Olimpiyat sözün bittiği yer

“Olimpiyat sözün bittiği yer” dedi Milli Voleybolcu Eda Erdem.

Voleybolunsesi olarak 2012 Londra Olimpiyat Oyunları öncesinde İstanbul’da son kapını yapan A Bayan Milli Takımımızı ziyaret ettik ve Milli Voleybolcumuz Eda Erdem ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

“Artık olimpiyat sözün bittiği yer. Herkesin varını yoğunu ortaya koyması lazım” diyen başarılı oyuncu ile Olimpiyat Oyunları, Grand Prix, takımın durumu ve birçok konu hakkında konuştuk.

İşte Eda Erdem ile yaptığımız keyifli sohbet:

-Öncelikle 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’na katılmak ile ilgili duygularını öğrenebilir miyiz?
Olimpiyat öncesi eleme turnuvası başlamadan önce rakiplerin zorlu olduğunu konuşuyorduk. ‘Yenebiliriz ama rakiplerimiz çok kuvvetli, zorlu maçlar olacak’ diyorduk. Eleme turnuvası başladığında inanılmaz bir performans sergiledik, 5’te 5 yaptık. Takım olarak çok iyi oynadık. Son ana kadar hepimiz hak ederek oynadık ve hak ederek olimpiyata katılıyoruz. Bir de hepimiz ilk kez olimpiyata katılıyoruz. Bunun ayrı bir heyecanı, ayrı bir gururu var. Ama çok yabancıyım ben şimdi bu heyecana. Daha önce olimpiyat oynamadım. Nasıl bir atmosfer olur, nasıl bir turnuva olur. Açılış seremonisini düşünüyoruz, grubu düşünüyoruz, ilk maçı düşünüyoruz, sonrasında madalya alabileceğimizi düşünüyoruz. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı olunca heyecanda çok oluyor. Keyifli, güzel her şey. Gözümüzü artık yukarıya diktik. Mayıs ayında olsaydı gitmemiz bile yeterli diyorduk hepimiz ama şimdi madalya almamız lazım, bunu yapabiliriz, Amerika ve Brezilya dışında tüm rakipleri yenmişiz, tekrar neden olmasın diyoruz. ilk üçün içinde olmayı çok istiyoruz.

-Olimpiyata katılım hakkı elde ettikten sonra olimpiyatla ilgili araştırmaya girdin mi, açılış seremonisi gibi detayları izleme merakı duydun mu?
Çok fazla bakmadım ama son 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları açılış seremonisini izledim. Çok hoşuma gitti. Dünyanın sayılı sporcularıyla beraber açılıştasınız ve siz de onlardan birisiniz. İzlerken tüylerim diken diken oldu, gurur verici bir şey. Artık bizde varız, en iyi sporcular arasında artık biz de yer alıyoruz dedim. Açılışı heyecanla bekliyorum şimdi bile konuşurken türlerim diken diken oldu 🙂 Merakla bekliyorum.

-Senin de söylediğin gibi açılışta birçok ünlü oyuncu ile bir arada olacaksınız. Senin merak ettiğin, tanışmak istediğin sporcular var mı?
Var takibi. Aramızda espri konusu oldu. Alfabetik sıraya doğru giderse biz Türkiye olarak ‘T’ deyiz, Amerika, İspanya, İsviçre bunlar bize yakın ülkeler olacak. Belki olimpiyat köyünde yakın yerlerde kalacağız. Nadal olsun, Federer olsun, Amerika Basketbol Milli Takımı, bi Kobe Bryant ile fotoğraf çekilmek isterim açıkçası 🙂 Elimizde fotoğraf makinesi ile dolaşacağız. Ama tabi kurallara da bakacağız. Olimpiyat köyünde sporcuların izni olmadan fotoğraf yayınlamanın yasak olduğu gibi konular var, bunları öğrenip ona göre hareket edeceğiz. Tabi ben öncelikle Usain Bolt, Rafael Nadal, Roger Federer, Kobe Bryant onlarlar fotoğraf çekinmek istiyorum.

-Olimpiyat grubumuza girmeden önce son oynadığım Grand Prix turnuvasına değinelim. İlk kez katıldığız Grand Prix finalinden bronz madalya ile döndük, neler söyleyeceksin?
Öncelikle Grand Prix çok zorlu bir turnuva. Bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Hepimiz sakatlık yaşamadan güzel bir sonla, madalya ile bitirdik. Gruplarda rakiplere baktığımız zaman biraz şanslıydık da diyebiliriz. Amerika ve Brezilya olsun onlarla sadece finalde oynadık. Onun dışında Çin, Güney Kore ve Sırbistan ile oynadığımız maçlar bizim için önemliydi. Çünkü olimpiyat grubumuzda da onlarla karşılaşacağız. Küba maçını kazandık ama onunla oynamayacağız olimpiyatta. Brezilya ve Amerika grubumuzda var. Brezilya, Sırbistan, Çin, Kore, Amerika bunlar bizi zorlayacak ekipler aslında ama biz Çin’i, Sırbistan’ı, Kore’yi yendik, Amerika ve Brezilya’ya yenildik. Birde şöyle bir şey var. Artık Grand Prix finalleri son haftaydı. Çok yorgunduk ve Brezilya maçı da son maçtı zaten. 5 gün üst üste maç oynamak bizi çok yıprattı. Yorucuydu ama bizim için güzel bir deneyim oldu.

Sadece Amerika ve Brezilya bizi biraz düşündürüyor ama biz şöyle söylüyoruz, ilk maç Brezilya ve biz kesin onları yeneceğiz. Olimpiyatlara galibiyetle başlayacağız. Zaten artık olimpiyat sözün bittiği yer. Herkesin varını yoğunu ortaya koyması lazım, en iyi şekilde oynaması lazım. Biz aslında bu olimpiyat grubunun bizim için avantaj olduğunu düşünüyoruz.

– Grand Prix boyunca yaklaşık bir ay Türkiye’den, yakınlarınızdan yani normal hayatınızdan uzak kaldınız. Uzun bir maraton oldu. Bu sizde nasıl bir etki yarattı?
Şöyle söyleyeyim yorgunluk var ama bu tatlı bir yorgunluk. Artık olimpiyatın, bizim maçlarımızın başlamasına 7 gün kaldı. Artık bu yorgunluk bir bahane değil, hepimiz bir an önce başlasın ve güzel bir şekilde bitirelim istiyoruz. Takibi de Grand Prix yorucuydu, bir de bizim kuramız kötüydü. Biz Uzak Doğu’ya gittik, Güney Kore’ye git, oradan Sırbistan’a gel, Japonya’ya git oradan Çin’e gel bu bizi biraz yordu. Belki iki üç günümüz uçakta geçti diyebilirim. Birde uçak arızası oldu, onda da İstanbul’a geri geldik. 10 saat İstanbul’da kaldık ama bu güzel oldu. İlk hafta başladığımızda bir sıkıntı yoktu ama Sırbistan’a geldikten sonra, Türkiye’ye yaklaşmışken bir gün kalsak öyle gitsek diye düşündük. Ama öyle bir şansınız olmadı. İlk iki hafta çok zordu, sonrasında Japonya’ya teknik arızadan dolayı geç gittik. O etap kolay geçti. Çin’de de her gün maçla geçti ama Grand Prix gerçekten zor bir turnuva. Mesela Dünya Şampiyonası da oynuyoruz ama o daha farklı. Her gün maç her gün maç yorucuydu. Bir daha Grand Prix oynamak ister miyim, düşünüyorum açıkçası 🙂

– Peki sence olimpiyatta rakiplerimiz Türkiye’yi nasıl görüyor?
Biz çok iyi gidiyoruz. Bütün rakiplerimiz bizden korkuyor, bunu görebiliyoruz. Mesela Brezilya Milli Takım antrenörü benim Fenerbahçe’de iki yıldır antrenörlüğümü yaptı. Kendiside bana söylüyor, ‘ilk maç sizinle oynayacağız, gerçekten zor bir maç olacak’ diye. Çünkü bizdeki potansiyeli biliyorlar. Tabi bazen günümüzde olmuyoruz, ilk setler bizim için ısınma gibi oluyor ama sonrasında tutturduğumuzda çok iyi oynuyoruz ve böyle devam ediyor. Bir de son yıllardaki yükselişimizde herkesin gözünde. Bizi hazırlık turnuvalarına çağırıyorlar. Ayın 26’sında orada İtalya ile bir hazırlık maçı oynayacağız. Onlar tahminimce bir hesap yaptılar, grubu geçtikten sonra çeyrek finalde Türkiye ile karşılaşabiliriz gibi. Geçtiğimiz günlerde İtalya’da oynadığımız hazırlık turnuvasında onları bayağı zorladık. Hatta maçı alabilirdik ama 3-2 olmuştu maç ve yorulmuştuk. Öyle olunca tabiî ki de takımlar yavaş yavaş düşünüyorlar. Geçen sen Avrupa üçüncüsü oldular, bu sene Grand Prix’de madalya aldılar, olimpiyata kalma hakkı kazandılar, genç bir jenerasyon, hepsi istekli ve hırslı. Bu hepsi için korku yaratıyor. Bir de kapalı kutu gibiyiz biz, başladın mı çok iyi gidiyor. Bizim içimiz çok rahat, keyif alarak oynayacağız maçları.

-Küçük büyük sakatlıklar mutlaka vardır ama takımdaki genel hava nasıl şuan?
Aynen öyle. Hepimizin ağrıları var. Benim kasığım ağrıyor. Hepimizin temennisi buradaki hazırlıkları sakatlıksız bitirip olimpiyatlara gitmek. Sadece Ergül ayak parmağını kırdı. Onun için çok şanssız bir durum oldu. Gerçek tüm takım olarak çok üzüldük. Umarım bu dönemi psikolojik olarak rahat bir şekilde geçirir. Onun dışında ufak ağrılarımız var ama hepimizin durumu iyi. Olimpiyat, olimpiyat diyoruz ağrıları erteliyoruz. Ondan sonra tatilimiz var ve sonrasında da tedavilerle geçiştireceğiz.

-Ailenden olimpiyatta seni desteklemeye gelecekler var mı?
Sadece eşim gelecek. O da zaten işleri dolayısıyla tüm maçlara gelemeyecek ama grubun son maçlarına doğru gelecek.

-Birazda özel konulara değinelim. Yeni evlisin ve ilk yıldönümünüzde de eşinden ayrı kalacaksın. Grand Prix süresinde de uzun bir ayrılık yaşadınız. Neler hissediyorsun?
Eşim aslında alıştı artık ama o da tabi zaman zaman şikayet ediyor ‘yapacak bir şey yok, tabi ki de bu senin işin’ diyor. Birinci senemiz olması dolayısıyla içimiz biraz buruk olacak çünkü 24 Temmuz’da Londra’ya gidiyoruz tüm Türk kafilesiyle beraber. Halbuki 25 Temmuz’da gidiyor olsak çok güzel olurdu. 24’ünde yemek yerdik eşimle. Öncesinde yemek yiyelim diyoruz ama sonra 24’ü bizim yıldönümümüz neden öncesi veya daha sonrasında yiyelim diyoruz. Keşke 24’ü olsa ama bizim elimizde değil. Yine bunu kabulleneceğiz, yapacak bir şeyimiz yok 🙂 Öncesinde bir yemek yiyeceğiz sanırım planımız bu şekilde.

-Peki Eda Erdem çocuk düşünüyor mu :))
Zaten evli olanlara ilk soru çok ne zaman, çocuk ne zaman 🙂 Şanslıyım ki ne benim ailemde ne de Erdem’in ailesinde öyle bir baskı yok. Eşimden de öyle bir baskı yok, ben de şuan için düşünmüyorum. Yaptığım spordan dolayı gerçekten çocuk bakmak ve işi yürütmek zor. Çünkü ben çocuğum olacaksa 7/24 onunla olmak isterim. Mesela yazın kamplar oluyor veya 1 ay Grand Prix turnuvası gibi. Ben bir ay çocuğumu görmezsem, o bir ay içinde ne kadar büyüdüğüne onunla beraber tanık olmazsan bunlar beni üzer. Öyle şeyleri yaşamak istemiyorum. O yüzden gelecek planlamalarımızda şuan için çocuk yok. Ama eşimde bende çocukları çok seviyoruz. Çocuğumuz olacak takibi ki ama tarihi belli değil 🙂

-Takımda şuan bir tek Neslihan’ın kızı var.
Zeynep İtalya’daki turnuvaya geldi. En iyi arkadaşı bendim o turnuvada. Çocuklar tabi kim onla çok oynarsa hemen onu yanında istiyor. Çok tatlı bir çocuk. Görünce keyif alıyorsunuz ama onun sorumluluğu her şeyi ağır. Biz daha çok onunla oynama, eğlenme kısmındayız. Diğer kısımlarıyla tabiî ki annesi, babası ilgileniyor 🙂

-Londra’da boş günlerde neler yapacaksınız?
Birkaç gün erken gidiyoruz. Aslında niyetimiz köyün içinde hem basketbol, hem atletizm müsabakaları olacak, onları izlemek istiyoruz. Ama biz ne kadar olimpiyat oynasak da bilet gerekiyor. Öyle bir avantajımız yok 🙂 Bulabilir miyiz acaba diye düşünüyoruz. Onun dışında Londra sokaklarını feth etmeyi düşünüyoruz. Bize metro kartı verdiler. Biraz alışveriş, biraz Londra’yı gezip görme. Takibi bu bahsettiklerim iznimiz olduğu taktirde, öncelik olimpiyat. Uzun süre kalacağız Londra’yı da görmek istiyoruz.

-Peki Londra’da yaşayan Türk’lerden mesaj alıyor musunuz?
Ben ilk olimpiyatlara kalma hakkı elde ettiğimiz dönemde çok mesaj aldım. Şuan için bana gelmiyor. Ama hatırlıyorum bir ay öncesine kadar ‘hadi gelin artık, sizleri destekleyeceğiz’ diyorlardı. Tabiî ki İngiltere’de yaşayan çok Türk vardır. Desteklerini bizden esirgemeyeceklerini düşünüyorum.

-Son olarak İstanbul’da kamp çalışmalarınız devam ediyor, Londra’ya gidene kadar plan ve programlarınız neler?
Geçtiğimiz hafta birçok röportajlarımız oldu. Cumartesi günü Başbakanımızın Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlediği iftar yemeği var, ona katılacağız. Pazar günü Nejat Talaş’ın objektifinden fotoğraf çekimimiz olacak. Pazartesi günü de Avrupa Yakası’ndaki Nov Otel’e takımca kampa giriyoruz. Tüm Türk kafilesi orada hep beraber yemek yiyeceğiz. Ertesi gün hep beraber havaalanına yolculuğumuz olacak.


Haberi Paylaş