta oyuncu, topun elinden çıktığını göstererek Galatasaray’ın hakettiği sayıyı kazanmasını sağladı. Bize de Kayhan’ı tebrik etmek kaldı. Son derece zorlu bir karşılaşma olmasına rağmen hakemler maçın genelinde iyi bir yönetim gösterdi. Fazla göze batmayan bazı ufak tefek hatalar oldu. Ancak maçın dördüncü setinde maçın 4 numaralı çizgi hakemi öyle bir hata yaptı ki, işte o hata bir çuval inciri berbat edebilirdi. Önce Galatasaraylı Tomislav Coscovic’in vurduğu top içeri düştüğü halde bayrağını kaldırarak aut işaret etti. Hem de top kendi görev çizgisinde olmasına rağmen. Ancak ilgili çizgi hakemi ve baş hakem Serdar Nişancıoğlu’nun doğru kararı, dört numaralı çizgi hakemini hedef olmaktan kurtardı. İşte bu yanlış kararın etkisinde kalan çizgi hakemi, skor 22:21 iken Galatasaray’ın yaklaşık 50 santim auta düşen servisini içeride göstererek adeta Fenerbahçe Grundig’in kaderiyle oynadı. Zira bu baş hakem Nişancıoğlu, bu karara uyarak sayıyı sarı kırmızlı takıma verdi. Maçın skoruna etki edecek düzeydeki bu hata, böylesine iyi bir yönetimi son anda bozmuş oldu.

Küfürsüz, şiddetsiz ve seviyeli voleybol maçları izlemek dileğiyle,

Kayhan Kösem
kkayhan@hotmail.com
 



Haberi Paylaş