Maçın önüne geçti – 2

Ne tesadüf ki, yayınlanan son yazımın başlığı da aynıydı ve aynı takımların maçını konu alıyordu. (Bkz. 08.01.2012, Maçın önüne geçti) Bugün oynanan Galatasaray Yurtiçi Kargo (GSYK)-Fenerbahçe Grundig (FBG) maçında yaşanan olaylar da tıpkı bahse konu ilk yazıdaki kadınlar maçında olduğu gibi müsabakaya damgasını vurdu.

Bir ayda ne değişti?

Hiçbir şey! Galatasaray taraftarı daha kalabalıktı hepsi o. Küfürler daha yoğun, daha ağır, sahaya atılan yabancı maddeler ise fazlacaydı. Aynen o yazıda bahsettiğimiz gibi GS taraftarı henüz voleybol maçları için hazır değil. Taraftar maç öncesi sözleşmiş, forumlarda anlaşarak maça gitmeye karar vermiş. Bölünme söz konusu değil zira ne futbol maçı var ne de basketbol. Yani herşey uygun salonu doldurmak için. Peki doldu mu? Ne gezer… Takım gittikçe forma giriyor ve Fenerbahçe’yi yenmek üzere taraftarını salona davet ediyor. Peki GS’nin bu kadrosu tam takım sahaya çıkan FB’yi yenmeye yeter mi? Çok zor. Peki taraftar bunu bilir mi? Mümkün değil! İşte olayların çıkış noktası bu son üç satırda gizli.

Ne yaptılar?

Maç başlamadan küfre başladı Galatasaraylılar. Yoktu diyecekler için kısaca özetleyelim;

– İki dileğim var Cimbombom, ikisi de Fenere k……
– F.Bahçe p….. dönsün şaşkına
– F.Bahçe köpeğine
– Hani sarı lacivert formalı g… verenler, o…… çocukları Genç Fenerbahçeliler…..

Maç sırasında da zaman zaman devam etti bu ayıplı koro. Hem de erkeği kadını ağız dolusu söyleyerek. Sözün bittiği yer. Hele bu küfürleri edenlerden bazıları, maçın sonunda karşılaştıkları İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin deneyimli antrenörü Nedim Özbey’e FBG pasörü ve kaptanı Arslan Ekşi’yi şikayet etmeleri gerçekten şok etti bizleri. Yani sizler sütten çıkmış ak kaşıksınız, bir tek Arslan Ekşi kötü öyle mi? Güldürmeyin Allah aşkına. Maçın sonlarında salonda öyle bir gürültü oldu ki, herkes dondu kaldı. Sebebi Galatasaraylı bazı taraftarların gürültüyle patlattığı torpildi. Hani şu eski bayramlarda bakkallardan alıp da mahalle aralarında patlattıklarımızdan. Tam voleybola yakışan bir davranış!!!!

Neden Arslan Ekşi?

Milli oyuncu FB ile özdeşleşmiş adeta. Doğal olarak bu durum GS taraftarlarının hoşuna gitmiyor. Bu yüzden maç boyu tepki gösterdiler Ekşi’ye. Peki Milli pasör buna karşılık ne yaptı? Daha da hırslanarak sevincini ve üzüntüsünü daha yoğun yaşadı. Ancak GS taraftarına herhangi bir saygısızlığı olmadı. Bunu dahi kabullenemeyen bazı taraftarlar, Arslan Ekşi’ye ağza alınmayacak  küfürler ettiler. Bunu maç bittikten sonra bile devam ettirdiler. Ayıp!

Hakemlerin yaptığı doğru mu?

Yerden göğe kadar hem de. Sürekli küfürlü tezahüratlar söyleniyor. Neredeyse Galatasaraylı tüm oyuncular tribünlere “yapmayın, etmeyin” diyor. Arada sahaya yabancı maddeler yağıyor, Galatasaraylı oyuncular çaktırmadan toplayarak hakemden gizliyor. Bir yerden sabır taşı çatlıyor, hakem Nurper Özbar da oyunu 23 dakikalığına durdurup ekibiyle birlikte soyunma odasının yolunu tutuyor. Aslında salonun boşaltılmasını istiyor ama o da doğru değil. Üç beş kendini bilmez zıpırın yaptığını tüm tribüne mal etmek, olsa olsa voleybola zarar verir. Yapılması gereken, polis ve özel güvenlik görevlilerinin sahaya yabancı madde atanları yakalayarak salon dışına çıkarması. Ama o da olmuyor, neticede maç bir şekilde bitiyor. Ha bu demek değil ki hakemler çok iyi maç yönetti. Yanlış anlaşılmasın. Mesela ikinci sette durum 10:10 iken Ivan Miljkovic’in vurduğu bir top var blok-aut olan. Ama gel gör ki hakemler Miljkovic arka oyuncu olduğu halde önden top vurdu diyerek sayıyı GSYK’ye veriyor. FBG’nin Dünyaca ünlü antrenörü Daniel Castellani ise mükemmel bir takip ve itiraz ile Sırp oyuncunun önde yer aldığını belirtiyor. Masaya danışılıyor, servis ve sayı tekrar FBG’ye veriliyor. Yanlışın neresinden dönülürse kar, kabul. Ancak GS taraftarının oradaki hezeyanı da sonradan yaşanacak olayların gelişimini hızlandırıyor. Yani hakemler zaman zaman maçın ağırlığını kaldıramıyor. Bizden uyarması. Hoş, uyarıyoruz da ne oluyor? Toplasan 10 tane hakem, biri olmasa diğerini görüyorsun maçlarda. İyi yönetmiş kötü yönetmiş kimin umurunda? Boşuna mı evcilik oyunu diyoruz voleybola?

Teknik – taktik

GSYK, FBG’yi yenmek için etkili servis atıp hücumda hızlı oynamak zorundaydı. Ancak FBG’li oyuncular bunu biliyordu ve buna hazırlıklıydılar. Köşeye giden her topta ikili bloğu hazır tutmayı başardı sarı lacivertliler. Hem de yüksek bekleyerek. Maça başlarken Kemal Elgaz’ın smaçör pozisyonunda görev alması, GSYK’nin manşet rotasyonunu bozdu. Elgaz’ın zaman zaman iyi manşet almasına rağmen genel anlamda bu pozisyona hazır olmaması, FBG’nin işini kolaylaştırdı. Hele pasör Ulaş Kıyak’ın 5 numarada bir pozisyon var ki, Galatasaray gerçekten çok zayıf kaldı. 6 numaradaki Elgaz’ı saklamak isterken adeta 2 kişiyle manşet almaya çalıştı sarı kırmızılılar. Peki güç voleybolu dediğimiz modern voleybolda bunu yapmak mümkün mü? Kadınlarda evet, erkeklerde hayır. File önüne yüksek gelmeyen manşetler çoğunlukla Venezüelalı pasör çaprazı Kervin Pinerua’a yükseldi. Ancak bu oyuncunun zayıf hücumlarını durdurmak gerçekten kolaydı. Özellikle maça hızlı başlayan Emre Batur, daha ikinci teknik mola gelmeden 4 blok sayısı üretti tek başına. Gerek yeni transfer Porto Rikolu Victor Rivera, gerekse Pinerua güçlü ve yüksek oyuncular değiller. Dolayısıyla yüksek FBG bloklarını geçmek için hızlı oynamaları şart. Gelin görün ki, bu hızlı oyuna hiç ayak uyduramadı Latin oyuncular. Durumun çözüm getirmediğini gören GSYK antrenörü Işık Menküer, Elgaz’ı alışık olduğu pasör çaprazına çekerken Rivera’yı köşeden oynattı ikinci setten itibaren. Ancak manşet sorunu çözülemeyince, bu hamle de sonuç getirmedi. Aslında ikinci sette iyi bir hava yakalamıştı Cimbom. Zira beş sayılık farkı kapatıp Murathan Kısal’ın üstün hücum performansıyla 20:17 gibi iyi bir avantaj yakalamıştı. Ancak FBG’nin rakibini yakalayarak yeniden oyuna ortak olmasına taraftarın verdiği tepki, oyunun bir set süresi boyunca durmasına neden oldu ve sarı kırmızılı oyuncular da temposunu kaybetti. Zaten kaybedilen o setten sonra üçüncü sette sahada yoktu GSYK.
Neticede sonuç sürpriz değil. Fenerbahçe’nin sakatlık sorunu bitti ve takım forma girdi. Mevcut kadro yapısının gücü ve oturmuşluğu, Galatasaray’ın çok ötesinde.

Bu takımın oyuncusu değiller

Henry Bell ismi duyulduğunda tüm Galatasaraylılar heyecanlanmıştı. Ancak Kübalının gelemeyişi, sarı kırmızılı takımın tüm hesaplarını alt üst etti. Yine de Kervin Pinerua’nın transferi, hele Victor Rivera’nın takıma katılışı çok yanlış. Dünyanın önde gelen antrenörlerine sorsanız, “Ivan Miljkovic, Leonel Marshall, Liberman Agamez, Paolo Bravo, Gundars Celitans, Peter Platenik, Brook Billings gibi oyuncuların olduğu yerde şampiyonluğa oynayacağız. Victor Rivera ve kervin Pinerua’yı alalım mı?” deseniz hangisi kabul eder? Peki Işık Menküer bu oyuncuları kendisi mi istedi? Hiç sanmıyorum. Ama olan olmuş, bu saatten sonra yapacak birşey yok. Keşke bu iki oyuncuya verilen parayla adam akıllı tek bir yabancı oyuncu alınsaydı. Mesela Halkbank’ın sonradan kadrosuna kattığı Peter Platenik alınsaydı, bugünkü kadar manşet sıkıntısı çeker miydi GSYK? Bunlar sezon sonuna kadar çok konuşulacak konular. Gerçek şu ki, bu sezon bitti. Yapılması gereken, bu sezondaki yanlışlardan ders alıp önümüzdeki sezona daha iyi işler hedeflemektir.

Bu haftalık da bu kadar, voleybol dolu günler dileğiyle.

Kayhan Kösem
kkayhan@hotmail.com

 


Haberi Paylaş