Galatasaray Spor Kulübü, voleybolda hem sportif başarılarını artırmak hem de sürdürülebilir bir organizasyon oluşturmak adına yeni sezon öncesinde önemli bir yol haritası belirliyor.
Sarı-kırmızılı kulübün voleyboldaki organizasyonunu ve geleceğe yönelik hedeflerini, Galatasaray Spor Kulübü Başkan Yardımcısı Mehmet Cibara ile konuştuk. Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Sarıgül’ün de eşlik ettiği kapsamlı röportajda; kulübün gelir-gider dengesi, kadın ve erkek voleybol takımlarının planlaması, Wild Card süreci, milli takımlar, transfer dönemleri, yeni sezon hedefleri ve yeni salon projesi başta olmak üzere voleybol gündeminin öne çıkan birçok başlığına dair dikkat çeken değerlendirmeler paylaşıldı.
Yorucu bir sezonun ardından yoğun bir seçim süreci sonrası yeniden göreve seçilmeniz nedeniyle tebrik ederiz. Hem Galatasaray gibi büyük bir kulüpte uzun yıllardır yöneticilik yapmak hem de voleybol şubesinin sorumluluğunu üstlenmek neler hissettiriyor?
Galatasaray’da 9. senemiz geldi; 4. dönem bitti, 5. döneme başladık. Tabii ki bu büyük bir gurur. İşin enteresanı ilk yöneticiliğimden beri, ilk Yönetim Kurulu üyeliğimden beri hep voleybol verildi bana. Voleybol ile başladık. Sonra diğer amatör branşlar ki ben amatör branşlar haricini uzun zaman önce kenara bıraktım. Kendim de amatör sporcuydum. O yüzden ben voleybolda, basketbolda ve diğer amatör şubelerde Galatasaray’a hizmet etmekten dolayı çok mutluyum.
Galatasaray’ın voleyboldaki hedefleri doğrultusunda sezonu bunların yüzde kaçını tamamlamış olarak kapattığınızı düşünüyorsunuz?
Erkek, kadın ve altyapı olarak ayırırsak erkeklerde çok büyük bir başarı elde ettiğimizi söyleyebilirim. İki senedir Şampiyonlar Ligi’ndeyiz, çok sınırlı bütçelerle. Kadınlarda evet çok büyük bir başarıyı yakaladık, kurulduğundan beri ilk defa Edirne’nin sınırları dışına çıkarak CEV Kupası’nı ülkemize getirdik ve Avrupa şampiyonluğu kazandık. İki kere de Balkan Kupası’nı almıştık ama Balkan ayrı federasyon olduğu için onu CEV grubu içerisinde değerlendirmiyoruz. En başarısız olduğumuz yer de bence altyapı. Onu da bu sene daha değişik bir bakış açısıyla değerlendirip ona göre altyapıda da atağa geçeceğiz.
Hazır şampiyonluktan söz ediyorken Galatasaray Daikin’in CEV Kupası şampiyonluğu ile devam edelim. Uzun yıllardır beklenen Avrupa kupası nihayet geldi ve belki de voleybol şubesi için önemli bir dönüm noktası geride kaldı. Öncelikle o şampiyonluğu nasıl anlatırsınız, o anlarda neler hissettiniz?
Rahatsızlığım sebebiyle salonda olamadım. Son maça ben gelemedim, eşim ve oğlum oradaydı. Sağ olsun Yönetim Kurulu arkadaşlarımız salondaydı. Yönetim Kurulu Üyesi Timur Kuban ve Emir Aral oradaydı. Hakikaten bu iş böyle uzun süreler bu yaşlarda yapılacak bir şey değil. Stresi ayrı, koşturması ayrı. Onun için şimdi yanımda görüyorsunuz, Ömer Sarıgül kardeşim de var. Kendisine yavaş yavaş bu işleri devredip biraz da ben daha az stresli Avrupa maçlarının keyfini yaşayarak devam etmek istiyorum.
Tabii şampiyonluk çok iyi, kupa kaldırmak çok güzel. Bu iş için çok uğraştık. Ama bunu alacağız derken bazı yerlerden de taviz vermek zorunda kaldık. Bu sene inşallah onlara da gerek kalmayacak. Ömer kardeşimle beraber hem erkeklerde hem kadınlarda hem altyapılarda yeni bir vizyon ortaya koyup bu iki sene içerisinde daha fazla kupa almaya çalışacağız.
Röportajlarınızda bugüne kadar genellikle milli takım sporcularından oluşan iskelet ve adım adım yükselmesi hedeflenen bir kadro mühendisliğinden söz etmiştiniz. Bunu voleybol şubesi özelinde ne ölçüde başardığınızı düşünüyorsunuz?
Baktığımız zaman 4 sene önce ilk başladığımızda, planlamayı yaptığımızda kadın takımımız ile başlamıştık. Kadın takımında bugün de görüldüğü gibi Milli Takımımızın hem geniş kadrosunda hem de başlangıç kadrosunda, ilk 6’da oyuncularımız yer alıyor. Dolayısıyla kadın takımımızın yapılanmasında hedeflerimize ulaştık. Şimdi erkeklerle de ilgili aynı stratejiyi düzenledik.
Şimdi hem A Takım’da hem B Takım’da hem VNL hem de Akdeniz Oyunları’ndaki milli takımlarımıza baktığınız zaman da bu son transferlerimizle beraber orada da hedefimize ulaşıyoruz gibi görünüyor.
Peki sizce Galatasaray voleybolu bugün olması gereken noktada mı? Değilse eksik gördüğünüz temel noktaların neler olduğunu düşünüyorsunuz?
En başta gelir gider dengesi. Bu açıdan maalesef biz ne kadar çabalarsak çabalayalım onu bir türlü oturtamıyoruz. Şimdi yanımda istatistikler yok ama bir ara gönderirim size. Bütün, her maç tek tek Burhan Felek’teki beklenen seyirci sayısı, gerçekleşen bilet adedi, giriş sayısı, bilet ücretleri hepsini açıklayabilirim. Ama 40 maç sonuç olarak… Kadın – Erkek 40 maç toplam geliri, biletini aldığım rakamlara göre 10 milyon TL’yi tam olarak ya buldu ya bulmadı. Bu, tabii çok düşük kalıyor.
Biz kulüpler olarak ne kadar fedakarlık yaparsak yapalım şirketlerle, devlet kurumlarının teşvik ettiği spor kulüpleriyle ki onlar sadece bir tek branşta… Biz 17 branşta bu mücadeleyi veriyoruz. 2039 tane bizim lisanslı oyuncumuz var. Lisanslı oyuncu demek aynı zamanda bir gider de demek. Her birinin bordroda yeri var, vergisi var, ekstra primleri var, ilave ek giydirilmiş ücretleri var biliyorsunuz.
Biz ne yaparsak yapalım kulüpler olarak Türkiye’de voleybol dahil bütün amatör branşlarda bakış açısı değişmediği müddetçe bunların biz tek başımıza üstesinden gelemeyiz.
Peki yönetim boyutunda kulübün voleybola verdiği değer hakkında neler söylersiniz? Taraftarları bütçenin artırılması ve sponsorluk anlamında önemli gelişmeler bekliyor mu?
Evet, bekliyor. Bizim geçen sene 17 ana branştaki bütçemiz 1.7 milyar TL idi. Bu sene 2.6 milyar TL’ye çıkarttık. Bunun da %80’i voleybol ve basketbol oluşturuyor. Dolayısıyla biz kulüp olarak elimizden geleni yapıyoruz ama bunun karşılığında bu giderlerin karşılığında gelirlere baktığımız zaman maalesef biz giderleri iki misli de büyütsek -geçen sene 3 misline yakın büyüttük- gelirler hiç artmıyor. Gelirler derken sadece taraftarın desteği, ilgisi demek istemiyorum.
Stopajlarda bizim bu kadar büyük artışlara gitmemizin en büyük iki kaynağı bir stopaj vergi iadeleriydi, ikincisi de sponsorluktu. Sponsorlukta yine büyüyerek devam ediyoruz. Onun için sponsorlarımıza da müteşekkiriz bu konuda. Ama stopajlarda 1 Ocak itibariyle %75’e düştü vergi iadesi, 1 Temmuz’da %50’ye… Ondan sonra da ne kadar düşürüleceğini bilmiyorum.
Bunu Türk amatör sporuna yapılan en büyük haksızlık olarak görüyorum. Bunu sadece voleybol özelinde söylemiyorum. Bütün branşlara baktığımız zaman salon parası, VAR veya GDS altında para veriyoruz. Onun haricinde harç, lisans parası, katılım parası… Ama bunun karşılığında aldığımız da belli. Bugün tabii diyebilirsiniz ki “Gidip şu futbolcuya bu kadar parayı vermeseydin, hiçbir şey yapmazdın… Onu harcasaydın voleybola belki daha iyi yerde olabilirdin.” Elbette böyle düşünülebilir ama futbolda bir veya iki yanlış transfer yapıldığında bile sonuçta senede 400 milyon euro gelir getiren bir branştan söz ediyoruz. Buraya baktığınız zaman ne kadar gelir getirdiğini biliyorsunuz. Onun için bizim artık kulüpler açısından daha fazla bütçe ayırmamız zorlaşıyor.
Biz sadece taraftarımıza karşı sorumlu değiliz, taraftarlarımızla birlikte aynı zamanda Genel Kurul’a karşı da sorumluyuz. Biz şimdi burada oturuyoruz, kafa patlatıyoruz, konuşuyoruz, bütçeler yapıyoruz. Ben Ömer Bey ile yapıyorum; Eray Bey de Abdullah Bey ile yapıyor. Bütün Yönetim Kurulu’na verilmiş görevler var. Yönetim Kurulu, gelirlerin hepsinin bütçesini yapıyor, Genel Kurul’un onayına sunuyor ondan sonra gerçekleştirmeye çalışıyor, artışlarda ibra olmama ihtimali var. Bunların hepsi sonuçta bize geri dönüyor. Şimdi biz bu kadar büyük yükün altına girmişken dışarıdan gördüğümüz destek maalesef çok az.
Mesela basketbolda 40 milyon lira erkeklerde, 20 milyon lira kadınlarda salon parası veriliyor. Basketbol takımını kurmuşum. Salonun burada kullanımı bu boyutlarda olmamalı. Elektriğini vereyim, suyunu vereyim, başka şeyini vereyim. Ama %10 sponsorluk kesintisini de düşünün. Zaten iki tane gelirim var benim, stopaj iner, sponsorluk da kesilirse… Biletlerden zaten %7 alınıyor. Tüm branşlar için geçerli olan bir durum. Taraftar istiyor, ben de istiyorum ama bunları da göz önünde bulundurmak lazım.
50 senedir ilk defa biz kupa kazandırdık. Arkasından Taç Spor gibi hakikaten çok iyi bir yeri satın aldık. Bir salon, bir tane de antrenman salonu, bir tane daha yaptık. Ayrıca sadece voleybol için ayrı bir fitness merkezi yaptık, her şeyini yeniledik pırıl pırıl yaptık.
Onun haricinde şimdi yatırım olarak düşündüğünüzde evet yatırım yapacağız da benim de o zaman başka bir soru sormaya hakkım var diye düşünüyorum. İstanbul’un Avrupa yakasında uluslararası seviyede oynanacak voleybol salonu sıkıntısını da kulüp olarak benim mi gidermem gerekir? Başladım, yapacağım, bitireceğim. Sonrasında hem milli takımlarımız hem kulüplerimiz tarafından kullanılabilir güzel bir salonumuz olacak. Ondan sonra ister milli takım gelsin, ister suyun öteki tarafındakiler gelsin, ister bu tarafındakiler gelsin.
Voleybolda özellikle uluslararası organizasyonlar zaman zaman sürprizlere gebe olsa da genellikle başarı ile bütçe arasındaki ilişki aslında giderek güçleniyor. Galatasaray’ın voleybol bütçesini oluştururken temel öncelikleriniz neler oluyor?
Şimdi bir kere tabii şampiyonluk, sportif başarı. Arkasından da sürdürülebilirlik. Bu başarıların sürdürülebilir olması için altyapının yeniden organizasyonu ve altyapı yatırımları. Hem tesis olarak hem hocalar olarak hem hocaları yetiştirecek hocalar olarak hem de yeni jenerasyona biraz daha ümit verecek, onların önünü biraz daha açacak yatırımlar yapmak önceliğimiz oluyor.
Bir yönetici olarak bazen voleybol adına savunmanız gereken kararlar oluyor mu, yönetim masasında voleybolun sesi olmak zor mu? Galatasaray gibi çok branşlı bir kulüpte voleybolun hak ettiği ilgiyi ve kaynağı alabilmesi için nasıl bir mücadele veriyorsunuz?
Hayır hiç mücadele vermiyorum çünkü Galatasaray Spor Kulübü bu amatör branşları Türkiye’ye getiren, gençleri yetiştiren, yönlendiren öncü bir kulüp. Her zaman olduğu gibi ilklerin ve enlerin takımı. Dolayısıyla Yönetim Kurulu’nda hiç bu konuyla ilgili en ufak bir itiraz yok.
Sezon içinde en zor karar verdiğiniz konu genellikle ne oluyor? Sportif başarı ile mali disiplin arasında denge kurarken hangi prensiplerden taviz vermiyorsunuz?
Bir kere oyuncu hakları açısından hiçbir şekilde taviz vermiyorum.
Ben her zaman söylüyorum; burada oyuncularımız mutlu olduğu müddetçe kim istiyorsa kalabilir, mutlu olmayan da istediği zaman gidebilir. Mali açılardan çok şükür bir sorunumuz yok. Geçen sene bu zamanları örnek vereyim. Geçen sene bu zamanlarda ne menajerlere ne federasyona ne oyuncularımıza ne bonservis bedeli olarak diğer kulüplere bir kuruş borç olmayan tek kulüptür. Şimdi rakiplerimizin adını vermek istemiyorum ama üç ay, beş ay geriden gelenler vardı. Bu sene de aynı şekilde Temmuz sonu itibariyle nakit akış çerçevesinde yine hiç kimseye borcumuz kalmayacak. Önümüzdeki sene yine iyi bir takım kurarak şampiyonluklara ulaşmak için elimizden geleni yapacağız.
Biraz Türk voleybolunun günümüzde geliştirilebilir noktalarına ve bu konularla ilgili görüşlerinize yer vermek istiyoruz. Mevcut ekonomik koşulları, kulüplerin voleybola ayırdıkları bütçeleri ve genel anlamda tüm bu yatırımı sürdürülebilir buluyor musunuz? Sürdürülebilirlik adına sizce hangi adımlar atılmalı?
Bence bu sorunun tek cevabı var: Haksız rekabet. Haksız rekabet önlendiği takdirde hepimizin yolu açılır.
Kulüplere sağlanan imkanlar doğrultusunda neler söylemek istersiniz? Türkiye’de özellikle kadın voleybolunun ulaştığı seviyeyi düşündüğünüzde, kulüplerin bu seviyeden ekonomik olarak yeterince faydalanabildiğini düşünüyor musunuz? Sizce en geliştirilebilir noktalar olarak neler öne çıkıyor?
Senelerdir artmayan iddia gelirlerini ve harcırah giderlerimizi burada örnek verebilirim.
Bütün paydaşların kazandığı ve kaybedenin sadece kulüpler olduğu bir durumda zoru başarıyoruz. Onun için haksız rekabet. Bu önlenebiliyorsa şimdi yaptığımız yatırımın ikincisini yapalım. Haksız rekabet önlenmediği, önümüz açılmadığı müddetçe işimiz zor. Kadın voleybolda başarı elde ettik. İnşallah diğer branşlarda da başarı elde ederiz
2026-2027 sezonundan itibaren yabancı sınırı 3+3 şeklinde uygulanacak. Bu konuyla ilgili düşünceleriniz nelerdir; yerli/yabancı sporcu ücretleri ve yeni dönemdeki yabancı sınırı konusundaki değerlendirmeleriniz ne yönde?
Erkek voleybolu özelinde soracak olursanız Türk oyuncularına yatırım yapmak istiyorum. Kadınlarda 2022’de başlattık bunu, baktık bir türlü olmuyor. Bu sefer yabancıya yüklendik. Avrupa şampiyonu olduk. Şimdi aynı şeyi ben erkeklerde yapmak istemiyorum. Erkeklerde yabancı sayısını azaltıp Türk çocuklarına, milli takımda oynayan arkadaşlarımıza, kardeşlerimize daha fazla yer vermek istiyorum. Her biriyle de 3’er 5’er senelik mukaveleler yaptım, yönetmenlikler el verdiği müddetçe. Bu sene biz göreceksiniz 2026-2027’den sonra minimum yabancı sayısıyla oynayacağız. 2027-28’de, 28-29’da ve yine zirveye oynayacağız.
Sınırlamayla ilgili genel düşünceme gelirsek tabi Avrupa’da Türk takımlarının başarılarından sonra bu beklenen bir gelişmeydi. Özellikle baktığınız zaman 6 takımdan oluşan bir Avrupa katılımı var. Burada da geçen sene de Türk takımları finalleri oynadı, kupaları aldık. Bunu bu şekilde sürdürmenin bir yolu da 3+3’e geçmekti. Bence Federasyon tarafından doğru alınmış bir karar. Başarıların devamı için şarttı böyle bir karar.
Transfer dönemini ekstra konuşacağız ama peki hazırlıklı mısınız 3+3’e?
Evet, şimdi bizim takımın yapısı içerisinde Alexia’nın durumu tabii çok önemli. Kurala baktığımız zaman biz şu anda yabancı oyuncu sayısında gerideyiz.
3+3 kuralıyla birlikte alacağımız oyuncu büyük ihtimalle yabancı smaçör olacak. Bu konuda teknik ekibimiz ve takım menajerimiz gerekli çalışmaları yapıyor.
Alexia’dan söz etmişken Alexia’nın sakatlık problemi noktasında son durum nedir?
Bir problem kalmadı. Her şey yolunda.
Tesisleşme konusuna değinmek istiyorum. Voleybolun salonlara sığmadığı bir dönemde tesisleşme konusunda 23 Nisan’da Aslantepe Vadisi Temel Atma Töreni ile taraftarlar Galatasaray’ın da kendi salonuna kavuşacağı müjdesini aldı. 200 milyon dolarlık bir yatırımdan söz ediyoruz. Bu atılımın Türk voleyboluna katkısı ve Galatasaray’a getirileri hakkında neler söylersiniz?
İnşallah hayırlı olur. İnşallah bitirebiliriz, başka engeller çıkmaz. Ekonominin durumunu biliyorsunuz. Biz hakikaten çok büyük bir taşın altına elimizi soktuk. Ama biz Galatasaray’ız, bunu da yapacağız, başaracağız. Türk sporuna böyle mini olimpik tesisleri kazandıracağız.
İstanbul’da en büyük sıkıntı zaten tesis. İstanbul’da kaç tane voleybol kulübü var? Kaç tane sporcu var? Binlerce, on binlerce. Çok fazla. Altyapı inanılmaz. Herkes kulüp kurdu. Bir de onun da önüne geçmek lazım bu arada. Basketbolda da öyle. Basketbol Gelişim Merkezi kuruldu. Altyapılar için 4 tane orada salon var. Ahmet Cömert aynı şekilde. Yani inanın hiçbir şekilde yetmiyor.
Biraz transferlere değinelim istiyorum. Hem erkek hem kadın takımında yeni sezon öncesi önemli değişiklikler oldu. Genel anlamda sizin nasıl bir transfer dönemi geçirdiğinizi düşünüyorsunuz?
Burada voleyboldaki transfer sistemi, transfer süreleri, ocak ve şubat ayı sonu transferi, bunları hem CEV’de hem WEVCA’da (Avrupa Kadın Voleybol Kulüpleri Birliği) hem de Türkiye’de kulüplerle yaptığımız toplantılarda görüşüyoruz. Bence transfer dönemlerinin tekrar gözden geçirilmesi lazım.
Ekim ayında başlıyor sezon. Kasım ayında menajerler hemen sözleşme uzatmalar için, yenilemeler için, yeni şartlar için bizleri, kulüpleri zorlamaya başlıyor. Herkesin de bildiği gibi ocak ayına gelmeden, önümüzdeki sezon için Kasım ayında imza atan oyuncular oldu. Bence bunlar doğru değil. Çünkü ikinci dönemki rekabet veya Play-off’lara kalacak takımların, oyuncuların oradaki performansının bir sene sonrayı nasıl bağlayacağı önemli. Bunlar sporcular için de çok önemli konular, onlar da bu süreçlerden kötü etkileniyor. Dolayısıyla bu transfer sürelerinin ve zamanlamasının tekrar bir gözden geçirilmesi lazım.
Yeni sezon öncesi başantrenörler Bigarelli ve Gardini ile devam kararlarınız var. Bigarelli’nin yeniden başantrenörlük görevine gelmesiyle kazanılan CEV Kupası, erkeklerde de Gardini ile kupada ve ligde final oynayan Galatasaray vardı. Başantrenör seçimlerinde özellikle hangi noktalara önem veriyorsunuz?
Çok güzel bir soru sordunuz. Bir kere başantrenörde biz tabii ki sportif başarıyı bekliyoruz ama ondan önce Galatasaray’ın tüzükte yazılı olmayan bazı etik kuralları vardır. Onlara uyabilecek kişileri öncelikle seçiyoruz.
Onlara teknik konulara karışmamak şartıyla mümkün olduğu kadar destek veriyoruz. Onların maddi ve manevi bütün ihtiyaçlarını, aileleri dahil karşılamaya çalışıyoruz. Onun sonunda da bekliyoruz. Sezon sonunda başarılı oldularsa devam ediyoruz. Olmazlarsa yeniden değerlendirmeye çalışıyoruz.
Her dönemde olduğu gibi bu yıl da yıldız oyuncu transferleri çok konuşuluyor. Geçen yıl özellikle Myriam Sylla ve Wang Yuanyuan transferleriyle bu yönde adımlar attığınızı gördük. Yeni sezon öncesi de özellikle smaçör ve pasör çaprazı pozisyonunda beklenti yüksekti, Galatasaray transfer stratejisinde hangi kriterleri ön planda tutuyor?
Öncelikle Genel Kurul’un verdiği bize yetki çerçevesinde kalmaya çalışıyoruz. Dediğim gibi bizim kültürümüze, bizim kurallarımıza uyan oyuncuları seçmeye çalışıyoruz. Mümkün olduğunca artık gençleştirmeye çalışıyoruz. Altyapımızı tekrar destekleyip yetiştirici özelliğimize dönüp iki sene sonra altyapıdan en az iki oyuncuyu kadınlarda ve erkeklerde ilk altıya sokmaya çalışacağız.
Erkek voleybolunda son haftalarda özellikle Efe Mandıracı transferi için yoğun bir mesai harcadığınız gündemde. Bu transferle ilgili neler söylersiniz, şu an ne durumdasınız?
Çok yoğun bir mesai harcamadım. Efe ile telefonda bir kez görüştüm. “Türkiye’ye gelmeyi düşünüyor musun?” dedim. “Düşünüyorum ağabey, ben zaten Galatasaraylıyım.” dedi. Tamam o zaman dedim, orada bitti. “Sen her şeyini konuş, dönmek istiyorsan bana söyle biz gerisini hallederiz.” dedim. Eşiyle, ailesiyle de görüştü. “Galatasaray’a gelmek istiyorum ağabey!” dedi.
Galatasaray’a gelmek isteyen Galatasaraylı gencecik bir yıldıza tabii ki hayır diyemeyiz. O bizim oyuncumuz diyebiliriz. Piacenza kulübüyle her konuda anlaştık. Mali yükümlülüklerimizi yerine getirmeye de başladık. Arkas’la da anlaştık. Orada da yükümlülüklerimiz 20 Temmuz’da başlıyor. Oyuncumuzu da sözleşmeye davet ettik. O da 10 gün içerisinde gelecek, imzasını atacağız.
Özetleyecek olursak Efe Mandıracı çok iyi bir Galatasaraylı ve artık Galatasaray’ın oyuncusu. İtalya’da mutlu olmadığını ve Türkiye’ye dönmek istediğini söyledi. Ben de dönmek isterse bizim gerekeni yapacağımızı söyledim ve yaptık. Biliyorsunuz sağlık durumu sebebiyle milli takımda forma giyemiyordu. Şu an durumu gayet iyi, Ağustos’un başında antrenmanlara başlayacak.
Transfer sürecinde Arkas Spor Kulübü çok yardımcı oldu. Lucien Bey, Bernard Bey, Atıf İnönü. Bu konuda gerçekten Galatasaray Kulübü Üyesi olmanın da verdiği rahatlıkla bize çok yardımcı oldular. Onlara çok teşekkür ederim.
Piacenza kulübü ise biraz daha zorladı bizi. Burada tabii Efe gibi bir yıldızın, Dünya yıldızının oradan ayrılmak istemesi, Türkiye’ye dönmek istemesi, onların kendi iç yapılarında birtakım zorlanmalara neden oldu. Ama sonunda iki kulüple de anlaştık. Oyuncuyla da imza atınca zaten detayını anlatacağız.
Erkek voleybolunda kadroda son durum nedir? Transfer çalışmalarınız devam ediyor mu, takımda ne gibi değişiklikler olacak?
Pasör pozisyonunda Arslan Ekşi ile devam ediyoruz. Micah Ma’a ve Özgür Benzer takımımıza katılıyor.
Pasör çaprazı pozisyonunda değişikliğimiz yok: Jean Patry ve Can Koç. Smaçör noktasında Efe Mandıracı ve Cafer Kirkit takıma dahil oluyor. Stephen Maar ve Gökçen Yüksel önümüzdeki yıl da Galatasaray forması giyecek.
Orta oyuncularımız Doğukan Ulu, Faik Samet Güneş ve Roamy Alonso ile devam ediyoruz. Yiğit Savaş Kaplan ve Emir Pınar yeni sezonda takımımızda olacak.
Son olarak libero pozisyonunda değişikliğe gittik. Yeni sezonda liberolarımız Samet Yalçın ve Fatih Yörümez.
Erkeklerde çok iyi bir kadro kurduk, inşallah sakatlık olmaz. Hocamızın işi de zor, mesela smaçör pozisyonuna baktığımız zaman Efe, Gökçen, Maar ve Cafer hepsi milli takım oyuncusu. Hepsi çok başarılılar, diğer pozisyonlar da aynı şekilde.
Arslan’ın ben bu sene voleybola Galatasaray’da şampiyon olarak veda edeceğini düşünüyorum, inşallah bunu başaracak. Hem ağabeylik yapacak hem de kaptanlığına devam edecek. Özgür’ün, Arslan’ın tedrisatından geçerek uzun seneler de Galatasaray’da oynayarak kaptanlığa kadar ulaşacağını tahmin ediyorum, çok güvendiğimiz bir oyuncu. Bütün oyuncularımıza çok güvenerek kadromuzu kurduk.
Birtakım söylentiler çıkıyor ama yeni bir yabancı oyuncu almayı da düşünmüyoruz, çıkan isimlerle hiçbir şekilde görüşmemiz olmadı.
2026-2027 sezonu Galatasaray Erkek Voleybol Takımı kadrosu:
Pasörler: Arslan Ekşi – Özgür Benzer – Micah Ma’a
Pasör Çaprazları: Jean Patry – Can Koç
Smaçörler: Efe Mandıracı – Gökçen Yüksel – Stephen Maar – Cafer Kirkit
Orta Oyuncular: Doğukan Ulu – Faik Samet Güneş – Emir Pınar – Yiğit Savaş Kaplan – Roamy Alonso
Liberolar: Samet Yalçın – Fatih Yörümez
Kadın voleybolunda özellikle yabancı smaçör ve yabancı orta oyuncu transferlerinde beklenti var. Anlaştığınız isimler var mı, kadro şu an ne durumda?
Geçen sene CEV Kupası’nı alan kadroyu büyük ölçüde koruduk. Pasör olarak Britt (Bongaerts) ile devam ediyoruz. Naz’ın (Aydemir Akyol) ayrılmak istemesi üzerine Eylül (Karadaş) ile devam ediyoruz.
Libero pozisyonunda biliyorsunuz Eylül (Akarçeşme Yatgın) VakıfBank’a gitti. Ayça (Aykaç Altıntaş) çok deneyimli, çok iyi bir Galatasaraylı. Eşi ve kendisi de. Onu davet etmiştik, kırmadı bizi ve geldi.
Pasör çaprazına baktığınız zaman iki tane çok değerli pasör çaprazımız var. (Vita) Akimova ve Alexia (Carutasu) ki Alexia bizim her pozisyonda kullanabileceğimiz jokerimiz. Son derece iyi niyetli, son derece kabiliyetli, sportif açıdan da karakter açısından da çok güvendiğimiz bir oyuncu. Haksızlığa karşı da gidip çata çat konuşup hakkını koruyup takıma tekrar giren bir karakter. Çok güçlü bir karakter. Onun için benim takımdaki en favori oyuncularımdan biri. Yasemin gibi, İlkin gibi. Hepsini çok seviyorum ama Alexia’nın yeri başka. İnşallah o da uzun seneler bizimle devam eder.
Onun haricinde İlkin (Aydın) ve (Myriam) Sylla gibi iki tane Dünya yıldızımız var. Takviyeler yaptık. Melisa Bükmen’i aldık. Bir yabancı veya yerli oyuncu, onu bilmiyorum hoca karar verecek, takıma dahil edeceğiz. Bir smaçör daha alacağız.
Ortalara baktığımız zaman Yasemin (Güveli) ve YoYo’yu (Wang Yuanyuan) Janset (Erkul) ile destekledik. Şimdi İlayda’yı (Uçak) da takımımıza dahil ettik. Dolayısıyla orada da bir eksik görmüyorum. ,
Takım menajerimiz Gizem Giraygil ve Başantrenörümüz Alberto Bigarelli bu noktada çalışmalarını sürdürüyor. Yabancı smaçör olarak Jasper’la görüşüyorlardı. Onu kulübü bırakmak istemiyor, “buyout” konusunda anlaşamıyorlar bildiğim kadarıyla.
Ama benim söylediğim şu ki takıma %100 katkısı olacağını düşündüğünüz güçlü bir smaçör alın. Burada bütçe söz konusu değil. Geçen sene Sylla’yı da biliyorsunuz Eylül ayına doğru almıştık. Dolayısıyla her türlü şansı kovalayın, her türlü fırsatı takip edin. Buraya iyi bir smaçör alın. Acele etmeye gerek yok, bu takıma katkı verecek biri olsun şeklinde düşünüyorum. Şimdi baktığınız zaman bu takımda ilk 6 oluşturalım desem ellerinde çok fazla imkan var.
Smaçöre de alacakları bir pasör çaprazı var. Pasör çaprazı olarak oynatacak yıldızları var. Smaçörlerde biliyorsunuz geçen sene de smaçör fazlamız vardı. Bu sefer de dışarıda kalanlarla hoca arasında problemler çıkıyordu. Sakatlıklar olunca onları da aramaya başladık. Onun için artık burada Alberto hepsiyle konuşuyor. Oyuncuların hepsiyle konuşuyor. Çoğu çalışıyor şu anda zaten. VNL’de olanlar da, VNL’e katılmayanlar da, Taç Spor’da çalışıyorlar. Ayça da Yasemin de kondisyoner ve hoca eşliğinde çalışıyor.
Dolayısıyla bu artık teknik bir konu. Biz bütçe ve idari olarak yetkileri kendilerine verdik. Artık sorumluluk onlarda.
Alexia şu anki hazırlığını yeri geldiğinde smaçör, yeri geldiğinde pasör çaprazı oynayacak şekilde bu noktada yapıyor. Devamlı manşet alabilecek ve sahanın her noktasından hücum edebilecek şekilde çalışıyor. Alexia hakikaten çok beğendiğimiz bir oyuncu. Dolayısıyla öğrenmeye açık, takımı için oynayan, her şeyi göze alan, o pozisyonda başarısız olmayı bile göze alan ama sportif kabiliyetler açısından da başarısızlığı tanımayan, sevmeyen, görmeyen bir oyuncu. Herkes ilk altıda olmak isteyecek. Herkes başka bir yönden kendisini hazırlıyor. İnşallah iyi olacak.
Peki henüz transfer etmediğiniz halde hayranlık duyduğunuz ve keşke Galatasaray forması giyse dediğiniz bir oyuncu var mı?
Voleybolda hiç aklıma gelmedi. Futbolda olsaydı 10 numara isterdim. Bir ara Isabelle Haak konuları çok geçti sosyal medyada hiç görüşmedim, konuşmadım. Onların hepsi yalan.
Bir de bana kalsa şimdi bu son Final Four’da hayal kırıklığı yaratan oyunculardan iki tanesi de bence Haak ve Gabi idi. Eski haliyle bu soruya Gabi ve Haak diyebilirim. Ancak oralara bakmaktan ziyade gençlerden ne çıkarabiliriz? Gençlere yönelmeliyiz.
Voleyboldaki transfer süreçlerinde kulüpte ne ölçüde antrenörlerin isteklerine bağlı kalıyorsunuz? Başantrenör, takım menajeri ve yönetim dengesi Galatasaray’da nasıl?
Hep beraber yapıyoruz ama son sözü teknik olarak hoca söylüyor, bütçe olarak da ben veriyorum.
Yeni sezon öncesi yalnızca oyuncu kadrosunda değil, voleybol şubesinin idari kadrolarında da değişiklikler oldu. Bu değişiklikleri nasıl yorumlarsınız? Son durum hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bizim geçen sene, Playoff sonrası ve seçimlerden önce sadece voleybol şubesinde değil, bütün şubeleri kapsayan bir reorganizasyona gideceğimizi söylemiştik.
Zamanı biraz gecikmiş olabilir. Ama Ağustos ayından itibaren göreceksiniz, yepyeni bir organizasyonla tüm şubelerimiz, futbol haricindeki 16 şubemiz yeni bir yapılanmaya girecek. Yani idari kadrolar, teknik kadrolar, başantrenörler…
Menajer değişikliği oldu voleybol şubemizde. Neşve Hanım (Büyükbayram) ayrıldı, 13 Temmuz Pazartesi itibariyle Gizem Hanım (Giraygil) göreve başlayacak. Onun haricinde Serpil Hanım (Amaç) voleybol şubesinden ayrıldı. Onun yerine Beril Hanım (Kefeli) geldi, basketbol şubemizdeydi. Diğerleri devam ediyor şu anda.
Değişiklikler demişken Galatasaray’ın her iki voleybol takımında isim değişikliği olacak mı? Daikin ile HDI Sigorta ile görüşmeler ne aşamada?
Galatasaray Daikin ile devam ediyoruz. Önümüzdeki sene için de devam edeceğiz. Galatasaray ile Daikin arasındaki ilişkiler sadece sponsorlukla ilgili değil. Biliyorsunuz bizim bayağı büyük gayrimenkul yatırım projelerimiz var. Orada da bize çok destek oluyor Daikin. Hem mühendislik alanında hem malzeme tedarikinde hem serviste. Onun için her iki tarafın da kazandığı iyi bir anlaşma oldu.
Artı, Şampiyonlar Ligi’ne gitmemizde de Daikin’i bizim “Commercial Partner” olarak göstermemiz bizim için büyük avantaj oldu.
HDI Sigorta ile devam etmeyeceğiz gibi görünüyor. Yaptığımız anlaşmalarda, görüşmelerde HDI Sigorta ile hem barter hem sponsorluk ilişkilerimiz vardı. Ama bir tanesi olmazsa diğeri de olmayacak, öyle görünüyor. Şu anda Kulüp ve Sportif A.Ş. ile HDI Sigorta’nın görüşmeleri devam ediyor. Eğer onlar da anlaşırlarsa biz de sponsorluk konusunu açarız ama şu anda görünen şu ki önümüzdeki sene için bizim erkek takım için sponsor arayışlarımız var. Görüşmeler noktasında şu anda arkadaşlar çalışmalarına devam ediyor. Ağustos ayı içerisinde bitiririz muhakkak.
Kadın voleybolu ve erkek voleybolunda yeni sezon hedefleri hakkında neler söylersiniz? Hedef hep bir adım ilerisi olmalı gibi bir düşünceniz var mı, mesela kadın voleybolunda CEV Şampiyonlar Ligi’ne katılım için bir “Wild Card” süreciniz oldu, ondan bahseder misiniz?
Geçen sene yapamadığımız her şeyi bu sene yapacağız. Hedefimiz o. Erkeklerde bu sene alamadığımız 3 kupayı da almaya çalışacağız. Sadece voleybolda değil, basketbolda da aynı şekilde kadınlarda. Kadın voleybolda ise yine bir Avrupa Kupası’nın peşinde koşacağız: Şampiyonlar Ligi.
15 Haziran’a kadar vaktimiz vardı. Fazla beklemedik ve başvurumuzu yaptık. Bu konuda hem CEV ile görüştük hem de Türkiye Voleybol Federasyonu ile görüştük.
Önümüzdeki sene yani 2026-2027 sezonu için Mustafa Yiğit Zeren ile de görüştük, üç senede iki katılım hakkı almış. Onu bu yıl kullanmayacak. Kendisi CEV Kupası’nda devam etmek istedi.
Çok paydaşlı bir süreç yaşandı. Bize burada Zeren Group ve Türk Hava Yolları Voleybol Yönetimi de destek verdi. Biz onlarla ve Türkiye Voleybol Federasyonu ile konuştuk. Türkiye için bu altı takımın hangi kupalarda nasıl konuşulanması gerektiği konularında çok iyi bir iş birliği yaptık.
Herkes özgürce kendi fikirlerini söyledi. Sonunda ortaya çok güzel bir hedef çıktı. Bugün baktığımız zaman her kupada; Challenge Kupası’nda, CEV Kupası’nda, CEV Şampiyonlar Ligi’nde Türk Voleybolunun adını tekrar başarıyla Avrupa’da yazacak takımlar oluştu. Önümüzdeki sezon sonunda Türk takımları olarak her üç kupayı da kazanmak için bir hedef koyduk. Bunu da başaracağız inşallah. Daikin ve CEV’in de bu iş birliğinde büyük bir kupayı var. Ama dediğim gibi burada hangi takım olursa olsun üç kupayı da Türk takımının almasını istiyoruz. Hedefimiz o.
Peki transfer konularını geçtik ama normalde bu transferleri yaparken kupa başka bir kupaydı, CEV Kupası söz konusuydu. Sizin için bu noktada fark edecek bir şey olacak mı? Sezon içinde devam eden süreçte ekstra transferler olur mu?
Olabilir tabi. Gidişata bakacağız. Hedefimiz önce gruptan çıkmak. Gruptan çıktıktan sonra eğer gerekiyorsa transfer de yaparız.
Erkek voleybolunda son yıllarda lig kalitesi yükselirken rekabetin de gittikçe daha da canlandığını görüyoruz. Camia kulüplerinin transferleriyle olduğu kadar taraftar yoğunluğuyla da ligin seviyesine olumlu etkisi olması beklenir ancak bu durum beklenenden uzak kalıyor. Yeni sezonda buna yönelik çalışmalarınız olacak mı?
Bu biraz da sosyal yapıyla ilgili. Biz iki senedir Şampiyonlar Ligi’ndeyiz. Roeselare ile ölüm kalım maçı oynuyoruz, 70 seyirci geliyor. Bu kadın basketbolda da aynı şekilde. Landes ile oynuyoruz. Orada da 30 kişi geliyor. Dünyanın en iyi oyuncuları bizde, Final Four hakkı kazanıyoruz. Ama… İnanın Kaptan Işıl Alben ile beraberdik. İnanılmaz bir takım kurduk. Bu takımın 4 oyuncusu şu an WNBA; Minnesota’da, Dallas’ta, New York’ta oynuyor ve bu oyuncular maalesef kasımdan önce dönemeyecekler. Belki ligin bir ayını kaçıracaklar, dördü de bizim oyuncumuz. Dördü de takımlarının yıldızı.
Çok kesin söylüyorum. Erkek voleybolda ve kadın basketbolda geçen sene alamadığımız bütün kupalarda bu sene favori olacağız.
Branşlar arası etkileşimin yoğunluğu belki tribünlere olan ilgiye de olumlu yansıyabilir, farklı branşlardan isimleri çeşitli projelerde bir araya getirme düşünceniz var mı?
Var. Bu konuda profesyonel şirketlerle de çalışıyoruz. Onun da toplantısını yaptık. Bazen ise ne kadar planlarsanız planlayın ne kadar takip ederseniz edin aksaklıklar olabiliyor. Konfeti ayarlıyorsunuz, maskot getiriyorsunuz, makine ayarlıyorsunuz, forma hazırlıyorsunuz. Madalyalar eksik gelebiliyor gibi. Bunların hepsinin üstesinden geleceğiz. Ama elbette yavaş yavaş oluyor.
Kulüpler Birliği benzeri bir yapılanmanın voleybola katkı sağlayacağı düşünceniz var mı? Bu yönde gerçekleştirilen son çalışmalar nelerdir? Süreç nasıl ilerliyor? Diğer kulüplerle bu noktada fikir birliği ne ölçüde sağlandı?
Beşiktaş Kulübü, Türkiye’de Kadın Voleybol Kulüpler Birliği’nin kurulması için gerçekten çok samimi, çok ciddi çalışmalar yaptı. Biz de kendilerini destekliyoruz. Burada kulüplerin birbiriyle anlaşması sadece yeterli değil. Yani biz kulüpler olarak Kulüpler Birliği’ni kurduğumuz takdirde muhakkak Türkiye Voleybol Federasyonu’yla da çok uyumlu çalışmamız gerekiyor. Bu uyum olmadığı takdirde hiçbir sonuca varamayız.
Avrupa’da da WEVCA’nın kurucu üyesiyiz ama WEVCA ile CEV’in ilişkilerine baktığım zaman çok uyumlu bir süreç değil. Olumlu bir sonuç çıkacağını da sonunda zannetmiyorum ama bu sene de WEVCA’yı desteklemeye devam edeceğiz.
Peki Beşiktaş, Türkiye’de Kulüpler Birliği kurulması sürecinde uğraşıyor dediniz. Bu konuda başka kulüplerin de istekleri var mı? Katılım geniş mi?
Konuşmalarımızda ve buluşmalarımızda yakından takip ediyoruz.
Mesela Zeren Spor da Eczacıbaşı da Fenerbahçe de VakıfBank da istiyor. Çağatay Bey (Abras) yaptığı görüşmelerde aldığı sonuçları bizimle paylaşıyor. Dolayısıyla herkes bu konuda istekli. Türkiye Voleybol Federasyonu’na da sorduk. Federasyon da istekli olduğunu söyledi. Böyle bir oluşumu olumlu karşılayacağını söyledi. Ama şu anda herkesin tatilde olması dolayısıyla daha toplantı yapılmadı.
1.Lig kulüpleri de dahil olur mu bu sürece?
Bilmiyorum. Projeyi şu an Çağatay Bey yürüttüğü için ona sormak lazım.
Çok kısa WEVCA konusuna dönmek istiyorum çünkü yakın geçmişte Avrupa Kadın Voleybol Kulüpler Birliği Kongresi gerçekleştirildi. Orada hem Türkiye’de hem de Avrupa’daki kulüplerle mevcut durumlara dair fikir alışverişlerinde hangi konular öne çıktı?
Oradaki en önemli konuların birincisi altyapıdan oyuncu yetiştirme. Bu süreç içerisinde bozucu bazı etkenler var, bunlar konuşuldu.
Oyuncuların transferi sırasında kulüpler arasındaki bonservis görüşmeleri konuşuldu. Bunların hukuki süreçlere yansımadan kulüpler arasında iyi niyetle çözülmesi prensip olarak kararlaştırıldı.
Takvim çok önemli. Konuştuğunuz önemli şeylerden biri takvimdi. Biliyorsunuz çok yoğun bir lig; Playoff ve Şampiyonlar Ligi süreci bittikten sonra oyuncular çok az dinlenip bu sefer VNL’e başlıyorlar.
Avrupa ve Dünya Şampiyonası maçlarını da dönüşümlü olarak koyarsanız oyuncuların dinlenebileceği bir zaman kalmadığı gibi sakatlanma riskleri de fazlalaşıyor.
Onun için bu takvimi nasıl yaparız? Ocaktaki arayı nasıl yaparız? Bu konuda bir komite kurulmasına karar verildi ve komite CEV yönetimiyle bir toplantı yapacak.
Bir diğer konu, WEVCA’ya katılan kulüplerin maddi olarak da güçlenmesini sağlayacak bazı alternatif çözümler düşündük. Bunların içinde özel turnuvalar, primler de var. Bunlar da CEV ile görüşülecek. Bu oluşumun kurulması kolay ama yerel veya uluslararası federasyonla anlaşamazsanız, onların da onayını alamazsanız yürümesi imkansız.
Biz bu önerilerimizi hazırladık, WEVCA yönetimine verdik, CEV ile bir toplantı yapacak. Ondan sonra onlar da onaylarsa süreç daha rahat devam edecek.
A Milli Kadın Voleybol Takımımız yine çok önemli bir yaz sezonu geçiriyor. VNL devam ediyor, Avrupa Şampiyonası var, Akdeniz Oyunları da bu yıl. Sporcularla görüşmelerinizden aldığınız izlenimle birlikte yaz dönemine dair de düşüncelerinizi almak isterim.
Milli takım hepimizin; her zaman, her spor branşında başarılı olmasını isteriz. Tabii bu amaca ulaşmak için bu kadroları seçen, bu oyuncuları seçen bir teknik heyet var. Bence teknik heyetin işine yüzde yüz konsantre olması, odaklanması şart. Daha evvelki senelerde olduğu gibi bunu yapabilirlerse gene başarılı olabilirler. İnşallah başarılı olurlar.
Sporcularla pek görüşemiyoruz. Milli takımımızın yanı sıra hepsi ayrı bir ülkenin milli takımında oynuyor, dolayısıyla biz de çok fazla rahatsızlık vermeyi tercih etmiyoruz.
Maçlarda tabii başarılı olmalarını çok istiyoruz. Çok seviniyoruz başarılarıyla ama bu yoğun maç takviminde her dakika elimiz yüreğimizde takip ediyoruz. Allah korusun sakatlık olacak mı, bir şey olacak mı? O kadar büyük bir tempo.
Bir Brezilya, bir Türkiye, bir Japonya, bir Çin. Devamlı hareket halindeler, kolay bir şey de değil. Bütün sene zaten yoruldular. Yapabilecekleri 10 günlük, 15 günlük maksimum bir tatil yapabildiler. Şimdi tahmin ediyorum Eylül’ün ortasında bitecek.
Filenin Sultanları’ndan bahsederken özellikle Yasemin Güveli’nin bu sezonki performansı sonrası geniş kadroda olup VNL’in üç etabında da yer almaması konuşuldu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bu konuda ben hep aynı şeyi söylüyorum, Yasemin’e büyük haksızlık yapılıyor. Yasemin bence ve birçok voleybol otoritesine göre Türkiye’nin en iyi blok yapan orta oyuncusu. İstatistikler de onu gösteriyor. Geçtiğimiz sezona ve ondan evvelki sezona bakarsanız Türkler içerisinde her zaman birinci, genel sıralamada da bu sene Wang YuanYuan’dan sonra ikinci en iyi istatistiğe sahip.
Milli takımımızın her ferdiyle gurur duyuyoruz, Yasemin’e da bu şansın verilmesi ve hep birlikte omuz omuza mücadele edilmesi gerekiyor. Sonuçta hiçbir oyuncu böyle performans gösterip sonrasında bir maç bile denenmediği bir tabloyla karşılaşmak istemez.
Nedense tercih edilmiyor, bu teknik bir tercih. Sorduğumuz zaman bu teknik kadronun kararıdır deniyor. Biz de teknik kadroyu şu anda herhangi bir şekilde demoralize etmek istemiyoruz. Ama Yasemin Güveli bence o hak ettiği yerlere ulaştırılmak zorundadır. Dolayısıyla hocanın ne düşündüğünü veya teknik ekibinin neden davet etmediğini bilemiyorum ama hem milli takıma haksızlık hem Yasemin’e haksızlık.
A Milli Erkek Voleybol Takımımız tarihinde ilk kez VNL finallerine katılma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Avrupa Şampiyonası da var. Oradaki ivmeyi nasıl görüyorsunuz?
Şu anda gidişat çok iyi. Milletler Ligi Finallerine de katılacağız gibi görünüyor. Sonrasında Avrupa Şampiyonası’na eğer Efe Mandıracı da katılabilecekse daha da iyi sonuçlar alacaklarını tahmin ediyorum.
Gündeme dönecek olursak Rusya konusunu sormak istiyorum. Rusya biliyorsunuz geri dönüyor. Bu durumu sportif rekabet, transfer piyasası ve milli takımlar bazında nasıl değerlendirirsiniz?
Zaten şu anda sporcu ücretleri olarak bizim çok üstümüzdeler.
Milli takım olarak yıldızlar topluluğu olacak. Çok güçlü bir kadro ortaya çıkabilir. Ve kısa süre içerisinde birinci sıraya yükselme ihtimalleri var.
FIVB ile CEV arasında da görüş ayrılıkları olabiliyor ama Rus Milli Takımı uluslararası yarışmalara katıldığı takdirde dengeler değişecektir.
Sizce Şampiyonlar Ligi’ne katılım olur mu bu yıl Ruslardan?
Bu yıl olacağını zannetmiyorum. Çünkü Wild Card ile girenler belli oldu. Hem CEV hem Challenge Kupası hem Şampiyonlar Ligi’nde her şey belli. FIVB biraz daha geniş düşünüyor da Avrupa biraz daha kapalı. Tamamen Yönetim Kurullarının karar vereceği şeyler.
Ömer Bey (Sarıgül) sizi de zorlu bir sezon bekliyor. Neler söylemek istersiniz?
Biz hep böyle zorlu işlerin altına, elimizi taşın altına koyuyoruz Galatasaray olduğu zaman. Geçen sene Sportif A.Ş.’deydim, ondan önceki dönem Emlak A.Ş.’deydim Galatasaray’da. Aslında yöneticilik tecrübem var. Sporun da hep içindeyim. Kendim de her türlü spor branşında yer aldım diyebilirim. Kayak geçmişim var. Futbol keza aynı şekilde. Voleybol da bir dönem oynadım. Onun için sporla iç içeyim. Sporcu psikolojisini iyi biliyoruz. Tabi ki de bütçe, maddiyat bunlar çok önemli şeyler. Ama oradaki dinamikler, oradaki psikoloji, orada sezon içerisinde mutlaka sorunlar oluyor. Onları çözebilme hızı bunlar da önemli şeyler. Hepsine elimizden geldiğince koşturacağız.
Henüz çok yeni ama projeleriniz ve farklı düşünceleriniz var mı?
Mehmet Başkan’ımın 9 yıllık bir tecrübesi var. O 9 yıllık tecrübe çok değerli bir tecrübe. Biz de hep konuştuğumuzda şey yapmak istiyoruz. O 9 yıllık tecrübe ile burada kulübümüzün de ciddi ve köklü bir mirası var. Bunu biraz daha dinamizmle, yeniliklerle, biraz daha farklı çözümlerle nasıl öğretebiliriz? Yeni sezonda geçmişte neleri iyi yaptık, neleri yanlış yaptık değerlendirmesini beraber yapıyoruz. Zaten benim için de çok büyük bir avantaj. Bu kadar tecrübeli biriyle olmak. Çünkü ne kadar heyecanınız, gençliğiniz olursa olsun, tecrübe bilgi olmayınca bir yerde hata yapma olasılığınız daha yüksek oluyor. Ben de Mehmet Cibara ile beraber çalışmayı çok büyük bir şans olarak değerlendiriyorum kendime. Çünkü bizim yönetimde de en genç benim şu an bizim dönemde. Bu da benim için büyük bir şans.
İnşallah biz salonumuza da kavuştuğumuz zaman salonumuzda bütün o tesislerimiz yan yana olacağı için bizim taraftarımızın da aslında ayak alışkanlığı daha fazla olacak. Burada otopark ve park imkanı da daha rahat olacak.
Şehrin aslında bu trafiği yani 50-60 bin kişinin girip çıkabildiği bir aksta olması, bu trafiği kaldırabilen bir aksta olması aslında bizim için çok iyi olacak. Taraftar konusu bence salonla beraber çok büyük bir ivme kazanacak.
Çünkü orada sadece müsabaka yani ben bir basketbol maçına gittim, bir voleybol maçına gittim, bir futbol maçına gittimden ziyade orayı yaşayan bir alan, yaşayan bir spor tesisi, orada insanların sosyal anlamda da katılabilecekleri faaliyetler, gidebilecekleri mekanlar noktasında bir yere dönüştürmek bizim için önemli. Orayı daha böyle yaşayan bir alan yapmak. Çünkü spor salonları Türkiye’de nasıl oluyor? Müsabaka varken çok canlı, müsabaka yokken tamamen ruhunu kaybediyor.
Yani sadece bir sosyal donat olarak düşünmemek lazım bunu. Hani orası antrenmanlar, belki yarın öbür gün akademiden işte gençlerimizin de gelip arasında oranın havasını soluması bence çok değerli. Çok önemli bir proje gerçekten.
Mehmet Bey, göreve geldiğiniz ilk gün ile bugün arasında sizi en çok gururlandıran gelişme ne oldu? Galatasaray voleybolu için geriye dönüp baktığınızda “Mutlaka gerçekleştirmek istiyorum.” dediğiniz en büyük hedef nedir?
Spordan ayrı olarak en çok bana gurur veren şey böyle bir Başkan ve böyle Yönetim Kurulları ile çalışmak oldu. Benim baştan beri hep söylediğim şey yani Galatasaray’a hizmet etmek için illa da Yönetim Kurulu üyesi olmak şart değil. Dışarıdayken de biz yapıyorduk. GSYİAD üyesiyken de yapıyorduk, GSYİAD Yönetim Kurulu üyesiyken de yapıyorduk, taraftarken de yapıyorduk. Ama yani bu camiayı, Yönetim Kurulu’nun içine girince daha çok insan tanıyor. Ben orada yedek üye olarak başladım 2011’de. 2012’de asil üye oldum. Son 3 senedir Başkan Yardımcısı’yım. İnşallah böyle devam eder. Ama dediğim gibi en çok gurur veren şey böyle bir Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri ile çalışmak oldu.
Voleybol açısından mutlaka gerçekleştirmek istiyorum dediğim hedef… Salon ama onu yapacağız, o şu an yapılabilir bir hedef. Ben daha biraz daha yüksek bir hedef seçtim. Bütün amatör şubelerde altyapıdan Olimpiyatlara kadar giden süreçten geçecek sporcular yetiştirmek.
Görev sürenizi tamamladığınızda Galatasaray voleybolunu nasıl bir noktada görmek istiyorsunuz?
Her sene üzerine koyabilecek temelimizi atabildiysek ne mutlu bize. Bundan sonra bizim ilk 2021’de geldiğimiz zamanki veya 2022’de geldiğimiz zamanki zorluklarla karşılaşmamalarını sağlayabiliyorsak yeni gelecek yönetimlerin bence bu bizim için çok iyi bir sonuç olur.
Biz o dönem geldiğimiz zaman inanın sadece voleybol gibi basketbolda da oynayacak salonumuz yoktu, antrenörümüz yoktu, takımımız yoktu, oyuncumuz yoktu. Kadın basketbol veya diğerleriyle baktığınız zaman voleybola baktığınız zaman o zamanki sponsorluk gelirimiz 1.150.000 TL idi. Yani korkunç bir yere geldik şu anda. Onun için bizden sonra gelecekleri de bu serilerde bırakabilirsek çok iyi tabii.
Günlük hayatınızla ve kulüple ilgili özellikle bahsetmek istediğiniz ya da söylemek istediğiniz ekstra bir şey var mı?
Bu iş hakikaten çok zor bir iş. Çok yöneticilik açısından söylüyorum. Çok fazla emek isteyen, uyum gerektiren ve baktığınız zaman yüzlerce sporcu, altyapıları da sayarsanız bir de veliler var biliyorsunuz. O kadar çok etken var ki bu işlerin doğru gitmesi için.
Benim şimdi Ömer Sarıgül gibi bir genç arkadaşımla çalışma imkanım oldu. Onun için ben o açıdan çok rahatladım. Yavaş yavaş kendisine devredeceğim.
İnşallah önümüzdeki günlerde şubede bir reorganizasyona gideceğimizi duyuracağız. Bu A Takımlarımızda, Erkek-Kadın altyapı bizim önümüzdeki seneler için yepyeni kadrolarla yepyeni hedeflere ulaşabilmemiz için bir imkan olacak. Ömer Bey’le beraber gidip bunları açıklayacağız. Ondan sonra da ben yavaş yavaş azaltırken çünkü bende şimdi daha kadın basketbol var, tenis var, briç var, Federasyon ilişkileri var, tesisler var. Taç Spor zaten biliyorsunuz başlı başına bir şey. Orada da çok iyi bir yönetim var hakikaten. Sadece voleybol tesisleri açısından değil.
Kendimle ilgili ise zaman ayırmak konusunda ayırıyorum. Benim bir şansım Çin’le ve İngiltere ile çalışıyorum. Sabah 7’de kalkıyorum. İlk önce 5 saat fark olduğu için Çin’in işlerini bitiririm. 10’da kulübe gelirim. 4’te çıkarım. 4’te de İngiltere de 2 saat geride olduğu için onu hallediyorum. Maç günleri ayrı işler.
Ömer Bey son olarak siz neler söylemek istersiniz?
Ben de az önce söylemiştim ama tekrar söyleyeyim. Mehmet Başkanımla beraber çalışmak benim için çok büyük bir gurur. Çünkü 9 yılını vermiş Galatasaray’a, çeşitli yerlerinde hiçbir görev ayırmaksızın hizmet etmiş bir tecrübe var. Tecrübe her şeyden daha değerli. Çok önemli. Satın alınamayacak tek şey tecrübe bugün. Ben de bu kadar tecrübeli, bu kadar ağabeylik yapan bir yöneticiyle çalıştığım için çok şanslıyım. İnşallah ondan öğrenerek en güzel şekilde layık olmaya çalışacağız. Teşekkürler.











