Merhaba,

Öncelikle bize desteklerini esirgemeyen ve üzerimizde emekleri bulunan herkese çok teşekkür etmek istiyorum.

2 yıl öncesinde belirlenmiş olan hedefe ulaşmak için birçok fedekarlıklarda bulunduk. Mutluluk dolu anlar yanında üzüntülü ve sıkıntılı dönemleride yaşadık. Ama en önemlisi her olaydan ve sonuçtan kendimize ders çıkarmasını iyi bildik.

Final kamp dönemine gelindiğinde herkeste merakla beklenen bir mutluluk ve şaşkınlık vardı 🙂 Turnuvaya net bir skorla Çek Cumhuriyeti galibiyeti ile başladık. Her turnuvada olabilecek fakat telafisi olan küçük bir yarayı Polonya maçında aldık. Ama biz bunu nazar boncuğu diye düşündük ve kendimize ders çıkardık. Ardından tamam ya da devam maçı dediğimiz Slovenya galibiyeti ve güzel bir oyunla İspanya maçını da alarak grupta son güne geldik. Çok önemli bir maç olan Sırbistan maçı bizi bekliyordu. Kazanıp Avrupa’daki ilk 4 takımdan biri olmak istiyorduk. Üzerimizde bunun baskısını hiç hissetmedik. Gerek teknik ekibimiz gerek kendimiz sadece kendi oyunumuzu oynadığımız zaman sonucun pozitif olacağının farkındaydık. Ve dediğimiz gibi de giderek artan performansımız ile çok güzel bir oyunun yanında güzelde bir galibiyet aldık. O akşam kura usulü yarı final maç eşleşmelerinde tekrar Sırbistan ile eşleşmiştik. Kim gelirse gelsin kazanacağımızdan emindik. Tribündeki destekçilerimiz her zaman bizi pozitif yönde etkilediler. Yarı final maçıydı ve kazanıldığında Avrupa finali oynayan 2 takımdan biri olacaktık. Bunun verdiği heyecanla hepimiz bunu olumlu düşündük ve  sahaya yansıttık. Maça mükemmel bir oyunla başladık ve bu da skora yansıdı. Ardından küçük hatalarla verdiğimiz 2. seti kaybetttik. Ve set sonunda ufak bir sakatlık yaşadım. Ayağımın burkulması belkide birazcık olsun içimizde olan hırsa bir parça daha katkı sağladı. 3. sete başlarken ayağımdaki ağrıyı ’Ece bunu oyununa olumlu yansıtarak takımana faydalı olmalısın!’ diyerek kendi kendime unutturdum 🙂
Çok başarılı oyun sergileyerek maçı kazandık. Her zaman dediğimiz ’ÖNCE FİNAL SONRA KUPA’ sözünü yarılamıştık. Ama belkide turnuva boyunca en iyi yaptığımız şey olan büyük hedefe adım adım düşünerek yaklaşmak oldu. Çünkü kazandığımız ve kaybetmiş olduğumuz bir maç sonunda sevincimizi ya da üzüntümüzü kısa bir süre yaşayıp hemen sayfayı çevirmesini çok iyi bildik. Son güne geldik ve rakip İtalya idi. Turnuva öncesinde ikili hazırlık kampı yapmış olduğumuz bir rakipti ve iki tarafta birbirini çok iyi tanıyordu. Biz sahada Avrupa finaline yakışır bir oyun sergiledik ancak bunun yanısıra sanki Avrupa finali yerine normal bir maç kadar da  soğukkanlı davrandık. Bizden daha stresli olan bir takım karşımızdaydı. İlk set geriden de gelsek her zaman yapmış olduğumuz takım oyunu ile maçı çok net bir skorla bitirdik 🙂 Ve beklenen ve anlatılması çok güç olan mutluluğu yaşıyorduk.Türkiye de tarihe büyük harflerle her birimiz imzamızı atmış bulunduk 🙂

Kupa törenine gelindiğinde herkeste şaşkın bir mutluluk ve rahatlık gözlerden kaçmıyordu. İlk olarak özel ödüller verildi ve Türkiye olarak burdan da her zamanki gibi çok başarılı bir şekilde kendimizi temsil ettik. Şeyma Ercan ’en iyi servis atan oyuncu’ ve Dilara Bağcı ’en iyi libero ’ seçilmişti. Takımca çok mutluyduk ve son olarak turnuvanın ’en değerli oyuncusu’ (MVP) ödülü için adım okunduğunda şampiyonluk mutluluğunun üzerine fazlasıyla bir mutluluk daha eklenmiş oldu. Ülkemiz ve kendi adıma çok gurur duyduğum bir an oldu. Kupayı alıp yukarı kaldırdığımız andaki mutluluk ise ifadesi en zor olan kelimelere, dökülmesi imkansız denilen işte o anlardan biriydi.. 3 aşamadan ilki olan ve hepimizin milli takım serüvenindeki ilk arenadan emeklerimizin karşılığını alarak çıkmış olmamız bizi dahada mutlu etti.. Turnuvada kendimize verdiğimiz bir söz olan ’gülümseyerek ve sadece kendi oyunumuzu oynayarak biz başarılı olacağız’ ifadesini de gerçekleştirmiş olduk. Akıllarda ’GÜLÜMSEYEN TAKIM’ olarak başarı dolu bir jenerasyon olmamamız için hiç bir engel olduğunu düşünmüyoruz. Bizden önceki başarılar ve bizimle gelen başarı bizden sonraki jenerasyonların da başarılı olacağının bir göstergesidir. Voleybol olarak Dünya’da ekol olma yolunda ilerlediğimizi düşünüyorum. Bizden önce erkek takımımızın Avrupa 8.si olarak turnuvayı bitirmiş olması onların başarısızlıkla sonuçlandırdığının bir göstergesi değildir. Gerek onlar gerek biz genç ve A takımlar düzeyinde yine aynı takım ve oyuncularla mücadele edeceğiz. Önemli olan bizlerden olabildiğince çoğumuzun A takım düzeyinde ülkemizi temsil edebilecek olması çok önemlidir.

Önümüzde çok önemli olan Avrupa Gençlik Olimpiyatları (EYOF) ve yine ülkemizde düzenlenecek olan Dünya Şampiyonası’nda da ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğimizden şüphem yok. Yine sahada kendinden emin olan ve oyununu en iyi şekilde sahaya yansıtan gülümseyen bir takımı izlerken seyircilerin zevk alacağını düşünüyorum. Son olarak ’zirveye çıkmak zor, zirvede kalıcı olmak daha da zor. Biz hedeflerimizden birine nokta koyduk. Yeni hedeflerimiz için yeni bir cümleye başlıyoruz. Yol çok uzun…’ diyerek sonlandırmak istiyorum.
Teşekkürler..

Ece HOCAOĞLU

 

 


Haberi Paylaş

Comments are closed.