Silindir gibiydi

Vakıfbank’ın Dinamo Moskova’yı adeta sahadan silerek yarı finale çıktığı 2019 CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi çeyrek final rövanş mücadelesi, sarı siyahlıların tam bir hedef takımı olduğunun en büyük göstergesiydi sevgili voleybol severler. Son şampiyonun DNA’sına işlemiş olan takım ruhu ve kazanma içgüdüsü, bir şekilde ortaya çıkarak karanlığı tam bir aydınlığa dönüştürebiliyor.

Kabus gibi çöktü

Üsküdar ekibi, maçın başlamasıyla Rus temsilcisinin üzerine kabus gibi çöktü. Moskova ekibinin Zhu Ting ile başlayan kabusu, Lonneke Sloetjes ile devam etti. Bir ara uyanıp nefes almak isteyen Rusya Süper Lig lideri, bu kez Kelsey Robinson ile Milena Rasic’i buldu karşısında. Hiç ummadığı anda Kübra Çalışkan’ın da katılımıyla sabah olmak bilmedi bir türlü. Pasörümüz Cansu Özbay ise oldukça dengeli bir dağılımla oynattığı takımını hızlı paslarla buluşturarak Dinamo’nun toparlanmasına fırsat vermedi. Zaten yağmur gibi gelen servisler karşısında manşet getirmekte zorlanan Dinamo, zar zor yaptığı hücumlar karşısında çoğu zaman ikili, bazen de üçlü duvarlar buldu ve istediği gibi top öldürmeyi başaramadı.

Dünkü maçta Dinamo’nun göze çarpan tek taktiği, servisleri Ting’in üzerine yıkarak Vakıfbank’ın hücum dengesini bozmak, akabinde yüksek bloklarla Sloetjes ve Robinson’ı durdurmak üzerine kuruluydu. Ancak Rus ekibinin istediği gibi servis atamamasının yanı sıra Çinli süper yıldızın oldukça iyi manşet alması (22 manşet, %59 / %45) Dinamo’nun tek taktiğinin suya düşmesine neden oldu. Aynı düşünceyi karşısındaki her manşet bekleyene uygulayan temsilcimiz ise attığı etkili servislerle libero Ekaterina Raevskaia da dahil olmak üzere Rus ekibinin tüm smaçörlerini oyundan düşürdü. Bu durum, “Servisin kime atıldığından ziyade nasıl atıldığının daha önemli olduğu” gerçeğini gözler önüne seriyor. Yüksek takım olmanın getirdiği avantaj ile karşılaştığı tüm takımlara ürettiği blok sayılarıyla üstünlük kuran Ruslar, blok istatistiği konusunda da ezildi (Vakıfbank:11-Dinamo:3) bu maçta. Zaten maçın genel sayı sonucu olan 75:43, akşamı çok net özetliyor ve detaylı yorumları anlamsız kılıyor. 25:8 biten son set ise bu seviyede rastlanmayacak cinsten bir skor ve rekor olarak nitelendirilebilir.

Tahminim tuttu

Maç öncesi sohbetimizde, haber müdürümüz Begüm Doğanay Suülker, maç ile ilgili tahminimi sorduğunda cevabım net oldu. “3-0 Vakıfbank kazanır.”

Zira Moskova’daki sonucun kırk yılda bir rastlanabilecek bir yol kazası olduğunu, Vakıfbank’ın ilk paragrafta yazılı özelliği nedeniyle kendi sahasında seyircisi ile bütünleşerek bu tarz bir rakibi rahat yenebileceğini düşünüyordum. Ama şu bir gerçek ki, böylesi bir hezimet olabileceğini kimse aklına getirmemiştir diye de eklemek gerekir.

İki libero ile oynamak büyük avantaj

Resmi oyun kuralları uyarınca sahada iki libero ile yer almak yasak. Ancak Vakıfbank’ın kadro yapısı, bu yasağı delmeye imkan veriyor. Zira Amerika Birleşik Devletleri (A.B.D) milli takım liberosu Kelsey Robinson, Vakıfbank ilk altısında hem smaçör, hem de ikinci libero görevini üstleniyor. Dolayısıyla Vakıfbank’ın gerek manşet yüzdesi, gerekse defans gücü inanılmaz derecede artıyor. Böylesi bir opsiyon, tüm takımların sahip olmak isteyeceği türden. Çok iyi manşet alıp defans yapmasına karşılık Robinson’ın neden dizliklerini dizine takmadığı ise ayrı bir merak konusu. Belki rahatlık, belki de alışkanlık nedeniyledir. Ancak öne plonjon hareketini gerektiği gibi yapamayan kadın voleybolcuların bu açığını diz üzerinde kayarak giderdiği bir gerçek. Bu durumda da dizliğin doğru yerde konumlandırılması büyük önem taşıyor.

Parlak zafer bunların üzerini örtmemeli

Vakıfbank taktik diziliminde gözümüze çarpan bir ayrıntı, pasör Cansu Özbay’ın 1 numarada iken Zhu Ting’i 2 yerine 4’ten getirmek için uyguladığı basit pozisyon feyki idi. Çinli smaçörün verimini arttıracağı için uygulanan bu değişiklik, 2 numaraya atılacak kısa servislerle riskli bir duruma dönüşebilirdi. Neyse ki Dinamo bu zaafı çözemedi bahse konu pozisyon maç boyu hasarsız atlatıldı.

Özbay’ın 4, Kübra Çalışkan’ın 3 numarada olduğu pozisyonda ise Çalışkan’ın sadece 2 numaraya tek ayağa gittiğini fark ettik. Ancak bu gidiş esnasında Çalışkan, henüz servis kendi sahasına gelmeden 2 numarada konumlanıyor ve Lonneke Sloetjes’in 6 ? 6.5 numaradan geldiği hücum şeklini rakibe çok belli ediyor. Eğer manşet mükemmel (excellent) gelirse, ayakları hızlı olmayan rakiplere karşı pozisyon fazla sıkıntı doğurmaz. Ancak manşet biraz fileden uzaklaşırsa, bu turu çevirmek kolay olmayabilir. Bu nedenle Çalışkan’ın acele etmeden ortaya girer gibi yapıp top pasörün elinden çıkarken iki numaraya kayması şart. Özbay’ın ise zaman zaman Çalışkan’ı ortaya çağırıp Sloetjes’i “kısa üstü” vasyasyonla kullanması (ya da 1 numaradan vurdurması) rakip blokları düşürecek, hatta karşı tarafta defans yapan oyuncuların kafasını karıştıracaktır. Elbette Giovanni Guidetti de bu uygulamaları düşünüyordur. Ancak bu pozisyon için dünkü maçta gördüğümüz tek tip hücum, ilave varyasyonları düşünmenin elzem olduğuna işaret ediyor.

Temaşa dedikleri

Özellikle Avrupa kupalarında oynanan maç öncesi yapılan seremoniye bir türlü ayak uyduramıyoruz. Dünkü maç öncesinde takımlar anons edilirken Dinamolu oyuncular, isimleri okunduktan sonra sırayla sahaya çıktı. Ancak her nedense Vakıfbank ilk altısı ve liberolar, henüz isimlerin yarısı okunmamışken sahada yerini almışlardı. Oyuncuları anons eden kişiler, seyirciyi biraz daha kıvama getirmek ve voleybolu daha bir temaşa sporuna dönüştürmek adına çok etkili bir şekilde sesleniyorlar mikrofona. Ancak buna uymayan oyuncular, bütün çabayı yerle bir ediyor. Buna biraz daha dikkat etmek çok mu zor acaba?

Voleybol dolu günler dileğiyle,

Kayhan Kösem

kkayhan@hotmail.com


Haberi Paylaş