Müslüman dayanışması





Filenin Sultanları Grand Prix’de ikide iki yaptı. Hem de set vermeden. Ancak dünkü yazımızda da belirttiğimiz üzere oynanan oyun tatmin edici seviyede değil. Özellikle oyuncuların kulüp takımlarındaki performansı göz önünde bulundurulursa oyun seviyesinin yetersizliği daha net ortaya çıkar.
 
Hakem sağolsun
 
Faslı hakem Ali Fadılı, mübarek ramazan ayında adeta bir müslüman dayanışması göstererek en kritik anlarda bize çok sayıda “kıyak” çekti. Buna rağmen olur olmaz her karara itiraz eden İtalyan antrenörümüz Massimo Barbolini, tıpkı Galatasaray Daikin’in başındayken Vakıfbank’a karşı oynar gibiydi. Sanırım bulunduğu yerin Türkiye Milli Takımı olduğunun farkında değil henüz. Ya da farkında olduğu halde umurunda değil. Çoğu kararına itiraz ettiği Faslı baş hakem,  
 
İlk sette skor 10:5 iken Neslihan Darnel’in ayağına çarparak dışarı giden Tayland servisine aut kararı vererek bize müthiş bir fayda sağladı. Burada fair-play ruhunu ayaklar altına alan Milli Takım Kaptanı Darnel’e sitem etsek bir faydası olur mu, bilemiyorum. Ancak gözünün önündeki topa ucuz milliyetçilik yaparcasına yanlış karar veren müsabakanın 4 numaralı çizgi hakeminin uyarılması şart.
Yine ilk sette iki kez üst üste yaptığımız bariz taşımalara ses çıkarmayan hakemi eleştirmek, Barbolini’den ziyade Tayland ekibine yakışırdı. 
İkinci sette skor 6:9 iken Tayland pasörü Nootsara Tomkom’un dokunmadığı topu “karşı sahaya müdahale” olarak değerlendirdi ve rakibin hızını keserek bize destek oldu.
Yetinmedi rakibin çok temiz 3 pasına 4 top çaldı.
17:19 iken top yere vurduğu halde devam ettirerek bizi hayata döndürdü.
 
Bu kadar kıyağa rağmen rakip lehine verdiği birkaç doğru karara da isyan edeceksek vay halimize. Dua etsin Barbolini bu isyanı Türkiye’de müslüman bir hakemin yönettiği maçta yaptı. Aynı şeyler Tayland’da bu kadar anlayışla karşılanmaz, bizden söylemesi.
 
Yumuşak karnımız manşet
 
Milli takımımızın bu sabah yaptığı antrenmanı baştan sona izledim. Üç şey dikkatimi çekti.
 
Birincisi, takımımızın yumuşak karnı manşet. Özellikle yatık gelen servisler kabus gibi. Tayland bunu ilk setin ortalarına doğru keşfetti ve tüm servisleri Seda Tokatlıoğlu’nun üzerine yıktı. Hücumda mükemmel oynayan Tokatlıoğlu, manşette en fazla sıkıntıyı yaşayan oyuncumuzdu. Oyunun kırılma anlarında Tayland’ı ayakta tutan hep bu zaafiyetti. Tokatlıoğlu’na yardıma giden Gözde Sonsırma ve Gizem Karadayı, çok fazla alan kapamak zorunda kaldıklarından kendi seviyelerinden daha düşük oranda manşet getirebildiler. Ancak Vakıfbank’ta oynadıkları sistemden buna alışkın olan ikili, zayiatı minimumda tutmayı başardı. Ne zaman Güldeniz Paşaoğlu oyuna dahil oldu, o zaman bu korkuyu hiç yaşamadık. 
 
İkincisi, orta oyuncularımız gerek antrenmanda, gerekse maçlarda hücuma zayıf gidiyorlar. Bunun en temel sebebi, fileye çok yakın sıçradıklarından çoğunlukla topun altında kalıyorlar. Bunun sonucunda etkili hücum edemiyorlar. 2 numaraya döndüklerinde ise geriden gelerek tek ayağa çıktıklarından bu handikap yaşanmıyor. Çözüm, bu oyuncuların biraz daha geriden sıçramaya alıştırılması.
 
Üçüncüsü ise pasörsüz oyunda pas dağılımı net değil. Özellikle set sonlarında kadromuzun derinliği sayesinde yaptığımız ikili değişiklikler, zaman zaman farklı rallilerde tamamlanıyor. Mesela Naz Aydemir oyundan çıkıyor, yerine Polen Uslupehlivan giriyor. Elbette blok yükseltmek için. Ancak ikinci topa hücum etme olunca pası kimin atacağı net değil. Sabah idmanında da bununla ilgili bir çalışma göremedik. Bugünkü maçta bazı pasları libero Gizem Karadayı attı. Ancak bir pozisyonda topu bırakmayan Neslihan Darnel ile çarpıştı. Neticesinde rakibe bedava bir sayı verdik. Bunu çalışmak şart.

Oyuncular güçsüz
 
Kim ne derse desin, Milli takımımız hazırlık dönemini iyi geçirmemiş. Oyuncuların kondisyonu yetersiz, çabuk kuvvet yok gibi. Bizden 10 santimetre daha kısa olan Taylandlı oyuncular bizim dev gibi oyuncularımızın üzerinden smaç vurabiliyorsa, bir şeyler yanlış demektir. Özellikle ikinci, üçüncü hücumlarda topa giden oyuncularımız, en uzun boylusu 1.83 m. olan Taylandlı oyunculardan korkup sürekli plaseye yöneldi. Bunun sonucu çok fazla hücum hatası yaptık. Yaptığımız hatalardan rakibe 24 sayı verdik. Dünkü rekorumuzu kırdık yani. Çok sert toplar vurabilen Sonsırma, Darnel gibi oyuncuların bloktan kaçmasına gerek yoktu. Zira korkmadan vurulan topların çok büyük bir kısmı blok-aut’tan dahi olsa sayıya ulaştı. 
 
Voleybolda bir söz vardır. Kapasite gücü her zaman yener. Bugünkü galibiyet de bu sözü doğruluyor. Bu nedenle bu tarz maçlarda taktikten ziyade gücümüzü kullanmamız şart. Bu kapasite farkını yenebilmek için tek şansı olan varyasyonları harika uyguladı Taylandlı oyuncular. Pasörüne iyi top getirdiği hemen her pozisyonda yarma, kısa üstü, kurşun pas gibi uygulamalarla hem bloğumuzu düşürdü, hem de defans koordinasyonumuzu bozdu. Maalesef kenar yönetimimiz bu varyasyonları çözüp gerekli blok-defans kurgusunu oturtamadı.
 
Bir dip not. Tayland’ın en uzun oyuncusu Thatdao Nuekjang 1.83. Bizim takımımızda ise bundan kısa iki oyuncu var. Biri liberomuz Karadayı (1.78) biri de Paşaoğlu (1.78) Kadromuzdaki diğer tüm oyuncular, bu oyuncudan çok daha uzunlar. 
 
Öndeki pasörünü değiştirerek blok yükselten Tayland, 1.69’luk oyuncuyu çıkarıp yerine 1.78’lik oyuncu alıyor.
 
Biz ise 1.86’lık pasör Naz Aydemir’i çıkarıp yerine 1.93’lük Polen Uslupehlivan’ı alıyoruz. Varın siz hesaplayın kapasite farkını.
 
Voleybol dolu günler dileğiyle,
 
Kayhan Kösem
kkayhan@hotmail.com
 



Haberi Paylaş