Rabia Eroğlu’nu tanıyalım…

Geçen sezon Bayanlar 2. Ligi takımlarından Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtspor’da forma giyen Rabia Eroğlu ile güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Voleybolunsesi olarak genç oyuncu ile hakkında merak edilenleri konuştuk.

Kendinizden bahsedebilir misiniz?
05.02.1990 tarihinde İzmir’in Urla ilçesinde doğdum. İlkokulu Urla’da tamamlayıp, lise eğitimime İzmir’de devam ettim. Şuanda Celal Bayar Üniversitesi 4. sınıf voleybol antrenörlüğü okuyorum. 

Voleybola nerede ve nasıl başladın?
Boyum uzun olduğu için kuzenim beni voleybola yönlendirdi. 12 yaşımda İzmir Göztepe Spor Kulübünde başladım. 2 sene sonra da Karşıyaka Spor Kulübüne geçtim ve 8 sene bu takımda oynadım.

Seni yetiştiren ve voleybolu sevdiren antrenörlerin kimlerdir?
İlk başta Levent Mun daha sonra İsmail Yengil’dir .Tabiî ki Alper Hamurcu, Kaan İncekara, Öznur Özçeliğ’in de benim üzerimde emeği çoktur.

2. Lig hakkında düşüncelerin ve Kocaeli takımına gelme sebebin neydi?
2. Lig bence bir sporcunun 1.Lig seviyesine ulaşması için mükemmel bir fırsat; çok sert ve psikolojik yüklü çok maçlar oynanıyor. Her maç farklı kişiliğe bürünüyoruz. Bu da bizim ilerlememizi sağlıyor. Kocaeli’ne gelme sebebim ise kendimi daha çok ön plana çıkarmak ve katkı sağlamak için geldim. Elimizden geleni yaptığımızı düşünüyoruz ama yaptığımız basit hatalar bu duruma düşmemize sebep oldu..

Bugüne kadar giydiğin forma numaraların neleredir ve uğurlarına inanır mısın?
İlk olarak 8 numarayı giydim. Uğuruna inanırım çünkü burcumun numarasıdır. Daha sonra 7 numarayı giydim ve bu sezon da 2 numarayı giydim.

Kaç yaşında milli oldun ve unutamadığın bir maç var mı?
15 yaşımda yıldız milli oldum, Balkan 2.si olduğumuz final maçını asla unutamam.

Önemli ve stresli maçların ardından neler yaparsın?
Genelde müzik dinleyerek rahatlarım maçı düşünmemeye çalışırım. Sevdiğim insanlarla konuşarak ta rahatlarım..

Maça çıkmadan önce müzik dinlemeyi çok severim. Müzikle daha iyi oynadığımı düşünüyorum ve bu yüzden maç ısınmalarında kesinlikle müzik açık olmalı. Uğruna inandığım bir kolyem var onu hep takarım başka uğruna inandığım bir şeyim yoktur..

Neden Celal Bayar?
Her sporcu gibi derslerle çok fazla ilgilenmiyordum ve doğal olarak çalışamıyordum. Bu yüzden Besyo’yu tercih ettim..

Voleybolla okulu aynı anda yürütmek zor olsa gerek. Bunun için ne yapıyorsun?
İkisi birlikte pek yürümüyor. 4. sınıfım ama alttan derslerim var ve okula pek gidemiyorum. Farklı bir takıma transferde olunca gitmem daha da zorlaşıyor. İzmir’deyken de antrenmanlarım var diye gidemiyordum, antrenmanlarımız çok ağır oluyor okula gidecek halimiz kalmıyor. Hafta içi antrenman haftasonu da maç oluyor.

Örnek aldığın bir voleybolcu var mı?
Maja Poljak’ı örnek alıyorum. Oyundaki azmi, hırsı, tekniği tam örnek alınacak bir voleybolcu…

Voleybol dışında takip ettiğin başka spor var mı?
Tenis ve NBA ligini yakından takip ederim.

Boş zamanlarında neler yapıyorsun?
İzmit’teyken pek bir şey yapmıyorum. Genelde bütün gün film izliyorum zaman geçsin diye ama İzmir’deyken geziyorum arkadaşlarımla sinemaya gidiyorum İzmir’de güzel zaman geçiyor. İzmir’i çok sevdiğim için her yerden alışveriş yapıyorum 🙂

Hobileriniz nelerdir?
Gezmeyi ve sinemaya gitmeyi çok severim. Yalnız zaman geçirmekten hiç hoşlanmam bu yüzden arkadaşlarımla zaman geçirmekten çok hoşlanırım. Kitap okumayı ve antrenman yapmayı severim. Boş zamanlarımda mutlaka okurum. En son okuduğum kitap ‘Bir seri katile aşık oldum’.

Voleybolla ilgili hedefleriniz nelerdir?
Her ne kadar Maja Poljak gibi olamasam da kendimi geliştirip iyi takımlarda forma giymek istiyorum ve A Milli takımda oynamak isterim.

Voleybolu bırakma gibi bir düşünceniz oldu mu?
Şimdiye kadar öyle bir düşüncem hiç olmadı, tam tersine sakatlanmadığım sürece hep oynamak istiyorum voleybola aşık bir insan olarak.. Voleybolu bırakmak pes etmek demektir ve ben asla pes etmeyeceğim…

Beni kırmayıp röportajı geri çevirmedin. Bunun için sana çok teşekkür ediyorum. İnsanların seni tanıması için güzel bir söyleşi olduğunu düşünüyorum. Söylemek istediğin bir şey var mı?
Beni voleybola başlatan Levent Mun’a daha sonra İsmail Yengil’e ve Alper Hamurcu, Kaan İncekara, Öznur Özçeliğ’e teşekkür ederim ve siz Recep Ekin’e teşekkür ederim..

Röportaj : Recep Ekin

 


Haberi Paylaş