Lig farkı

Sistem değişikliği ile birlikte geçen yıl kurmaya başladığımız, “Dünyanın kulüpler bazındaki en prestijli turnuvasında Türk finali” hayali, üst üste ikinci kez çöküntüye uğradı. Eczacıbaşı Vitra’dan sonra Fenerbahçe Opet’in de Imoco Volley Conegliano’ya elenmesi, Dünya’daki ekonomik kriz sonrasında sıcak paranın ilk adresi olma etkisiyle yapılan yatırımlar sonucu kadınlarda Avrupa’nın en başarılı kulüp takımları olduğumuz gerçeğinin tartışılmasına yol açtı.

Seviye farkı takımları olumsuz etkiliyor

Bazılarının gözünde Dünyanın en iyi kadınlar ligine sahip olduğumuz önermesine hiçbir zaman katılmadım. Zira en iyi lig olmak için gerekli kriteri sadece Eczacıbaşı, Fenerbahçe, Vakıfbank, zaman zaman da Galatasaray’ın Avrupa kupalarında belirli bir başarı elde etmesinden ibaret sayanlar, ortalama seyirci sayısı, takımların ülkenin kaç farklı bölgesinden geldiği, kaç takımın sadece kamu kaynakları ile kurulup siyasi gelişmelere bağlı olarak tarihe gömüldüğü, kaç takımın hangi hedeflere oynadığı, takımlar arsındaki bütçe farkı, takımlarında doğrudan yer alabilen toplam yerli oyuncu sayısı ve bu oyuncuların niteliği gibi kavramları hiç aklına getirmiyor.

İşte İtalya gibi gerçek bir voleybol ülkesi ile aramızdaki fark da bu noktada ortaya çıkıyor. İtalya Liginde normal sezonu 4 mağlubiyetle zirvede bitiren Conegliano, Vakıfbank’ı süpüren Novara, Fenerbahçe Opet’e kök söktüren Scandicci, Pomi, Monza, Yamamay, Firenze gibi birbirine çok yakın güçte rakiplerle formunu ve seviyesini her geçen gün arttırırken sarı lacivertliler bu maçlara THY ile hazırlanmak durumunda kalıyor. Bir düşünün hele, yukarıda yazılı takımlara karşı savaş veren bir ekibin oyuncuları mı seviyesini yükseltebilir, yoksa Karayolları, Aydın Belediye, Çanakkale Belediye ve ligden düşmesi haftalar önce kesinleşmiş Halkbank ile oynayanlar mı?

Dün akşamki maçı izleyenler, Sarı Melekler’in bir numaralı vurucu gücü olan Melissa Vargas’ın ilk set neden hayalet gibi olduğuna anlam veremediler. Zira Türkiye’de vurduğu çoğu top geri dönmeyen Kübalı süper yıldız, karşısında müthiş zamanlama ile blok tutan ve geride ölümüne defans yapan bir grubu görünce adeta afalladı ve moral çöküntüsü yaşadı. Müthiş kapasitesine rağmen henüz 20 yaşında tecrübesiz bir oyuncu olan Vargas da bu çöküntüyü kaldıramadı ve sezonun en kötü maçlarından birini oynadı.

Bu hızı kesemeyen bedelini öder

Imoco Volley, dün akşam Dünyanın en hızlı takımıydı sahada. Bu hızın kurucusu ise takım kaptanı Polonyalı pasör Joanna Wolosz idi. Ürettiği 17 sayı nedeniyle maç sonunda “En Değerli Oyuncu” (MVP) ödülünü alan Samanta Fabris yerine Wolosz’a verilmeliydi bu ödül. Zira 3 metre içerisine gelen her topu ister yanındaki orta oyuncuya, isterse anten dışına filenin sadece 1 karış üzerinden uçuran Polonyalı pasör, Fenerbahçe Opet’in doğru dürüst blok kurmasına fırsat vermedi bir türlü. Öyle ki, top eline kadar yükselmediğinde manşetle pas atmak durumunda kalan Imoco kaptanı, o topları bile 2.50 metreden fazla yükseltmeden uzattı köşe oyuncularına ve galibiyetin baş mimarı oldu. Gel gör ki, sayılar söz konusu olduğunda kimse pasörü anımsamıyor ve gözler sadece sayı üretenleri görüyor.

Hali hazırda böyle bir hıza kavuşmanın temel koşulu iyi manşet getirmek. Zaman zaman iyi servis atan Samantha Bricio ve Ana Antonijevic haricinde beklenen performansı gösteremedi oyuncularımız. Genelde rakibi çok bozan servisleriyle bildiğimiz Eda Erdem Dündar ve Dicle Nur Babat, gününde olmayan isimlerdendi dün akşam. Dobriana Rabadzhieva ise zaman zaman doğru yere yolladığı servislerin temposunu yavaşlattı ve rakip bu toplara iyi manşet getirdi. Otoritelerce şu anda Dünyanın en iyi liberosu olarak gösterilen Monica De Gennaro’dan kaçırmamız gereken servisleri istediğimiz gibi kaçıramadığımız gibi Imoco’nun yumuşak karnı olan Miriam Sylla ve Kimberly Hill’i bulamadık gereken tempoda. Böyle olunca da finalin kaçışı sürpriz olmadı.

Bu kadar basit hata yapılır mı?

Sarı lacivertlilerin dün akşam göze çarpan bir başka özelliği ise inanılmaz sayıda basit hata yapması oldu. Böylesi bir rakibe karşı iyi servis atamıyor, %36 ile hücum ediyorsunuz. Üstüne üstlük rakibin inanılmaz hızlı oyununa karşı blok kurmakta da zorlanıyorsunuz. Bu durumda maçı kazanmak için hiçbir şekilde basit hata yapmamanız lazım. Hele de kırılma anlarında. Mesela ikinci sette skor 5:1 olmuşken rakibin hatalı manşeti sahanıza doğru geliyor. Artık o topu kırıp sayıya çevirmeniz lazım, ancak takımın en kısası olan pasörden blok yiyorsunuz ve rakip geri dönüyor.

14:22’den inanılmaz bir şekilde geri dönüyorsunuz ve 19’u buluyorsunuz. Seyirci coşmuş, rakip şaşırmış vaziyette. Hücum kuramıyor, topu sahanıza bir şekilde yolluyor. O topu ne yapıp edip öldüreceksiniz ama dışarı vurup rakibe nefes aldırıyorsunuz.

Açık top geldiğinde sürekli arka çizgiye yüklenen Sylla ve Hill ile sürekli blok-auta giden Fabris söz konusuyken neden en gerideki oyuncu 5-6 metrede defans yapar anlamak mümkün değil. Geri çizgide bekleyerek en az 8-9 top kurtarılabilecekken sürekli öne gelmek neden? Hücum ederken 1-3-2 dublaj formasyonunu uygulamamanın sebebi nedir? Bu durumda bloktan arkaya düşen topları nasıl toplayacaksınız? Bu durumda maçı ve turu kazanmak nasıl mümkün olabilir?

Liberolar neden böyle ısınıyor?

Erkek liberoların aksine kadınlar, filede ısınma başladığında uzak tarafta ısınmaya devam ederler. Alan antrenörleri, karşıdan gelebilecek etkili servislere ve sert smaçlara hazırlama konusunda kadın liberolara farklı uygulamalar yaptırırlar. Ancak Fenerbahçe Opet adına dün akşamki maçta bu uygulamayı göremedik. Liberolarımız, tıpkı erkek liberolar gibi smaç öncesinde pasörlerden gelen “şeker gibi” topları pasörlere geri gönderiyordu. Herhalde teknik kökenli diğer voleybol severler de bizim gibi anlam verememişlerdir bu uygulamaya.

Yapması gerekeni yaptı

Final bileti uçup gidince sarı lacivertlilerin baş antrenörü Zoran Terzic, Rabadzhieva yerine Fatma Yıldırım’ı oyuna aldı ve son seti bu formasyonla oynadı. Zira Terzic’in önünde kalan tek hedef, lig şampiyonluğunu kazanmak. Bu durumda Sırp çalıştırıcı, ligde yer alması gereken formasyonu 1 setliğine de olsa sahaya sürdü ve bir anlamda lig yarı finaline güçlü bir rakip karşısında hazırlanmış oldu.

Voleybol dolu günler dileğiyle,

Kayhan Kösem

kkayhan@hotmail.com


Haberi Paylaş