Şakir Eczacıbaşı ve Spor

23 Ocak sabahı haberleri izlerken Şakir Eczacıbaşı’nın vefatını teessürle öğrendim tv haberlerinde. Yüreğimde bir sızlama oldu… Sevgili babam Sami Bağlarbaşı’nı da yine bir ocak ayında 10 Ocak 2007’de yani üç yıl önce kaybetmiştim… Annem ise 11 Ekim 2009’da aramızdan ayrıldı… Üzüntülerim üst üste geliyor. Payidar’ın, Ağabeyim Önder Bağlarbaşı, arkadaşım Turgay Vardar’ın yokluğuna daha alışamamışken, voleybolun yaramaz çocuğu, rengi Değer Eraybar da bir buçuk yıl önce aramızdan göçtü gitti…
2009’da da  Vedat Okyar, Sevgili Naciye Annem’i, İlker Ateş hemen ardından Abdülkadir Abi’yi (Yücelman) toprağa verdik… Sonbaharda yapraklar değil sanki çok sevdiğim insanlar teker teker yaprak gibi dökülüp savruluyorlar..

İstanbul’u yoğun bir kar örtüsünün kapladığı 23 Ocak Cumartesi günü ne yazık ki Şakir Eczacıbaşı’nı da kaybetmenin üzüntüsünü yaşadım… Haber Türk’te ilk olarak dinlediğim ölüm haberinde Şakir bey’in sporcu kişiliğinden hiç bahsedilmiyordu… Tamamen İKSV Başkanlığı, fotoğrafçılık, kitaplar vs yer alıyor ama sporculuk yönü hiç yoktu. İnternet’e girdim. Voleybolun Sesi’nde hemen yer almış, Voleybolun magazin. com’da sporcu kişiliğinden biraz bahsediliyordu… Ardından TVF’nin setisinde voleybol.org.tr’de yer almıştı… Ancak tv ve gazetelerde tamamen kültürel çalışmaları yer alıyordu…

Ben Şakir Ağabey’i diğer bir deyimle Şakir Eczacıbaşı’nı sporculuğuyla tanıdım… 1966 yılında ağabeyi Nejat Eczacıbaşı ile birlikte kurduğu Eczacıbaşı Spor Kulübü’yle Türk gençlerine, Türk kızlarına tanıdığı imkanlarla başarıdan başarıya koşarken, milli takımların da sporcu fabrikası oldular… Bayanlarda 27 Türkiye Şampiyonluğuna imza atan Eczacıbaşı’nın başarısının temellerinde Şakir Beş’in harcı vardı. Kendisi neredeyse tüm maçları yakından izler, sigara yasağı olmasına rağmen salonda sigarasını tellendirir, bazen de kabak çekirdeğini yiyerek stresini gidermeye çalışırdı. Yenilgiye hiç tahammülü yoktu… Maç heyecanını yaşardı. Tabii Şakir Bey’i gören Eczacıbaşılar da salonu dolduruyorlardı… Taşıma seyirci değil tamamen Eczacıbaşı ruhunu taşıyan kişiler vardı salonlarda..
Takıma sporcu alırken güzel olmasına da dikkat ederdi, Yine yıllardır beraber çalıştığı efsane teknik direktör Cengiz Göllü’ye de daha uzun daha güzel ve daha başarılı olmasını için istekte bulunurdu…
En son olarak Ahmet Gülüm kendisini 1997 senesinde yüksek danışma kuruluna almıştı. Ancak Eczacıbaşı ailesindeki özel problemler nedeniyle olsa Şakir Bey Eczacıbaşı’nın başkanıydı. Eczacıbaşı ise voleybol kız ve erkeklerde şampiyonluktan şampiyonluğa koşuyor, erkeklerde de 9 kez üst üste Türkiye Şampiyonluğuna imza atarken, basketbolda da aynı başarılarını sürdürüyordu…
Yine rahmetle andığımız Bilgin Peremeci genç bir gazeteci olmama rağmen sık sık arar bu başarıların paylaşılması için çabalardı. Ben de elimden geldiğince voleybolun başarılarını o zamanki Hürriyet daha sonra Fotospor gazetelerinde yayınlamıştım. Daha sonraları Şakir bey salonlardan çekildi… Önce kulüp başkanlığını bıraktı, Bülent Bey devraldı bayrağı ardından Faruk Eczacıbaşı aldı…

Şakir Eczacıbaşı bir Kültür duayeni, sanat duayeni, misyoneriydi… Buna itirazım yok ancak salon sporlarının da duayenidir. Türk sporuna iyi yöneticilik, başarının para değil akılla, iyi bir ekip oluşturmakla yapılabileceğini tüm Türkiye’ye göstermiştir…. Nitekim Eczacıbaşı karşısında pek çok kulüp ve yönetici yüksek paralarla çıkmasına rağmen aynı başarıyı yakalayamamıştır…

Küçük bir anı

Yaklaşık 10 yıl önce TV 8’de Spor Manşet Programını yapıyorum. Cumartesi günü. Danışmadan aradılar Şakir Eczacıbaşı geldi sizin programa mı diye. Benim konuğum değildi. Ama yine de Türk sporunun duayeni, bir büyüğü olarak bildiğin için danışmaya indim. Hoş geldin dedikten sonra kendisinin Cumartesi günü değil, Pazar günü bir kültür programının konuğu olduğunu öğrendik. Ben de kendisine hazır gelmişken voleybol spor manşet programına konuk olabileceğini belirtmeme rağmen kibarca teşekkür etti. “Daha sonra gelir misiniz?” teklifine ise “bakarız” dedi. Ancak bir türlü kendisini bir voleybol programına çıkaramadım ve başka voleybol programlarında da görmedim.
Türkiye yine çok kaliteli bir entelektüelini, sanat, kültür ve spor adamını kaybetti… Toprağı bol olsun…

Sevgili voleybolun sesi okuyucuları. Ben size yeni yazımda törenle yıkılan ve yakında temel atma töreni yapılacak Burhan Felek Salonu’ndan, kar yağışı ve plaj voleybolundan, takımlarımızın Avrupa’daki başarılarından ve başka konulardan bahsedecektim ancak Şakir Bey’in ani ölüm haberi beni bu yazmaya yöneltti. Gelecek hafta bu konuları etraflıca yazacağım.

Sağlıcakla kalın. Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın.

Enver BAĞLARBAŞI


Haberi Paylaş

Comments are closed.