Pruva neta*

Aroma Erkekler 1.Ligi ikinci yarısının başladığı hafta ortasında Avrupa heyecanı da tüm hızıyla devam etti sevgili dostlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi haricindeki tüm takımlarımız, beklediğimiz sonuçlarla ayrıldı salonlardan.

IECL

Şampiyonlar Liginde boy gösteren tek erkek temsilcimiz İBB, İstanbul’da 3-1 mağlup olduğu Asseco Resovia Rzeszow’a deplasmanda da 3-0 yenilince, tur ümidini mucizelere bırakmış oldu. İBB’nin ikinci tura çıkabilmesi için önündeki iki maçı setsiz kazanıp grubun son maçında ACH Volley Bled’in, Slovenya’daki maçta grup liderliğini büyük ölçüde garantileyen Polonya temsilcisine yenilmesi gerekiyor. Bunun haricinde Final Four organizasyonunu alacak takım yerine en iyi üçüncü olması gerekir ki, mevcut şartlarda bu ihtimal de pek kuvvetli değil. En iyi üçüncü takım, çok büyük olasılıkla D Grubundan çıkacak, İspanyol CAI Teruel ya da Belçika temsilcisi Knack Roeselare’den biri olacaktır. Bunun haricinde kalan 5 üçüncü takımdan biri elenecek, diğer dördü ise CEV Cup çeyrek finalinden yoluna devam edecek. Yani İBB, üst tura çıkamasa bile işi gevşetmemeli, en azından en kötü üçüncü olmayarak CEV Kupasında yoluna devam etmelidir diye düşünüyorum.

Bayanlarda fire yok

Gerek Fenerbahçe Acıbadem, gerekse V.Güneş Sigorta Türk Telekom, Şampiyonlar Liginde yollarına kayıpsız devam ediyorlar. Bayanlar Şampiyonlar Liginde maç kaybetmeyen iki takım da Türk takımı olunca, insan keyifleniyor doğrusu. Bu hafta gruplarında en zor maçlarına çıkacak temsilcilerimiz, hafta arası oynayacakları maçlardan galibiyetle ayrılırsa, gruplarını namağlup lider olarak bitirmeleri işten sayılmayacak. Hatta biraz daha ileri gitmek gerekirse FB Acıbadem, Dinamo Moskova’ya yenilse bile grubundan lider çıkmayı hemen hemen garantiledi. CEV kurallarına göre grupta üst sırada yer alan takımlar, diğer grupların alt sıralarında yer alanlarla eşleşeceğinden bizim takımlarımız kendilerine çok büyük avantaj sağlanmış olacaklar.

CEV Cup

Gerek Arkas’ın gerekse Eczacıbaşı Zentiva’nın zor maçlar oynayacağını, ancak her halükarda favori olduklarından bahsetmiştik önceki yazılarımızda. Eczacıbaşı Zentiva deplasmanda kazanarak yolu yarıladı. Çarşamba günü Ayazağa’da alınacak herhangi bir galibiyet, bir üst tura çıkartacak voleybol efsanesini. Bu turu geçerse önümüzdeki turda muhtemel rakibi Rocheville Le Cannet ile ilk maçını deplasmanda oynayacak olması, şampiyonluk yolunda ayrıca bir avantaj olacak. Rakibi çok fazla hataya zorlamak adına basit sayılar vermezse, Eczacıbaşı Zentiva’nın kısa süre bir maç oynaması çok muhtemel. Ancak asıl sıkıntısı kendi hatalarından rakibe sayı vermesi olan Eczacıbaşı, konsantrasyonunu üst seviyede tutmalı maçın başında itibaren.
Arkas’ın genç İspanyol rakibi beklediğimiz gibi son derece hırslı ve maçtan kopmuyor. Maçın tamamının sadece 4 sayı farkla bitmesi de bu durumu istatistiksel olarak doğruluyor. Bununla birlikte deplasmandan 3-1 gibi net bir skorla dönen İzmir temsilcisi, taraftarıyla bütünleştiği evinde rakibini bir kez daha yenecektir diye düşünüyorum. Bu durumda “Büyük Arkas”, bir sonraki turda Polonya temsilcisi Zaksa Kedzierzyn-Kozle ile eşleşecek. Şu anda Avrupa’nın en çekişmeli liglerinin başında gelen Polonya liginde üçüncü olan bu takım, Arkas için çok daha zor bir rakip olacak.

Challenge Cup

Ziraat Bankası beklediğimiz gibi Alman Unterhaching’i deplasmanda yenerek Ankara’da oynanacak rövanş öncesi büyük avantaj yakaladı. Bu formuyla turu geçmesi zaten beklenen bir durum. Ziraat Bankası’nın bir sonraki turda rakibi ise Belçika temsilcisi Argex Duvel Puurs olacak. 12 takımlı Belçika liginde 3 maç kazanıp 8 maç kaybederek 9. durumda 2 yabancısı bulunan vasat bir takıma karşı işi hiç de zor olmayacak Ziraat Bankası’nın.
Bayanlardaki temsilcimiz Galatasaray ise Volero Zürih’i deplasmanda elinden kaçırdı. Maçı 3-2 kaybetse de Cimbom, hala turun favorisidir. İstanbul’da taraftar desteğiyle maçı rahat kazanmasını beklediğim Galatasaray, bir sonraki turda çok büyük olasılıkla Çek takımı Kralovo Pole Brno ile eşleşecek. Çek Cumhuriyeti Genç Bayan Milli Takımının temelini oluşturan ve çok genç bir oyuncu grubundan oluşan bu ekip, kadrosunda yabancı oyuncu bulundurmuyor. Şampiyonlar Liginde FB Acıbadem’in rakibi olan Modranska Prostejov’un namağlup lider olduğu Çek Liginde Brno, 4 puan farkla dördüncü sırada bulunuyor. Çek Liginde halen 2 puanlı sistemin uygulandığını ayrıca belirtelim.

Ve beklenen derbi

TVF 50. Yıl Spor Salonunun gördüğü en kalabalık, en ihtişamlı derbi maçı oldu ligin ilk haftasında oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçı. Aynı gün futbol veya basketbol maçı olmayınca, her iki takım taraftarı da Üsküdar’ın yolunu tuttu doğal olarak. Maçın başlamasına 10-15 dakika kala biletler tükendi! Salon kapasitesinin %10’u kadar izleyici dışarıda kaldı. Salonun tıka basa dolu olması ne denli güzel ise, dışarıda kalıp maçı izleyemeyen voleybol severler olması da o kadar üzücü. Salon açısından almamız gereken iki ders,
1- Bu salonun kapasitesi, böylesine bir maçı kaldırabilecek yeterlilikte değil,
2- Acil bir durumda salondan tahliye, tıpkı Cumartesi salona girmek kadar zor. Sadece iki seyirci kapısının olması, voleybol severleri gerçekten çok zorladı. Üstelik arama noktasının salonun daracık girişine kurulması, içeri girmek isteyen seyircilere ızdırap yaşattı. Acil bir durumda oluşabilecek bir panik ortamında insanların birbirlerini ezme tehlikesi olduğunu görmüş olduk bu vesile ile.

Ya maç?

Seyircilerin zaman zaman sınırları çok zorlayan küfürlü tezahüratları haricinde takımlarını iyi desteklediklerini söyleyebiliriz. Sezon başından beri susmayan, kendisinden daha kalabalık bir taraftar grubuyla karşılaşmayan Fenerbahçe taraftarı, ilk kez bu denli kalabalık ve organize bir Galatasaray taraftarı ile karşılaştı. Dengeli bir seyirci dağılımının olduğu yerde maç izlemek, gerçekten çok keyifli idi.
Karşılaşmaya muhteşem başlayan Galatasaray, servisleri sürekli smaçörler arasına atarak Lukas Divis ve Tomislav Coscovic’i oyundan düşürdü. Karşılığında 3 servis sayısı elde etti ve rakibinin organize hücum kurmasını engelledi. Sadece 9 hücum sayısı kazanan Fenerbahçe karşısında ilk seti rahat kazandı. İkinci sete genç Emre ile başlayarak dengeyi sağlayan Fenerbahçe, kaybedecek bir şeyi kalmadığını anlayarak servislere yüklenmeye başladı. 5 servis sayısı almasının yanı sıra cılız Galatasaray hücumlarını defanstan çıkartarak 14 hücum sayısı ile seti aldı götürdü. Birbirinin kopyası gibi oynanan üç ve dördüncü setlerde takımlar, hücum organizasyonuna çeşitlilik katınca, sayı farkı açılmadı ve çok kritik geçti. Bu iki sette üretilen toplam blok sayısı sadece 3 oldu. İlk iki sette back court atakları hemen hiç denemeyen Fenerbahçe, Tomislav Coscovic’i hem ön alandan hem de arkadan devreye sokunca, Galatasaray’ın blok kurmasına fırsat vermedi ve hücumda 34 sayı üretti. Buna karşılık sarı kırmızılı ekibin ürettiği hücum sayısı 28 de kaldı. Son set ise Emre’nin şovu vardı sahada. Gerek yaptığı bloklar, gerekse kritik anda attığı servislerle takımının seti kazanmasında başrol oynadı genç yıldız. Bakmayın haftanın enlerinde Coscovic’in yer almasına. Bu maçın gerçek yıldızı, %80 ile hücum ederek 4 blok sayısı üreten, efektif servislerle rakibin hücum dengesini bozan Emre idi. Galatasaray cephesinde ise Ashley Nemer’in insanüstü gayreti, takımının maçı kazanmasına yetmedi.
Maçın en kritik anı olan 5.set saha değişimine Galatasaray 5-8 önde girmişti. Ancak oyunun kesildiği ana kadar 9-1 lik bir seri yakalayan Fenerbahçe, maçı bu kritik evrede kapıp götürdü. Bu noktada Galatasaray’da pasör Dehne, yaptığı basit hatalarla takımının sonunu hazırladı. Nokta manşetleri fazla yüksek atarak 4 numaradan gelen smaçörleri havada asılı bıraktı, file önünden pası geriye düşürerek bellerini kırdı. Antrenör Işık Menküer ikili değişiklik yaparak ön tarafı kuvvetlendirdiyse de iş işten geçmişti. Tek pozisyonu çeviremeyen Galatasaray, maçı bu şekilde kaybetmiş oldu. Fenerbahçe ise kötü oynadığı bir maçı zor da olsa kazanarak moral buldu.
Maçın tansiyonu bir ara o kadar yükseldi ki, üçüncü sette orta oyuncu İbrahim’in yerine oyuna servis atmak için giren ikinci libero Güray, servis attıktan sonra doğal olarak sahada kaldı. Ancak bunu fark edemeyen birinci libero Ali Peçen, yedinci oyuncu olarak sahaya daldı! Güray ile değişmeyeceğini anlayınca gülerek benche geri döndü.

Yeter artık!

Maçın son sayısından önce sahaya yabancı madde atan ve kendine Galatasaray taraftarıyım diyen vatandaş! Galatasaray’a senden daha fazla zarar veren yok biliyor musun? O maç boyu küfür ettiğin Fenerbahçe taraftarı, Başkan Aziz Yıldırım, hakemler, oyuncular…..Hiç biri senin kadar yaralamadı takımını. O attığın maddeler bir gün döner senin kafanı bulur bilinçsiz holiganım. Sevdiğin birini bulur. Geçen sene Yunan takımı Petras maçında da torpil atmıştın sahaya Cimbom ilk seti kaybedip elendiğinde. O zaman  utanmamıştın, hala da utanmıyorsun. Ama seni gören gerçek Galatasaraylı utanıyor senden haberin ola! 3-4 hafta önce yazdım, seni ve senin gibileri maç günü karakoldan çıkartmamak lazım diye ama nafile. Sen daha çok gelirsin salonlara, stadlara. Daha çok kafa göz yararsın deşarj olmak adına. Sen utanmıyorsun, bu işi çözemeyenler utansın. Bir de biber gazından şikayet edersin, önce ne hak ettiğine bir bak bakalım. Ha bu arada Aziz Yıldırım askere gitmedi diye söylediğin besteyi bir zahmet değiştiriver, malum artık Büyükanıt Paşa değil Genelkurmay Başkanı. İlker Başbuğ!

Ya Fenerlilere ne demeli?

Hadi Galatasaray maçı kaybetti diye şarladı kendini bilmez, utanmaz bazı sarı kırmızılılar. Sen maçı kazanmışsın, ne diye sahaya yabancı madde atarsın be kardeşim? Ne çıkarın var takımına kazandığı maçtan sonra bile ceza aldırmaktan? O salona girmek için bilet istediğin, para dilendiğin yöneticilerinin senin hakkında neler dediğini bir bilsen, eminim o maddeleri atmazsın sahaya.

Bu düzen değişmez

Biz burada ne yazarsak yazalım, bu düzen değişmez. Çünkü kimsenin değiştirmeye niyeti yok. Taraftar memnun, yönetici memnun, e güvenlik de memnun olduğuna göre Kayhan Kösem memnun olmamış kime ne? O halde, durmak yok, küfre devam!

Diğer maçlar

Beşiktaş’ın kendi evinde Maliye Milli Piyango’ya puan alamadan yenilmesi haricinde enteresan bir sonuç yok. Bu sonuçla siyah beyazlıların play-off umudu bayağı azalmış oldu. Halkbank’ın yeni antrenörü Flavio Gulinelli’nin işi zor. Zamana ihtiyacı var ama bu sezon zamanı yok! Keza Diltaş’ın da işi zor. Biz illa da bir yabancı smaçör lazım derken Tolga’nın sakatlığı daha da kötü oldu Konya ekibi için. Bakalım bu durumu nasıl bertaraf edecekler.
Ziraat Bankası’nın ise ligin en iyi voleybolunu oynadığını hep yazıyorduk. Arkas’ı sahadan silen Ankara ekibi, bu tezi herkese zorla kabul ettireceğe benziyor. Ancak burada ince bir hesap yaparsak Arkas’ın maça dezavantajlı başladığını görürüz. Cev Kupası maçı Çarşamba Türkiye saati ile 18.30 civarında biten Ziraat Bankası, aynı gün Ankara’ya dönse bile oyuncuların yatıp uyuyacak vakti oluyordu. Perşembe günü rejenerasyon idmanını yapan Ankara takımı, Cuma ve Cumartesi yaptı hazırlıklarla Arkas karşısına daha dinç çıktı. İspanya’da maçı Perşembe günü oynayan Arkas, Türkiye saati ile 00.30’da biten maç sonrası ne zaman Türkiye’ye döndü? Oyuncular ne zaman dinlenip rejenerasyona çıktı belli değil. Cuma günü, her halükarda çöpe gitti. Cumartesi tek antrenman yapabilen yorgun İzmir temsilcisi, Ankara’ya kadar çektiği yolun da etkisiyle maça dezavantajlı çıktı ve sahadan silindi. Elbette bu saydıklarımız mazeret olmamalı ve Ziraat’in zaferini gölgelememeli ama, Arkas’ın etkilenmediğini söylemek de cehalet olur.

Taraftara

Ankaralı ve İzmirli voleybol severler belki biraz daha rahat olacaklar rövanş maçı için salona gittiklerinde. Ancak İstanbul takımlarının gerçekten sizlere çok ihtiyacı var. Haydi Fenerbahçeliler, haydi Galatasaraylılar doldurun salonu hem Salı hem Perşembe akşamı. Destekleyin takımlarınızı maç boyu, küfürsüz, sahaya yabancı madde atmadan. Yani yukarıda yazılanları yapmadan. Şarkılar söyleyin, takımınızla coşun. Geriye düşebilirsiniz, hatta aklımıza bile getirmek istemediğimiz bir sonuçla yenilebilirsiniz de. Ama iyi günde olduğu kadar kötü günde de takımla beraber olmak değil midir taraftar olmak? Ve tüm İstanbullular. Maalesef hepinizin desteğine ihtiyacı olan Eczacıbaşı Zentiva ve İBB’nin maçları, aynı gün ve saatte oynanacak. Yazık, çok yazık. Çünkü voleybol seyircisinin sayısı belli. Bu takımlarımızın sahip olduğu taraftar sayısı da belli. O halde Avrupa yakasında oturanların yolu Ayazağa’ya düşerken Anadolu yakasında oturanları Ümraniye’ye davet ediyoruz tüm voleybol ailesi adına. Unutmayın! Sonunda kazanan Türk voleybolu olacak.

Kayhan KÖSEM

* Seferde seyir yapan gemilerin sakin denizde yol aldığını gösteren bir tabir.
 


Haberi Paylaş