Seganov: Şampiyon olma potansiyeline sahibiz

Arama motoruna yazdığınızda, “Georgi Seganov, Bulgar erkek voleybolcu” yazıyor. Sonra da milli takım kariyerini sıralanıyor. Seganov, arkadaşlarının ifadesi ile “Sega” 2011’den bu yana ‘Bulgar Milli Oyuncu’ titrini üzerinde taşıyor.

O Georgi Seganov bu sezon Halkbank Voleybol Takımı’nın bir parçası. İşine odaklı bir sporcu. İnsan ilişkilerinde uyumlu, bu da performansına olumlu yansıyor. Otomobilinde Türkçe müzik dinliyor. Maç içinde hırslı, gayretli. Kaybetmeyi sevmiyor!

Georgi ile voleybol arasındaki bağı kuran televizyon. Televizyondan maç yayınının önemine bir sebep daha buluyoruz burada. Halkbank oyuncuları ile söyleşi sırası kendisine geldiğinde elbette memnun oldu. Sorulara samimi yanıtlar verdi.

Kendinden biraz bahset. Ne zaman nerede doğdun. Voleybola nerede ve nasıl başladın?

1993 yılında Bulgaristan-Razlog’da doğdum! Orada 7 yaşına kadar yaşadım ve ailem Sofya’ya taşındı. Televizyonda bir voleybol maçı izleyip etkilendim. Bunu fark eden babam, beni bir gün salona getirdi. Ben de kariyerimdeki en etkileyici kulüplerden biri olan CSKA Sofya’da voleybola ilk adımları attım.

Oynadığın diğer kulüpleri sayar mısın?

Söylediğim gibi, CSKA Sofya’da başladım. Daha sonra Biosi Indexa Sora, Maliye Piyango takımları için oynadım. Şimdi de Halkbank kadrosundayım.

Neden pasör mevkiini tercih ettin? Pasör olarak seni etkileyen, idolün olarak etkilendiğin isimler kimler?

Takımın beyni gibi düşünebiliriz pasör pozisyonunu. Pasör olarak devam etme fikri 14 yaşındayken gelişti. Atak oyuncusu olmak için yeteri kadar uzun değildim. Bunun izin de pasör olmayı tercih ettim ve devam etti. Benim bu pozisyondaki idolüm Nikolai Ivanov’du.

“Halkbank” demişken kulüp hakkında ne düşünüyorsun? İçine girince önceden edindiğin intiba değişti mi?

Halkbank’ın dünyanın en iyi organizasyonlarından birine sahip olduğunu düşünüyorum. Dışarıdan böyle görünüyordu, içine girince fikrim pekişti. Bu kulüpte oynamak büyük bir sorumluluk!

Sistem oturdu

Takımla ilgili bir şeyler söyler misin? İkinci yarı daha iyiye gidiş var…

Yeni kurulmuş bir takım olarak ilk yarıda istediklerimizi tam olarak sahaya yansıtamadık. Şu anda durum biraz farklı. Antrenörümüzün kurduğu sisteme ayak uydurmaya başladık, bu da sahaya sonuç olarak yansıdı. Daha iyisini de yapabileceğimizden eminim.

Playoff etabı ve Türkiye Kupası… Yolun sonunda ne görüyorsun?

Bence şampiyon olma potansiyeline sahibiz ve bu şansı kullanmalıyız. Kiminle oynayacağımız da önemli değil, her şey bize bağlı.

Ankara güzel bir şehir

İki yıldır Türkiye’desin. Ankara, Türk yemekleri hakkındaki düşüncelerin neler. En sevdiğin yemeği sorsam mesela…

Ankara güzel bir şehir. Türk mutfağı Bulgar mutfağına çok yakın ve buradaki her yemeği severek yiyorum. Bir çok güzel yemek var ama aralarından ciğeri ilk sıraya yazıyorum.

Türk voleybolu hakkında neler düşünüyorsun? Türk erkek voleybolu daha iyi yerleri hak etmiyor mu?

Şimdi seviye iyi, çok sayıda genç Türk oyuncu var. Bunlar önümüzdeki yıllarda çok daha iyi oyuncular olacaklar. Söz konusu oyuncuların bünyeye dahil olmasıyla seviye yükselecek. Bana göre, yarışmacı anlayış kadar önemli bir başka husus da yetiştiriciliktir.

Her yerde Furkan

Takımdaki arkadaşlarınla ilişkilerin nasıl? En iyi kiminle anlaşıyorsun? Sana göre en heyecanlı, en sinirli, en çalışkan, en uykucu, en çok yemek yiyenler kimler?

Takım arkadaşlarımla aramızda iyi bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Takımda, saygı, dostluk ve sevgi yeter derecede var. En iyi arkadaşım Rıfat ama o şimdi başka bir takım için oynuyor.

Takımın ‘EN’lerine gelince…

En heyecanlı Furkan, daha fazla gergin Furkan, en sıkı çalışan Furkan, uyku prensesi Furkan ve iştahlı Furkan!..


Haberi Paylaş