“En büyük hedefim kızıma bir kadın için eğitimin önemini göstermekti”

Onu o kadar uzun yıllar görmedik ki, bu ani dönüşü hepimizi çok mutlu etti. Filenin Sultanları ile Avrupa ikinciliği yaşayan Sinem Toçoğlu, kariyerinin en verimli döneminde voleybola veda etmişti. Bu erken veda hepimizi üzse de şimdi bambaşka bir kimlikle karşımıza çıkışı hepimizi şaşırttı.

İşte Sinem Toçoğlu’nun yeni serüveni…

-Bize kendinden bahseder misin?

1982 Aydın doğumluyum. İlkokulu bitirdikten sonra İzmir’e taşındık. 12 yaşındayken okulumun beden eğitimi ve spor öğretmeninin yaptığı duyuru sonucu seçmelere katılıp okul voleybol takımına seçildim. Aynı dönemde Karşıyaka altyapısı antrenörü İsmail Yengil hocam okulları gezerek yetenekli öğrenci arıyordu. Okul takımı antrenmanımızı izledikten sonra beni kulübün altyapı antrenmanlarına davet etti. Böylece voleybol, hayatıma hızlıca girmiş oldu. 3 sene içinde KSK A takımına yükseldim. Aynı zamanda yıldız, genç milli takımlarda görev aldım. 2003 yılında A Milli Takım Avrupa Şampiyonası’nda 2.olduktan sonra Eczacıbaşı Spor Kulübün’den gelen teklif ile bu takıma transfer oldum ve 2 sezon Eczacıbaşı forması giydim. 2005 yılında Türk Telekom takımına transfer oldum. 2 sezonda bu takımda yer aldıktan sonra voleybol hayatımı noktaladım. 2007 yılında yine milli bir voleybolcu olan Ahmet Toçoğlu ile evlendim. Şuan biri 10 diğeri 3 yaşında iki kızımız var.

ERKEN YAŞTA VOLEYBOLU BIRAKMA KARARI ALDIM

-Kadın voleybolunun ivme kazandığı 2003 Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda ikinci olan kadroda yer almıştın. O günleri bize hatırlatır mısın…

20-28 Eylül tarihleri arasında yapılacak Avrupa Şampiyonası için biz 1 Mart’ta kampa girdik. Oldukça uzun, yorucu ve bir o kadar da verimli bir kamp dönemi ardından turnuvaya çok kısa bir zaman kala 12 eylülde teknik direktörümüz Deniz Esinduy hocamızın kamptayken vefat etmesi takımca hepimizi çok derinden üzdü, adeta yıkıldık. Ancak hocamızla beraber 5 aydır büyük bir emek vermiştik ve tüm turnuva boyunca Deniz Hoca için sonuna kadar elimizden geleni yapacağımıza, başarılı olarak bu başarımızı ona armağan edeceğimize birbirimize söz verdik. Bu ruhla başladığımız turnuvada takım olarak bizler, tribündeki seyirciler ve ülkemizin tamamı adeta bir bütün olarak birbirine kenetlendi. Bu muhteşem birlik ve beraberlik duygusunun sahada bizlere kattığı güçle finale kadar çıktık. Aldığımız gümüş madalya ile Türkiye’de kadın voleybolu büyük bir ivme kazandı. Bugün dünyanın en başarılı takımları arasındayız.

-Kariyerinin en önemli noktasında voleybolu bırakma kararı aldın. Bunun nedeni neydi?

2007 yılında eşim Ahmet’le evlenme kararı almıştık. Kendisi Arkas’a transfer olmuştu ancak benim Türk Telekom takımına ödenmesi gereken bonservis bedeli nedeniyle herhangi bir İzmir takımına transfer olma imkanım yoktu. Kendi ailem zaten İzmir’deydi, Ahmet’te İzmir’de olacaktı ancak ben evlenir evlenmez ayrı bir şehirde oynamak zorunda kalacaktım. Bu durumu yaşamak istemediğim için erken bir yaşta ve kariyerimin yükselişte olduğu bir dönemde voleybolu bırakma kararı aldım.

-Voleyboldan çok ayrı bir hayatın oldu. Hiç özlemedin mi?

Profesyonel sporcuların, spor hayatını bırakması aslında oldukça zorlayıcı bir süreç. Voleybolu bu kadar ani bir şekilde bırakmak profesyonel sporcuların kariyerinin sonuna geldiği için planlı şekilde bırakmasından çok daha zor oldu benim için. Uzun yıllar boyunca rüyamda antrenman yaptığımı bazen maça geç kaldığımı ya da bazen formamı arayıp bir türlü bulamadığım için maça çıkamadığımı gördüm.  Yani uykudayken voleybol hayatım devam etti diyebilirim J Voleybol oynamayı gerçekten çok seviyordum ve özlem elbette oldukça zorladı.

EN BÜYÜK HEDEFİM KIZIMA BİR KADIN İÇİN EĞİTİMİN ÖNEMİNİ GÖSTERMEKTİ

-Radikal bir kararla eğitim hayatına dönüş yaptın. Neler yaşadın, nasıl geçti bu süreç?

Eşimin voleybol hayatını noktaladığı dönemde kendisinin Sakaryalı olması nedeniyle oraya yerleştik. Artık transfer olup şehir değiştirme ihtimalimiz kalmadığı için her zaman eksikliğini hissettiğim üniversite eğitimimi tamamlamak istedim. En büyük hedefimde kızıma bir kadın için eğitimin önemini göstermek ve iyi bir örnek olmaktı. Af kapsamında Sakarya Üniversitesi’nde Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünde en baştan lisans eğitimine başladım. Okulu 3 senede ve okul 1.si olarak tamamladığım için hocalarım yüksek lisansa devam etmem için beni yüreklendirdiler. Hiç ara vermeden yüksek lisansa başladım ve bu dönemde 2.kızımız dünyaya geldi. Yüksek lisansı 2020’de tamamladım. Şuan 9 Eylül Üniversitesi’nde doktora eğitimime devam ediyorum.

-Çocuklarla birlikte üniversite hayatı zor olmadı mı?

Çok kolay olduğunu söyleyemem ancak ben ders çalışmayı her zaman çok seven bir insan oldum. Liseyi de alanımın 1.si olarak tamamlamıştım. Hayatımın her alanında planlı, programlı bir insanım ve kendimle ilgili tüm konularda oldukça disiplinliyimdir. Üniversite hayatımda da bunun çok faydasını gördüm. Bir de annemin ve eşimin yardımlarıyla işim biraz daha kolaylaştı.

-Dokuz Eylül Üniversitesi’nde göreve başlıyorsun. Senin için yeni bir sayfa açılıyor diyebilir miyiz?

Sakarya’da 7 sene yaşadıktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğretim görevlisi olarak atanmam sebebiyle tekrar İzmir’e yerleştik. Önümde pek çok anlamda yeni bir sayfa açılıyor diyebilirim gerçekten.

TÜRK VOLEYBOLU İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPMAK İSTİYORUZ

-Peki voleybolla ilgili de yeni bir sayfa açılır mı?

Voleybolun çok aktif olmadığı bir şehirde geçirdiğimiz yılların ardından elbette hem ben hem de eşim voleybolla ilgili çalışmalar yapmak için heyecan içindeyiz. Önümüzdeki dönemde Türk voleybolu için biz de elimizden geleni yapmayı ve fayda katmayı planlıyoruz.

-Anne, baba voleybolcu. Kızlarının da voleybol oynamasını ister misin?

Kızlarımın kesinlikle sporun içinde olmasını, o kültürle büyümesini istiyorum ancak branş konusunda ısrarcı olmayı düşünmüyorum. Herhangi bir branşta başarılı olmanın ilk şartının o branşı çok sevmek olduğunu kendimden biliyorum. Bu sevgi sayesinde pek çok zorluk, sakatlık vb. durumlarına göğüs gerebiliyorsunuz. Kızlarımın da böyle çok severek devam edecekleri, gönülden bağlanacakları bir spor dalı olmasını isterim. Bu branş voleybol olursa elbette çok daha mutlu olurum. Profesyonel olmaları gibi bir beklentim de yok açıkçası amatörde olsalar yeter ki spor yapsınlar.

-Yeni hedefler var mı?

Şuan kendimle ilgili en büyük hedefim doktora eğitimimi tamamlamak. Yeni görevimde öğrenci arkadaşlarımıza faydalı olmak ve spor bilimine katkılarda bulunmak bir diğer en büyük hedefim.

 

 

Haberin Fotoğrafları

Haberi Paylaş