O bir Kafsinkaf Liberosu

Yeni sezonda Karşıyaka’ya transfer olan başarılı libero Derya Çayırgan ile güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Çayırgan hakkında bilmek istediklerinizi röportajımızda okuyabilirsiniz.

-Bize Derya Çayırgan’ı nasıl anlatabilirsiniz?
1987 İstanbul doğumluyum. Oyunculuk hayatıma okul takımında ve Haznedar spor kulübünde oynayarak başladım. Çok sayıda İstanbul ve Türkiye şampiyonluklarım var. Avrupa’da da şampiyonluklarım var. Benim için çok değerli olan Avrupa Şampiyonasında “MVP” ödülüm var. Bunların yanında yıldız milli, genç milli ve A milli takımlarında görev aldım.

-Voleybola ilgin nasıl başladı? Hangi takımlarda ve antrenörlerle çalışma imkanın oldu?
Voleybol sporu ilkokul 2. sınıfına kadar hiç ilgi göstermediğim bir spor dalı olmuştu. Ancak okul yaşantımda teneffüslerde çıktığımız bahçede, beden eğitimi dersindeki çalışmalarımız olurdu. Sınıf öğretmenimin beni beğenip zorla antrenmana götürmesiyle başladı. Zorla diyorum çünkü ailemi aradıklarında ilk başta istememişlerdi. Bir gün okuldan çıkarken öğretmenim beni eve göndermedi. Ailemi arayıp eşofmanlarımı istedi ve voleybol maceram da böyle başlamış oldu.

2005-2010 Yeşilyurt, 2010-2012 Ereğli Belediyespor, 2012-2013 Galatasaray ve 2013-2014 Fenerbahçe takımlarında libero mevkiinde oynadım. Bu kulüplerde çok değerli antrenörlerim Reşat Arığ, Ataman Güneygil, Sedat Boran, Adnan Kıstak, Erkan Kayacan, Mehmet Yücel, Kürşad Dolunay, Reşat Yazıcıoğulları, Münip Özdurak, Mustafa Çayır, Alessandro Chiappini, Nicola Negro, Dragan Nesic, Massimo Barboloni, Marcello Abbondanza hocalarımla çalışma imkanım oldu.

-Voleybol yaşamınıza Yeşilyurt Kulübü alt yapılarında başlamanız nasıl oldu?
Okul Takımı arkadaşlarımla birlikte Haznedar Kulübü’de voleybola devam ediyordum. Buradaki oyunum Yeşilyurt Kulübündeki teknik adamların dikkatini çekmişim ki benim bu güzel kulüpte oynamamı istediler. Yıldızlar, Genç Kızlar ve A takım olmak üzere 8 sene Yeşilyurt Spor’un formasını taşıdım.

-Voleyboldaki başarının arkasında neler var?
Voleyboldaki başarımın sırrı başta çok çalışmam ve ailem. Çalışmayı seven bir insanım, hırslıyımdır, enerjisi yüksek olan bir yapıya sahibim. Asla vazgeçmem, pes etmeyi sevmem bunlar da beni başarıya iter. Bunların yanında tabi ki ailem ve nişanlım itici güçtür benim için. Ailemin duaları benim için çok önemli. Annemin duasını almadan maça çıkmam. Nişanlım da güç kaynağımdır, sesini duymadan sahaya çıkmam. Bu görüşme ve üzerimde yarattıkları güzel duaları beni çok iyi motive ediyor.

-Takım arkadaşların arasında bir lakabın var mı?
Elbette, olmaz mı lakabım var, Yeşilyurt’ ta oynarken Reşat Yazıcıoğulları bana “dercü” derdi. Bunu bilen çoğu arkadaşım bu “dercü” yü devam ettirdiler. Şimdi çalıştığım antrenörüm Alper Erdoğuş da bana yalnız “cü” diyor. Bu sezon lakabım biraz ekonomik oldu ama bu tür olaylar beni hep mutlu kılmıştır.

-Yeni takımına uyum sağlamanızda bazı olumsuzluklar yaşadınız mı, yoksa sizin için uyum çok kolay mı oldu?
Voleybol severler çok iyi anımsarlar bu sene transferim baya geç oldu. Fenerbahçe’den ayrılığımı çoğu takımlar ve antrenörler bilmiyorlardı. Açıkçası bazı şeyleri ben de sonradan öğrendiğim için çok şaşırmış ve çok üzülmüştüm. Hala transfer olduğumu bilmeyenler var. Öğrendiklerinde çok şaşırıyorlar. Bu sezon Karşıyaka Spor Kulübü ile anlaştım. Olumsuzluk yaşamadım fakat tam istediğim gibi hazır değilim. Hazırlık dönemi geçirmeden hemen maçlara başladım. Benim için en önemli etken antrenörüm Alper ağabeydir. Beni çocukluktan beri tanıyor. Beni çok iyi yönlendiriyor. Ne yapmam gerektiğini tek tek söylüyor. Zamanla beni en üst seviyeye getireceğine de eminim. O da öyle söylüyor. Alper Abinin çalışma tarzını biliyorum ve bana çok uyuyor. O yüzden uyumda sorun yaşamadım kolay oldu.

-Genelde sporcularımız Türkiye’de eğitim ve sporu bir arada götürmekte zorlanırlar ve tercih yapmak zorunda kalırlar. Sen de bu konuda zorlandın mı?
Elbette Okul ve Spor aslında çok zor bir yol. Çünkü profesyonel oyuncularız her gün çift antrenmanımız oluyor. Bu yüzden okula gitmekte çok zor oluyor. Tabi ki bende zorlandım ama eğitim benim için çok önemli. İstanbul Üniversitesi Besyo mezunuyum. Şu an Bahçeşehir Üniversitesi Lojistik Bölümü devam ediyorum.

-Maçlara çıkmadan önce yaptığın bir totem var mı?
Her sporcunun çok değişik totemleri olduğu gibi benimde var. Kolyelerimi hiç çıkarmam, tabi ki tokatlarımı da. Annemle ve nişanlımla telefonda konuşur, hayır dualarını alır öyle maça çıkarım.

-Oynadığın spor alanı dışında zevk alarak takip ettiğin sporlar var mı?
Futbol ve basketbol. Nişanlım bayan basketbol antrenörü olduğu için artık onun maçlarını da takip ediyorum.

-Son zamanlarda bayan voleybolcular nedense eşlerini basketbol oyuncularından seçiyorlar acaba neden?
Valla bilmiyorum. Neden acaba ki. Benim nişanlımda basketbol antrenörü… Kader kısmet nasip diyorum.

-Toplumda voleybola gereken değerin verildiğini düşünüyor musun? Voleybola ilginin artması için ne yapılması gerektiğini düşünüyorsun?
Eskilere oranla arttı tabi ki ama daha fazla olabilir. Maçlara daha fazla seyirci gelmesi gerekir. Medyanın daha fazla haber yapması ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

-Bugüne kadar kaç numaralı formayı giymeyi tercih ettin, nedenleri nelerdir?
Formamda hep 6 numarayı genellikle tercih ettim. Ama yaştan dolayı çok alamamıştım. 6 benim uğurlu sayım, bana gerçekten uğur getiriyor. 6 numarayla çok güzel başarılar elde ettim. Bu sene takıma geç geldiğim için 16 numara aldım 🙂
Bu sıcak ve samimi söyleyişi gerçekleştirmek çok güzeldi. Öncelikle Tekin Ateşnal’a ve Voleybolununsesi camiasına sevgilerimi sunarım. Sporculara kendilerini tanıtma imkanı sunmanız çok güzel bir düşünce, Voleybolunsesi’yle başarılarınız devamını diliyorum.

Röportaj: Tekin Ateşnal


Haberi Paylaş

Comments are closed.