VakıfBank’ın gelecek vaat eden liberosu Gizem Örge

Şampiyonlar finali oynadıktan sonra Türkiye Kupası’na odaklanan VakıfBank, Galatasaray, Eczacıbaşı ve Fenerbahçe gibi güçlü rakiplerini geride bırakarak kupaya uzandı. Her bir oyuncunun performansının üzerinde görüntü çizdiği turnuvada bir isim vardı ki otoriteleri kendine hayran bıraktı.

VakıfBank’a ilk geldiği sezonda tecrübeli libero Gizem Güreşen Karadayı’nın sakatlığında emanet edilen formayı o kadar başarılı bir şekilde korudu ki gelecek vadeden libero olarak hem VakıfBank tribünlerinin gönlünü fethetti hem de dediğimiz gibi otoritelerden tam not aldı. Kimden bahsediyoruz tabii ki VakıfBank’ın genç liberosu diğer Gizem’den. Yani Gizem Örge’den…

FORMA KAPMA DURUMU DEĞİL
Adaşım Gizem abla. Onu çok seviyorum ve ondan çok şey öğreniyorum. Evet İzmir’de üç gün boyunca formayı ben giydim ama bunu forma kapma diye adlandırmayalım. Guidetti genç oyuncuları seven bir antrenör. Gizem ablanın da geçirdiği bir sakatlık vardı. Sanırım onu riske etmek istemediler. Bana verilen görevi başarıyla yerine getirdiysem ne mutlu bana.

İLK SENEM İLK KUPAM
İlk geldiğim sene böyle büyük organizasyonlarda yer almak benim için büyük bir şey. Bu kupayı oynarken kazanmak benim için çok önemliydi. Benim kariyerimdeki ilk kupam. Milli takımlar olsun kulüp takımları olsun birçok kupada mücadele ettim ama hiç kupa kazanamadım. O yüzden bu kupa benim için ekstra önemliydi.

GALATASARAY MAÇI İLE BAŞLAMAK İYİ GELDİ
Galatasaray’la bir çok kez maç yapmıştım. O benim defans yapabilme açısında daha iyi bildiğim bir takımdı. O yüzden Galatasaray maçıyla turnuvaya başlamak rahatlama oldu. Eczacıbaşı ve Fenerbahçe’ye karşı oynamamıştım. Galatasaray maçında iyi bir başlangıç yaptık. Bu yüzden benim için Eczacıbaşı ve Fenerbahçe maçları biraz daha kolay geçti diyebilirim. Ama şunu da söylemem gerekiyor ki Fenerbahçe maçı benim hayatımdaki en zor maçlardan biriydi. İlki Cannes maçıydı ikincisi de Fenerbahçe maçı. Çünkü Fenerbahçe’nin oyuncuları bireysel olarak çok iyi oyuncular. Kim, Garay gibi oyunculara defans yapmak esktra zor.

KAZANMA HIRSI VE STRES
İlk kez böyle uzun soluklu ve zorlu bir turnuvada oynuyorum. Heyecanlı değildim sadece kupayı almanın hırsı ve stresi vardı. Fenerbahçe maçının benim için zor olacağını biliyordum. Dediğim gibi bireysel olarak çok kapasiteli oyuncuları var. Onlara karşı oynamak çok daha fazla dikkat istiyor.

İYİ ŞEYLER YAPTIKÇA MOTİVASYON ARTIYOR
İyi şeyler yaptıkça motivasyonu da onunla birlikte artıyor. Ve daha çok kendine güven geliyor. Servis ve manşet takım için çok önemli. Ne kadar iyi manşet gelirse takım o kadar düzgün hücum yapar ama defans yapmak zor bir topu çıkarmak takımı bambaşka bir havaya sokabiliyor. O yüzden defans yapmanın hazzı benim için başka.

ŞAMPİYONLAR LİGİ’Nİ KAYBETMEK ÜZÜCÜYDÜ
Şampiyonlar Ligi’nde final oynamak çok büyük keyif. Keşke kupayı da alsaydık ama olmadı. Eczacıbaşı VitrA maçına da kötü başladık ama toparlandık finale çıktık. Finalde Rus takımı Dinamo Kazan vardı. Onlar çok iyi hazırlanmışlar bir türlü oyuna girme fırsatı vermediler bize. Kupayı üçüncü kez kazanmak için gitmiştik ama olmadı.

İZMİR’DE YENİDEN YÜKSELİŞE GEÇTİK
Takım bir-iki maç duraklamış olabilir. Ama bunun 73 maç sonra Fenerbahçe takımına kaybetmekle alakası yok. Ben yeni geldim takıma ama kemik yapımız aynı. Baktığında geçen sene namağlup şampiyon olan bir takım var. Oyuncularımız tatil yapmadan milli takıma devam etti. Sonra sezon başladı ilk devre yenilmedik. İnsan vücudu ve motivasyonu ister istemez yoruluyor. Bizim takım asla “Bu kadar maç kazandık aman bunu da boş ver” diyecek bir takım değil. Böyle bir karakteri yok. Şanssız sakatlıklar yaşadık. Kısa bir süre durakladık. Toparlanmasını bildik. İzmir’deki Türkiye şampiyonluğu kenetlenmenin ürünüydü. Oradaki şampiyonlukla yeniden yükselişe geçtik diye düşünüyorum.

LİG ŞAMPİYONLUĞU İÇİN FENERBAHÇE İLE OYNARIZ
Play-off ilk maçına Galatasaray galibiyeti ile başladık. Defalarca maç yaptığımız bir takım, çok iyi tanıyoruz onları. Biz her maça hazırlandığımız gibi bu maçlara da hazırız. Sonuçta bu play-off. Kazanıp finale çıkmak istiyoruz. Diğer maçı da kazanıp finale çıkmak istiyoruz. Ben Fenerbahçe-Eczacıbaşı VitrA eşleşmesinden Fenerbahçe’nin çıkacağını ve finali onlarla oynayacağımızı düşünüyorum. O maçlar çok zor olacak. Çünkü onlar hep 3-2 oynadılar. Hiçbir takım kolay pes etmiyor bu tür maçlarda. Heyecan dorukta olacak.

OLİMPİYAT İSTİYORUM
Gelecek hedeflerimde uzun vadede 2016 Rio Olimpiyatları ve 2020’de Tokyo Olimpiyatları’nın kadrosunda olursam hedeflerime ulaşmış sayarım kendimi. Takımlar bazında da bu hedeflerin sonu yok. Bende hırslı bir yapıya sahibim. Kariyerimde şampiyonlar ligi şampiyonluğu olsun isterim. Oynayabileceğim bütün kupaları almak isterim. Kulüp olarak çok iyi bir kulübe geldim. Kendi eksiklerimi geliştirip Milli Takıma yükselmek istiyorum.

BURSA NİLÜFER’DEN VAKIFBANK’A
Düşünsenize Bursa Nilüfer’den VakıfBank gibi bir dünya kulübüne geldi. Dünya yıldızları, bizim ligimizin üst düzey oyuncuları. 14 oyuncumuz var hepsi de birbirinden kaliteli, seçilerek gelmiş buraya. Tempo çok yüksek. Ciddi bir alışma süreci yaşadım. Ama onlarla antrenman yapmak insana çok ciddi yol kat ettiriyor, Kısa zamanda ben de bunu gördüm. Stafımız ve antrenörlerimiz hepsi de bu işe emek veriyor. Bu işi aşkla yaptıklarına inanıyorum. Zaten bu sporcuya ve takıma da yansıyor.

TAKIMDAKİ ARKADAŞLIK SAHAYA YANSIYOR
O şaşkınlığımı tabii ki en yakın arkadaşım Polen’le atlattım. Bursa Nilüfer’de beraber oynamıştık ve buradaki ilk günlerimde bana büyük yardımı oldu. Ama bu takımdaki arkadaşlık ve sahiplenme bambaşka. Herkes elinden geldiğince yardım etti bana. Dışarıdan görülen arkadaşlık gerçekten doğru. Ve işte o aile ortamı sahaya da yansıyor. Yansıyınca da ortaya başarılı bir takım çıkıyor.


Haberi Paylaş